Hayatımızı Yöneten Kokular


Cantürk Akben

Bolu Abant İzzet Baysal Üniv.

Dr. Öğr. Üyesi

 

Koku duyusu, sahip olduğumuz beş temel duyu içerisinde en geri planda tuttuğumuz ve diğerleri kadar kullanmadığımız bir duyudur. Belki de bir tanesini kaybetmek durumunda kalsak ve seçim bizim elimizde olsa neredeyse herkesin feda edeceği duyudur koku. Bu geri planda tutmanın bir kefareti olarak zaman zaman koku duyusuna çok ilginç atıflarda da bulunabiliyoruz. Ten kokusunun ne kadar önemli olduğu, bazı kokuların nasıl da anıları canlandırdığı ve hatta bir duygu seline neden olduğu gibi söylemler de günlük hayatın içerisinde karşılaştığımız manzaralar olabiliyor. Şöyle bir düşünürseniz, koku duyusu ile ilgili bir sohbet ortamı meydana geldiğinde büyük ihtimalle ortamdaki insanlar bu duyunun farklı farklı pozitif özelliklerini sıralayacaklardır. Peki bu duyu ile ilgili ne kadar bilgiye sahibiz? Neden diğer duyularımız kadar net bir duyudan söz edemiyoruz ve neden hakkında konuştuğumuz “bilgi”lerin çoğu aslında muğlak bilgiler. Bu yazının amacı biraz bu duruma değinmektir. Kokular ile ilgili “gerçek” ve “efsane” arasındaki çizgiyi biraz daha görünür hâle getirmektir. Bunun için de iyi bir yol önerisi olarak kokularla ilgili duymaya aşina olduğumuz söylemlerimiz üzerinden gidebiliriz. Yani bilimsel bulgulardan tek tek yola çıkarak bir tümevarım yapmaktansa hâli hazırda var olan olguları bilimsel bulgularla destekleyerek tümdengelim yapabiliriz.

“Bu koku bana bir şeyleri anımsatıyor.”

Evet! Bazı kokular bazılarına bir şeyleri anımsatır. Burada üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir durum gördüğümüz her görsel için neden böyle bir söylemde bulunmadığımızdır. Neden kokuyu olduğu hâliyle yaşamaktan ziyade onun bellekteki yansımalarını yaşarız? Aslında bu sorunun birden çok cevabı bulunmaktadır. Birincisi, klişe bir cevap olarak koku duyumuzun diğer duyularımıza oranla nispeten daha ilkel olduğunu söyleyebiliriz. Bundan dolayı da aslında duyduğumuz karmaşık bir kokuyu kolayca ayırt etmekte zorlanırız. Yani burnumuzdan beynimize giren uyarıcıyı anlamlandırmak diğer duyularımıza oranla daha zordur ve biz eksik parçaları bir şekilde doldurmak zorunda kalırız. Yine de bu tatmin edici bir açıklama değildir. Günlük söylemlerden yola çıkarak bir irdeleme yaparsak pek çok kişi bir koku duyduğunda onun yaşattığı hissiyat ya da duygudurum ile ilgilenmektedir. Buradan da kokuların çeşitli anıları bellekten geri getirdiği gibi bir düşünce çıkar. İşte bu doğrudur. Kokular gerçekten de maruz kalındığında daha önce koşullandığı bazı anıları bellekten geri getirebilir.

Kokuların bu özelliğini daha teknik bir şekilde izah etmek gerekirse otobiyografik bellekten geri getirmede kokuların işlevsel bir uyarıcı olduğunu söyleyebiliriz (Chu ve Downes, 2000, 2002; Rubin, Groth ve Goldsmith, 1984). Hatta yetişkin bir bireyin 6-10 yaşlarındaki anılarını dahi geri getirebildiği bir gerçektir (Chu ve Downes, 2000). Özellikle duygusal olarak pozitif anıları geri getirmede kokular görsel bir uyarandan bile daha işlevsel olabilir (Rubin, Groth ve Goldsmith, 1984). Daniels ve Vermetten’in (2016) yapmış olduğu bir derlemede kokuların duygusal bağlamda çok iyi bir bellekten geri getirme aracı olduğundan söz edilmektedir. Özetle “Bu koku bana bir şeyleri anımsatıyor.” söylemi yanlış değildir. Özellikle de anıların duygusal kısımlarından söz ediyorsak…

Peki kokuların bize anımsattığı şeylerin her zaman farkında mıyız? Yoksa farkında olmadan da günlük hayatımızda kokuların bize dokunuşları oluyor mu? Bu sorunun cevabı için de “Evet!” diyebiliriz. Hatta uykudayken bile kokuların “hayatımızı yönettiği” söylenebilir. Ritter, Strick, Bos, Van Baaren ve Dijksterhuis (2012) tarafından yürütülen bir çalışmada üzerine düşünülmesi gereken bazı bilgiler katılımcılara sunulurken ortama bir koku sıkılmıştır. Yani bilgi ile koku eşleştirilmiştir. Katılımcıların gece uyurken aynı kokunun tekrar sunulması sayesinde ertesi gün gerçekleştirilen yaratıcılık görevinde (üzerine düşünülmesi gereken konu hakkında) yüksek performanslar gösterdikleri bulunmuştur. Biz uyurken bile kokular hayatımıza dokunmaya devam etmiştir. Benzer bir çalışmayı biz de gerçekleştirdik (Akben ve Coşkun, 2019). Bir beyin fırtınası görevinde katılımcılara yardımcı olabilecek bazı kelimeleri beyin fırtınasından yaklaşık 10 dakika önce katılımcılara bir metin içerisinde ve gizli bir şekilde sunduk. Bunu yaparken ortama bir mandalina kokusu sıktık. Beyin fırtınası oturumunun ise tam yarısında (toplamda 12 dakika) aynı kokuyu tekrar ortama sıktık. Sonuç olarak ilk yarıdan ikinci yarıya geçildiğinde katılımcıların performansı düşerken aynı kokuyu iki kez alan katılımcılarda performans düşüşü görece daha az bulunmuştur. Kokunun eşleştirildiği uyarıcı çok yakın zamanda ve hatta örtük bir şekilde verildiğinde bile kokular bellekten geri getirme görevini başarıyla üstlenmiştir. Burada teknik detaylarına çok fazla girmeden son bir şeyi vurgulamakta fayda bulunmaktadır. Kokular diğer duyularımız gibi daha lokalize olmuş bir şekilde beynimizde yer almaz. Kortekse geniş bir yayılım gösterdiği için geri getirdiği bilgilerin farkındalığı düşük olabilir.

Sonuç olarak kokuların bize bir şeyler anımsatması mühim olan tek şey değildir. Bunun da ötesinde bazen kokuların bize geri getirdiği bilgilerin farkında bile olamayabiliriz. Bundan dolayıdır ki ‘Bu parfümü biliyorum!” diye cümleler duyabiliriz. Hatta belki de parfümü kullanan kişiyi hatırlayamayız ama o kişiye karşı hissettiğimiz duygular bizi etkileyebilir.

“Ten kokusu çok önemli bir şey.”

Kokuların hayatımıza dokunduğuna dair en önemli savlardan bir tanesi de ten kokusudur. Bu kısmen doğru da olsa çoğunlukla yanlış bir söylemdir. Sorokowska ve Oleszkiewicz (2019) tarafından yapılan bir çalışmada erken dönem ve geç dönem görme engelliler ile görme engeli olmayan bireyler vücut kokularını tanıma açısından karşılaştırılmıştır. Gruplar arasında neredeyse hiçbir farklılık rapor edilmemiştir. Ayrıca kokunun sahibinin cinsiyetini doğru bilme oranı da %57’de kalmıştır. Katılımcıların cinsiyeti arasında da anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yani tahmin ettiğimiz kadar ten kokusunu ayırt etmede iyi olduğumuz söylenemez. Yine de bu durum ten kokusunun hiçbir önemi olmadığını göstermemektedir. Aslında bu noktada vurgulanması gereken önemli bir şey harici kokuların ten kokusunu bastırdığıdır (Cecchetto, Cavazzana, Gordon, Rebeschini, Parma ve Lundstorm, 2016; Singh, Young, Lind, Leegard, Capuozzo ve Parma, 2018). Bir insanın günlük hayatını düşündüğünüzde şampuan, deodorant, parfüm, kolonya, sigara ve etraftan bulaşan pek çok kokunun yanında aslında ten kokumuz çok silik kalmaktadır. Hatta çoğu kez ten kokusu diye düşündüğümüz kokuların başka ürünlerin kokuları olması da çok olasıdır. Bu yüzden “Ten kokusu çok önemli bir şey.” önermesi kısmen doğru olmakla birlikte çok abartıldığı için biraz “efsane” kategorisinde değerlendirilebilir. Belki de bu, koku duyumuza karşı olan mahcubiyetimizden ötürü onu yüceltme eğilimimizden de kaynaklanıyor olabilir.

“Parfümler tenden tene çok değişir.”

Bu iddia da ten kokusuyla bağlantılıdır ve yıkılması çok zor bir tabudur. Aslında biraz kimyasal bir etkileşimin konusudur ve doğrudur ama bu noktadaki psikolojik boyut algısal süreçlerimizde gizlidir. Bir kokunun vücuda temas etmesi ile bambaşka bir hâl alması biraz düşünüldüğünde bile aslında çok uç bir söylemdir. Özellikle parfüm endüstrisindeki konsantrasyonlar düşünülürse sürülen kokuların çoğunlukla alkol yoğunluklu olduğu bir gerçektir. Saf esanslar neredeyse hiç sürülmez. Psikolojinin burada devreye girdiği nokta, karşımızdaki insana ilişkin algılarımızla kokladığımız kokuyu eşleştirirken yaptığımız hatadır. Örneğin, pembe biber ve şeker ağırlıklı bir kokuyu esmer tenli biri ile beyaz tenli birinin sıktığını düşünelim. Bu iki aynı kokuyu algısal olarak aynı değerlendirmemiz mümkün değildir. Bugüne kadar öğrendiğimiz süreçleri düşünürsek parfüm reklamlarında bile pembe kokuların beyaz tenlilerle eşleştirildiğini görebiliriz. Böyle bir durumda esmer tenli birinde bu parfümü koklamamız bizde garip bir hissiyat uyandırır. Biz de anlamlandıramadığımız bu durumu ten kokusuna bağlı bir değişimle açıklamaya çalışırız.

Benzer şekilde tanıdığımız insanların karakterlerine de kokuyu yakıştırma durumumuz vardır. Ağırbaşlı bir kişiliğe sahip insanda çok hareketli ve değişken bir koku bize garip gelebilir. Aynı şekilde çok hareketli ve tabiri caizse cıvıl cıvıl bir kişiliğe de çok tekdüze ve ağır bir kokuyu yakıştıramayız. İşte bunun gibi algısal olarak örtüştüremediğimiz pek çok kokuyu, örtüşen birinde duyduğumuzda hemen farkı hissederiz. Oysa fark kokunun kendisinde değil, bizim algımızdadır ama yine de bu farkı ten kokusuna bağlı bir değişimle açıklamak isteriz.

Sonuç olarak yine ten kokusuna yaptığımız vurgunun yanlış değil ama abartılı olduğunu söyleyebiliriz. Bu noktada gözden kaçırdığımız çok daha önemli değişkenler vardır: Algılarımız ve değerlendirme sürecimiz. Bu yüzden kokuların bu anlamda hayatımızı yönettiğini söylemek biraz ileri bir iddiadır.

“Bazı kokular beni çok rahatlatıyor.”

İşte kokuların hayatımızı yönettiği en önemli alanlardan biri: Duygudurum. Beynimizin duygularla ilişkili bir bölümü olan amigdala koku duyumuzla doğrudan alakalıdır (Wang, LaBar ve McCarthy, 2006). Örneğin; lavanta, portakal, vanilya, müge gibi bazı kokuların duygudurumu pozitif yönde etkilediğine dair pek çok çalışma bulunmaktadır (Diego ve ark., 1998; Field ve ark., 2005; Lehrner ve ark., 2000, 2005; Ludvigson ve Rottman, 1989; Moss ve ark., 2003, Warrenburg, 2005). Hatta kokuların etkisi sadece duygudurum bağlamında sınırlı kalmaz. Rahatlatıcı ya da uyarıcı kokulardan da söz edilebilir. Örneğin; biberiye ve nane kokusu uyarıcıyken, lavanta ve müge kokusu rahatlatıcı kokulardır (Diego ve ark., 1998; Warm, Dember ve Parasuraman, 1991).

Aromaterapi denilen alan da tam olarak kokuların bu etkisi üzerine yoğunlaşmaktadır. Kokuların kaygıda yarattığı düşüş (Dunn, Sleep ve Collett, 1995; Edge, 2003; Lehrner ve ark., 2000), uyku bozukluğunda tedavi edici etkisi (Cannard, 1996; Hardy, Kirk-Smith ve Stretch, 1995), demansta yaşam kalitesini artırıcı etkisi (Smallwood, Brown, Coulter, Irvine ve Copland, 2001) gibi pek çok işlevsel faktör modern tedavi yöntemlerinde de kullanılmaktadır. Hatta kokuların uyarıcı etkileri de bazı performans görevlerinde kullanılabilir. Özellikle bilişsel esneklik gerektiren görevlerde uyarıcı kokuların etkisi üzerinde yaptığımız bir çalışmada da mandalina kokusunun esnekliğe katkıda bulunduğunu rapor ettik (Akben ve Coşkun, 2019). Özetle “Bazı kokular beni çok rahatlatıyor.” önermesi tam anlamıyla doğru bir önermedir.

Kapanış

Sonuç olarak kokularla ilgili konuşulacak çok konu bulunmaktadır. Hem konuşması zevklidir hem de koklaması. Özellikle benim gibi parfüm aşığı biriyseniz merakınız arttıkça artacaktır. Bu yazıda özellikle değindiğim başlıkların amacı aslında sohbetler sırasında geçen söylemlerin doğruluğu hakkında biraz bilimsel biraz da düşünsel öğeleri irdelemektir. Ne yazık ki kokularla ilgili çok fazla efsane havada uçuşabiliyor. Her ne kadar açıklamalar getirilse de muhakkak başka merak konuları da var olacaktır. Eğer kokuların etkileriyle ilgili merakınız yüksek düzeydeyse bu merakınızı giderebileceğiniz en önemli alan psikoloji alanıdır.

Son olarak değinilmesi gereken bir durum, psikoloji literatüründe kokularla ilgili çalışmaların çok kısıtlı olduğudur. Bunun bir sebebi diğer modaliteler kadar kolay bir şekilde manipüle edilemiyor olmasıdır. Yine de bu zor işe girerken büyük keyif almak kaçınılmaz. Okuyuculara tavsiyem kokular ve psikoloji alanındaki efsanelere kulak asmadan bu alanda yazılmış kaliteli makaleleri okumalarıdır. Araştırmacıların ise bu alana ilgisinin artması en büyük arzumdur.

 

Kaynaklar

Akben, C. ve Coşkun, H. (2019). Reintroduction of odor combined with cognitive stimulation supports creative ıdeation via memory retrieval mechanisms. Creativity Research Journal, 31(3), 309-319.

Cannard, G. (1996). The effect of aromatherapy in promoting relaxation and stress reduction in a general hospital. Complementary Therapies in Nursing & Midwifery, 2(2), 38-40.

Cecchetto, C., Cavazzana, A., Gordon, A. R., Rebeschini, V., Parma, V. ve Lundstorm, J. N. (2016). Chemosensory threat signals: the case of strangers’ body odor. Chemical Senses, 417, E39-E40.

Chu, S. ve Downes, J. J. (2000). Long Live Proust: The Odour-Cued Autobiographical Memory Bump. Cognition 75, B41-B50.

Chu, S. ve Downes, J. J. (2002). Proust Nose Best: Odors Are Better Cues of Autobiographical Memory. Memory & Cognition 30(4), 511-518.

Daniels, J. K. ve Vermetten, E. (2016). Odor-induced recall of emotional memories in PTSD-Review and new paradigm for research. Experimental Neurology, 284, 168-180.

Diego, M. A., Jones, N. A., Field, T., Hernandez-Reif, M., Schanberg, S., Kuhn, C., Galamaga, M., McAdam, V. ve Galamaga, R. (1998). Aromatherapy positively affects mood, eeg patterns of alertness and math computations. International Journal of Neuroscience, 96(3-4), 217-224.

Dunn, C., Sleep, J. ve Collett, D. (1995). Sensing an improvement: An experimental study to evaluate the use of aromatherapy, massage and periods of rest in an intensive care unit. Journal of Advanced Nursing, 21(1), 34-40.

Edge, J. (2003). A pilot study addressing the effect of aromatherapy massage on mood, anxiety and relaxation in adult mental health. Complementary Therapies in Nursing & Midwifery, 9(2), 90-97.

Field, T., Diego, M. A., Hernandez-Reif, M., Cisneros, W., Feijo, L., Vera, Y., Gil, K., Grina, D. ve Claire He, Q. (2005). Lavender fragrance cleansing gel effects on relaxation. International Journal of Neuroscience, 115(2), 207-222.

Hardy, M., Kirk-Smith, M. D. ve Stretch, D. D. (1995). Replacement of drug treatment for insomnia by ambient odour. Lancet, 346(8976), 701.

Lehrner, J., Eckersberger, C., Walla, P., Pötsch, G. ve Deecke, L. (2000). Ambient odor of orange in a dental office reduces anxiety and improves mood in female patients. Physiology and Behavior, 71(1-2), 83-86.

Lehrner, J., Marwinski, G., Lehr, S., Johren, P. ve Deecke, L. (2005). Ambient odors of orange and lavender reduce anxiety and improve mood in a dental office. Physiology and Behavior, 86(1-2), 92-95.

Ludvigson, H. W. ve Rottman, T. R. (1989). Effects of ambient odors of lavender and cloves on cognition, memory, affect and mood. Chemical Senses, 14(4), 525-536.

Moss, M., Cook, J., Wesnes, K. ve Duckett, P. (2003). Aromas of rosemary and lavender essential oils differentially affect cognition and mood in healthy adults. International Journal of Neuroscience, 113(1), 15-38.

Ritter, S. M., Strick, M., Bos, M. W., Van Baaren, R. B. ve Dijksterhuis, A. P. (2012). Good morning creativity: task reactivation during sleep enhances beneficial effect of sleep on creative performance. Journal of Sleep Research 21, 643-647.

Rubin, D. C., Groth, E. ve Goldsmith, D. J. (1984). Olfactory cuing of autobiographical memory. The American Journal of Psychology 97(4), 493-507.

Singh, P. B., Young, A., Lind, S., Leegaard, M. C., Capuozzo, A. ve Parma, V. (2018). Smelling anxiety chemosignals impairs clinical performance of dental students, Chemical Senses, 43, 411-417.

Smallwood, J., Brown, R., Coulter, F., Irvine, E. ve Copland, C. (2001). Aromatherapy and behaviour disturbances in dementia: A randomized controlled trial. International Journal of Geriatric Psychiatry, 16(10), 1010-1013.

Sorokowska, A. ve Oleszkiewicz, A. (2019). Body-odor based assessments of sex and personality–Non-significant differences between blind and sighted odor raters. Physiology and Behavior, 112573.

Wang, L., LaBar, K. S. ve McCarthy, G. (2006). Mood alters amygdala activation to sad distractors during an attentional task. Biological Psychiatry, 60(10), 1139-1146.

Warm, J. S., Dember, W. N. ve Parasuraman, R. (1991). Effects of olfactory stimulation on performance and stress. Journal of the Society Cosmetic Chemists, 42(3), 199-210.

Warrenburg, S. (2005). Effects of fragrance on emotions: Moods and physiology. Chemical Senses, 30(1), 248-249.