Barış Psikolojisinin Panoraması


Mehmet Karasu, Arş. Gör.
Sercan Karlıdağ, Psikolog

Savaş ve barış, psikoloji biliminin her daim gündeminde olmuştur. Askerlerin seçimi ve sınıflandırılmasında zekâ testleri; geride kalanların moralini yükseltme, propaganda ve ikna çalışmaları; savaşla ilişkili duygusal problemlere dair çeşitli uygulamalar I. ve II. Dünya Savaşı’nda psikologların savaşa ‘katkılarından’ kimi örneklerdir.1 Buna paralel olarak; Amerikan hükümet politikalarına karşı eleştirel itirazlar, 1957’de yayımlanmaya başlayan The Journal of Conflict Resolution (Çatışma Çözümü Dergisi), savaşın önlenmesine ilişkin vurgu, birey temelinde analiz düzeyinden topluluk ve ulusların davranışlarına doğru genişleyen açıklama düzeyi, 1950’ler sonrası dönemde psikoloji disiplini dahilinde olumlu nitelikteki gelişmeler olarak kaydedilmektedir (Morawski ve Goldstein, 1985; Christie ve ark., 2001). Devam eden yıllar, 1960’lar ve 1970’ler ise Amerikalı psikologların odağını öğrenci hareketi, nüfus artışı, toplumsal cinsiyet rolleri, ırk ilişkileri ile ilgili konulara doğru çevirdiği dönemlerdir. Yine bu dönemlerde, örneğin Vietnam Savaşı’nda (1955-1975) Amerikalı psikologlar, psikolojinin bir harp tekniği olarak ‘düşman’ın çeşitli yollarla ikna edilerek bertaraf edilmesi için kullanılmasına önayak olmuşlardır (Christie ve Montiel, 2013). Kuzey Amerika psikolojisi özelinde psikoloji disiplininin ‘savaş ve barışa katkıları’ndan hareketle yaptığımız bu hızlı girişin ardından barış psikolojisi disiplinine yavaş yavaş geçiş yapabiliriz.

Bir sosyal bilim disiplinini odağa alırken, o alanın tarih içinde nereye ikame ettiğini çözümleyerek söze başlamayı uygun görüyoruz. Barış psikolojisi, iki dünya savaşının tezahüründe, toplumsal çatışma ve şiddete ilişkin teorik ve pratik bir ilgi sonucunda, Soğuk Savaş döneminden itibaren özellikle nükleer savaş tehdidine karşı görünür olmaya başlamış bir alan olarak değerlendirilmektedir (Christie, Wagner ve Winter, 2001). Bununla birlikte, Soğuk Savaş dönemi sonrasında çeşitli gruplar arasında artma eğiliminde olan gerilim ve çatışmaların siyasal zeminde çözüme kavuşturulamamasının, dikkati, bu çatışmaların sosyal ve psikolojik dinamiklerine yönelttiği de önemle vurgulanmalıdır (Bar-Tal ve Bennink, 2004). Bu arayış, bir yandan yeni bir disiplin olarak barış psikolojisi alanının kapsamını şekillendirmeye başlamış, diğer yandan ise küresel savaş ve gruplar arası çatışma tehdidine karşı barıştan yana söylemlerin açığa çıkmasını kolaylaştırmıştır.

Bize göre barış hâli, sistem kaynaklı eşitsizlikler nedeniyle bozulmakta ve bu eşitsizliklerin meşrulaştırılması yoluyla barış hâlinden git gide uzaklaşılmaktadır. Barış psikolojisi disiplininde yapılan çalışmalarla, bu sistemsel eşitsizliklerden doğan her türden adaletsizliğin görünür kılınması ve buna paralel olarak bu konularda farkındalık sağlanması hedeflemektedir. Barış psikolojisi çalışmalarıyla hedeflenen bu farkındalık, sistem kaynaklı eşitsizliklerin meşrulaştırılması süreçlerini bozduğu için, bunların önlenmesine ya da azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Bu bakış açısıyla, ister ana akım isterse eleştirel yaklaşımlar ekseninde yürütülen her türden gruplar arası ilişkiler yönelimli sosyal psikoloji araştırmasının barış psikolojisi bağlamında ele alınabileceğini düşünüyoruz.

Şimdi, kabul gördüğü tanımı itibariyle, “doğrudan ve yapısal/kurumsal şiddetin önlenmesi ve azaltılmasına yönelik teori ve uygulamalar geliştirmeye” çalışan bir disiplin olarak barış psikolojisinin (Christie ve ark., 2001, s. 7), literatürde başat biçimde yer eden kavramlarına maddeler hâlinde kısaca değinelim (Christie, Tint, Wagner ve Winter, 2008):

  • Olumsuz barış (negative peace), savaşın yokluğu anlamında ele alınmakta ve çatışmalı gruplar arasında bir süreliğine yapılan ateşkese gönderme yapmaktadır.
  • Olumlu barış (positive peace), hem çatışmaların hem de çatışmalara neden olan yapısal eşitsizlik ve adaletsizliklerin ortadan kaldırılması ya da azaltılması anlamında kullanılmaktadır.
  • Barışı koruma (peacekeeping), şiddetin azaltılması ya da önlenmesini içeren faaliyetlerin yanında çatışmayı körükleyecek kişi ve nedenlerin de bertaraf edilmesi için sergilenen faaliyetlerdir.
  • Barışı sağlama (peacemaking), çatışma içinde anlaşma ve uzlaşmayı mümkün kılacak noktalara odaklanmaya karşılık gelmektedir.
  • Barışı inşa etme (peacebuilding), çatışma sonrasında tarafların kalıcı iyileşmesi ve gelecekte patlak vermesi muhtemel çatışma ve şiddet ortamının engellenmesi amacıyla yapısal şiddetin azaltılması ilişkin için ön alıcı teşebbüslerdir.
  • Çatışma yönetimi (conflict management), çatışmaların nedenlerine ilişkin görüşlerdeki farklılıklarda uzlaşarak ya da anlaşarak şiddet vakalarının önlenmesi çabalarına karşılık gelmektedir.
  • Çatışma çözümü (conflict resolution), çatışmanın kalıcı çözüm yollarının bulunması ve bu yolların nasıl uygulanması gerektiği ile ilgili konuları içermektedir.

Önemle vurgulanması gereken bir nokta bulunmaktadır: Yukarıda kısaca değinilen temel kavramlar arasındaki “çatışma çözümü” ve “çatışma yönetimi” gibi kavramların, çatışan tarafları toplumsal konumlarındaki tarihsel bağlamları içinde ele alan ve verili olan gerçekliğe (diğer bir deyişle, iktidar ve güç ilişkileri açısından sistem kaynaklı eşitsizliklere) eleştirel bir yaklaşımı barındıran bir konseptte kullanılması durumunda, bu kavramları barış psikolojisi ekseninde değerlendirmekte bir beis yoktur. Fakat kavramların bahsettiğimiz tanımlamalarının dışındaki kimi “popüler” kullanımlarının sistem kaynaklı eşitsizliklerin meşrulaştırılarak sürdürülmesine hizmet ettiğini, dolayısıyla disiplinin kendisiyle örtüşmediğini düşünüyoruz.

Barış psikolojisinin, sosyal bilimler alanı içinde disiplinler arası bir perspektifle varlık alanı yaratıyor olduğu değerlendirmesinin yanında, yöntemsel açıdan da çoğulcu bir yönelime sahip olduğu tespitinde bulunmak mümkündür. Her ne kadar ana akım psikoloji paradigmasının hâkim olduğu bağlamlarda niceliksel yöntemlerin ön planda tutulduğu bilinense dahi, barış psikolojisi bağlamında akademik üretimleri olan kimi araştırmacıların ve psikoloji ekollerinin, niteliksel ve niceliksel araştırma yöntemleri arasında bir önem ve değer hiyerarşisi yoluna gitmediklerini, dahası bir arada, karma yöntemleri sıkça kullandıklarını vurgulamalıyız. Daha detaylı bir ifadeyle, denilebilir ki, hangi yöntemin seçileceği genel düzeyde araştırmanın doğasına bağlı olarak belirlenmektedir. Sözgelimi, gruplar arası çatışmalı bir ilişkiye dair yapılması planlanan araştırmalar ilk kez yapılıyorsa, yani araştırma, sahayı keşfedici bir mahiyet taşıyorsa ya da çalışmaya dâhil edilecek örneklemdeki katılımcıların öznellikleri açığa çıkarılmak isteniyorsa niteliksel yöntemler tercih edilebilmektedir. Diğer yandan, araştırmacılar, daha önceden şu veya bu şekilde oluşturdukları herhangi bir modeli test etmek istiyorlarsa veyahut da araştırmadan elde edilmesi planlanan sonuçları genellemek gibi bir gaye güdüyorlarsa niceliksel yöntemleri tercih edebilmektedirler. Bazı araştırmacılar ise yukarıda değindiğimiz şekliyle bütüncül değerlendirme yapmak için her iki yöntemsel paradigmanın araçlarını ustalıkla bir araya getirerek araştırmalarını yapabilmektedirler.

Niceliksel araştırmanın barış psikolojisi dâhilinde temsil edici örneklerini ele alan Mayton, Seloske ve Cleaver’ın (2015), erken dönem bir örnek olarak Lewin, Lippit ve White’ın (1939) saldırganlık hakkındaki, Deutsch’un (1949) ise iş birliği ve rekabet konulu çalışmalarına değinerek, Sherif’in klasik çalışması olan Hırsızlar Mağarası isimli alan deneyini ve Gerçekçi Çatışma Kuramını (Sherif ve ark., 1954) örnek olarak vurgulamaktadır. Niceliksel perspektifte, deneysel ve yarı-deneysel, anket ve arşiv araştırmalarının disipline ilişkin katkısını ifade eden Mayton, Seloske ve Cleaver (2015), niceliksel araştırmaların artması ve değerlendirilen çok çeşitli değişkenler ile psikometrik ölçüm araçlarının da arttığını kaydetmektedir. Barış psikolojisi araştırmalarında sıkça kullanılan, kimisi Türkçeye uyarlanmış, psikometrik geçerlik ve güvenirliğe sahip ölçekleri şu şekilde sıralamak mümkündür: Nonviolence Test (Şiddetsizlik Testi), Teenage Nonviolence Test (Gençler için Şiddetsizlik Testi), Diamond Scale of Nonviolence (Diamond Şiddetsizlik Ölçeği), Rokeach Value Survey (Rokeach Değer Anketi), Schwartz Value Survey (Schwartz Değer Anketi), Portrait Values Questionnaire (Portre Değerler Anketi), Social Dominance Orientation Scale (Sosyal Baskınlık Yönelimi Ölçeği), Support for Diplomacy Scale (Diplomasiye Destek Ölçeği), The Ethos of Conflict Scale (Çatışma Etosu Ölçeği), Right-wing Authoritarianism Scale (Sağ-kanat Yetkeciliği Ölçeği), Militaristic Attitudes Scale (Militarist Tutumlar Ölçeği) ve Just Peacemaking Scale (Adil Barışı Sağlama Ölçeği).

Yüz yüze derinlemesine görüşmeler, odak grup, bilişsel haritalama, karma bir teknik olan Q sıralaması gibi farklı veri toplama araçları ise niteliksel araştırma perspektifi dâhilinde değerlendirilebilir. Barış psikolojisi alanındaki araştırmacıların başvurdukları, niteliksel içerik analizi, tematik analiz, Gömülü Kuram (Grounded Theory), söylem analizi, anlatı analizi, eleştirel söylem çözümlemesi gibi çok çeşitli niteliksel analiz yöntemlerinden bahsedebiliriz (bkz. Law ve Bretherton, 2015).

Türkiye’deki Manzara

Türkiye’de barış psikolojisi alanında üretilen içeriklerin temel odağını, 1980’lerden bu yana etkisini artırarak devam ettiren ve etnik-politik bir çatışma olarak nitelendirilebilecek ‘Kürt Sorunu’ oluşturmaktadır. Zira bu sorun etrafında şimdiye kadar 40.000’den fazla insan yaşamını yitirmiş ve yaklaşık 3 milyon insan çeşitli nedenlerden yerlerinden göç etmek zorunda kalmıştır (Uluğ, 2016). Bu bilgiyle tutarlı olarak, Türkiye’nin 26 ilinde gerçekleştirilen Türkiye Sosyal ve Siyasal Eğilimler Araştırması’na göre, Türkiye’nin en büyük sorunu terör sorunu olarak görülmüştür (Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi, 2016). Ekonomik ve siyasal etkilerini paranteze aldığımızda dahi, toplumsal düzeyde etki ve sonuçları bakımından Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olarak ‘Kürt Sorunu’, hâliyle barış psikolojisi disiplininde çalışan araştırmacıların da temel araştırma konusu olagelmiştir. Bu konuda son yıllarda artma eğiliminde olan pek çok kuramsal ve görgül çalışma gerçekleştirilmiştir (örn., bkz. Acar, 2017; Avcı, 2014; Demirdağ, 2014; Göregenli, 2010; Şen, 2014; Uluğ, Odağ, Cohrs ve Holtz, 2017).

Kürt Sorununun yanı sıra bir diğer gruplar arası çatışma örneği olan ‘Ermeni Meselesi’ de barış psikolojisi alanında çalışan Türkiyeli araştırmacıların son yıllarda ilgi odağı olmaya başlamıştır. Kürt Sorunu özelinde yapılan çalışmaların nitelik ve niceliğine kıyasla henüz başlangıç çalışmaları düzeyinde olsa dahi Ermeni Meselesi üzerine çeşitli teorik ve ampirik çalışmalar bulmak mümkündür (örn., bkz. Çoymak ve Özkan, 2016; Karasu ve Göregenli, 2017). Ayrıca ‘Alevi-Sünni Gerilimi’ (örn., bkz. Akbaş, 2010), cinsel yönelimle ilişkili çeşitli önyargı ve ayrımcılık içeren pratikler (örn., bkz. Şah, 2011), Suriyeli mülteciler (örn., bkz. Yangın, 2017), Kıbrıs Sorunu (örn., bkz. Psaltis ve Cakal, 2016), kadına yönelik şiddet (örn. bkz. Erkurt, 2015), yoksulluk (örn. bkz. Solak, 2008), şiddet, kötü muamele ve işkence (örn., bkz. Göregenli 2004; 2005) gibi konularda yapılan çalışmalar da beslendiği farklı alanlar, metodolojik yönelim ve yöntemlerdeki çeşitlilikle barış psikolojisi disiplini ile buluşan bir zemin oluşturmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’deki barış psikolojisi çalışmalarının yöntemsel olarak çeşitlilik gösterdiğini bir kenara not etmekte fayda görüyoruz. Bunun dışında Türkiye’de barış psikolojisi bağlamında ele alınabilecek pek çok çalışmanın olduğunu vurgulamak gerekmektedir. Buna göre, şimdiye kadar yapılmış çalışmalara ilişkin bir derleme ya da bibliyografya çalışmasının, ayrı bir çalışmanın konusu olduğunu söylemekle yetineceğiz.

Bütün bu çalışma konularının yanında doğrudan “barışın temsilleri”, “barışa yönelik tutumlar”, “barış eğitimi ve atölyeleri” üzerine de çeşitli çalışmalar bulunmaktadır (örn., bkz. Coşkan ve Tepeli, 2016; Erkman, 2013; Güler, 2014; Karakuş, Göregenli ve Gökten, 2016; Sağkal, ve Türnüklü, 2017; Uluğ ve Cohrs, 2017). İlave olarak; “emek”, “toplumsal dayanışma” ve “eleştirel psikoloji” eksenleriyle kendini var eden Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP-Der), ilk psikoloji meslek örgütü olan Türk Psikologlar Derneği (TPD), Mezopotamyalı Psikologlar (Der-Mez) ve Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi ile alandaki çeşitli inisiyatif ve örgütlenmeler tarafından ayrı ayrı düzenlenen kongre, sempozyum, atölye, proje ve psikososyal dayanışma faaliyetleriyle Türkiye’de barış psikolojisi sahasına kuram ve uygulama düzeyinde önemli katkılar sağlanmaktadır.

Sonuç Yerine

Bu yazıda barış psikolojisi alanının panoramasını genel ölçekte psikoloji, özelde ise sosyal psikoloji alanından hareketle sunmaya çalıştık. ONTO’nun Barış Psikolojisi dosya konulu bu özel sayısı nezdinde, barış psikolojisi disiplininin panoramasına ilişkin yazı girişimimizin nüvesini, oldukça naif bir niyetin biçimlendirdiğini söylemeliyiz: Etrafımızı çepeçevre sarmış, irili ufaklı pek çok toplumsal kargaşa, gerilim ve çatışmanın kalıcı barışçıl ilişkilere dönüştürülmesine katkı sağlamak.

Bu niyet, gözle görülür biçimde sırtını sosyal bilimlerin yeni bir disiplinine, barış psikolojisine, dayıyor gibi görünse dahi, tüm sadeliği ve sağduyusuyla ön koşulsuz biçimde barışa taraf olmayı öncelemektedir (aslında tıpkı, söz ve bilgi üretmenin ve bu “taraflılığı” hayata geçirmenin, gazetecilik, iş, eğitim, toplumsal cinsiyet gibi yaşamın başka sosyal gerçeklik ve pratiklerinde de söz konusu olacağı gibi; bkz. Barış ve Çatışma Çalışmaları Elkitabı, Webel ve Galtung, 2007). Bu durum, barış psikolojisi alanında akademik emek sarf eden araştırmacıların, en azından bir kısmının, toplumsal çatışmaların barışçıl yollarla kalıcı çözümü konusunda hissettikleri sosyal sorumluluktan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla her türden barışın sosyal bilimlerin çeşitli disiplinlerinden ayrı biçimde talep edilmesinin ve bu talebe uygun davranılmasının etik bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz.

Bu sorumluluğun, “yalnızca bir grup” araştırmacı tarafından paylaşılmadığının da altını çizmekte yarar görüyoruz. Sözgelimi ana akım psikolojinin temsil edildiği Amerikan Psikologlar Derneği barış psikolojisi alanını Bölüm 48’de “Barış, Çatışma ve Şiddet Araştırmaları Topluluğu: Barış Psikolojisi Bölümü” olarak isimlendirmekte ve bu sahanın amacını “geniş ölçekte dünyada, özelde ise ülkeler, topluluklar ve ailelerde barış artırmak/yaygınlaştırmak için çalışır” şeklinde belirtmektedir. Bu eksende, Amerikan Psikologlar Derneği Peace and Conflict: The Journal of Peace Psychology (Barış ve Çatışma: Barış Psikolojisi Dergisi) süreli yayınını hem teorik hem de pratik katkıları olması amacıyla 1995’ten bu yana çıkarmaya devam etmektedir.

Umuyoruz ki barış psikolojisi özelinde sürdürülen bütün çabalar, her türden gerilim ve çatışmanın sürdürülebilir barışçıl ilişkilere dönüşmesine katkı sağlar.


Değerli katkı ve önerileri için sevgili hocalarımız Prof. Dr. Melek Göregenli ve Dr. Özden Melis Uluğ’a teşekkür ederiz.

Kaynaklar

Acar, Y. G. (2017). Village guards in the Turkish-Kurdish conflict: Approaching identification, intergroup relations, and resolution, Journal of Social and Political Psychology (İncelemede).

Akbaş, G. (2010). Social identity and intergroup relations: The case of Alevis and Sunnis in Amasya. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara.

Avcı, N. (2014). The Investigation of Attitudes Toward the Solution of Kurdish Question in terms of Basic Human Values. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara.

Bar-Tal, D. ve Bennink, G.H. (2004). The nature of reconciliation as an outcome and as a process. In Yaacov Bar-Siman-Tov (Ed.), From Conflict Resolution to Reconciliation (ss. 11-38). Oxford New York: Oxford University Press.

Christie, D. J. ve Montiel, C. J. (2013). Contributions of psychology to war and peace. American Psychologist, 68(7), 502.

Christie, D. J., Tint, B. S., Wagner, R. V. ve Winter, D. D. (2008). Peace psychology for a peaceful world. American Psychologist, 63(6), 540.

Christie, D. J., Wagner, R. V. ve Winter, D. D. N. (Ed.). (2001). Peace, conflict, and violence: peace psychology for the 21st century. Upper Saddle River, NJ: Prentice Hall.

Coşkan, C. ve Tepeli, A. D. (2016). TODAP – Barış Çalışmaları Proje Önerisi: “Ben ve Başkaları” Atölye Serisi. Proposed to and accepted by Kadıköy Municipality. Association of Psychologists for Social Solidarity (TODAP): İstanbul archive.

Çoymak, A. ve Özkan, Ö. (2016). Ermeni Soykırımı için üzgün(müy)üz! Kimlik, Sivil Vatandaşlık, Kolektif Suçluluk ve Gruplar Arası Güven İlişkileri Üzerinden Bir Toplumsal Uzlaşma Modeli Önerisi. Eleştirel Psikoloji Bülteni Özel Sayısı (Baskıda).

Demirdağ A. (2014). Barış sürecinin desteklenmesinde insanlıktan uzaklaştırmanın etkisi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara.

Deutsch, M. (1949). An experimental study of the effects of cooperation and competition upon group processes. Human Relations, 2, 199–231 doi:10.108000224545.1939.9713366.

Erkman, F. (2013). Barış kültürü. B. Onursal (Ed.). Barış Kültürü ve Eğitim Çalıştayı içinde (ss. 22-26). 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı Yayını.

Erkurt, A. (2015). Kadına yönelik şiddet: Çelişik duygulu cinsiyetçilik, yetkecilik ve sosyal baskınlık yönelimi açısından bir inceleme. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi, Ankara.

Göregenli, M. (2004). Şiddet, Kötü Muamele ve İşkenceye İlişkin Değerlendirmeler, Tutumlar ve Deneyimler. İzmir: İzmir Barosu Yayınları.

Göregenli, M. (2005). Şiddet, Kötü Muamele ve İşkenceye İlişkin Değerlendirmeler, Tutumlar ve Deneyimler. Diyarbakır: Diyarbakır Barosu Yayınları.

Göregenli, M. (2010). Psikolojinin Kürt sorunuyla imtihanı. Eleştirel Psikoloji Bülteni, Sayı 3-4, 3-11.

Güler, E. (2014). Barışa ilişkin tutumlar: Dehşet yönetimi kuramı ve bazı sosyo-politik değişkenler açısından inceleme. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara.

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi (2016). Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması.

Karakuş, P., Göregenli, M. ve Gökten, C. (2016). Social identity categories and social representation in peace construction processes in Turkey. 1st International Conference in Contemporary Social Sciences Crisis and the Social Sciences: New Challenges and Perspectives Proceedings. 10-12 June 2016, Rethymno/Crete.

Karasu, M. ve Göregenli, M. (2017). Evaluations of Turkish people related to ‘The Armenian Issue’: A Q Methodology study. Armenia-Turkey: Paving Ways for Dialogue and Reconciliation Proceedings. 18-19 May, Yerevan/Armenia (Baskıda).

Law, S. F. ve Bretherton, D. (2015). Qualitative research methods in peace psychology. Methodologies in Peace Psychology içinde (ss. 71-88). Springer International Publishing.

Lewin, K., Lippitt, R. ve White, R. K. (1939). Patterns of aggressive behavior in experimentally created ‘social climates’. The Journal of Social Psychology, 10, 271–299.

Mayton, D. M. I., Seloske, B. C. ve Cleaver, B. L. (2015). Quantitative research in peace psychology. Methodologies in Peace Psychology içinde (ss. 71-88). Springer International Publishing.

Morawski, J. G. ve Goldstein, S. E. (1985). Psychology and nuclear war: A chapter in our legacy of social responsibility. American Psychologist, 40(3), 276.

Psaltis, C. ve Cakal, H. (2016). Social identity in a divided Cyprus. Understanding peace and conflict through social identity theory: Contemporary and world-wide perspectives içinde (ss. 229-244). Peace Psychology Series, Springer.

Sağkal, A. S. ve Türnüklü, A. (2017). Barış eğitimi programının lise öğrencilerinin öznel iyi oluş ve umut düzeyleri üzerindeki etkileri. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 7(47), 69-85.

Solak, N. (2008). Yoksulluğa ve yoksullara ilişkin değerlendirmelerin sistemin meşrulaştırılması kuramından hareketle incelenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ege Üniversitesi, İzmir.

Şah, U. (2011). Türkiye’deki gençlerin cinsel yönelimlere ilişkin sosyal temsilleri. Türk Psikoloji Yazıları, 14(27), 88-99.

Şen, E. (2014). Etnik gruplarda sosyal kimlik ve algılanan ayrımcılık: Türk ve Kürt etnik grupları üzerine bir çalışma. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi, Ankara.

Sherif, M., Harvey, O. J., White, B. J., Hood W. R. ve Sherif, C. W. (1954). Experimental study of positive and negative intergroup attitudes between experimentally produced groups: Robbers Cave study. Norman: University of Oklahoma Press.

Uluğ, Ö. M. (2016). Subjective understandings of the Kurdish conflict: A Q Methodological investigation among parliamentarians, experts and lay people in Turkey (Doktora tezi), Jacobs University Bremen, Bremen.

Uluğ, Ö. M., Odağ, Ö., Cohrs, C. J. ve Holtz, P. (2017). Understanding the Kurdish conflict through the eyes of Kurds and Turks: New conflict reflections from lay people in Turkey. International Journal of Conflict Management, 28(4), 483-508.

Uluğ, Ö. M. ve Cohrs, J. C. (2017, Şubat 16). “If we become friends, maybe I can change my perspective:” Intergroup contact, endorsement of conflict narratives, and peace-related attitudes in Turkey. Peace and Conflict: Journal of Peace Psychology. Advance online publication. http://dx.doi.org/10.1037/pac0000216

Webel, C. ve Galtung, J. (Ed.). (2007). Handbook of peace and conflict studies. Routledge.

Yangın, E. (2017). Suriyeli göçmenlere yönelik kültürleşme stratejilerini etkileyen sosyal psikolojik faktörlerin incelenmesi: Hatay örneği. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir.

 


1 Kapsamlı bir değerlendirme için bkz. Christie ve Montiel’in (2013) Onto Dergisi’nin bu sayısında yayımlanan çevirisi: Psikolojinin Savaş ve Barışa Katkısı (Çev. B. Kanık).