Geçmiş, Bugün ve Gelecek İlişkisinin Otobiyografik Bellek ve Benlik Üzerinden İncelenmesi
Demet Kara
Antalya Bilim Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Dr. Öğr. Üyesi
Sevgilinizle ilk tanıştığınızda üzerindeki kıyafetin rengi neydi? İlkokul öğretmeninizin adını hatırlıyor musunuz? Ya o şarkı, melodisi aklınızda ama adı neydi, sözleri nasıldı? Peki, en yakın arkadaşınızın doğum günü? Aradan yıllar geçti; hâlâ bisiklet sürebileceğinizi düşünüyor musunuz? Ya da daha basit bir soru soralım: Anahtarlarınızı en son nereye bıraktınız?
Bu sorulardan bir veya birkaçını kendinize pek çok kez sormuş olabilirsiniz. Bazı yanıtlar kolayca zihninizde canlanabilir. Peki, gerçekten hepsini hatırlayabilir misiniz? Bu soruların cevapları zihninizde saklı, görünmeyen bir köşede kalmış olabilir mi? Belki de gizli değiller ama doğru ipucunu bir türlü bulamadınız.
İnsanların geçmişi nasıl hatırladığı sorusu, Ebbinghaus’un (1850-1909) çalışmalarından bu yana araştırılmakta olan bir konudur. O zamandan bu yana yapılan birçok çalışma, belleği anlamamıza, işleyişine dair teoriler geliştirmemize ve hatırlama sırasında beyindeki nöral ağların nasıl etkinleştiğini keşfetmemize yardımcı olmuştur. Ayrıca belleğin sosyalleştirilmesinin nasıl sağlandığı ve kültürden nasıl etkilendiğine dair önemli sorulara da yanıtlar sunmuştur. Bu yazının ana konusu ise, epizodik belleğin bir türü olarak değerlendirilen otobiyografik bellek ve bu belleğin geçmişi, bugünü ve geleceği nasıl bir araya getirdiğidir.
Otobiyografik Bellek Nedir?
Otobiyografik bellek, kişinin geçmişte yaşadığı, kişisel olarak önemli ve duygusal açıdan yoğun anıları açık bir şekilde hatırlamasıdır (Nelson ve Fivush, 2004). Bu tür anılarda, kişi genellikle kendisini merkeze alarak olayları geçmişle bugünü bağlama ve anlama çabasıyla hatırlar ve başkalarına aktarır. Epizodik belleğin bir parçası olan otobiyografik anılarda, çoğunlukla “ne zaman, nerede, kim vardı, ne oldu, neden oldu, nasıl oldu” gibi soruların yanıtları bulunabilir (Bauer ve ark., 2007).
Otobiyografik bellek çalışmalarının odak noktası genellikle belleğin nasıl geliştiği (Howe ve Courage, 1997), hangi işlevleri yerine getirdiği (Bluck ve Alea, 2002; Hyman ve Faries, 1992), kimliğimiz hakkında neler söylediği (McAdams ve McLean, 2013) ve yaşam senaryoları olarak ortaya nasıl çıktığı (Berntsen ve Rubin, 2004) gibi konular olmuştur. Elbette, bu alan bir cümleye sığmayacak kadar geniş birçok başka konuyu da inceler. Son zamanlarda ise, bu alanlara yeni bir araştırma konusu eklenmiştir: Belleğin, gelecekte yaşanması beklenen olaylarla veya gelecek projeksiyonlarıyla ne kadar ve nasıl ilişkili olduğu.
Otobiyografik Belleğin Bugünle ve Gelecekteki Olaylarla İlişkisi
Otobiyografik belleğin, bugünkü benliğin ve kimliğin şekillenmesinde önemli bir rol oynadığı uzun zamandır bilinmekte ve çeşitli çalışmalarla ortaya konulmaktadır (Wilson ve Ross, 2003). Belleğin temel işlevlerinden biri, kişinin kendini anlaması ve ifade etmesi, anıları üzerinden geçmişteki benliğiyle aynı olup olmadığını sorgulaması ve bugün ile bağları kurabilmesidir (Bluck, 2003). Conway (2005), sıklıkla alıntılanan benlik-bellek sistemini (self-memory system) ele aldığı çalışmasında, geçmişi kişinin benliği için bir veri bankası olarak tanımlamış ve benliğin geçmişte sahip olduğu, bugün alabileceği ve hatta gelecekte olabileceği her hâlin geçmiş kaynaklı anlaşılabileceğini savunmuştur. Bu sisteme göre, kişinin bugünkü benliği (working self), kendine dair otobiyografik bilgi tabanından (autobiographical memory knowledge base) elde ettiği bilgilerle şekillenir.
Bu çalışmalara son 20 yılda eklenen yeni alan, belleğin gelecekle olan ilişkisidir. Bilindiği kadarıyla bu kavramı ilk olarak alanyazına kazandıran derleme, Atance ve O’Neill (2001) tarafından yazılmıştır. Burada, “epizodik gelecek düşünmesi” (episodic future thinking) olarak çevirebileceğimiz bu kavram, “bir olayı önceden deneyimlemek için kendini geleceğe yansıtma” şeklinde tanımlanmıştır. Araştırmacılar, bu çalışmada bu kavramın plan yapma, karar verme ve hedef gerçekleştirme gibi ilgili diğer kavramlardan farkını da açıklamışlardır. Gelecek deneyiminde kişinin, kendisini o gelecekte hissetmesi, olaya dair görsel ve işitsel detayları aktarabilmesi ve olayı önceden yaşıyormuş gibi hissetmesi gerekmektedir.
Her ne kadar geçmiş ve gelecek ilişkisine dair çalışmalar son 20 yılda hız kazansa da bu ilişkiyi yıllar önce bir hastalıktan veya kazadan sonra beyninin bir bölümüne hasar alan hastalarda yapılan çalışmalar da göstermiştir. Endel Tulving’in (1985) üzerinde çalıştığı ve belleği türlerine (semantik, epizodik, prosedürel) ayırmasına olanak tanıyan ünlü hasta K.C. ile gerçekleştirilen birkaç görüşmeyi incelemek, bu konuyu anlamak için yeterli olacaktır.
K.C.’nin durumuna kısaca bakacak olursak, kendisi geçirdiği bir motosiklet kazasından sonra hafıza kaybı yaşayan bir amnezi hastasıdır. Kazadan sonra K.C., bilişsel fonksiyonlarının çoğunu kullanabilen, hatta geçmişteki birçok şeyi hatırlayabilen bir durumdadır. Örneğin, kısa süreli belleğini kullanabilmekte ve geçmişte öğrendiği bilgileri hatırlayabilmektedir. Ancak K.C.’nin en belirgin sorunu, geçmişte yaşadığı epizodları hatırlayamamasıdır; K.C. geçmişteki olaylara dair anılarına ulaşamaz. Aşağıdaki örnek, K.C.’nin epizodik hafızasının kaybının geleceğe dair beklentilerini de etkilediğini göstermektedir. Bu, geçmişi hatırlamanın gelecekteki beklentileri şekillendirdiğine dair belki de ilk kanıttır. Bu konuyla ilgili olarak beyin ve nöral ağları inceleyen birçok çalışma tasarlanmıştır. Örneğin, Okuda ve arkadaşlarının (2003) PET kullanarak gerçekleştirdiği bir çalışmada, katılımcıların geçmişi hatırladıklarında ve gelecekle ilgili projeksiyon yaptıklarında frontal ve medial temporal loblarında farklı oranlarda da olsa benzer aktivasyonlar görülmüştür. Bu aktivasyonlar, katılımcıların semantik bilgilerini kullanmaları gereken başka bir görev sırasında gözlemlenmemiştir. Ayrıca, Addis ve arkadaşlarının (2007) gerçekleştirdiği bir beyin görüntüleme çalışmasında, katılımcıların geçmişi ve geleceği detaylı bir şekilde hatırlaması sırasında beyinlerinin medial sol prefrontal ve parietal aktivitelerinde çarpıcı benzerlikler bulunmuştur. Bu ve benzeri çalışmalar, beynin epizodik geçmiş ve gelecek olaylarını hatırlama esnasında nasıl benzer bir şekilde çalıştığını göstermektedir.
Endel Tulving ile hasta K.C. arasındaki konuşma alıntısı
E.T.: “Gelecek hakkında soruyu tekrar deneyelim. Yarın ne yapıyor olacaksın?”
(15 saniyelik bir duraklama olur.)
K.C. hafifçe gülümser, ardından “Bilmiyorum.” der.
E.T.: “Soruyu hatırlıyor musun?”
K.C.: “Yarın ne yapacağım hakkında mı?”
E.T.: “Evet. Bunu düşünmeye çalıştığında zihnindeki durumu nasıl tanımlarsın?”
(5 saniyelik bir duraklama.)
K.C.: “Sanırım boş.”
Not. Endel Tulving ile hasta K.C. arasındaki konuşma alıntısı. Tulving’den (1985) uyarlanmıştır.
Geçmişi hatırlamanın ve geleceğe projeksiyon yapmanın ilişkili olduğunu öne süren diğer bulgular, yaşın etkisini inceleyen çalışmalardan elde edilmiştir. Örneğin, Addis ve arkadaşları (2011) yürüttükleri bir çalışmada, kişilerin geçmiş ve gelecek olayları anlatma biçimlerinin yaşa bağlı olarak paralellikler gösterdiğini bulmuşlardır. Yaşlı yetişkinler, genç yetişkinlere göre geçmiş olayların özüne dair daha az detay vermişlerdir. Üstelik aynı örüntü, gelecekteki olaylar için de gözlemlenmiştir. Bu durum, geçmiş ve geleceğin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve yaş faktörü gibi dış mekanizmalardan aynı düzeyde etkilendiğini göstermektedir. Devam eden bölümlerde, bu benzerliklere dair farklı çalışmalara yine değinilecektir.
Gelecekte Yaşanması Beklenen Olayların Özellikleri
Peki, gelecekte gerçekleşmesi beklenen bu olayların özellikleri nedir? Şimdi bunu okumaya ara verip sizden gelecekte olmasını beklediğiniz birkaç olay yazmanızı istesem, acaba ortaya ne çıkar? Belki gerçekten de okumaya kısa bir ara verip bunu deneyebilirsiniz.
Çalışmalardan elde edilen bilgilere bakıldığında, gelecekte gerçekleşmesi beklenen olayların, geçmiş olaylarla bazı benzerlikler taşıdığı, ancak yer yer onlardan ayrıştığı söylenebilir. İlk olarak, gelecekte gerçekleşmesi düşünülen olayların büyük ölçüde olumlu bir nitelik taşıdığı dikkat çekmektedir. Buna dair yapılan birçok çalışmada, gelecekteki olayların duygusal olarak diğer olaylardan (geçmiş olaylar, karşı olgusal düşünceler [counterfactual thoughts]) daha olumlu olduğu bulunmuştur (Berntsen ve Bohn, 2010; Özbek ve ark., 2020). Bununla birlikte, bu olaylar görsel ve işitsel detaylar açısından geçmiş olaylara göre daha düşük bir değerlendirme almıştır. Aynı çalışmalarda ortaya konan bir başka özellik ise gelecekte gerçekleşmesi beklenen olayların kültürel yaşam senaryolarıyla (kültürel olarak paylaşılan ve bir kişinin yaşamında belirli bir zaman çizelgesinde yaşanması beklenen olaylar [cultural life scripts; Berntsen ve Rubin, 2004]) uyumlu temalar sunmasıdır. Örneğin, göçmenlerle yürütülen bir çalışmada en sık karşılaşılan temalar, çocukların geleceği, çocuk yapmak, ev satın almak, kalıcı izin veya oturum izni almak, emeklilik, seyahat ve akademik yaşam etrafında şekillenmiştir (Kara ve Bohn, 2023). Buna karşın, sağlık problemleri veya ölüm gibi temalar ise listenin sonlarında ve nadiren yer almıştır.
Bu ilişkiye diğer yönden baktığımızda da benzer bir etkinin görüldüğünü söylemek mümkündür. Birbirini takip eden iki çalışmada, araştırmacılar hayali gelecek ve geçmiş senaryolarının bireylerin hatırlama performansı üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Sonuçlar, geçmiş veya gelecekteki hayali olayların olumlu olduğu durumlarda katılımcıların hatırlama performanslarının daha iyi olduğunu göstermiştir. Ancak bu olaylar olumsuz olduğunda, hatırlama performansında bir düşüş yaşandığı gözlemlenmiştir (Ünal ve Beşken, 2020).
Peki, kişilerin gelecek olayları bu kadar olumlu bir şekilde değerlendirmelerinin nedenleri neler olabilir?
Bir açıklama, bireylerin olumluluk illüzyonu içerisinde olmalarıdır (Berntsen ve Bohn, 2010). Geleceğe dair beklentilerinin daha olumlu olması, bireylerin motivasyonlarını artırıcı etkiler gösterebilir ve bu durum, hayatın her alanında daha aktif ve girişken hamlelerde bulunmalarına katkı sağlayabilir. Şüphesiz ki, bunun yaşamsal bir önemi vardır. Yapılan bir çalışmada, kişilerin geleceğe dair beklentilerinin benliği yükseltme/yüceltme (self-enhancement) ihtimaline dair testler gerçekleştirilmiştir (Salgado ve Berntsen, 2020). Bu çalışmada, katılımcılardan kendileri ve tanıdıkları için geleceğe dair çeşitli olaylar üretmeleri istenmiştir. Sonuçlara göre, katılımcılar hem kendileri hem tanıdıkları için, ama özellikle kendileri için, sıkça olumlu olaylar tasarlamışlardır. Ayrıca, katılımcılar gelecekte gerçekleşmesi beklenen olayların olumlu olduğunda bugüne daha yakın, olumsuz olduğunda ise bugünden daha uzak olacağına dair atıflarda bulunmuşlardır. Bu da olumluluk illüzyonunun yanı sıra, gelecekteki olayların olumlu olmasının benliği koruma ve yükseltme rolü üstlendiğini göstermektedir.
Gelecek olaylarının ne kadar geleceğe atfedildiği de önemli bir konudur. Araştırmalar, katılımcıların ortalama olarak 6-7 yıllık bir süre zarfında geleceğe atıfta bulunduklarını göstermektedir (Salgado ve Berntsen, 2020). Burada yalnızca kaç yıl ileriye gidildiği değil, aynı zamanda bu olayların özelliklerinin nasıl değiştiği de dikkate değerdir. Yukarıda da belirtildiği gibi, beklenen olayların süresi kısaldıkça olumlu değerlendirme oranları artmaktadır. Ancak, olayların yıl aralığı uzadıkça, yani daha ileri bir gelecekte gerçekleşmesi beklendikçe, canlılık ve görsel-işitsel detaylar gibi bazı özelliklerde de belirgin bir düşüş gözlemlenmektedir (Berntsen ve Bohn, 2010).
Gelecek olaylarının bir diğer önemli özelliği, kişinin benliğindeki merkeziyetine ilişkindir. Gelecek ve geçmiş olayları karşılaştıran çalışmalar, katılımcılara bu olayların hayatlarında ne kadar önemli olduğunu ve hayat hikâyelerinde veya kimliklerinde ne kadar merkezi bir yere sahip olduğunu ölçmek için çeşitli takip soruları yöneltmiştir. Elde edilen sonuçlar hem geçmiş hem de gelecek olaylarının bu sorularda benzer değerlere sahip olduğunu (Özbek ve ark., 2020) veya gelecek olaylarının daha yüksek değerlere işaret ettiğini göstermiştir (Berntsen ve Bohn, 2020). Yani, kısmen de olsa gelecekte yaşanması beklenen olaylar benlik için daha büyük bir öneme sahiptir.
Bu sonuçlar, geçmiş ve geleceğin şimdiki benlikle olan ilişkisini anlamak için yol göstericidir. Yukarıda da belirtildiği gibi, bir kişinin şu anda kendisini nasıl gördüğü, geçmiş deneyimlerinde saklıdır. Kişi, şu anda kim olduğunu anlayabilmek için geçmişteki otobiyografik bilgilere başvurur (Wilson ve Ross, 2003). Dolayısıyla, kişinin mevcut benlik tanımları geçmişte yaşadıklarıyla ilişkilidir. Örneğin, bir çalışmada katılımcıların bir kısmına sosyal bir dışlanma deneyimledikleri bir anıyı, diğer gruba ise tersine, bir gruba dâhil edildikleri bir anıyı hatırlamaları görevi verilmiştir. Sonuçlar, dışlanma anısı hatırlayanların benlik devamlılığının (kişinin geçmiştekiyle aynı kişi olduğu ve zaman içerisinde bir devamlılığa sahip olduğu inancı [Sedikides ve ark., 2023]) dâhil olma anısını anlatanlara göre daha düşük olduğunu göstermiştir (Jiang ve ark., 2021). Geçmiş ve mevcut benlik arasındaki ilişkinin incelendiği bir başka çalışmada ise, katılımcıların benlik farkındalığı (kişinin kendine dair inançlarının ne ölçüde açık ve güvenli bir şekilde tanımlandığı, benliğin zaman içinde bir düzeyde istikrarlı ve tutarlı kaldığı inancı [Campbell ve ark., 1996]) manipüle edilerek, otobiyografik anı veya toplumsal anı yazmaları istenmiş ve hangi tür anıyı yazmak istediklerine dair tercihleri ölçülmüştür (Jiang ve ark., 2020). Sonuçlar, benlik farkındalığı manipüle edilerek düşürülen grubun otobiyografik anı yazmayı daha çok istediklerini ortaya koymuştur. Bu durumda, kişilerin mevcut benliklerine olan inançları sarsıldığında, geçmişlerine dönüp bunu geri kazanma veya onarma ihtiyacı hissettikleri anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi, bu ilişki tek yönlü değildir. Kişinin şu anki benliği, geçmişten neyi hatırladığı ve nasıl hatırladığını şekillendirir. Örneğin, kaygı ve/veya depresyon gösteren hastalarla sağlıklı bireylerin geçmişi nasıl hatırladığı ve geleceğe dair projeksiyonlarının karşılaştırıldığı bir çalışmada ilginç bulgular elde edilmiştir (Mathersul ve Ruscio, 2019). Katılımcılardan bir hafta boyunca elde edilen verilere göre, klinik gruptaki katılımcıların kontrol grubuna kıyasla negatif duygulanım içerikli anıları, pozitif duygulanım içerikli anılara göre daha çok hatırladığı görülmüştür. Aynı etki, geleceğe dair beklentiler için de geçerlidir. Yani, klinik gruptaki kişiler, geleceklerinde daha çok negatif duygulanımlı olay beklerken, klinik olmayan grup pozitif duygulanımlı olaylar için yüksek beklenti göstermiştir. Bu çalışma, şimdiki benliğin geçmişi ve geleceği şekillendirdiğini önemli bir şekilde ortaya koymaktadır.
Kişinin şu anki benlik anlayışı, sadece geçmişi nasıl hatırladığını değil, aynı zamanda gelecek beklentilerini de etkiler. Kişiler, şu andan itibaren gelecekte nasıl bir hayatları olacağına dair beklentilere girerler ve bu durum, mevcut hayatlarıyla doğrudan ilişkilidir. Yapılan bir dizi çalışmada, kişilerin mevcut özgüven seviyelerinin gelecekte yaşamayı bekledikleri olayların olumluluğunu yordadığı (D’Argembeau ve van der Linden, 2012) ve gelecekte yaşanması beklenen olayları daha kolay ve detaylı hatırlayabilmelerine yardımcı olduğu (D’Argembeau ve Mathy, 2011) gösterilmiştir. Yani, kişinin şu anki benlik algısı, gelecekteki olayları öngörebilmesine ve gelecekten olumlu olaylar beklemesine etki etmektedir.
Sonuç
Sonuç olarak vaka analizlerinden başlayıp beyin görüntüleme ve davranışsal ölçümlerle devam eden çalışmalar, geçmiş, bugün ve geleceğin birbiriyle derin bir bağ içinde olduğunu göstermektedir. Geçmiş deneyimlerimiz bugünkü benliğimizi şekillendirirken, bugünkü benliğimiz de geçmişi ne şekilde hatırladığımızı ve nasıl yorumladığımızı etkiler. Öte yandan, bugünkü benliğimiz geleceğe dair beklentilerimizi şekillendirir; gelecekteki olaylar da bugünkü benliğimiz açısından daha merkezi bir konumda algılanır. Bu bulgular, geçmiş ve geleceğin bugünkü benlik üzerinden birbirine bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, yapılan araştırmalar geçmiş ve gelecek arasında doğrudan bir paralellik olduğunu, özellikle epizodik hatırlamanın geleceğe dair projeksiyonlarla yüksek bir benzerlik taşıdığını desteklemektedir. Otobiyografik belleğin, son yıllarda hız kazanan bir alanı olan “gelecek olay beklentisi,” deneyimlerimizin bugünü ve geleceği nasıl belirlediğini görmemize olanak tanır. Bu çalışmalar hem teorik yaklaşımlarımızı hem de beynin yapısına ve beyin-bellek ilişkine dair bilgilerimizi derinleştirirken, geleceğe olumlu bakmanın işlevsel yönlerini değerlendirmemizi sağlamaktadır.
Kaynaklar
Addis, D. R., Roberts, R. P. ve Schacter, D. L. (2011). Age-related neural changes in autobiographical remembering and imagining. Neuropsychologia, 49(13), 3656-3669.
Addis, D. R., Wong, A. T. ve Schacter, D. L. (2007). Remembering the past and imagining the future: Common and distinct neural substrates during event construction and elaboration. Neuropsychologia, 45(7), 1363-1377.
Atance, C. M. ve O’Neill, D. K. (2001). Episodic future thinking. Trends in Cognitive Sciences, 5(12), 533-539.
Bauer, P. J., Burch, M. M., Scholin, S. E. ve Güler, O. E. (2007). Using cue words to investigate the distribution of autobiographical memories in childhood. Psychological Science, 18(10), 910-916.
Berntsen, D. ve Bohn, A. (2010). Remembering and forecasting: The relation. Memory & Cognition, 38(3), 265-278.
Berntsen, D. ve Rubin, D. C. (2004). Cultural life scripts structure recall from autobiographical memory. Memory & Cognition, 32(3), 427-442.
Bluck, S. (2003). Autobiographical memory: Exploring its functions in everyday life. Memory, 11(2), 113-123.
Bluck, S. ve Alea, N. (2002). Exploring the functions of autobiographical memory: Why do I remember the autumn?. J. D. Webster ve B. K. Haight (Ed.), Critical advances in reminiscence work: From theory to application içinde (ss. 61–75). Springer Publishing.
Campbell, J. D., Trapnell, P. D., Heine, S. J., Katz, I. M., Lavallee, L. F. ve Lehman, D. R. (1996). Self-concept clarity: Measurement, personality correlates, and cultural boundaries. Journal of Personality and Social Psychology, 70(1), 141-156.
Conway, M. A. (2005). Memory and the self. Journal of Memory and Language, 53(4), 594-628.
D’Argembeau, A. ve Mathy, A. (2011). Tracking the construction of episodic future thoughts. Journal of Experimental Psychology: General, 140(2), 258-271.
D’Argembeau, A. ve van der Linden, M. (2012). Predicting the phenomenology of episodic future thoughts. Consciousness and Cognition, 21(3), 1198-1206.
Howe, M. L. ve Courage, M. L. (1997). The emergence and early development of autobiographical memory. Psychological Review, 104(3), 499-523.
Hyman, I. E. ve Faries, J. M. (1992). The functions of autobiographical memory. M. A. Conway, D. C. Rubin, H. Spinnler ve J. W. A. Wagenar (Ed.), Theoretical perspectives on autobiographical memory içinde (ss. 207-221). Kluwer Academic.
Jiang, T., Chen, Z., Wang, S. ve Hou, Y. (2021). Ostracism disrupts self-continuity. Personality and Social Psychology Bulletin, 47(9), 1390-1400.
Jiang, T., Chen, Z. ve Sedikides, C. (2020). Self-concept clarity lays the foundation for self-continuity: The restorative function of autobiographical memory. Journal of Personality and Social Psychology, 119(4), 945-959.
Kara, D. ve Bohn, A. (2023). Personal future projections of immigrants: What is the effect of remembering the past? Special Interest Conference on Narrative Identity: Insights from Research to Practice [Poster Bildiri]. University of Lille.
Mathersul, D. C. ve Ruscio, A. M. (2020). Forecasting the future, remembering the past: Misrepresentations of daily emotional experience in generalized anxiety disorder and major depressive disorder. Cognitive Therapy and Research, 44(1), 73-88.
McAdams, D. P. ve McLean, K. C. (2013). Narrative identity. Current Directions in Psychological Science, 22(3), 233-238.
Nelson, K. ve Fivush, R. (2004). The emergence of autobiographical memory: A social cultural developmental theory. Psychological Review, 111(2), 486-511.
Okuda, J., Fujii, T., Ohtake, H., Tsukiura, T., Tanji, K., Suzuki, K., ... ve Yamadori, A. (2003). Thinking of the future and past: The roles of the frontal pole and the medial temporal lobes. Neuroimage, 19(4), 1369-1380.
Özbek, M., Bohn, A. ve Berntsen, D. (2020). Characteristics of personally important episodic memories, counterfactual thoughts, and future projections across age and culture. Applied Cognitive Psychology, 34(5), 1020-1033.
Tulving, E. (1985). Memory and consciousness. Canadian Psychology/Psychologie Canadienne, 26(1), 1-12.
Salgado, S. ve Berntsen, D. (2020). My future is brighter than yours: The positivity bias in episodic future thinking and future self-images. Psychological Research, 84(7), 1829-1845.
Sedikides, C., Hong, E. K. ve Wildschut, T. (2023). Self-continuity. Annual Review of Psychology, 74(1), 333-361.
Ünal, B. ve Besken, M. (2020). Blessedly forgetful and blissfully unaware: a positivity bias in memory for (re)constructions of imagined past and future events. Memory, 28(7), 888-899.
Wilson, A. ve Ross, M. (2003). The identity function of autobiographical memory: Time is on our side. Memory, 11(2), 137-149.