ONTO

Online Psikoloji Dergisi

Sosyal Medyada Farklı Boyutlarıyla Nefret Söylemi


Remziye Yeşilyaprak
Ege Üniversitesi
Psikoloji Bölümü Öğr.

Her türlü hoşgörüsüzlükten kaynaklanan ve önyargılardan beslenen; nefreti yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı çıkaran ifade biçimlerinin tümü nefret söylemi olarak tanımlanıyor. İnternetin gündelik hayatımızdaki öneminin gün geçtikçe artması nefret söyleminin sosyal medya platformlarında yeniden üretilmesine ve yayılmasına olanak sağlıyor.  Akıllı telefonlar aracılığıyla her an her yerde internete kolaylıkla ulaşılabiliyor olması, nefretin daha kolay ifade edilmesine olanak sağlarken, internet ortamının verdiği sanallık ve özgürlük sayesinde kişilerin kimi zaman bilinçli kimi zaman bilincinde olmaksızın hakaret ve küfre varan ifadeleri daha rahat kullandıkları gözlemleniyor. İnternet ortamlarında nefret söyleminin daha rahat üretilip dolaşıma girmesi, bu söylemlerin bireylerin gözünde sorunsuz ve doğal kılınmasına sebep oluyor. Bunun sonucunda gündelik hayatta patlak veren kişiyi dininden, mezhebinden, cinsel kimliğinden veya etnik kökeninden dolayı linç etme eylemleri giderek yaygınlaşıyor ve kişilerin gözünde doğallaşıyor.

Etnik kökene, din ve mezhebe, politik gruplara, kadınlara, LGBT bireylere yönelik nefret söylemi açısından öne çıkan kimi olayların/olguların internet ortamlarındaki tezahürlerinden bazılarını aşağıda açıklamaya çalışacağız. Nefret söylemi örneklerinin daha iyi anlaşılması amacıyla örnekleri yedi gruba ayırdık:

1) Politik Gruplara Yönelik Nefret Söylemi

Sanal dünyadaki siyasi örgütlenmeler, gündelik hayata kıyasla çok büyük değişiklik göstermiyor. Ancak kullanıcıların nefret söylemini doğal karşılamaları gerçek hayatta tavır değişikliğine yol açıyor. Hali hazırda ciddi örgütlenmeleri olan gruplar sosyal medyayı kullanarak normalde ulaşabileceklerinden daha fazla kişiye ulaşabiliyorlar. Bu açıdan bakıldığında sosyal medya politik gruplar için etkili bir propaganda aracı olarak kullanılıyor. Bu gruplar; grup isimlerinde nefret söylemini açıkça ifade etmek yerine; bayrak, Atatürk, milli mücadele, Kur-an’ı Kerim gibi ortak milli ve dini değerleri; başlıklarda, profil ya da kapak fotoğraflarında olta olarak kullanıp üye topluyorlar. ‘Milli Birlik Hareketi’ isimli bir Facebook grubu, Afyon’da üniversite öğrencileri arasında meydana gelen kavga sonucunda yaralanan bir öğrencinin fotoğrafını paylaşıp ‘Afyon’da BDP’li Kürt öğrenciler ile Ülkücü-Türkçü gençler arasında çıkan kavgada çok sayıda BDP’li yaralandı. Elleriniz dert görmesin, vurun piçlere.’ şeklinde bir açıklama yapıyor. Bu olayda BDP'nin,  Kürt etnik kökeniyle eşleştirilmesi, doğal kimlik öğesinin nefret unsuru olarak kullanılmasına zemin hazırlamış oluyor. Çok sayıda BDP’linin yaralandığı söylenirken Ülkücülerle ilgili bir açıklama yapılmaması olayın çarpıtıldığına ve abartıldığına işaret ediyor. ‘Vurun piçlere’ ifadesiyle de bu partiye mensup kişilere yönelik, hakarete dayalı bir nefret söylemi yapılıyor. Grup üyelerinden birinin ‘Gebersin köpek’ şeklindeki yorumuyla da BDP’li öğrencilerin insanlıktan çıkartılarak ölümlerinin meşru hale getirildiği görülüyor.

Başka bir örnek olarak; siyasetçilerin sosyal medyadaki mesajları ya da Twitter’da açmış oldukları etiketler nefret söylemine yol açabilecek tartışmaları tetikliyor ve gruplar arasındaki çatışmaları alevlendiriyor. Örneğin; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Gezi Parkı eylemleri sırasında protestocuları hedef alan #VatanHainiGeziciler şeklindeki etiketi desteklemesiyle bu etiketin altına yorum yapanları cesaretlenmiş ve yorumlardaki nefret söylemleri hakaret ve küfür boyutlarına ulaşmıştı.

2) Etnik Kökene Yönelik Nefret Söylemi

Gündelik hayatta Kürt, Ermeni, Arap ve Roman vatandaşlarına yönelik nefret söylemleri sosyal medya platformlarında daha da abartılmış bir şekilde karşımıza çıkıyor. Örneğin; Twitter’da yer alan ‘Bu Çingene kızların erkek versiyonları var bir de iftiracı yalancı tacizci ..X2 vahimler.’ tweetinde Roman vatandaşlara yönelik bir nefret söylemi yapılıyor. Çingene kızlar zaten vahimler diyerek bir genelleme yapılıyor. Onlara yönelik bir aşağılama söz konusu ve bu aşağılamaya Çingene erkekler de dahil ediliyor. Bu paylaşımın hemen altındaki yorumda ise “Bunları survivora yollayacaksın yesinler birbirini” diyerek toplumun dışına atma ve dışlama yapılıyor. Twitter’daki başka bir örnekte de ‘#katilsinisrailkahpesinisrail İsrail sen naletli bir teröristsin!! Allah’ın meleklerin ve bütün insanların naleti israil’in üzerine olsun!!!’ tweetiyle İsrail devletine ve halkına kahpe, katil ve terörist denilerek hakaret edilip suçlama yapılıyor. Lanetli diyerek ise uzak durulması gereken kötü bir varlık imajı çizilmeye çalışılıyor.

3) Yabancılara ve Göçmenlere Yönelik Nefret Söylemi

Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye göç etmelerinin ardından, sosyal medya platformlarında sıklıkla isimlerinden bahsedilmeye başlandı. İktidar-muhalefet arasında Suriyeliler üzerinden yürütülen tartışma internet ortamında daha da etkili bir şekilde yürütülüyor. Özellikle Suriyeli mültecilere üniversite sınavına girmeden üniversiteye girebilme hakkı verilmesi sosyal medyada gündem olmuş ve kullanıcılar nefret içeren ifadeleri rahatlıkla kullanmışlardı. Örneğin Ekşi Sözlük’te “Türkiye'de Suriyeli istemiyoruz kampanyası” şeklinde bir başlık açılmış, başlığın altında da Suriyelilere yönelik nefret söylemi içerikli yorumlar yapılmıştı. Örneğin başlığında yer alan ‘Suriyeli istemiyoruz’ ifadesinde Suriyeliler istenmeyen varlıklar; başlığın altındaki ‘hiçbir vasıfları yok…’ yorumunda sıradanlaştırma ve küçümseme, ‘polisle çatıştı ve bayrağı indirdi…’ yorumunda ülkenin birliğini bozmak için uğraşan bir tehdit oldukları imajı çizilmeye çalışılıyor. Diğer bir yorumda yer alan ‘Urfa’da Suriyelilerin fuhuş firarı haberinin ayrıntıları daha da ilginç.’ yorumunda ise aile yapısına bozmaya çalışan ahlaksız insan portresi oluşturulmaya çalışılıyor ve Suriyelilere yönelik çok ciddi bir nefret söylemi yapılıyor.

4) Kadınlara Yönelik Nefret Söylemi

Gündelik hayatta ve geleneksel medyada nefret söyleminin hedefi olan kadınlar için durum sosyal medyada da farklı değil. Geleneksel medyanın erkek egemen dili neredeyse başından beri kadınları eksik/yanlış temsil ediyor ve onları ayrımcı dilin, nefret söyleminin hedefi haline getiriyor.  Son dönemde siyasi ve sosyal olayları soyunarak protesto eden bir kadın örgütü olan Femen’in Türkiye’ye gelişi gerek ana akım medyada, gerekse sosyal medyada önemli gündem maddelerinden biri olmuştu. Ancak Femen’e karşı tepkiler kullandıkları yöntemin eleştirisinden çıkıp yabancı düşmanlığına, kadına ve kadın bedenine hakarete dönüştü. Twitter’da ‘#Femen_Türkiyeden_Defol’ etiketi kullanılarak kadın ve kadın bedenine yönelik birçok nefret söylemi örneği bulunuyor. ‘Hayvanlar sizden daha medeni’ tweetinde böyle açık giyinen kadınların medeniyet yoksunu oldukları ifade edilmeye çalışılıyor ve nefret söyleminde bulunuluyor. Ayrıca bu kişiler insanlıktan çıkartılarak aşağılanıyor ve hayvandan daha aşağı bir konuma getiriliyorlar.

5) LGBT Bireylere Yönelik Nefret Söylemi

LGBT bireylere yönelik nefret söylemi diğer kategorilerden farklı olarak ülke gündemine bağlı kalmaksızın sürekli olarak kendine yer buluyor. Sosyal medyadaki nefret söylemleri doğrudan bu bireylere yönelik gerçekleşirken, bazen de politik grup ya da etnik kökene yönelik nefret söylemlerinde dolaylı olarak bulunabiliyor. Örneğin; Twitter’da ‘Ey Cemil İpekçi unutma ki Allah senin gibi eşcinsel sapıklara ders olsun diye Lut kavmini helak etti ibret al, birde Müslümanım deme.’ tweetinde eşcinsel olduğu bilinen Cemil İpekçi’ye sapık denilerek hakaret ediliyor ve nefret söyleminde bulunuluyor. Ayrıca eşcinseller helak edilmesi gereken günahkâr insanlar olarak tasvir edilerek onlara yönelik bir düşmanlık ve dışlama yapılıyor.

6) Dini İnanç ve Mezhep Temelli Nefret Söylemi

Sosyal medyada dini inanç ve mezhep temelli nefret söylemi en sık Aleviler, başörtülüler ve Yahudiler üzerinden yürütülüyor. Örneğin; Youtube’da yer alan ‘V for Vendetta’ film müziğinin altına yapılan yorumlarda, birinin Alevi olduğunu belirtmesi üzerine Alevilere yönelik nefret söylemi yapılıyor. ‘Lan Alevi sizin kökünüzü kurutmadı ki Yavuz’ yorumunda Alevilerin yok edilmesi gereken insanlar oldukları belirtilerek düşmanlık ve savaş söyleminde bulunuluyor. Bazı örneklerde nefret söylemi gruba yönelik gerçekleştirilmemiş olsa bile o grubun liderini kastettiği için grup üyeleri tarafından gruba yönelik yapılmış bir nefret söylemi olarak algılanıyor. Örneğin; Twitter’da ‘571 de dünyaya bir piç geldi. Takaya koyup yolladılar o piçi. Çocuk tecavüzcüsü bir piçti o. Yüzsüz olduğu için bir resmi bile yok.’ tweetinde İslam dininin peygamberine hakaret edilip aşağılanıyor. Tweetin altındaki yorumlarda bu dine inanan kişilerin hakaretleri kendilerine yapılmış olarak gördükleri gözlemleniyor. Bu durum iki grubunun karşılıklı nefret söylemlerinde bulunmalarına neden oluyor.

7) Engellilere Yönelik Nefret Söylemi:

Sosyal medyada çok sık olmasa da engellilere yönelik nefret söylemlerine de rastlıyoruz. Gündeme bağlı olarak engellilere yönelik nefret söylemleri artış gösteriyor. Örneğin; Twitter’da ‘Engellilik yeni dolandırıcılık kapısı oldu.’ tweetinde engelli vatandaşlara dolandırıcı imgesi yüklenerek engel durumlarını farklı amaçlar için kullandıkları yönünde çarpıtma yapılıyor.

Türkiye’de internet ortamındaki nefret söylemine yönelik bir yasanın olmayışı bu suçun sosyal medya platformlarında etkin bir şekilde sürdürülmesine sebep oluyor. Bu alandaki suçlar hukuki olarak yaptırıma uğrayıncaya dek nefret söylemi bulunan siteleri ya da grupları site yöneticilerine şikâyet ederek suçun azalmasına, biz de katkıda bulunabiliriz. İnsanlığın geleceği için nefretsiz bir dünya temennisiyle…

Kaynaklar

Alternatif Bilişim Derneği (2013). İnternet Ortamında Nefret Söyleminin Varlığı. Erişim Tarihi:16.10.2014. https://www.alternatifbilisim.org.

Alternatif Bilişim Derneği (2012, 20 Ocak). Sosyal Medyanın İfade Özgürlüğü İçin Kullanılması İfade Özgürlüğü Değildir. Erişim tarihi:16.10.2014. https://www.alternatifbilisim.org.

Ayan, N. (2009). Facebook’ta Nefret Grupları. Erişim Tarihi:15.10.2014.
http://www.ntv.com.tr.

Bayraktutan, G. ve ark. (2014). Siyasal İletişim Sürecinde Sosyal Medya ve Türkiye’de 2011 Genel Seçimlerinde Twitter Kullanımı. Bilig, 68, sf. 59-96.

Binark, M. ve Çomu, T. (2011). Nefret Söyleminin Nefret Suçuna Evrilmesi. Erişim Tarihi:16.10.2014.
http://www.bianet.org

Çınar, M. (2013). Medya ve Nefret Söylemi. İstanbul: Hrant Dink Vakfı.

İnceoğlu, Y. (2012). Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları. (ss. 223-306). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Toprak, A. ve ark. (2009). Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook. İstanbul: Kalkedon.

Ulukaya, C. (2013). Twitter Nefret Söylemi Kapsamında Kullanıcı Bilgilerini Paylaştı.  Erişim Tarihi:16.10.2014.

http://www.agos.com.tr

www.kaosgl.org.

www.nefretsöylemi.org

Leave a Comment