İklim Değişikliği ile Mücadelede Değişen Normlar: Dinamik Normlar Üzerine Bir İnceleme
Erim Utku Küçüktopuzlu
Antalya Bilim Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Arş. Gör.
İklim değişikliği, gezegende yaşayan tüm canlılar için ciddi riskler oluşturan, günümüzdeki en önemli küresel ve kitlesel tehditlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortalama sıcaklıkların artış göstermesiyle aşırı hava olaylarının (deniz seviyelerinin yükselmesi, sel, kuraklık gibi) giderek daha şiddetli ve yıkıcı sonuçlara yol açması, iklim krizi karşısında önlem almanın ve çözüm yolları aramanın gerekliliğine işaret etmektedir (IPCC, 2023). Öyle ki, yalnızca 2024 yılında sel, kuraklık, yangın ve aşırı yağış gibi iklim değişikliğiyle bağlantılı olaylar nedeniyle dünyanın farklı bölgelerinden milyonlarca kişi evlerini terk etmek zorunda kalmıştır (World Meteorological Organization, 2024). Ayrıca, sanayileşme öncesi dönemden bu yana ölçülen en yüksek ortalama sıcaklıkların yaşandığı yıl olarak kayıtlara geçen 2024 yılı, iklim krizinin ulaştığı tehlikeli boyutları ve etkili müdahalelerin aciliyetini bir kez daha hatırlatmıştır (World Meteorological Organization, 2024).
İklim değişikliğinin büyük ölçüde insan davranışlarından kaynaklandığına yönelik bilimsel uzlaşı (IPCC, 2023), bu davranışlarda sistematik değişikliklere ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu noktada küçük ölçekte bireylerin yaşam pratiklerini ve davranışlarını değiştirerek, büyük ölçekteyse hükümetlerin doğaya salınan karbon miktarını azaltmayı hedefleyen etkili iklim politikaları yürüterek iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini hafifletmesi, iklim kriziyle mücadelede kritik önemdedir. Şüphesiz, iklim politikaları sürdürülebilir dönüşüm için en önemli ve etkili yöntem olarak öne çıkmaktadır. Ne var ki, karbon salınımını sınırlayan ulusal ve uluslararası politikalar başka siyasi öncelikler veya çıkarlar sebebiyle genellikle arka plana atılmaktadır. Bu koşullar altında, dönüşen sosyal normlarla birlikte toplumsal hareketlerin yaratacağı baskı hükümetleri istenen doğrultuda aksiyon almaya itebilir. Bu anlamda sosyal normlar kitleleri harekete geçirmenin önemli bir yolu olarak görülebilir.
Bu yazıda, sosyal norm temelli müdahalelerin çevre dostu davranışların yaygınlaştırılmasındaki rolüne odaklandım. Norm müdahaleleri; sağlık davranışları, davranışsal ekonomi ve çevre davranışları gibi pek çok alanda sıkça kullanılan ve etkili olduğu saptanan bir yaklaşımdır. Normlar farklı düzeylerde (birey ya da grup düzeyinde) veya kuramsal çerçevelerde (örn., Değer-İnanç-Norm Kuramı, Planlanmış Davranış Kuramı) ele alınmış olsa da bu yazıda özellikle deneysel müdahale çalışmalarında yer bulan dinamik normlara odaklanılmıştır. İlk olarak, normların çevre davranışlarındaki rolü ve statik norm kavramından söz edilmiştir. Ardından dinamik norm kavramı aktarılmış ve deneysel araştırmalardan elde edilen bulgular incelenerek söz konusu normların sürdürülebilir davranışları teşvik etmede sağladığı avantajlar ve sınırlılıklar değerlendirilmiştir. Dinamik normların sürdürülebilir davranışlara etkileri statik normlarla karşılaştırılarak tartışılmıştır. Ayrıca, dinamik norm müdahalelerin etkililiğine belirleyen faktörler ele alınarak ileriki müdahale çalışmalarındaki olası yönelimleri ortaya koymak hedeflenmiştir.
Sosyal Normların Sürdürülebilir Davranışlardaki Rolü
İklim değişikliği; doğası itibariyle belirsizlikler taşıyan, karmaşık süreçler barındıran ve gündelik yaşamda görünürlüğü sınırlı algılanabilen bir meseledir. Belirsizlik içeren durumlarda bireyler, diğerlerinin ne yaptığına daha duyarlı hâle gelir, ancak kimi zaman diğerlerinin iklim değişikliği karşısındaki davranışlarına yönelik bilgiler hatalı veya çarpıtılmış olabilir. Örneğin, 125 ülkede gerçekleştirilen geniş ölçekli bir ankette, katılımcıların %86’sı ülkelerindeki insanların iklim değişikliğiyle mücadele etmesi gerektiğini, %69’u ise gelirlerinin bir kısmını bu amaç için ayırmaya istekli olduklarını bildirmiştir. Ancak, başkalarının istekliliğine ilişkin tahminleri sorulduğunda, bu oran yalnızca %43 olarak ifade edilmiştir (Andre ve ark., 2024). Dolayısıyla, bireylerin kendi istekleri ile toplumsal istekliliğe dair algıları arasında belirgin bir farklılık olduğunu söylemek mümkündür (İlişkili kavram için bkz. Çoğulcu cehalet; pluralistic ignorance; Sargent ve Newman, 2021). Sürdürülebilir davranışların yaygınlığına dair çarpıtılmış algılar ve bu davranışlara yönelik belirsizlik, bilgi eksikliği veya etkililiğine dair şüphe, bu davranışların benimsenmesinin önünde bir engel oluşturmaktadır (Gifford, 2011). Normlar, bu hatalı algıları düzeltmek adına bağlama duyarlı sosyal ipuçları sağlayarak davranışı yönlendiren bir kılavuz işlevi görebilmektedir (Cialdini ve ark., 1990). Sosyal normlar, neyin uygun görüldüğüne dair sosyal bilgi sağlayarak davranışları yönlendirme gücüne sahiptir (Cialdini ve Goldenstein, 2004) ve dolayısıyla iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında kitleleri harekete geçirebilir. Nitekim, son yıllarda sayıları giderek artan çalışmalar, davranışın yaygınlığını belirten normatif mesajların çevre dostu davranışların yaygınlaştırılmasındaki etkililiğini ortaya koymuştur. Örneğin, düşük karbon salınımlı ulaşım tercihlerinden enerji tasarrufuna, geri dönüşüm uygulamalarından sürdürülebilir gıda seçimleri ve su tasarrufuna kadar pek çok davranışın yaygınlaştırılmasında sosyal norm müdahaleleri önemli bir rol oynamaktadır. Meta-analiz çalışmaları, saptanan etki küçük de olsa norm müdahalelerinin çevre dostu davranışları tutarlı bir şekilde yordadığını göstermektedir (Abrahamse ve Steg, 2013; Helferich ve ark., 2023).
Statik Normlar
Statik normlar, grup için mevcut davranışın ne olduğunu tarif eden ve genellikle süregelen baskın normları tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu normatif mesajlar, değişim veya hareketliliği vurgulamaz, aksine bir davranışın grup içerisindeki mevcut yaygınlığını ve durumunu ifade eder. Örneğin, “Türkiye’deki öğrencilerin %76’sı iklim politikalarının etkin bir şekilde uygulanmasını desteklemektedir” ifadesi bir statik norm mesajına örnektir. Statik norm olarak sınıflandırılabilecek norm türüne yönelik önemli kavramsallaştırmalardan biri Cialdini ve arkadaşları (1990) tarafından Normatif Davranışa Odaklanma Kuramı (The Focus Theory of Normative Conduct) çerçevesinde yapılmıştır. Buna göre, çoğunluk tarafından gerçekleştirilen davranışların ne olduğunu ifade eden tanımlayıcı norm (descriptive norm) ve çoğunluk tarafından hangi davranışların kabul görüldüğünü belirten buyruksal norm (injunctive norm) olmak üzere iki tür normdan söz edilmektedir. Daha açık bir ifadeyle, tanımlayıcı normlar belirli bir davranışı gerçekleştirenlerin sayısını ya da oranını göstererek o davranışın ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyarken, buyruksal normlar bu davranışın grup tarafından ne ölçüde kabul edildiğini veya reddedildiğini yansıtmaktadır.
Statik normların çevre dostu davranışları teşvik etme potansiyeli, bağlamsal olarak bu davranışların normatif olduğunu ima eden sosyal ipuçlarıyla ilgilidir (Cialdini ve ark., 1990) ve normatif algıyı pekiştiren bileşenlerin uyumlu ve görünür olması mevcut durumu vurgulayan statik normların işlerliğine katkı sağlar. Örneğin, Smith ve arkadaşlarının (2012) çoğunluk ya da azınlığa ilişkin tanımlayıcı ve buyruksal norm mesajları kullanarak enerji tüketimini azaltan davranışlara odaklandığı çalışma bu görüşü desteklemektedir. Buna göre, enerji tüketimini azaltmadaki en etkili koşul, enerji kullanımına ilişkin hem tanımlayıcı (çoğunluğun enerji tasarrufu yaptığına) hem de buyruksal norm (çoğunluğun enerji tasarrufunu uygun bulduğuna) mesajların birlikte sunulduğunda olmuştur. Diğer taraftan, çoğunluğun enerji tasarrufunu uygun gördüğü, fakat sadece azınlığın harekete geçtiğine dair normatif mesaj sunulduğunda enerji tasarrufunu sağlamadaki etkililiği azalmaktadır. Dolayısıyla, statik normların gücü hem çoğunluğun bu davranışı sergilediği hem de bu davranışın çoğunluk tarafından onaylandığı algısının eş zamanlı olarak iletilmesiyle ilişkili görünmektedir.
Ne var ki, gündelik yaşamda çevreyi önceleyen davranışların yeterince görünür olmadığı ve hatta normatif algılanmadığı durumları sıklıkla deneyimlediğimiz olmuştur. Sürdürülebilir davranışların tamamını kapsamasa da plastik kullanımını azaltma ya da su tasarrufu gibi uygulamaların toplumda sınırlı ölçüde benimsendiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Öte yandan, özel araç kullanımının yaygınlığı, tek kullanımlık ürünlere gösterilen yüksek talep ve karbon salınımına yol açan tüketim alışkanlıkları gibi davranışlar daha sık gözlenmekte ve toplum tarafından daha meşru kabul edilmektedir. Bu çerçeveden bakıldığında, statik norm mesajları aracılığıyla mevcut davranışların yaygınlığına dair bilgi sağlanması, bu davranışların yalnızca belirli bir düzeyde sergilendiğinin veya sergilenmesi gerektiğinin ifadesi anlamına gelmektedir. Bu durum, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda etkili iletişimin kapsamını yalnızca belirli davranışlarla sınırlamaktadır. Sürdürülebilir olmayanın normatif oluşu önemli bir soruyu da beraberinde getirmiştir: Normlar, statükoya karşı gelse de değişim için harekete geçirici olabilir mi? Araştırmacılar, bu sorunun yanıtını dinamik norm kavramı üzerinden açıklamaya çalışmışlardır (Sparkman ve Walton, 2017).
Dinamik Norm Kavramı ve Deneysel Araştırmalar
Dinamik norm mesajları, normların değişken yapısını vurgulayarak henüz sıkça gözlemlenmeyen, ancak yaygınlığı giderek artan davranışlardaki değişimi tarif etmektedir (Sparkman ve ark., 2021). Sürdürülebilir davranışlar bağlamında dinamik normlar, grup üyelerinin giderek daha fazla sürdürülebilir davranışları edinmeye başladığı fikrini taşıyarak hem iklim değişikliğine yönelik grup üyelerinin farkındalığına hem de değişimin zorunlu olmayıp kasıtlı bir şekilde gerçekleştiğine yönelik algıyı öne çıkarmaktadır. Bu yönüyle gelecekte neyin yaygın olarak kabul göreceğine dair bir projeksiyon sunarak grubu bu yönde mobilize edebilme potansiyeli taşımaktadır (Sparkman, 2021; Sparkman ve Walton, 2017). Söz konusu davranışların gelecekte normatif görüleceğine dair beklenti, iklim dostu davranışların benimsenmesinde kritik bir rol oynamaktadır ve bu teorik yaklaşım görgül çalışmalar tarafından desteklenmiştir (Chung ve Lapinski, 2023; Sparkman ve ark., 2021; Sparkman ve Walton, 2017). Aynı zamanda bu davranışlar, hâlihazırda kabul gören normlarla çatışan bir konumda yer alsa bile (et tüketimi gibi) etkili olabilmektedir (Sparkman ve Walton, 2017; Sparkman ve ark., 2020; 2021).
Birçok araştırma, dinamik norm müdahalelerinin sürdürülebilir davranışları artırmada statik normlara kıyasla daha etkili olduğuna işaret etmektedir (Loschelder ve ark., 2019; Sparkman ve Walton, 2017). Örneğin, Sparkman ve Walton (2017), Amerikalı katılımcılarla yürüttükleri araştırmalarında, Amerikalıların son dönemde sürdürülebilir olmayan bazı alışkanlıklarını (et tüketimi gibi) değiştirmeye çalıştıklarını belirten bir metin kullanarak dinamik norm müdahalesi gerçekleştirmiştir. Bir dizi çalışma sonucunda, dinamik normların, statik normlara göre et tüketimini azaltmada daha etkili olduğunu bulmuştur. Yaptıkları bir diğer alan deneyinde ise öğrenci çamaşırhanelerindeki su kullanımına odaklanılmıştır. Su tüketimine ilişkin dinamik norm mesajını görenlerin statik norm ve kontrol koşullarındakilere kıyasla, üç hafta boyunca çamaşırhanede tükettikleri su miktarındaki azalma daha fazla bulunmuştur (Sparkman ve Walton, 2017). Bir başka alan deneyi ise kafelerde tek kullanımlık karton bardaklar yerine sürdürülebilir alternatifini, yani yeniden kullanılabilen kupaları arttırmayı hedeflemiştir (Loschelder ve ark., 2019). On haftalık karton bardak ve kupa satışlarına ilişkin temel ölçümlerin ardından, kafenin içerisine daha fazla insanın tekrar kullanılabilen kupaları tercih ettiğini belirten bir levha yerleştirilmiş (dinamik norm mesajı) ve dört hafta boyunca satışlardaki dağılım takip edilmiştir. Müdahale öncesindeki oranlara kıyasla, dinamik norm müdahalesinin bulunduğu süreçte sürdürülebilir alternatifin (kupa bardağın) %17.3 oranında daha fazla tercih edildiği görülmüştür. Araştırmacılar, alan deneyinden elde ettikleri bu bulguyu kurgusal bir sipariş verme senaryosu içeren deneysel çalışmayla yeniden sınamış ve dinamik normun kupa bardakların tercih edilmesini arttırdığını ve statik norma kıyasla daha etkili olduğunu göstermiştir (Loschelder ve ark., 2019).
Dinamik norm müdahalelerinin sürdürülebilir davranışlara katkısı hem teorik çerçevede tarif edilmiş hem de kesitsel (örn., Sparkman ve Walton, 2017) ve boylamsal desenler (örn., Carfora ve ark., 2022) dâhil olmak üzere birçok laboratuvar ve alan deneyleriyle desteklenmiştir. Ancak, alanyazında bu bulgularla çelişen, dinamik normun sürdürülebilir davranışları teşvik etme kapasitesine ve statik norma kıyasla avantajına dair sınırlılıklarına dikkat çeken araştırmalara da rastlanmaktadır. Örneğin, dinamik norm kavramını tanıtan Sparkman ve Walton’ın (2017) et tüketme niyeti üzerine yaptığı araştırmayı İngiltere örnekleminde replike etmeyi hedefleyen Aldoh ve arkadaşları (2021), farklı deneysel koşulları (dinamik norm, statik norm ve kontrol koşulları) et tüketme niyetleri bakımından karşılaştırmıştır. Buna göre, et tüketme davranışlarını sınırlandırmak için çaba gösterilmeye başlandığına dair mesaj ileten dinamik norm koşulunda, kontrol ve statik norm koşuluna kıyasla et tüketme niyetlerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Dahası, gelecekte daha fazla insanın et tüketimini azaltacağı yönündeki beklentiler bakımından dinamik ve statik norm koşulları arasında bir fark gözlenmemiştir. Nitekim, takip eden benzer bir çalışmasında, katılımcıların et tüketimine ilişkin normatif mesajları okuduklarında, dinamik normun statik norma kıyasla daha zayıf bir etki göstermiştir. Norm müdahalelerinin etkilerinin zaman içerisindeki değişimi karşılaştırıldığında ise statik norm ve dinamik norm koşulları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (Aldoh ve ark., 2024).
Sonuç olarak, özellikle henüz yaygınlaşmamış davranışlar konu olduğunda dinamik normlar, hem sürdürülebilir davranışların gelecekte yaygınlaşacağına dair beklenti oluşturması hem de grup içerisindeki değişim hareketini görünür kılmasıyla kolektif bir dönüşümü tetikleme potansiyeline sahiptir. Ne var ki, alanyazındaki uzlaşının aksini gösteren bulgular, öyle ya da böyle bu kavramın sınırlılıkları olabileceğini düşündürmektedir. Mevcut literatür, daha sistematik ve karşılaştırmalı araştırmalara olan ihtiyacı gösterdiği gibi, müdahalenin etkililiğini belirleyen unsurların anlaşılması gerektiğinin de altını çizmektedir. Bu yanıyla, belki de araştırma odağının “dinamik norm sürdürülebilir davranışları teşvik etmede etkili midir?” sorusundan “dinamik norm müdahaleleri nasıl ve hangi koşullar altında sürdürülebilir davranışlar üzerinde etkilidir?” sorusuna yönelmesi, alana daha kapsamlı ve açıklayıcı bilgiler sunacaktır.
Dinamik Norm Mesajının Etkililiğini Belirleyen Faktörler
Dinamik norm mesajlarının hangi psikolojik süreçlerle çevre davranışlarını etkilediğini anlamak yalnızca daha etkili müdahaleler tasarlamak için değil, aynı zamanda çevreyi önceleyen politikalara yön verebilmek için de önemlidir. Dinamik norm mesajları, diğerlerinin davranışlarını değiştirmeye çabaladığını ve başarılı olabildiğini göstererek, bu davranışların uygulanabilir olduğu algısını pekiştirir ve böylece çevre dostu davranışların benimsenmesini kolaylaştırabilir (Sparkman, 2021). Yukarıda da vurgulandığı üzere, dinamik normların etkili olmasını sağlayan temel unsurlardan biri, bu davranışların gelecekte normatif olacağına dair beklentidir. Öte yandan bu davranışların kimler arasında yaygınlaşacağı da dinamik norm mesajının gücünü belirler. Örneğin, Chung ve Lapinski’nin (2023) üniversite öğrencileriyle yürüttüğü çalışmasında, çevre dostu davranışların özdeşleştikleri grup (üniversitelerindeki öğrenciler) içinde giderek artış gösterdiğine dair dinamik norm mesajı alanlar, özdeşleşmenin düşük olduğu bir gruba (başka bir üniversitedeki öğrenciler) yönelik aynı mesajı alanlara kıyasla daha fazla çevre dostu davranış niyeti bildirmiştir. Benzer şekilde, üniversite öğrencileriyle yürütülen bir başka deneysel çalışma, su kullanımını azaltmanın toplumdaki insanlar için normatif bir eylem olduğuna yönelik bilgi sunmanın su tüketimini etkilemediğini, ancak bunun üniversite öğrencileri için normatif bir eylem olduğu söylendiğinde su tüketimini azaltmada etkili olduğunu bulmuştur (Lede ve ark., 2019). Bu bulgular, davranışlardaki değişimi gruba özgü kılmanın sosyal kimliği belirginleştirdiğine ve böylece normların beliren sosyal kimlik üzerinde işlerlik göstererek bireylerin davranışlarını grubun norm ve amaçlarına uygun biçimde şekillendirdiğine işaret etmektedir (Turner ve ark., 1987). Nitekim normatif etkiler, grup kimliğinden bağımsız düşünülemeyeceği gibi, kişilerarası etkiler ya da akran etkilerinden farklı dinamiklere sahiptir ve bu nedenle birbiri yerine geçmemesi gerektiği vurgulanır (Spears, 2021). Dolayısıyla, müdahalelerde bahsi geçen “diğerinin” hangi grubu temsil ettiği, o müdahalenin işlevselliğini belirleyen bir unsurdur. Normatif mesajın etkili olup olmayacağı, bireyin grup ile ne düzeyde özdeşleştiğinden ve bu grup kimliğinin bireyin kendini tanımlamasında ne kadar merkezi bir yer tuttuğundan bağımsız değerlendirilmemelidir.
Bununla birlikte, normların istenilen katkıyı sağlayabilmesi yalnızca normatif mesajın içeriğiyle değil, bu mesajı iletenin kim olduğuyla da ilgilidir. Gündelik yaşamda söylem veya mesajların kaynağı çoğu zaman bilinir veya kolayca ayırt edilebilirken, normatif mesajların kaynağı genellikle belirsizdir. Özellikle deneysel çalışmalarda sunulan mesajların araştırmacılar tarafından üretilmiş bilgiler olarak algılanması olasıdır. Normatif mesajın kaynağının ne olduğu, bireylerin bu mesajı nasıl değerlendireceğini etkiler ve bazı koşullarda istenmeyen sonuçları da beraberinde getirebilir. Boenke ve meslektaşları (2022) bu fikri test etmek amacıyla dinamik norm mesajının farklı kaynaklar (araştırmacı, vegan aktivist ve kâr amacı güden şirket temsilcisi) tarafından sunulduğunda çevre dostu davranışları nasıl etkilediğini incelemiştir. Normatif mesaj tarafsız bir araştırmacıdan geldiğinde et tüketme niyetinin azaldığı bulunmuştur. Buna karşın, mesaj vegan aktivist tarafından iletildiğinde, bunun ahlaki üstünlük göstergesi olarak yorumlanma eğilimi artmış ve bu algı, davranışsal özgürlüğün kısıtlandığına dair hissi (psychological reactance) artırarak geri tepmeye yol açmış, yani et tüketme niyetini yükseltmiştir. Benzer şekilde, mesaj bir şirket temsilcisi tarafından sunulduğunda ise mesajın temsilcinin amacına hizmet ettiğine yönelik algıyı artırmış ve bu da davranışsal özgürlüğün baskınladığı algısını pekiştirerek yine geri tepmeye neden olmuştur.
Bir diğer unsur ise iletilen normatif mesajın nasıl sunulduğuna ilişkindir. Aldoh ve arkadaşları (2024) norm müdahalesinde görsel materyaller kullanmanın mesajı daha anlaşılır kılarak müdahalenin etkililiğini arttıracağını öne sürmüştür. Ancak yaptıkları çalışma sonucunda, görsel ipuçları kullanmanın sağladığı katkının sınırlı bir düzeyde kaldığını görmüştür. Öyle ki, et tüketimine ilişkin normatif mesajlar yalnızca metin biçiminde sunulduğunda, dinamik normun etkisi statik norma kıyasla daha zayıf kalmaktayken, norm mesajlarına görsel materyaller (dinamik norm için artış grafiği, statik norm için mevcut yaygınlığı gösteren grafik) eklendiğinde statik norma kıyasla dinamik normun etkisi güçlenmektedir. Dinamik norm mesajı artış grafiğiyle desteklendiğinde, yalnızca metin kullanılan dinamik norm mesajına kıyasla et tüketimine dair tutum ve niyetleri azaltmada daha etkili görünmektedir. Ancak, müdahaleden sonra alınan ölçümler ile bir haftaki sonraki takip ölçümleri karşılaştırıldığında, yalnızca metin ile metin ve görselin bir arada kullanıldığı dinamik norm müdahaleleri arasında belirgin bir fark tespit edilmemiştir (Aldoh ve ark., 2024). Dolayısıyla bu bulgu, görsel desteğin kısa vadede müdahalenin etkisini arttırdığını, fakat bu etkinin zaman içinde sürdürülemediğine işaret etmektedir. Görsel ipuçlarının dinamik normun etkililiğini arttırdığına ilişkin bulgular Türkiye örnekleminde gerçekleştirilen bir diğer çalışmada da raporlanmasına karşın (Elçil ve ark., 2024), bu görsellerin mesajın gücüne nasıl ve ne düzeyde katkı yaptığı konusunda belirsizlikler bulunmakta ve ileriki araştırmalar tarafından açıklığa kavuşturulması gereken bir mesele olarak konumlanmaktadır.
Sonuç Yerine
Normlar; davranışları dönüştürebilen, hatalı algıları düzeltebilen ve kimi zaman da kolektifleri harekete geçirebilme potansiyeli taşıyabilen güçlü araçlar olup, iklim kriziyle mücadeleyi büyütmede stratejik bir öneme sahiptir. Statik normlar, mevcut davranışları tarif ederek sürdürülebilir davranışların benimsenmesini sağlayabilir. Fakat, sürdürülebilir davranışlara yönelik normatif algının zayıf olduğu durumlarda statik normların etkisi sınırlı kalmaktadır. Buna karşılık, bir değişim anlatısı sunan dinamik normlar, grubun gelecekte hangi yönde ilerleyeceğine dair sinyaller vererek özellikle normatif algılanmayan çevre dostu davranışların yaygınlaştırılmasında etkili görünmektedir. Dinamik normların harekete geçirici gücü yalnızca geleceğe dönük davranışa dair beklenti yaratmasından değil, aynı zamanda mesajın ilişkilendirildiği grupla özdeşleşmeden de beslenmektedir. Norm mesajında görsel materyallerden faydalanıp faydalanmamak da mesajın etkililiğini belirleyebilir. Bununla birlikte, mesajın kaynağı bu etkinin yönünü belirleyen önemli bir unsur olup bazı koşullarda istenmedik sonuçlara yol açabilir. Dolayısıyla, çevre dostu davranışları teşvik etme kapasitesine sahip norm müdahalelerinde; hangi davranışların yaygın olarak algılandığı, mesajın anlatısının grup kimliğiyle ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği ve mesajın kaynağına dair tutum ve yargıların neler olduğu dikkate değer görünmektedir.
Kaynaklar
Abrahamse, W. ve Steg, L. (2013). Social influence approaches to encourage resource conservation: a meta-analysis. Global Environmental Change, 23(6), 1773-1785.
Aldoh, A., Sparks, P. ve Harris, P. R. (2021). Dynamic norms and food choice: reflections on a failure of minority norm information to influence motivation to reduce meat consumption. Sustainability, 13(15), 8315.
Aldoh, A., Sparks, P. ve Harris, P. R. (2024). Shifting norms, static behaviour: effects of dynamic norms on meat consumption. Royal Society Open Science, 11(6), 240407.
Andre, P., Boneva, T., Chopra, F. ve Falk, A. (2024). Globally representative evidence on the actual and perceived support for climate action. Nature Climate Change, 14(3), 253-259.
Boenke, L., Panning, M., Thurow, A., Hörisch, J. ve Loschelder, D. D. (2022). Who can nudge for sustainable development? How nudge source renders dynamic norms (in-)effective in eliciting sustainable behavior. Journal of Cleaner Production, 368, 133246.
Carfora, V., Zeiske, N., Van der Werff, E., Steg, L. ve Catellani, P. (2022). Adding dynamic norm to environmental information in messages promoting the reduction of meat consumption. Environmental Communication, 16(7), 900-919.
Chung, M. ve Lapinski, M. K. (2023). The effect of dynamic norms messages and group identity on pro-environmental behaviors. Communication Research, 51(4), 439-462.
Cialdini, R. B. ve Goldenstein, N. J. (2004). Social influence: compliance and comformity. Annual Review of Psychology, 55, 591-621.
Cialdini, R. B., Reno, R. R. ve Kallgren, C. A. (1990). A focus theory of normative conduct: recycling the concept of norms to reduce littering in public places. Journal of Personality and Social Psychology, 58(6), 1015–1026.
Elçil, T., Küçüktopuzlu, E.U. ve Akfırat, S. (2024, 23-24 Kasım). Çevre yanlısı davranışlar dinamik normun etkililiğinin incelenmesi [Bildiri Sunumu]. II. Psikolojide Çevre ve İklim Değişikliği Çalışmaları Sempozyumu, Çanakkale.
Gifford, R. (2011). The dragons of inaction: psychological barriers that limit climate change mitigation and adaptation. American Psychologist, 66(4), 290–302.
Helferich, M., Thøgersen, J. ve Bergquist, M. (2023). Direct and mediated impacts of social norms on pro-environmental behavior. Global Environmental Change, 80, 102680.
IPCC. (2023). Summary for Policymakers. H. Lee ve J. Romero (Ed.), Climate change 2023: Synthesis report. contribution of working groups I, II and III to the sixth assessment report of the intergovernmental panel on climate change içinde (ss. 1-34), IPCC.
Lede, E., Meleady, R. ve Seger, C. R. (2019). Optimizing the influence of social norms interventions: applying social identity insights to motivate residential water conservation. Journal of Environmental Psychology, 62, 105-114.
Loschelder, D. D., Siepelmeyer, H., Fischer, D. ve Rubel, J. A. (2019). Dynamic norms drive sustainable consumption: norm-based nudging helps café customers to avoid disposable to-go-cups. Journal of Economic Psychology, 75, 102146.
Sargent, R. H. ve Newman, L. S. (2021). Pluralistic ignorance research in psychology: a scoping review of topic and method variation and directions for future research. Review of General Psychology, 25(2), 163–184.
Smith, J. R., Louis, W. R., Terry, D. J., Greenaway, K. H., Clarke, M. R. ve Cheng, X. (2012). Congruent or conflicted? The impact of injunctive and descriptive norms on environmental intentions. Journal of Environmental Psychology, 32(4), 353-361.
Sparkman, G. (2021). Dynamic norm interventions: how to enable the spread of positive change. G.M. Walton ve A. J. Crum (Ed.), Handbook of wise interventions: How social psychology can help people change içinde (ss. 429-447). The Guilford Press.
Sparkman, G. ve Walton, G. M. (2017). Dynamic norms promote sustainable behavior, even if it is counternormative. Psychological Science, 28(11), 1663-1674.
Sparkman, G., Macdonald, B. N. J., Caldwell, K. D., Kateman, B. ve Boese, G. D. (2021). Cut back or give it up? The effectiveness of reduce and eliminate appeals and dynamic norm messaging to curb meat consumption. Journal of Environmental Psychology, 75, 101592.
Sparkman, G., Weitz, E., Robinson, T. N., Malhotra, N. ve Walton, G. M. (2020). Developing a scalable dynamic norm menu-based intervention to reduce meat consumption. Sustainability, 12(6), 2453.
Spears, R. (2021). Social influence and group identity. Annual Review of Psychology, 72(1), 367-390.
Turner, J. C., Hogg, M. A., Oakes, P. J., Reicher, S. D. ve Wetherell, M. S. (1987). Rediscovering the social group: A self-categorization theory. Blackwell.
World Meteorological Organization. (2024). State of the climate 2024 update for COP29. World Meteorological Organization. https://library.wmo.int/idurl/4/69075