Bir “Yer” Olarak Evler ve Evlerin Farklı Anlamları


Sümeyye Hilal Yıldız
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencisi

Orhun Yazıtlar’ında “çadır, konut” anlamlarına karşılık kullanılan ‘eb’ kelimesinin, zamanla ‘ev’ sözcüğüne dönüşerek farklı anlamlar kazandığı değerlendirilmektedir (Etimoloji-Türkçe Etimoloji Sözlüğü [t.y.]). “TDK’da bir kimsenin veya ailenin oturduğu yer, konut, hane; aile ve soy, nesil” (Türk Dil Kurumu [t.y.]) gibi farklı şekillerde tanımlanan ev kavramının 20. yüzyılın başlarından itibaren farklı disiplinlerin incelediği ve tanımlamaya çalıştığı bir kavram hâline geldiği görülmektedir. İlk insanlardan bu yana öncelikli olarak barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan evler, zaman içerisinde farklı kültürlere, iklim koşullarına, teknolojik gelişmelere ve mimarideki farklı akımlara göre çeşitlilik göstermiş, bunun sonucunda da su kenarlarındaki sazlardan, taştan, kerpiçten, topraktan, ahşaptan ve beton malzemelerden yapılma birçok ev üretilmiştir.

Ev kavramının bu denli köklü bir geçmişe sahip olmasının süreç içerisinde eve yüklenen anlamları çeşitlendirdiği de görülmektedir. Bu durum farklılaşan ev temsillerinin oluşmasına ön ayak olurken evlerin algılanmasında kültürel değerlerin etkili olmasını da beraberinde getirmiştir. Eve yüklenen anlamların çokluğunun farkına varmak adına dildeki evle alakalı birleşik ve türemiş kelimelerle deyim, atasözü gibi kültürel öğelere bakılabilir. Nitekim, ev açmak, evde kalmak, evlerden ırak olmak, ev alma komşu al, düğün evi, cenaze evi, evlilik, ev sahipliği yapmak gibi ifadeler bu öğelerden bazılarıdır. Bu yazıda da kültürün ev mimarisi üzerindeki etkileri, bir yer olarak evler ve evlerin ifade ettiği anlamlar ile Türk edebiyatında ev imgesi ele alınacaktır.

Toplumların yüzyıllar içerisindeki yaşam deneyimlerinden oluşan kültürleri birçok açıdan birbirinden farklılık göstermektedir. Bu farklılık gündelik yaşamdan sanata kadar hayatın birçok alanında kendini göstermekte, toplumların aynı olay veya durum karşısındaki bakış açılarını, yorumlarını ve tutumlarını doğrudan etkilemektedir. Söz konusu kültür farklılıklarının evlerin mimarisinde ve farklı toplumların evi algılama biçiminde de etkili olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Örneğin,

“Thai evlerinde anne-babanın odasının evin ortasında bulunması, ev ile ailenin ayrılmaz bir bütün olarak değerlendirildiğinin göstergesidir. Bu şekilde anneyle babanın evin ve ailenin kalbi olduğu öne çıkarılmaktadır. Erkek çocuk ve kız çocuk ise bu merkeze konum olarak farklı odalarda kalmaktadırlar. Kız çocuk mahremiyetten ötürü merkeze daha uzak, ücra bir köşede kalmaktadır” (Mengü, [t.y.]).

Diğer bir yandan geleneksel Türk evlerinin mimarisinin de Türk-İslam kültürünün değerleri gözetilerek inşa edildiğini söylemek mümkündür (Mengü, [t.y.]). Evin ortasında ailenin bir araya gelebileceği bir odanın bulunması bu duruma örnek verilebilir. Dolayısıyla kültürel inançların insanların evle kurdukları bağı, eve bakışlarını ve evi inşa ediş şekillerini etkilediği görülmektedir. Ev, aile, yuva kavramlarının tarihsel süreç içerisinde farklı yorumlanmasının nedenlerinden birinin kültür olduğu söylenebilmektedir. Bunların yanı sıra ortaya çıkan yenilikler de toplumları ve toplumların inanışlarını şekillendirmektedir. Bu durum ise doğrudan, gündelik yaşama ait her şeyin üretim tarzını etkilemektedir. Nitekim, bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri sanayileşme döneminin etkisiyle değişen yaşam tarzıdır. Şehirde artan insan nüfusu, az alanda çok ev yapma ihtiyacını doğurmuş, ulaşım ve iletişim teknolojilerinin gelişmesinin sonucunda ise kültürel keskin bariyerler azalarak kültürler arası etkileşim daha aktif bir hâle gelmiştir. Yaşanılan bu iki gelişme zaman içerisinde ev kavramına ve evin algılanış şekline de farklı bir boyut katmıştır (bkz. Talu, 2012).

Ev kavramı zamana, bağlama ve kişilerin deneyimlerine bağlı olarak şekillenmesinden dolayı oldukça dinamik bir yapıya sahiptir. Nitekim, değişen zamanla birlikte insanların evle kurdukları ilişkiler ve ev tanımları da değişmiştir. Evin çok köklü bir geçmişe sahip olmasının bu kavramın çağrıştırdığı durumların ve duyguların çeşitlenmesini sağladığı da görülmektedir. Bu bakımdan evlerin öznel ve bireysel yerler olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim, insanların ilişki kurdukları, bağlandıkları, deneyimledikleri mekânlar, anlamlı konumlar olarak tanımlanabilen “yer” kavramı evlerin insan yaşamındaki rolünü anlatmak adına önemlidir (Usta, 2020, s. 28). Çünkü kişilerin aileleriyle ve kültürel değerlerle karşılaştıkları, hayatla alakalı ilk deneyimlerini yaşadıkları, kimliklerini inşa ettikleri, anılar biriktirdikleri yerler olan evlerin bireysel deneyimler doğrultusunda yorumlanması kaçınılmazdır. Bu durumun zaman içerisinde evle alakalı tezat yorumların ortaya çıkmasına zemin hazırladığı görülmektedir. Örneğin, ev kavramı bir yandan aile, yuva, sıcaklık, güvenli alan gibi olumlu düşünceleri çağrıştırırken, diğer yandan kapalı kalmak, kişinin kendi kozasından çıkamaması, korkularla baş başa kalınması, engel olmak, özgürlüğün kısıtlanması gibi olumsuz durumları da çağrıştırmaktadır. Bu anlamda kişilerin evle olan ilişkilerinde bir sıkışmışlıktan söz edilebilir. Bu durum ise, ev kavramı için net ve kesin bir tanım yapılabilme ihtimalini güçleştirmekte, ev kavramı ve insanların evlerle olan ilişkisi farklı disiplinler aracılığıyla incelenmektedir (Düzcan, 2012, s. 12). Zira, kişinin bir yandan kaçıp kurtulmak istediği ve diğer yandan güvenli alandan çıkmak istemeyişinin psikolojik ve sosyal açıdan farklı nedenleri ve etkileri olabilir. Kişilerin bireysel ilişkilerinden ayrı değerlendirilemeyecek farklı ev temsillerinin oluşmasında günümüzde evin bulunduğu muhitin, büyüklüğünün ve küçüklüğünün, evi kullanan bireyin veya ailenin gelir durumunun da etkili olduğu görülmektedir.

Bir yandan mahremiyet, aidiyet ve kimlik gibi soyut değerleri, diğer yandan sıkışmışlık, sabitlik ve sınırlılık gibi olumsuz düşünceleri temsil eden evlerin bu tezat anlamlarının Türk edebiyatına da yansıdığı görülmektedir. Nitekim, farklı zamanlarda kaleme alınmış romanlarda, şiirlerde ve hikâyelerde ev imgesinin farklı düşünce ve duyguları anlatmak amacıyla kullanıldığı görülmektedir. Bazı romanlarda ev imgesi, evin koruyuculuğunu ve ailenin önemini anlatmak için (örneğin, Bir Mülkiyet Kalesi, Henüz On Yedi Yaşında), bazı romanlarda evin insanı içine soktuğu çıkmaza ve sabitliğine atıfta bulunmak için kullanılmaktadır (örneğin, Tutunamayanlar, Aylak Adam). Tarihsel süreçte yaşanan olayları ve bu olayların sosyal hayattaki yansımalarını anlatmak amacıyla da kullanılan ev imgesinin aile ilişkilerinin değişkenliği üzerinden değerlendirildiği de görülmektedir. Örneğin, Peyami Safa’nın Fatih Harbiye romanında Neriman karakterinin içerisinde bulunduğu ikilem ev imgesi kullanılarak anlatılır. Romanda odak figürün gelenekle ve geleneksel değerlerle yaşadığı çatışma onun evden çıkışı ve eve dönüşü üzerinden anlatılmaktadır (Şahin, 2010). Ev temasının şiirlerde de ele alındığı görülmektedir. Behçet Necatigil’in Evin Halleri şiiri evin zaman içerisindeki dönüşümünü ve farklı anlamlarını inceleyebilmek adına önem arz etmektedir. Şiirde evin hâlleri üzerinden konut, yuva, çocukluk gibi evle ilişkilendirilen kavramlara da değinilmektedir (Tulum, 2019). Ayrıca otobiyografik unsurlar içeren bazı romanlarda da ev imgesiyle ve evin birey üzerindeki yansımasıyla karşılaşmak mümkündür. Adalet Ağaoğlu’nun anı-romanı Göç Temizliği bu romanlara örnek olarak verilebilir (Tunçok, 2021).

Sonuç olarak zamansal ve düşünsel değişimlerle birlikte çok anlamlı bir hâle gelmiş ev nosyonu, bireysel deneyimlerin ve kültürün etkisiyle şekillenmiş devingen bir kavramdır. Bir yandan bireyin kendini gerçekleştirmesinde ve kimlik inşasına katkıda bulunurken, diğer yandan bireyi kısıtlayan ve dışarıya açılmayı engelleyen bir kale olarak değerlendirilebilmektedir. Birçok disiplinde tartışılagelen ev kavramı günümüzde farklı değerleri ve durumları temsil etmek amacıyla kullanılmaktadır. Bu durumun Türk edebiyatına da yansıdığı görülmekte, romanlarda ve şiirlerde ev teması birbirine zıt şekillerde ele alınabilmektedir.

Kaynaklar

Bilim ve Sanat Vakfı. (2008, Aralık 4). Bilim ve Sanat Vakfı https://www.bisav.org.tr/Bulten/26/484/turk_romanina_kritik_yaklasimlar_12_turk_romaninda_ev

Düzcan, E. (2012). Türkiye’deki güncel konut araştırmalarında ‘ev’ olgusu (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Kadir Has Üniversitesi.

Ev kelime kökeni, kelimesinin anlamı-etimoloji. (t.y.). Etimoloji- Türkçe etimoloji sözlüğü. https://www.etimolojiturkce.com/kelime/ev/

Mengü, S. E. (t.y.). Farklı kültürlerde ev ve mekân arayışı. Mimarhane. http://www.mimarhane.org/farkli-kulturlerde-ev-ve-mekan-arayisi-samet-eren-mengu/

Şahin, V. (2010). Peyami Safa’nın Fatih- Harbiye romanında simgesel değerler. Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, 55, 147-164.

Türk Dil Kurumu Sözlük. (t.y.). Türk Dil Kurumu Sözlükleri. https://sozluk.gov.tr/

Tunçok, G. Z. (2021). Adalet Ağaoğlu’nun göç temizliği adlı anı-romanında “ev/eve dönüş” algısı. Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, 13(25), 143–162.

Talu, N. (.2012, Mart 12). Bir arzu nesnesi olarak ev. E-Skop. https://www.e-skop.com/skopdergi/bir-arzu-nesnesi-olarak-ev/579

Tulum, H. (Eylül, 2019). Evin halleri. Egemimarlık. http://egemimarlik.org/104/08_makale_htulum_104.pdf

Usta, G. (2020). Mekân ve yer kavramlarının anlamsal açıdan irdelenmesi. Turkish Online Journal of Design Art and Communication, 10(1), 25-30.