Benlik ve Eşya İlişkisi: Kitsch-İnsana Karşı Otantik-İnsan
Pınar Elmas-Çelebi
Araş. Gör.
‘Diğerleri’nin var olduğu bir dünyaya doğan insan, benliğini oluştururken ‘diğerleri’nin tuttuğu aynalardan kendini görür ve değerlendirir. Cooley (1902), aynadan yansıyanların değerlendirilmesi ile oluşan benliği ayna benlik (looking-glass self) kavramıyla ifade eder. Çok daha önceleri, Mead (1934) ve James (1890) gibi sembolik etkileşimci kuramcılar da diğerleri ile benlik arasındaki etkileşime vurgu yapmışlardır.
Ayna benliğin oluşumu sürecinde ‘diğerleri’nin kişiye dair izlenimleri oldukça önemlidir. Kişi, hem kendisini olduğundan daha iyi değerlendirmek (kendini yüceltme) hem de diğerlerinin de kendisini olumlu ve sosyal olarak arzu edilir özelliklere sahip olarak görmelerini ister. Bu amaç doğrultusunda, başkalarınca sevilme ve arzulanan benlik imgesi oluşturma güdüleriyle hareket eden kişi, diğerlerinin kendisini nasıl algıladığını kontrol etme çabası içine girer (Leary ve Tangney, 2012). Bu süreç tam da benlik sunumu (self-presentation) kavramına işaret etmektedir (Leary, 1996). Benlik sunumu sözel olabildiği gibi sözel olmayan yollarla da yapılır. Örneğin, kişi fiziksel görünümü ya da sahip olduğu eşyalar aracılığıyla da kendisi hakkında bir izlenim oluşturur.
Eşya ile benlik arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar, eşyaların benliğin birer parçası, bir nevi uzantısı olduğunu gösterir (Csikszentmihalyi ve Rochberg-Halton, 1981). Böylelikle, kişi kimi eşyaları kullanarak ideal benliğini diğerlerine anlatır. Bunun yanı sıra, eşyalar kişinin kendini yüceltmesine; anlam ve tatmin elde etmesine aracılık eder (Bilgin, 2003). Kişinin gerçekte olduğundan daha iyi olduğuna inandığı benlik imgesi diğerlerine gösterilecek nesneyi de belirler. Öyle ki, kişi başkalarının kendisiyle ilgili oluşturacağı izlenimi şekillendirmek için niyetli olarak bazı öğeleri kullanır (Gosling ve ark., 2002).
Kendini yüceltmeye güdülü olan kişinin benliğiyle ilişkilendireceği eşyaların elbette bazı nitelikleri olmalıdır. Bilgin (2013), eşyaların sadece varlıklarıyla değil, kaliteleri, çeşitleri ve diğer özellikleriyle de sahiplerini yansıttıklarını ileri sürmektedir. Kuşkusuz, nesne ile geliştirilen kimi tarzlar doğrultusunda kişilerin eşyalarda aradıkları nitelikler de değişir. Bazı kişiler nesnelerde sağlamlık ve orijinallik özellikleri ararken, bazıları görünüş, gösteriş ve güzellik gibi özelliklere önem verir. Bilgin (2011), eşyalarda görünüş, gösteriş ve güzellik arayan kişilerin eşyayla kiç (kitsch) tarzda bir ilişki geliştirdiklerini belirtir.
Diğerleri üzerinde daha olumlu bir imaj yaratmak isteyen ve bu yönde davranan kişinin kimi eşyaları tercih etme eğilimi ve eşyalarla ilişki kurma tarzı bizi kiç kavramına götürmektedir. Kiç kavramı, özellikle estetik ile ilgili alanlarda olmak üzere 1970’li yıllardan itibaren sosyal bilimler literatüründe de belirmeye başlamıştır. Kiç’in kuramcılarından biri olan Moles’e (1971) göre kiç, otantik olmayanı, bir nevi göstermelik olanı temsil eder. Bilgin (2003) Sosyal Psikoloji Sözlüğü’nde yer verdiği kiçi, kişinin şeylerle ilişkisinin bir tarzı ve aynı zamanda tüketim toplumunun temel bir eğilimi olarak tanımlamıştır. Aynı zamanda, bu kavram, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde (2011) ‘özenti ürünü’ olarak tanımlanmıştır.
Kiç göreceli bir kavramdır ve bu olguyu anlamak için estetikten ziyade psikolojik ve sosyolojik bir analiz gerekir (Kulka, 2014). Örneğin, Kundera (2002) kiçin diğerlerinin hoşuna gitmek isteyen kişinin tavrı olduğunu belirtir. Cüceloğlu’na (2005) göre ise kiç, ‘mış gibi yaşama’ eğilimidir. Broch (1978), bir adım daha ileriye giderek kavramı kişisel bir eğilim olarak tanımlar. O’na göre, kendini estetik yalanla kandırmayı yaşam biçimi hâline getirmiş, gösterişçi, kendini olduğundan daha değerli gösterme gibi davranışlar sergileyen, gerçek benliğini süsleyerek maskeleyen kişi ‘kiç-insan (kitsch-man)’ olarak nitelenir (Broch, 1978).
Gosling ve arkadaşları (2002) kiç insanın yaşam alanlarına, ortamın iç dekorasyonuna, günlük kullanımda eşyaların yerleştirilme şekline dikkat ettiğini ifade eder. Araz (2005) bunu değerli gümüşlerin kapaklı dolaplar içerisinde değil de vitrinin en can alıcı yerinde sergilenmesi örneğiyle belirtir. Dökmen (2013) de kişinin bu yolla diğerlerine (örneğin, misafirlere) sözsüz mesajlar ilettiğini vurgular. Bu şekilde, kişisel yaşam alanları benlik sunumu için bir aracı olma işlevi görür (Gosling, Craik, Martin ve Pryor, 2005).
Bir dönem -özellikle kiçin iyice yaygınlaştığı 1970’ler sonrası- hemen hemen her evde diğerlerini düşünerek planlanan ve diğer odalardan farklı tutulan bir misafir odası bulunduğu görülür. En ihtişamlı mobilyalar, gösterişli avizeler, kristal kadehler, değerli süs eşyalarıyla ve ithal içki şişeleriyle dolu vitrinler… Tüm bunlar kişi için psikolojik değer yüklüdür. Çünkü gösterilmek istenen yaşam tarzı tam da bu kiç eşyalar üzerinden sergilenir. Böylelikle sahip olunan estetik anlayış diğerlerine sunulur ve ev sahibinin benliğinin değerini diğerine ifade eder. Kısacası, misafir odası ideal benliği yansıtan bir yaşam alanı olarak karşımıza çıkar.
Peki, herkes ‘diğeri yönelimli’ olan bu yaşam alanına sahip olmayı tercih eder mi? İdeal olan illa ki gerçek benlikle uyuşmazlık gösterme durumunda mıdır?
Elbette, bu böyle olmayabilir. Örneğin, ‘benlik yönelimli’ bir yaşam alanı olan oturma odaları ev halkının tüm doğallığıyla, rahatlığıyla gerçek benliğini yaşayabildiği mekânlardır. Gosling ve arkadaşları (2002), diğerleri için tasarlanmamış olan bu özel yaşam alanlarında (örn., oturma odası, yatak odası) eşyalarla kurulan ilişki tarzı için ‘modest’ kavramını kullanır ve kavramı gösterişsiz olan ve ‘otantik’ olan şeklinde ifade eder. Eşyaları kullanma, tercih etme ve söz konusu mekânlara yerleştirme tarzı otantik olan insan, diğeri yönelimli olmaktan çok benlik yönelimli olma eğilimindedir. Bir başka deyişle, otantik insan kişisel zevklerini ve estetik duygularını yansıtan renkleri, biçimleri, motifleri ve dekorları kendisi için tercih eder (Bilgin, 2003).
Görüldüğü gibi, ‘misafir odası’ ve ‘oturma odası’ gibi yaşam alanları, kiç-insan ve otantik insanın benliği ve eşya arasında kurduğu ilişki tarzlarının yansıması olarak kullanılmıştır. Bu noktada, Bilgin (2003) iki seçenek sunar: Bir yanda, diğerlerinde olumlu izlenim yaratmak, diğerlerinin algılarını kontrol etmek, yönlendirmek isteyen kiç-insan olmak; diğer yanda kendini diğerlerine makyajsız ve rol yapmadan daha iyi anlatan, diğerlerinin algılarını etkilemekten çok, gerçek benliğini daha iyi aktarabilmeyi amaç edinen otantik insan olmak. Peki, sizin tercihiniz hangisi?
Kaynaklar
Araz, A. (2005). Kişilerarası ilişkilerde benlik sunumu. İstanbul: Varlık Yayınları.
Bilgin, N. (2003). Sosyal psikoloji sözlüğü: kavramlar, yaklaşımlar. İstanbul: Bağlam Yayıncılık.
Bilgin, N. (2011). Eşya ve insan. İstanbul: Gündoğan Yayınları.
Bilgin, N. (2013). Sosyal psikoloji. İzmir: Ege Üniversitesi Yayınları.
Broch, H. (1978). Notes on the problem of kitsch, Dorfles, 49-76.
Cooley, C. H. (1902). Human nature and the social order.. NY: Scribne.
Csikszentmihalyi, M. ve Rochberg-Halton, E. (1981). The meaning of things. London: Cambridge University Press.
Cüceloğlu, D. (2005). Mış gibi yaşamlar. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Dökmen, Ü. (2013). Evrenle uyumlaşma sürecinde varolmak, gelişmek, uzlaşmak. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Gosling, S. D., Ko, S. J., Mannarelli, T. ve Morris, M. E. (2002). A room with a cue: personality judgments based on offices and bedrooms. Journal of Personality and Social Psychology, 82(3), 379–398.
Gosling, S. D., Craik, K. H., Martin, N. R. ve Pryor, M. R. (2005). Material attributes of personal living spaces. Home Cultures, 2, 51-88.
James, W. (1890). The principles of psychology. New York: Dover.
Kulka, T. (2014). Kitsch ve sanat. İstanbul: Altıkırkbeş Yayın.
Kundera, M. (2002). Roman sanatı. İstanbul: Can Yayınları.
Leary, M. (1996). Self presentation: impression management and interpersonal behaviour. Westview Pres.
Leary, M. R. ve Tangney, J. P. (2012). Handbook of self and identity. The Guilford Press: New York.
Mead, G. H. (1934). Mind, self and society. Chicago: University of Chicago Press.
Moles, A. (1971). Psyhologie du kitsch: I’art du bonheur. Mame: Paris.
TDK Komisyon (2011). Türkçe sözlük. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.