Evi Evde Olmayanlarla Konuştuk: Barınamıyoruz Hareketi
Beril Sercem Şengül
Ege Üniversitesi, Deneysel Psikoloji Yüksek Lisans Prog. öğrencisi
Ev temasını ele aldığımız dergimizin bu sayısının hazırlanma sürecinde, bir “evsizlik” ifadesi olarak Barınamıyoruz eylemleri[1] kamuoyunun gündemine taşındı. Ev dediğimizde aklımıza gelen genelde dört duvar ve bir çatıyken “barınamıyoruz” diyenlerin dört tarafı açık, çatısı gökyüzü olan parkları, benzer duygularda milyonlarca barınamayan insan için ev ilan edişine şahit olduk.
Gün bittiğinde bizi farklı yollara, farklı duraklara gitmeye çağıran bir özel alan olarak ev, Barınamıyoruz park nöbetleriyle kamusal mekânlarda varlık buldu: Parklar evimiz oldu!
Dünyanın birçok yerinde, milyonlarca barınamayan, hâlihazırda sokaklarda ve parklarda yatıyorken, bu kamusal mekânlarda yatmak esasen ilk defa bir kolektif eyleme dönüştü denebilir. Öyle ki ilk bakışta “parkta yatmak” fiili toplumun en yoksul kesimlerini bize hatırlatan ve son derece aşina olduğumuz bir çaresizlik ifadesiyken, parklarda birlikte yatılması ise bir mümkünün ifadesi oldu: Hepimiz barınabiliriz.
Herhangi bir evde kalan ya da kalamayan, kötü şartlarda KYK (Kredi Yurtlar Kurumu) yurtlarında yaşayan ama sonunda hepsi barınamayan, milyonlarca kişi adına parkları “ev” ilan eden Barınamıyoruz Hareketi’nin özneleriyle hareketin ve evin kendileri için ne ifade ettiğini konuştuk. Aşağıda derlenmiş sekiz ayrı görüşü okuyacaksınız.
Görüş I ● Azad Karatay, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
Barınamıyoruz Hareketi ve bu eyleminiz size ne ifade ediyor?
Bu eylem benim için çok temel bir ihtiyacın karşılanması talebi üzerine kurulmuş. Benim için kişisel bir durumdan ziyade toplumsal çöküşü ifade ediyor. Bu bizim birçok insanımızın yaşadığı bir durum. Bizim insanımız daha barınamıyorsa ondan ötesi için ne beklenebilir? Bunu düşünüyorum… Bu sorun kişilerin özgürlüklerini engelliyor. Dünyada çoğu teknolojik araç, gelişmeler ihtiyaç pozisyonuna gelmiş durumda ama biz daha temel ihtiyacımız olan sığınacak bir yeri bulamıyoruz. Böyle bir durumu yaşamak zorunda olduğumuz için kırgınım aslında. Benim amacım üniversitede özgür ve rahat bir durumda, maddi açıdan zorlanmayacağım bir şekilde yaşamaktı, ancak bu konuda hayallerimi yaşamak için uygun bir ev bulamadım, KYK yurduna yerleştim. Ben yine de şanslı olanlardandım. Yani bu tarz basit olasılıkları (evde kalmak, burada özerk bir hayat kurmak) dahi yaşayamazken nasıl ileride hayatımı idame ettireceğimi bilmiyorum. Bununla birlikte, KYK yurdunda saat 23.30’dan sonra dışarıya çıkmak bile yasakken... Buradaki özgürlükleri de aslında tartışmak gerekiyor tabii. Benim durumumun dışında hiç barınamayan insanları da düşünüyorum ve üzülüyorum. Onlar eğitim hakkından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Bu nedenle “Barınamıyoruz Hareketi” aslında eğitim hakkı için de büyük bir mücadeleyi ifade ediyor.
Hem bu eylem üzerine hem de bunla sınırlamaksızın kendi kişisel tarihiniz, duygu ve düşünceleriniz ölçeğinde “ev”in yeri nedir? Ev sizin için ne ifade ediyor?
Ev benim için özel alanı ifade ediyor, kendi kendine kalabileceğin kişisel bir alan. Bu nedenle de özgürlüğü ifade ediyor. Evin içinde bir alanın olduğunda daha rahat edebiliyorsun, istediğini yapabiliyorsun. Tabii, ekonomik olarak bir rahatlıktan bahsetmiyorum. Dışarıda sürekli yasaklar ve kurallar var ama evin içinde senin kendine ait kuralların var. Bu nedenle evde kendi otoritemi hissediyorum. Ev özel bir alan ve evin içinde kendimi güvende hissediyorum, istediklerimi yapabiliyorum.
Görüş II ● Ahmet Furkan Polatkan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Barınamıyoruz Hareketi ve bu eyleminiz size ne ifade ediyor?
Eylemin biçimi nesnel bir gerçekliğin yansımasını ifade ediyor. Yalnızca Türkiye’de değil, küresel düzeyde bir gerçekliğin yansımasını. Kapitalist üretim tarzı ve onun yarattığı toplumun temeli olan özel-mülkiyetin çelişkilerini ifade ediyor. Dev sermaye birikimleri ve kaynakların ortasında barınma sorununun yaşandığını, insanların sokakta yaşamak zorunda kalmasını ifade ediyor. Barınma sorunu yalnızca evsiz, yurtsuz olunca, sokakta yaşayınca kendisini gösteren bir sorun değil. İnsani koşullarda barınamamak da yani başımızı sokacak bir çatı bulup elimizdeki avucumuzdaki her şeyi oraya vermek ve buna rağmen kötü koşullarda yaşamak da buna dahil. Bu bakımdan yığınların, milyonların durumuyla özdeşlik kuruyoruz. Hem de en tabandan. Sokakta, parkta yatarak yapıyoruz bunu. Yoksulluğun önemli bir fenomenini içeriyoruz. Hareket dünyadaki ve özel olarak da Türkiye’deki irrasyonel bu düzene karşıtlığı ifade ediyor.
Hem bu eylem üzerine hem de bunla sınırlamaksızın kendi kişisel tarihiniz, duygu ve düşünceleriniz ölçeğinde “ev”in yeri nedir? Ev sizin için ne ifade ediyor?
Bana göre ev evrensel bir insan hakkının, barınma hakkının somutlaştığı, mekânsal bir karşılığı olan yerdir. Dolayısıyla ev politiktir. Evden yalnızca politik olanı anlamıyoruz, onla politik bir ilişki kuruyoruz. Evin her şeyden önce ve anlamlı yeri budur ve bunu ifade eder. Geriye kalan her şey, eve yüklediğimiz anlamlar, evle kurduğumuz ilişki, evimizi sevmemiz ya da benimsememiz bu hakka erişimin arkasına dizilir. Ben çocukken 80’lerde yapılmış bir işçi mahallesinde yaşıyordum. Tüm mahalle aynı türden 4 katlı binalardan oluşuyordu. Herkesin aşağı yukarı özdeş olduğu, eşit olduğu bir yer burası. Bugün öyle değil, gökdelenlerin altında gecekondular, yoksulların yaşadığı mahalleler var. Her şey birbirine karışmış durumda. Bizim mahallemiz farklı olana erişimin kısıtlı olduğu bir yerdi. 14 yaşına kadar burada yaşadım ve ayrılık benim için çok zordu. Taşındıktan sonra hâlâ her hafta eski mahalleme giderdim çünkü beni ben yapan her şey oradaydı ve evimdeydi. Mahallenin kendisi evdi benim için. İstanbul’da Gazi Mahallesine ilk gittiğimde de aynı şeyi hissetmiştim ve çabuk uyum sağlamıştım. Orada kaldığım evden bağımsız olarak mahalle de evdi benim için. Mekânla kurduğunuz ilişki o mekânın sizdeki hafızasıyla, kültürü ve tarihiyle birlikte şekilleniyor. Atfettiğimiz anlam ve değerleri buna göre oluşturuyoruz. Bir mekân olarak ev de bunu içeriyor. Üstelik evi politik olarak düşününce bu çok daha fazla zenginleşiyor. Belirli bir azınlığın belki de yüzlercesine sahip olduğu, üzerinden para kazandığı yer olarak ev belirli bir kesim içinse henüz deneyimlenmemiş bir alanı ifade ediyor. Ev bir yaşam ve deneyim alanı, bir hak. Ev bizler için esas anlamını bunun üzerine gelişen mücadelede kazanıyor.
Görüş III ● Sera Yağmur Sonat, İstanbul Teknik Üniversitesi
Barınamıyoruz Hareketi ve bu eyleminiz size ne ifade ediyor?
Artık bıçağın kemiğe dayandığını hissediyorum. Yıllardır zorluk çeken öğrencileriz biz, aldığımız KYK burs veya kredileri yetmiyor. Bu nedenle okulu bırakan insanlar var. Yani ya ders çalışacağız ya da bir işte çalışacağız. Burs almak da çok zor. Tüm bu problemler de son zamanlarda derinleşmiş durumda görünüyor. Pandemide yurtların yapılmaması bizim için çok büyük bir sorun oldu. Örneğin İTÜ’de 2000 öğrenci hâlâ sıra bekliyor. Durumun ne kadar vehamet altında olduğu buradan da görülüyor. Bunun için yurt yapılsın istiyoruz. Yurt olmadığı için, eve çıkamadığı için ailesinin, akrabasının evine mahkûm kalan öğrenciler var. Bu özellikle kadın öğrenciler için çok zor. Bununla beraber cemaat yurtlarına gitmek zorunda kalan insanlar var. Bu sene ben de burs bulamasaydım İstanbul’da kalamayacak, okuluma devam edemeyecektim. Bu gibi nedenlerle barınamama bizim baskın ve birincil sorunumuz. Buna bağlı olarak taleplerimizi gerekli yerlere iletmemizi sağlayacak bir eylem sürecine girdik ve kendi dayanışma alanlarımızı da oluşturduk. Bütün barınamayanların derhal yerleştirilmesi için çabalıyoruz. Vakıflara değil, İTÜ’ye ait yurtların yapılmasını istiyoruz ve Barınamıyoruz Hareketi benim için bu mücadeleyi temsil ediyor.
Hem bu eylem üzerine hem de bunla sınırlamaksızın kendi kişisel tarihiniz, duygu ve düşünceleriniz ölçeğinde “ev”in yeri nedir? Ev sizin için ne ifade ediyor?
Ev benim için anılarla, sevdiğim insanlarla dolu olan, kendimi içinde güvende hissettiğim, huzur dolu bir yer... Ev benim için daha çok romantik bir yer. Ev dediğimde temelde aklıma çocukluğumdaki o ilk ev geliyor. Arkadaşlarımla, eski komşularımızı hatırlıyorum. Ev dediğimde korkmadan yürüyebildiğim, yeşilliği gördüğüm, çiçekler olan bir yer ve tahta kokusunu hatırlıyorum.
Görüş IV ● Sümeyra İstekli, İstanbul Medeniyet Üniversitesi
Barınamıyoruz Hareketi ve bu eyleminiz size ne ifade ediyor?
Her sene, öğrencilerin barınma sorunu giderek artıyor. Şu anki barınamama sorunu sadece tek bir yılın sorunu değil, tam aksine yıllar boyu kötüye giden ekonomi, denetimsiz bir şekilde sayıları artan ve öğrencilerine yurt imkânı sunmayan üniversiteler ve de her fırsatı suiistimal eden ev sahiplerinin denetimini üstlenmeyen devletin sorunudur. Biz, öğrenciler olarak senelerdir biriken bu sorunlara artık sessiz kalamıyoruz, bu durumun artık denetlenmesi gerekiyor. Bunu üstlenecek olan kişiler biz değiliz ama sesimizi çıkarmak zorundayız. Kaldı ki, hâlâ üniversiteye geçinemediği için gelemeyen bir sürü arkadaşım var. Bu duruma ne biz ne de devlet sessiz kalamaz. Şu an bu soruna ses çıkarmaya çalışan hareket Barınamıyoruz Hareketi’dir. Bu hareketin benim için anlamı budur.
Hem bu eylem üzerine hem de bunla sınırlamaksızın kendi kişisel tarihiniz, duygu ve düşünceleriniz ölçeğinde “ev”in yeri nedir? Ev sizin için ne ifade ediyor?
Şu an Üsküdar’da yaşıyorum. Altında bulunduğum bir çatı var ama kira sıkıntısı, faturalar ve yaşadığım binanın dezavantajlarını düşününce buraya ev diyemiyorum. Çünkü bence ev, sadece bir çatı değil, içinde güvenle yaşayabileceğim bir alan olmalıdır. Ülke genelindeki barınma sorunu sadece bir çatı sorunundan ibaret değil, aynı zamanda içinde bulunduğumuz ekonomik durum dolayısıyla geçim zorlukları yaşamayı da kapsamaktadır. Ben de pek çok öğrenci gibi bu zorlukları yaşayan insanlardan birisiyim. Şu an üniversite okuyorum, bölümümden dolayı yeterince kitap ve ders materyali masrafıyla uğraştığım yetmiyormuş gibi bir de yüksek faturalar ve kira ile baş etmek zorunda kalıyorum. Üniversite okuyan bir öğrenci sadece sınavlarını geçmeye çalışmamalıdır, ayrıca bir sosyal hayat da edinmelidir ve bu zaruri bir durumdur. Üniversite sadece bir meslek edinme kurumu değil, öğrencilerini her anlamda hayata hazırlayan bir kurum olmalıdır. Elimize geçen burslar kira ödemeye bile yetmiyorken asgari ücretle bize destek olmaya çalışan ailelerimize bunun üstüne bir de sosyal gereksinimlerimizin yükünü yükleyemiyoruz. Devlet de esnaf da ev sahipleri de bizim para kazanan insanlar olmadığımızın farkına varamıyorlar. Bu geçimsizlik içerisinde insan sığınabileceği, ev olarak kabul edebileceği bir yer arıyor. Benim için ev yukarıda saydığım sorunları düşünmeden yaşayabileceğim güvenli bir alandır. Direnişimizin amacı da bizim bu güvenli alana ihtiyacımız olduğunu devlete fark ettirebilmektir.
Görüş V ● Ebru Sert, Yıldız Teknik Üniversitesi
Barınamıyoruz Hareketi ve bu eyleminiz size ne ifade ediyor?
Barınamıyoruz Hareketi benim için bildiğim bir gerçekliği göz önüne getiren, konuşulmasını sağlayan ve çözüme dair bir şeyler sunan bir hareket. Bir kurtarıcı olmaktan ziyade beni, bizi temsil ediyor benim için. Herkes barınamıyor veya barınma sorununun farkında ve bir şeyler yapmak için emeğini, zamanını, fikrini veriyor. Bu benim için çok kıymetli. Çünkü uzun yıllardır bireysel yakınmaların önüne geçtiğimiz bir durum söz konusu değil. Hep şikâyet edip bir kurtarıcı beklendiğini düşünüyorum. Şimdi ise kurtarıcı olmadığının bilinciyle herkes çaba sarf ediyor. Elinden ne geliyorsa onu yapıyor. Böyle çarpıcı bir gerçekliğin barınamıyoruz nöbetleriyle bütün çıplaklığıyla göz önüne serilmesi çok kıymetli. Hareketin içindekiler değil de böyle bir hareket olması benim için bir kurtarıcı niteliğinde aslında.
Hem bu eylem üzerine hem de bunla sınırlamaksızın kendi kişisel tarihiniz, duygu ve düşünceleriniz ölçeğinde “ev”in yeri nedir? Ev sizin için ne ifade ediyor?
Ev benim için bazen kaçtığım bazen de kaçındığım yer aslında. Başını sokacak bir çatıdan, etrafındaki dört duvardan daha fazla anlamı var benim için. Ya da en azından olmak zorunda hissediyorum. Bağ kurmak, evde olmaktansa evde hissetmek benim için önemli. Bu aidiyeti kurmak hep mümkün olmasa da en azından bu aidiyeti aramak bana önemli geliyor.
Barınamıyoruz Hareketi ve eylemlilikleri açısından da ev en kaba hâliyle içine girilecek dört duvar ve bir çatı olsa da aslında eylemlerimiz yaşamak üzerinden kurulu. Örneğin KYK yurdunda kalan arkadaşlarımızın eylemlilikleri barınmak, sadece kafanı sokabilecek bir çatın olması demek değildir, diyerek devam ediyor. Burada sadece kalacak yer bulmaktan değil, nitelikli yerlerde kalmaktan, yani insanca yaşamaktan bahsediyoruz. Keza niteliksiz, geçici bir yere kurulabilecek maksimum aidiyet ile nitelikli bir yere kurulabilecek aidiyet hakkında da fark var. Sonuç olarak ev benim için benliğin yeniden üretimini, kendi alanını yönetebilmeyi ve yaşayabilmesi ifade ediyor diyebilirim.
Görüş VI ● Vedat Akdemir, Atık Kâğıt İşçisi
Barınamıyoruz Hareketi ve bu eyleminiz size ne ifade ediyor?
Barınamıyoruz hareketi, biz insanların en temel yaşama hakkı olan barınma hakkı elimizden alındığı için bu haksızlığa karşı çıktığımız bir harekettir. Bunu söylüyoruz: Hiçbir insanın hiçbir canlının barınma hakkı elinden alınamaz. İnsanların barınma hakkını ellerinden alanlar yapılabilecek en büyük suçu işlemiştir.
Hem bu eylem üzerine hem de bunla sınırlamaksızın kendi kişisel tarihiniz, duygu ve düşünceleriniz ölçeğinde “ev”in yeri nedir? Ev sizin için ne ifade ediyor?
Ev benim için yuvayı temsil eder. Bir yere karşı aidiyet hissediliyorsa orası sizin eviniz, yuvanızdır. Ev sadece içinde doğdunuz yaşadığınız yer değildir; ev vatanınızdır, memleketinizdir. Ev sevdiğiniz kişidir. Kendinizi mutlu hissettiğiniz her yerdir ev. Ev o kadar önemli bir şeydir ki Kürtçede aşk kelimesinin karşılığı “evin’dir.” Ve ev her şeydir.
Görüş VII ● Nihal, Ankara Üniversitesi
Barınamıyoruz Hareketi ve bu eyleminiz size ne ifade ediyor?
Barınamıyoruz Hareketi’nin yaptığı barınma gibi yakıcı bir sorunu doğrudan iktidarın gözüne sokmaktı. Barınma sorunu her öğrencinin farkında olduğu ve yakındığı bir şeydir ancak bu sorunu bu şekilde ifade eden ve bu durumdan bıkmış olan öğrenci kitlesini harekete geçirip yanına katabilen bir eylemlik daha hiç olmadı. Sorunumuzu söyleyiş biçiminin yalınlığı da bence çok etkili oldu, “evim yok, bankta yatacağım” diyen birine ne diyebilirler ki? Buna dair bir hoca yazısında “öğrenciler değil, sorunları radikal” demişti. Bence bu söz durumu gayet iyi özetliyor. Binlerce lira isteyen özel yurtlar, berbat koşullar sunan devlet yurtları ve aşırı pahalı fiyatlara tutulan “evler” aslında radikalliği oluşturuyor.
Hem bu eylem üzerine hem de bunla sınırlamaksızın kendi kişisel tarihiniz, duygu ve düşünceleriniz ölçeğinde “ev”in yeri nedir? Ev sizin için ne ifade ediyor?
Ev benim için güvende hissettiğim, ihtiyaçlarımın eksiksiz karşılanabildiği bir alandır. “Ev”in karşılığı bende böyle olsa da yaşadığım evlerde hiçbir zaman bu özellikleri tam olarak sağlayamadım.
Görüş VIII ● Eymen Doğan, Kocaeli Üniversitesi
Barınamıyoruz Hareketi ve bu eyleminiz size ne ifade ediyor?
Barınamıyoruz Hareketi bir parti, bir sivil toplum kuruluşu veya bunlara benzer bir oluşum değildir. Barınamıyoruz Hareketi öğrencilerle kısıtlı olmayıp Türkiye’de yaşayan bütün yoksullar ve geçinemeyenlerin ortak ve en temel hak olan barınma sorununu bütün yalınlığı ile ortaya koyan ve bunu eylemselliğiyle doğrulayan bir konumdadır. Temel haklarımızdan biri olan barınma hakkımız tamamıyla bizde olmamasına binaen bunun vermiş olduğu cüret ile parklarda ve sokaklardayız.
Barınamayanlara her yerde rastlayabilirsiniz. Bazen varoş semtlerde banka önlerinde, bazen elit semtlerin köşkleri önünde ve evet isteseniz de istemeseniz de bazen yurt kapısının önünde, bazen üniversitelere en yakın parklarda rastlayabilirsiniz. Bu durum bu şekilde devam etmemeli ve insanca barınma hakkına bütün insanlar sahip olmalı mücadele amacımız ve bütün emeklerimiz bütün koşulları en insani şekilde şekillendirmek içindir. Çünkü biz inanıyoruz ki haklıyız ve dayanışma ile ördüğümüz mücadele ağlarının çözemeyeceği sorun yok...
Hem bu eylem üzerine hem de bunla sınırlamaksızın kendi kişisel tarihiniz, duygu ve düşünceleriniz ölçeğinde “ev”in yeri nedir? Ev sizin için ne ifade ediyor?
Ev dediğimiz şey aslında insanın gidip uyuduğu, yemek yediği ve temizlendiği bir mekândan daha fazlasıdır. Bazen güvende hissetmek istediğimiz zaman varlığını aradığımız gibi akşam sokaklarda kimse kalmayınca sığınabileceğimiz bir konumdadır. Zaman zaman arkamızda bırakıp öfkeli ve hırçın adımlarla uzaklaştığımız ama sonrasında bütün bir dünyanın sakinliği yüklenmiş gibi döndüğümüz yerdir aslında. Yani demem o ki hava kararınca koştura koştura yetişmeye çalıştığımız, içeri girerken dışarıyı dışarda bıraktığımız ve kendimizi yarınlara hazırladığımız yerdir. Ben burada yalnızca maneviyat perspektifi ile değerlendirdim evi. Bazen ev bir park, bir bank bazen hastane koltukları, bazen otogar banklarıdır. Bazen kaldırımlar ve kimileri için hastanelerden ibarettir. Barınamayan üniversite öğrencileri için ise, parklardır.
[1] Barınamıyoruz Eylemleri’ne dair aktüel gelişmeleri takip etmek için bkz. https://twitter.com/barinamayanlar