Çeviri: 21. Yüzyıl Koşullarına Bir Tepki Olarak Varoluşçu Psikoloji


Yazar:Dmitry Leontiev*

Çeviren: Sercan Karlıdağ
Ege Üniversitesi
Psikoloji Bölümü Öğr.

Paul Wong’un (2004) hayli dikkat çekici, hem açık, şefkatli hem de samimi olan meşhur manifestosu ve de müşfikliğinde manifestodan aşağı yanı olmayan, ona karşı–cevaben kaleme alınmış yazılar; kendi payıma, 20. yy boyunca başarılı olarak gelişen Varoluşçu Psikoloji yerine başka birtakım varoluşçu psikolojilerin dönüm noktası içinde olduğumuza işaret eder görünüyor.

Bana göre, varoluş odaklı psikolojik yazıların ardında birleşik kavramsal bir alanın bulunduğu, ki bu açıdan varoluşçu psikolojinin diğer psikoloji okullarından da açıkça ayrı olduğu, oldukça aşikârdır. Dahası, tümüyle zengin bir varoluşçu psikoloji teori oluşturma/geliştirme geleneğine sahip olduğumuzdan (ikisi arasında bir bağlantı olduğunu reddetmeksizin) varoluşçu psikolojinin, varoluşçu felsefeden ayrı konumlanma misyonu, aktüeli hayli doğru ifade eder. İşte, benim algı dâhilimde, Paul Wong’un başyazısı tam da bunun ifadesidir.

Gelgelelim, benim izlenimim; “Kirkegaard, Heidegger, Sartre ve Husserl’in uzun gölgeleri” altında esamemizin okunmadığı yönündedir (Wong, 2004, p. 1). Paradoksal olarak; varoluşçu görüşlerin genel halk nazarında Victor Frankl, Irvin Yalom, Rollo May ve diğerlerinin harikulade kitapları sayesinde olan mevcut yaygınlığı ve kabulü, evvela onların profesyonel zümredeki onanmışlığından ve yaygın oluşlarından kaynaklanıyor. Varoluşçu psikologlar, “sokaktaki insan”la olan bağlarında, daha kaşarlanmış meslektaşlarının üstünde, bu sayede başarılı bir iletişim içindedirler.

Varoluşçu psikolojinin, birbirlerinden görece bağımsız olarak geliştiği birkaç okula sahibiz. İsviçre okulunun Dasein Analizini (L. Binswanger, M. Boss) ve Viyana okulunun Logoterapisini (V. Frankl ve onun takipçileri) içeren Avrupa kanadı, ağırlıklı olarak Husserl, Heidegger ve Jaspers’in felsefelerine dayanır. Amerika kanadı (R. May, J. Bugental, I. Yalom, S. Maddi) ise temel felsefe kaynağı olarak Kirkegaard, Sartre ve Tillich’e gönderir. Ayrıca M. Buber ve M. Bakhtin’in diyalojik görüşünü destekleyen bir grup daha vardır ve bütünleyici çerçeve inşa etme girişiminde bulunan kimileri de. Sadece bazı tuhaf önyargılar yüzündendir ki E. Fromm ve G. Kelly’nin katkılarına varoluşçu bağlamda nadiren dikkat edilir- Fromm’ un insan durum analizi (Fromm, 1956) ve Kelly’nin daimi meydan okumayla karşı karşıya insan ontolojisi (Kelly, 1969); insanoğlu ve insan dilemması üzerine en esaslı varoluşsal izahlar olabilirler. Batı’da yeteri kadar bilinmeyen, muazzam Rus varoluşçu geleneğinden söz dahi etmiyorum. Bütün bu okullar aynı dille, aynı anahtar kavramları –being, living, changing, world, meaning, opennes, presence, possiblity, transcendence, authenticity, dialogue, love, responsibility, freedom, choice, consciousness, future, anxiety, time, death, courage, creativity[1]– söyler ve farklılaşan vurgulara rağmen birbirlerini kolayca anlarlar. Hakikaten, “bir felsefe, okul yahut metodolojiye mahsus olarak, onun dahilinde hasıraltı edilen her varoluşçu psikoloji teşebbüsünün bizatihi zenginliği gözden kaçırılmış ve insani kaygılardaki potansiyeli kısıtlanmış olur” (Wong, 2004, p. 2). Biz varoluşçu psikologlar özgür ve fakat yalnızız; “birinin, diğer herkesin bütün bir disiplini olabilmesi ve hala varoluşçu kalabilmesi akıl alır bir şey değil” (Bugental, 1981, p. 19). Kendi seçimimiz olan yalnızlığımızdan kaçamayız elbette; ama zaman, diyaloğu derinleştirmeye ve kimi doğrulukları için Varoluşçu Psikoloji olasılıklarını dönüştürmeye geldi. Sorumluluk başka birine verilemez, o sadece alınabilir. Bunu yapmaya cesaretinden dolayı en derin gönül borcum ve desteğim, Paul Wong’a.

Varoluşçuluk, kimi antropolojik varsayımlar yoluyla tanımlanmalı. Bugün, varoluşçu duruş için çelişkili, esas muhalif görüş; V. Frankl’ın (1979) potansiyelizm’ idir[2] -olumlu durumda ortaya çıkacak, doğuştan gelen bazı potansiyeller olduğu inancı. Bu görüş, C. Rogers ve erken dönem A. Maslow’ca temsil edilir (Maslow’un geç dönemleri, açıkça bellidir ki varoluşçu bir görüşe kayar). Buradaki varoluşçu mesaj şudur: halihazırda çalışır vaziyette bir asansör yok – yukarı kendin çık; otomatik olarak arzu edilen sonucu üretebilir bir durum yok; davranışı açıklayabilir ve yordayabilir faktörler yok (“Davranış, bağımlı bir değişkendir, varsayımı bir yanılgıdır. Özne içinse, bağımsız değişken tahayyülü” – Kelly, 1969, p. 33).

Aslında, varoluşçu görüş her zaman doğru değildir; çünkü insanlar kendisini etkileyen içsel ve dışsal faktörlerin ikisinin de ötesine geçmek için çoğunlukla kendi melekelerini yadsırlar. Çoğu kez geleneksel deterministik açıklamaklar kusursuz bir biçimde işler. Mesele şudur ki; insanlar farklı düzeylerde işlev görebilirler: Ya içsel ve dışsal (eğilimler, dürtüler, uyarıcılar, sosyal beklentiler, pekiştireçler, vb.) bağımsız değişkenler takımyıldızından, her şeyin önceden çıkarsanıp anlaşılabildiği, insanlık dışı düzey(ler)de; yahut da duraklama/mola[3] yoluyla etkilerin aracılık ettiği insani düzeyde (May, 1981) — ve yine denebilir ki; mesele bu durumda bir de, kendinden menkul etkenlerin yeni bir türüyle bu duraklamanın dolabilmesidir. “Koşullar ve motifler, kişi onların öyle olmasına müsaade ettiği için, insana hükmeder” (Hegel, 1927, p. 45). Motivasyonun psikolojisindeki temel bir gerçek şudur ki; bilinç birtakım tercihler arasındaki seçim sürecinde yeteri kadar meşgul olamadığında, onların en çekici olanını bir psikolog hesap edebilir ve yordayabilir, ki tercihse böylece ortaya çıkar. Ama kararımızı vermek için bilinci açtığımızda; herhangi bir seçeneği, gönüllü olarak yönlenen motivasyonel enerji için tasavvur edebildiğimiz (sıradışı durumlar haricindeki) tercihlerden herhangi birini buluruz! İnşa edilmiş olmayan hiçbir seçenek yoktur!

Yukarıdakilerin akabinde denilebilir ki insanlar hem belirlenen hem de kendini belirleyendir — farklı düzeyler ve farklı anlar içinde. Geleneksel psikoloji insanı belirlenen bir oluş bakımından izah eder ve yordar -ve bu, vakaların %90’ında, popülasyonun %90’ı için doğru olanı ortaya çıkarır– ki tabii, şartlar sabit iken ve dahası birey sahip olduğu ve başarılı uyumun ötesinde herhangi bir şeyle uğraşmadığı halinden memnunken. Ama bu tür açıklamaların iyi işlemediği en az iki tür yer vardır. Birincisi — kriz, mağlubiyet, afet zamanlarında, yaşam-dünyası aniden çöktüğünde ve kararlarda geçerli olabilecek “faktörler” kalmadığında, birey dünyayla yüz yüzedir. Ve dünya bugün, giderek, hiç olmadığı kadar daha da az sabit ve öngörülebilir bir yer haline gelmekte; bu, düşüncenin varoluşsal yolu için yeni bir sorun ve yeni bir talebin mevcudiyetini gösterir. 11 Eylül 2001, varoluşçuluğun, her kalıcılığın göreli olduğunu yeniden göstermenin ve öngörülemezliğin nihai olduğunun üzücü bir dersi oldu. İkincisi — birey başarılı uyumdan hoşnut olmadığında ve herhangi bir zorunluluğun ötesinde dahası için çaba harcadığında.

Varoluşçu psikoloji; kendini belirleyen (self-determine) bir varlık olarak insanın münasip bir hesabını verir ve böylece belirli (determine) bir oluş bakımından insanla iştigal eden geleneksel psikolojiyi tamamlar. Dolayısıyla, varoluşçu psikoloji yaşam–dünyasına dair tüm ilişkilerimiz, sembolizasyonlarımız, hayal gücümüz, değerlendirmelerimiz (Maddi, 1971) ve bilincimizin (Vygotsky, 1983) davranışlarımıza aracılık etmeye başlamasıyla mümkün hâle gelen kendi kaderini belirlemenin (self determinasyonun) psikolojisi olarak ele alınabilir. Bizatihi/kendinden belirlilik, niteliksel olarak belirli (determine) işleyişin düzeyinden ayrı, insan işleyişinin özel bir düzeyidir. Varoluşçu psikolojinin sosyal misyonu; eksilmiş insanlık[4] (Maslow, 1976) düzeyinden, yahut özgürlükten kaçıştan ziyade (Fromm, 1941) malum hararetli düzey boyunca, yaşama değer katabilmede insanı cesaretlendirmek ve ona yardım etmek üzerine kurgulanmıştır.

Varoluşçu psikolojinin günümüz koşullarıyla gittikçe daha ilgili hale geliyor olması bundandır. İnsanlar, belirsiz, öngörülemeyen bir dünyada; koşullanmışlıklar, yönlendirici ilkeler olmaksızın, bizi risk almaya ve zaferlerimiz, ödüllerimiz yanı sıra hatalarımızı deneyimlemeye çağıran bir dünyada yaşamayı yeni baştan öğrenmeli. Kırılması kolay, hassas dünyanın farkındalığı dışında varoluşsal dünya görüşüne mündemiç trajik bir unsur yok. Kimi ziyadesiyle bize bağlı, kimi değil; hangi girişimlerimizin meyve vereceğini bilemeyiz. Varoluşçu psikoloji, insana, emin olmaksızın hareket etmede sorumluluk alma cesareti verir.

Şüphesiz, varoluşçu psikolojinin alanı, hümanistik psikoloji ve pozitif psikolojinin alanlarıyla kesişmektedir; ancak onlarla özdeşliği söz konusu değildir. Aralarındaki ilişki, özel bir dergi konusu olarak, tartışmayı hak etmektedir. Hümanistik ve pozitif psikolojiler, bize mücadele etmek için idealler, anlamlı hedeler ve perspektifler sunarlar. Varoluşçu psikoloji, kendi ayakları üzerinde duran “yetişkin” illüzyonunu süpürüp atar, yığınla tehlikeler ve aldatmacalarla dolu meşakkatli bir yol için bizi hazırlar. Artık bize kalmış. Her zamanki gibi.

 

Kaynaklar

Bugental, J.F.T. (1981). The search for authenticity. (2nd enl. Ed.) New York: Irvingston.

Frankl, V. (1987). Logotherapie und Existenzanalyse. Muenchen: Piper.

Fromm, E. (1941). Escape from freedom. New York: Rinehart.

Fromm, E. (1956). The sane society. London: Routledge.

Hegel, G.W.F. (1927). Philosophische Propadeutik. In Sämtliche Werke (Vol. 3). Stuttgart: Frommann.

Kelly, G. (1969). Clinical psychology and personality: The selected papers of George Kelly (B. Maher, Ed.). New York: Wiley.

Maddi, S. (1971). The search for meaning. In W. J. Arnold, M. M. Page (Eds.). Nebraska symposium on motivation 1970. Lincoln: University of Nebraska Press.

Maslow, A.H. (1976). The farther reaches of human nature. Harmondsworth: Penguin.

Maslow, A.H. (1996). Future Visions: The unpublished papers of Abraham Maslow (E. Hoffman, Ed.). Thousand Oaks (Ca): Sage.

May, R. (1981). Freedom and destiny. New York: Norton.

Vygotsky, L. (1983). Istoriya razvitiya vysshikh psikhicheskikh funktsii (Developmental history of the higher mental functions). Sobraniye Sochinenii (Collected Works), (Vol. 3). Moscow: Pedagogika.

Wong, P. T. P (2004). Editorial: Existential psychology for the 21st century. International Journal of Existential Psychology and Psychotherapy, 1, 1–2.

* Moscova State Univercity psikoloji profesörü, Institute for Existential Psychology Life Enhancement’in (EXPLIEN) başkanı

 

 

[1] (sırasıyla) olma, yaşama, değişim, dünya, anlam, açıklık, varlık, olasılık, aşkınlık, otantiklik, diyalog, sevgi, sorumluluk, özgürlük, seçim, bilinç, gelecek, anksiyete, zaman, ölüm, cesaret, yaratıcılık

 

 

[2] potentialism

 

 

[3] pause

 

 

[4] diminished humanness