İklim Krizi İletişiminde Sosyal Normların Dinamik Yönü: “Herkes Yapıyor, Siz De Yapın” Mı, “Değişim Kapıda, Siz De Değişin” Mi?


Tuğçenaz Elcil

Dokuz Eylül Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Doktora öğrencisi

İnsan faaliyetleri kaynaklı küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sonucu olarak ortaya çıkan iklim krizi hem insan yaşamının refahını hem de ekolojik sistemin devamlılığını tehdit eden başlıca küresel sorunlardan biridir. Uluslararası raporlar (Intergovernmental Panel on Climate Change [IPCC] 2018; 2022), iklim değişikliğinin etkilerini önemli ölçüde azaltabilme ve 2030 yılına kadar küresel ısınmayı 1,5°C’de sabitleyebilme hedeflerine ulaşılabilmesi için acilen büyük çaplı ve uzun vadeli eylemlerde bulunulması gerektiğini belirtmektedir. Araştırmacılar da iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltabilmek için bireysel değişim süreçlerinin yanında grup düzeyinde değişim sağlayabilmenin bir zorunluluk hâline geldiğini vurgulamaktadır (Bamberg ve ark., 2018; Barth ve ark., 2021).

Psikoloji literatürü, iklim kriziyle mücadele bağlamında gerekli görülen değişim süreçlerini hem bireysel hem de grup düzeyinde destekleyebilecek kapsamlı bir kuramsal ve ampirik birikime sahiptir. Geçmiş çalışmalar, kişilerin karbon ayak izini (gündelik hayattaki faaliyetler ve tüketimler sonucu çevreye ve iklim krizine olan olumsuz etkinin ölçümü) azaltabilecek çevreci ve sürdürülebilir davranışlarının psikolojik yordayıcılarına dair önemli bulgular sunmuştur. Bu çalışmalar, en basit hâliyle, bireylerin çevreci davranışlarında davranışsal niyetleri, tutumları, değerleri, öznel normları ve davranışsal kontrol algıları gibi değişkenlerin rolü olduğunu göstermektedir (Batool ve ark., 2023; De Groot ve Steg, 2008; Kotyza ve ark., 2024; Stern ve Dietz, 1994). Bunun yanında, iklim krizi bağlamında grup düzeyindeki hareketliliklerin psikolojik mekanizmasını açıklamaya yönelik çalışmalar da bulunmaktadır. Özellikle sosyal kimlik, sosyal normlar, kolektif yeterlik algısı, grup temelli duygular gibi değişkenler, çevre sorunlarına ve iklim değişikliğine yönelik harekete geçme eğilimlerinde rol oynamaktadır (bkz. Çevreci Davranışın Sosyal Kimlik Modeli, Fritsche ve Masson, 2021).

Bireylerin iklim değişikliğine dair tutumlarında ve çevreci davranışlara uyum göstermesinde sosyal norm algıları önemli faktörlerden biridir (Cialdini ve Jacobson, 2021). Dolayısıyla sosyal normlar, iklim değişikliğinin nedenleri, sonuçları ve olası çözüm yollarına ilişkin bilgilerin; bireylerde ve toplumlarda farkındalığı arttırmak, tutum ve davranış değişikliği sağlamak gibi amaçlarla aktarılmasını sağlayan iklim krizi iletişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Sosyal kimlik perspektifinden baktığımızda grubun üyeleri, gruba aidiyetlerini pekiştirmek ve olumlu benlik algılarını sürdürmek gibi motivasyonlarla, kendi tutum ve davranışlarını gruptaki diğerlerinin tutum ve davranışlarıyla hizalama eğilimindedir. Dolayısıyla iklim krizi iletişiminde sosyal normların kullanımı, kişiyi, kendine benzer algıladığı diğerlerinin nasıl davrandığı konusunda önemli bir ipucu sağlayarak bu davranışlara teşvik etmesiyle önemlidir (Cialdini ve Jacobson, 2021; Sparkman ve Hoffman, 2025). Sosyal normlar kişileri istenen davranışlara teşvik edebilmesinin yanında, özellikle iklim krizi bağlamında, kimi zaman geri tepme etkisi yaratarak süreci olumsuz etkileme riski taşımaktadır (örn., Lee ve Liu, 2023). Buradan hareketle bu yazıda, iklim krizine ve sürdürülebilir davranışlara yönelik sosyal normların hem önemi hem de taşıdığı riskler kısaca ele alınacak; ardından, bu riskleri azaltma potansiyeline sahip yeni bir sosyal norm yaklaşımı olan dinamik normlardan bahsedilecektir.

Görünmez Kılavuz: Sosyal Normlar

Sosyal normlar, sosyal psikoloji literatüründe merkezi bir kavram olarak ele alınmaktadır ve çok sayıda çalışmada bireylerin tutum ve davranışları üzerindeki rolü tutarlı şekilde ortaya konmuştur. Sosyal norm türlerinin en yeni üyelerinden biri olan dinamik norm kavramından bahsetmeden önce, geçmiş çalışmaların büyük çoğunluğunda üstünde durulmuş olan tanımlayıcı norm (descriptive norm) ve buyurucu norm (injunctive norm) kavramlarına kısa bir bakış atmak faydalı olacaktır.

Sosyal normlar, bireylerin kendilerini bir üyesi olarak tanımladıkları ve aidiyet hissettikleri sosyal gruplar içerisindeki etkileşimler yoluyla ortaya çıkmaktadır ve sürmektedir. Grup içerisindeki etkileşimler, bireyin kendisine benzer olarak algıladığı diğerlerinin ne yaptığına ne yapmadığına, neyin yapılmasını kabul gördüğüne, neyin yapılmasını kabul görmediğine dair çeşitli inançların ve kuralların oluşmasını sağlamaktadır ve bu algılar kişilerin karar verme süreçlerinde etkili olmaktadır (Cialdini ve ark., 1991).

Cialdini ve arkadaşları (1991) sosyal normları, tanımlayıcı ve buyurucu normlar olmak üzere iki farklı şekilde kavramsallaştırılmıştır. Tanımlayıcı normlar, bir grup içerisinde yaygın olarak yapıldığı algılanan davranışlara dair bilgileri taşır. Buyurucu normlar ise yapılması ahlaki ve etik olarak onaylanan ya da onaylanmayan davranışlara dair bilgilerdir. En basit hâliyle tanımlayıcı normlar “diğerleri ne yapıyor?” sorusunun cevabıyken buyurucu normlar “diğerlerine göre yapılması gereken şey ne?” sorusunun cevabıdır.

İklim krizi, sosyal, ekonomik ve çevresel boyutları olan karmaşık bir problemdir. Gerçekliğine dair birden fazla görüşün bulunuyor olması, çoğu toplumda günlük hayatta etkilerinin henüz net olarak görülmüyor olması ya da kişilerin karbon ayak izini arttıran davranışlar hakkında eksik bilgiye sahip olması gibi nedenlerle belirsizlikleri barındırmaktadır. Bu belirsizlikler, iklim kriziyle mücadele için harekete geçmenin önünde bir engel olabilmektedir. Tam da bu noktada sosyal normlar, kişilere nasıl davranmanın gerektiğine ya da hangi değişiklikleri yapmanın etkili olacağına dair güçlü ipuçları sunarak bireysel ve kolektif davranışların yönlendirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

Sosyal normların iklim kriziyle mücadelede önemli olan çevreci davranışlar üzerindeki rolünü inceleyen geçmiş çalışmalar, sosyal normların önemli bir faktör olduğunu doğrulamıştır (Cialdini ve Jacobson, 2021; Farrow ve ark., 2017). Örneğin, iklim savunuculuğu (Campbell ve ark., 2023), iklim değişikliği politikalarına destek (Alló ve Loureiro, 2014), doğal kaynakları koruma (Niemiec ve ark., 2020), plastik kullanımını (Borg ve ark., 2020) ve et tüketimini kısıtlama (Sharps ve ark., 2024) gibi davranışlarda sosyal normların kişilerin davranış tercihleri üzerinde rolü olduğu raporlanmıştır. Bu bulgular, sosyal norm algılarının, yani diğerlerinin ne yaptığına dair algıların, bireyin kendi davranış seçimleri üzerinde rolü olduğunu göstermektedir.

Ancak sosyal normların iklim krizi iletişiminde kullanımı konusunda bazı olası riskler bulunmaktadır. Bu olası risklerden biri sosyal normların birbiriyle çeliştiği durumlarda ortaya çıkmaktadır. Sosyal normların kişilerin tutum ve davranışları üzerindeki etkisi, tanımlayıcı ve buyurucu normların birbiriyle uyumlu olduğu zamanlarda en fazladır (Bicchieri ve Xiao, 2008). Birbiriyle çeliştiği durumlarda ise tanımlayıcı normun etkisi tutarlı şekilde kalırken buyurucu normun etkisi yalnızca tanımlayıcı normla uyumlu olduğu zaman görülmüştür (Bicchieri ve Xiao, 2008). Örnekle açıklamak gerekirse “enerji tasarrufu yapmalısın” buyurucu normuna karşın “ama diğerleri enerji tasarrufuna dair bir şey yapmıyor” tanımlayıcı normu varsa, bu çelişki buyurucu normun etkisini zayıflatmaktadır. Hatta negatif tanımlayıcı norm da kişinin enerji tasarrufu yapma niyetini azaltan bir geri tepme etkisi yaratabilmektedir (Lee ve Liu, 2023). Bu durum bize şunu söyler: Yalnızca doğru olanın ne olduğunu bilmek harekete geçmek için yeterli değildir, diğerlerinin de buna uygun davrandığını algılamak gerekir.

Sosyal normların bireyin davranış tercihleri üzerinde istenen etkiyi ortaya çıkarabilmesi için, bireylerin, diğerlerinin gerçekten iklim kriziyle mücadele etmeye yönelik davranışlar sergilediğini algılaması önemli bir ön koşuldur. Geçmiş sosyal norm çalışmaları bize eğer bireyler belirli bir davranışın çoğunluk tarafından yapıldığını algılıyorsa bu davranışları benimsemeye eğilimli olduklarını göstermektedir (Cialdini ve ark., 1990; Goldstein ve ark., 2008). Peki ya bu davranışların çoğunluk tarafından yapıldığı algılanmıyorsa? Örneğin, toplu taşıma araçları ya da bisiklet gibi çevre dostu alternatifler yerine özel araç kullanmak, başka alternatif mümkün olsa dahi uçakla yolculuk yapmak, et tüketmek, fosil yakıt tüketmek, alışveriş yaparken ya da bir ürün satın alırken sürdürülebilir ambalajlı olanları tercih etmek konusunda dikkatli olmamak, plastik bardaklar, plastik pipetler, plastik alışveriş poşetleri kullanmak, geri dönüşüm yapmamak gibi iklim krizini olumsuz etkileyen davranışlar toplumda yaygın olarak gözlemlenmektedir.

Ayrıca çalışmalar, bireylerin, diğerlerinin iklim krizine dair tutumlarını ve politika desteklerini azımsama eğiliminde olduklarını göstermektedir (Andre ve ark., 2024; Geiger ve Swim, 2016). 125 ülkeden yaklaşık 130,000 katılımcıyla gerçekleştirilen bir çalışma, kişilerin çoğunun iklim krizi politikalarına destek vermek için istekli olduklarını belirtmelerine rağmen büyük bir çoğunluğunun diğerlerinin aynı şeyi yapmayacaklarını düşündüğünü göstermektedir (Andre ve ark., 2024). Bir başka çalışma, diğerlerinin iklim değişikliğine dair kaygılarını azımsayanların, iklim değişikliği üzerine tartışma isteklerinin de azaldığını göstermiştir (Geiger ve Swim, 2016). Bu bulgular, kişilerin, diğerlerinin iklim kriziyle mücadeleye dair çabalarını hafife almaya eğilimli olabildiğini göstermektedir. Genel olarak baktığımızda, iklim krizine dair sosyal norm iletişiminin, istenen davranışlar yaygın olarak diğerleri tarafından benimsenmiyor olsa bile etkili olabilecek şekilde kurulması önemlidir.

Toplumda iklim krizini olumsuz etkileyen davranışların yaygın gözlemlenmesi ve tanımlayıcı ile buyurucu sosyal normların zaman zaman çelişmesi, sosyal norm iletişiminin geri tepme etkileri üretme potansiyelini artırmaktadır. Bu olası risk, sosyal norm iletişiminin yalnızca günümüzdeki “statik” veriye dayanarak kurulmasından kaynaklanıyor gibi gözükmektedir. Mevcut zamanda çoğunluk tarafından uygulandığı algılanamayacak davranışları sosyal normlar aracılığıyla görünür kılmak problemli olabilmektedir (Lee ve Liu, 2023). Bu durum, “zaten az kişi yapıyormuş” gibi bir algı oluşturarak kişilerin sürdürülebilir davranışlarda bulunma niyetlerini düşürebilmektedir. Buradan hareketle araştırmacılar (Cialdini ve Jacobson, 2021; Mortensen ve ark., 2017 Sparkman ve Walton, 2017; 2019), davranışın mevcut zamanda ne kadar yaygın olduğunu değil, davranışın yaygınlığının zaman içerisinde nasıl bir değişim gösterdiğini vurgulamanın bu riski düşürebileceğini belirtmişlerdir ve dinamik norm kavramını ortaya atmışlardır. Bir sonraki bölümde, bu konu daha detaylı şekilde ele alınmıştır.

Değişimin Ritmi: Dinamik Norm

Sosyal normlara ilişkin algılar, değişen durumlar, olaylar ve yaşam şartları doğrultusunda zaman içerisinde değişebilen dinamik bir yapıya sahiptir. Sparkman ve Walton (2017), normların bu yönünü dinamik norm ismini vererek kavramsallaştırmıştır. Aynı kavram, Mortensen ve arkadaşları (2017) tarafından yükselen norm (trending norm) olarak ele alınmıştır. Sosyal normların mevcut durumundan ziyade değişimine vurgu yapan dinamik yönünün vurgulanması, bireylerin davranış tercihlerini etkilemektedir; üstelik bu etki, söz konusu davranış çoğunluk tarafından uygulanıyor gibi algılanmasa bile ortaya çıkmaktadır (Mortensen ve ark., 2017; Sparkman ve Walton, 2017). Dinamik normlar hem sürdürülebilir davranışlar bağlamında hem de yaşam biçimi davranışları ya da sağlık davranışları gibi farklı bağlamlarda etkili sonuçlar vermiştir (Sparkman ve Walton, 2019). Bu yazının devamında, dinamik normların sürdürülebilir davranışlar ve iklim krizi bağlamındaki rolü ele alınacaktır.

Statik norm “Günümüzde öğrencilerin %30’u plastik bardak yerine kişisel termoslarını kullanıyor” derken, dinamik norm “Plastik bardak yerine kişisel termoslarını kullanan öğrencilerin sayısı giderek artmaktadır: 5 yıl önce öğrencilerin %18’i bu davranışı sergilerken günümüzde bu oran %30’a çıkmıştır.” demektedir. Yani, statik norm, herkesin mevcut durumda ne yaptığını vurgularken, dinamik norm gün geçtikçe değişen kişilerin sayısının arttığını vurgulamaktadır. Bu değişim vurgusu, bireylerin değişime ayak uydurarak söz konusu davranışta bulunma niyetlerini arttırabilmektedir. Örneğin bir alan çalışmasında gittikçe daha fazla müşterinin tek kullanımlık bardak yerine tekrar kullanılabilir bardak tercih ettiğine dair dinamik norm mesajı sonrası, sürdürülebilir tercih yapan kişilerin sayısı %17 oranında artmıştır (Loschelder ve ark., 2019). Bir başka çalışmada, kişilerin belirli bir zaman dilimi içerisinde iklim savunucu davranışlara dair dinamik norm algıları ne kadar yüksekse, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik eylemlerde bulunma niyetinin de o kadar yüksek olduğu gösterilmiştir (Campbell ve ark., 2023). Dinamik norm çalışmalarında kullanılan manipülasyonların çoğu azınlık tarafından (%50’nin altında oranlar kullanılarak) sergilenen davranış bilgileri içerse de belirli bir davranışın çoğunluk tarafından sergilendiği belirtildiğinde dahi mesajın dinamik yönünü belirginleştirmek kişilerin daha sürdürülebilir davranmalarını sağlamıştır (Sparkman ve Walton, 2017).

Dinamik normlar, en temelde, bireyin, grup içerisindeki belirli bir davranışa yönelik değişim trendinin gelecekte de devam edeceğini algılamasını sağlayarak bu davranışa önceden uyum (pre-conformity) göstermesine yol açmaktadır (Chung ve Lapinski, 2023; Mortensen ve ark., 2017; Sparkman ve Walton, 2017). Başka bir deyişle değişimi belirginleştirmek, bireyin, geleceğin çoğunluk normuna şimdiden uyum göstererek değişimin bir parçası olmasını sağlamaktadır. Geçmiş çalışmalara bakarsak, örneğin, çevreci bir organizasyona yapılan bağışlara dair dinamik norm bilgisi alan katılımcılar, hem statik norm bilgisi alan kişilere kıyasla hem de hiçbir norm bilgisi almayan kişilere kıyasla, bağışların önümüzdeki yıllarda daha fazla artacağını tahmin etmiştir (Mortensen ve ark., 2017). Bu gelecek tahmini, kişilerin davranış tercihlerinde de rol oynamıştır. Bağışlarda daha fazla artış olacağını tahmin edenler çevreci organizasyonun yararı için ankette daha uzun süre kalıp daha fazla soru yanıtlamışlardır (Mortensen ve ark., 2017). Sürdürülebilir davranışlara dair dinamik norm mesajından sonra, statik norm mesajına kıyasla, katılımcılar bu davranışların gelecek yıl daha yaygın olacağını düşündüklerini belirtmişlerdir ve uyum gösterme niyetleri daha fazla olmuştur (Chung ve Lapinski, 2023). Bu bulgular, dinamik norm mesajlarının statik norm mesajlarına kıyasla kişileri sürdürülebilir davranışlara teşvik etme konusunda daha etkili olabileceğini işaret etmektedir.

Geçmiş çalışmalar dinamik normların harekete geçmenin önündeki çeşitli bariyerleri aşmak konusunda da etkili olduğunu belirtmektedir. Dinamik norm mesajları, diğerlerinin istenen davranışta bulunmaya dair çaba gösterdiğine ve dolayısıyla bu konuya önem verdiğine (Sparkman ve Walton, 2017), değişimin önünde algılanan bariyerlerin aşılabilir olduğuna, bireylerin/grupların bu konuda yeterli olduğuna ve istenen davranışın kendi sosyal kimlikleriyle uyumlu davranışlar olduğuna (Sparkman ve Walton, 2019) dair inançları arttırarak uyumu kolaylaştırmaktadır. Doktora tezim kapsamında yürüttüğümüz çalışmada, bireylerin, gelecekte daha fazla kişinin plastik tüketimini azaltacağına dair beklentisi arttıkça, plastik tüketimini azaltmak konusunda hem kendilerini hem de gruplarını daha yeterli algıladıklarını gördük. Ayrıca, bu beklenti arttıkça, diğerlerinin plastik tüketimlerini azaltmaya daha fazla önem vereceğine ve çaba göstereceğine dair inançları da güçleniyordu.

Tüm bu bulgular, iklim krizi iletişiminde normlardaki değişime vurgu yapmanın, statik normların beraberinde getirebileceği riskleri azaltabileceğini ve değişimin önündeki bazı engelleri (örneğin, diğerlerinin bu konuya çaba ve önem göstermediğinin ve amaca ulaşmak için gerekli yeterliliğe sahip olunmadığının algılanması gibi) aşmada etkili olabileceğini göstermektedir. Bu yönleriyle dinamik normlar, henüz çok yaygın olarak algılanmayan davranışların teşvik edilmesini kolaylaştırabilmektedir.

Dinamik normun sosyal normlara dair en yeni kavramlardan biri olmasıyla henüz dinamik norma dair çalışmalar oldukça azdır. Ayrıca literatürde, dinamik normun etkisine dair anlamlı bulgu elde edemeyen çalışmalar da vardır (Aldoh ve ark., 2021; Lee ve Liu, 2023). Örneğin, dinamik norm mesajının et tüketimini sınırlandırma davranışı üzerindeki etkisini gösteren Amerika Birleşik Devletleri örnekleminde yapılmış çalışmalardan birini (Sparkman ve Walton, 2017) Birleşik Krallık örnekleminde tekrarlayan Aldoh ve arkadaşları (2021), geçmiş çalışmayla tutarlı bulgular elde edememişlerdir. Bazı toplumlarda sürdürülebilir tüketime yönelik yürütülen kampanyalar ve bilgilendirme çalışmaları sonucunda sürdürülebilir davranışlar ile ilgili farkındalık düzeyleri daha yüksek olabilir. Bu nedenle, et tüketimini azaltma gibi davranışlardaki değişim eğilimi katılımcılar tarafından zaten algılanıyor olabilir. Bu durum, dinamik norm mesajının etkisini zayıflatmış ya da ortadan kaldırmış olabilir. Ayrıca, katılımcılara sunulan dinamik norm mesajlarında yıllara göre istatistiklerin açıkça belirtilmemesi (örneğin, “et tüketimini sınırlandıranların oranı 5 yıl önce %20’yken günümüzde %30’a yükselmiştir”) ve yalnızca toplam değişimin ifade edilmesi (örneğin, “son 5 yıl içinde Birleşik Krallık’taki insanların %30’u artık et tüketimini sınırlandırmaktadır”) değişim eğiliminin yeterince net algılanmasını engellemiş olabilir. Lee ve Liu (2023) tarafından yapılan araştırmada da dinamik norm bilgisinin statik norm bilgisine kıyasla et tüketimini sınırlama niyeti üzerinde bir avantaj sağlamadığı görülmüştür. Ancak, statik norm mesajı alan katılımcıların davranış değişikliği niyetlerinde hiçbir mesaj almayan katılımcılara kıyasla azalma gözlenirken, dinamik norm mesajı alan katılımcılarda böyle bir geri tepme etkisi ortaya çıkmamıştır. Bu bulgu, statik normların “madem bu davranışı bu kadar az kişi yapıyor, o hâlde ben de yapmayayım” şeklinde bir algı oluşturabileceğini; dinamik normlarda vurgulanan değişim unsurunun ise bu olumsuz algının oluşmasını engelleyebileceğini işaret etmektedir.

Buradan hareketle dinamik normların hangi davranış bağlamlarında ya da hangi koşullarda en optimal düzeyde etki gösterdiğinin ve hangi durumlarda sınırlılıklar barındırdığının anlaşılabilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Özellikle dinamik norm mesajlarının orta ve uzun süreli etkilerine dair bulgular oldukça kısıtlıdır, dolayısıyla orta ve uzun vadede bu etkinin sürüp sürmediğini bilmiyoruz. Bu açıdan, dinamik normlara ilişkin gelecekte yapılacak çalışmalar, dinamik normların etki mekanizmalarını, potansiyelini ve sınırlarını daha iyi anlamamızı sağlayarak hem kuramsal gelişim hem de pratik müdahaleler açısından önemli bir katkı sağlayacaktır.

Sonuç Yerine

Geçmiş çalışmalar, çevreci ve sürdürülebilir davranışlara dair sosyal normları dinamik yönüyle ele almanın, statik normlara dair olası riskleri önleyebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, statik normların sınırlılıklarını aşma potansiyeline sahip dinamik normların, iklim krizi iletişiminde etkili bir araç olabileceğine işaret etmektedir. Kısaca, bu yazının temel olarak vermek istediği mesaj şudur: Sürdürülebilir davranışlara ilişkin sosyal norm iletişimini, “Diğerleri yapıyor, siz de yapın” yaklaşımından “Değişim kapıda, siz de değişin” yaklaşımına taşımak, statik normlara kıyasla davranışları yönlendirme potansiyelini artırabilir.

Kaynaklar

Aldoh, A., Sparks, P. ve Harris, P. R. (2021). Dynamic norms and food choice: reflections on a failure of minority norm information to influence motivation to reduce meat consumption. Sustainability, 13(15), 8315.

Alló, M. ve Loureiro, M. L. (2014). The role of social norms on preferences towards climate change policies: a meta-analysis. Energy Policy, 73, 563–574.

Andre, P., Boneva, T., Chopra, F. ve Falk, A. (2024). Globally representative evidence on the actual and perceived support for climate action. Nature Climate Change, 14(3), 253–259.

Bamberg, S., Rees, J. H. ve Schulte, M. (2018). Environmental protection through societal change: what psychology knows about collective climate action—and what it needs to find out. S. Clayton ve C. Manning (Ed.), Psychology and climate change: Human perceptions, impacts, and responses içinde (ss. 185–213). Elsevier Academic Press.

Barth, M., Masson, T., Fritsche, I., Fielding, K. ve Smith, J. R. (2021). Collective responses to global challenges: the social psychology of pro-environmental action. Journal of Environmental Psychology, 74, 101562.

Batool, N., Wani, M. D., Shah, S. A. ve Dada, Z. A. (2023). Theory of planned behavior and value-belief norm theory as antecedents of pro-environmental behaviour: evidence from the local community. Journal of Human Behavior in the Social Environment, 34(5), 693–709.

Bicchieri, C. ve Xiao, E. (2008). Do the right thing: but only if others do so. Journal of Behavioral Decision Making, 22(2), 191–208.

Borg, K., Curtis, J. ve Lindsay, J. M. (2020). Social norms and plastic avoidance: Testing the theory of normative social behaviour on an environmental behaviour. Journal of Consumer Behaviour, 19(6), 594–607.

Campbell, E., Kotcher, J. E., Myers, T., Munson, S., Borth, A. C., Rosenthal, S. A., Leiserowitz, A. ve Maibach, E. (2023). The potential role of descriptive and dynamic norms in promoting climate change advocacy. Oxford Open Climate Change, 3(1), 1-14.

Chung, M. ve Lapinski, M. K. (2023). The effect of dynamic norms messages and group identity on pro-environmental behaviors. Communication Research, 51(4) 439–462.

Cialdini, R. B. ve Jacobson, R. P. (2021). Influences of social norms on climate change-related behaviors. Current Opinion in Behavioral Sciences, 42, 1–8.

Cialdini, R. B., Kallgren, C. A. ve Reno, R. R. (1991). A focus theory of normative conduct: a theoretical refinement and reevaluation of the role of norms in human behavior. Advances in Experimental Social Psychology, 24, 201–234.

Cialdini, R. B., Reno, R. R. ve Kallgren, C. A. (1990). A focus theory of normative conduct: recycling the concept of norms to reduce littering in public places. Journal of Personality and Social Psychology, 58(6), 1015–1026.

De Groot, J. I. M. ve Steg, L. (2008). Value orientations to explain beliefs related to environmental significant behavior. Environment and Behavior, 40(3), 330–354.

Farrow, K., Grolleau, G. ve Ibanez, L. (2017). Social norms and pro-environmental behavior: a review of the evidence. Ecological Economics, 140, 1–13.

Fritsche, I. ve Masson, T. (2021). Collective climate action: when do people turn into collective environmental agents? Current Opinion in Psychology, 42, 114–119.

Geiger, N. ve Swim, J. K. (2016). Climate of silence: pluralistic ignorance as a barrier to climate change discussion. Journal of Environmental Psychology, 47, 79–90.

Goldstein, N. J., Cialdini, R. B. ve Griskevicius, V. (2008). A room with a viewpoint: using social norms to motivate environmental conservation in hotels. Journal of Consumer Research, 35(3), 472–482.

Intergovernmental Panel on Climate Change. (2018). Global warming of 1.5°C: an IPCC special report on the impacts of global warming of 1.5°C above pre-industrial levels and related global greenhouse gas emission pathways. Cambridge University Press.

Intergovernmental Panel on Climate Change. (2022). Climate change 2022: Impacts, adaptation, and vulnerability. Contribution of working group ii to the sixth assessment report of the intergovernmental panel on climate change. Cambridge University Press.

Kotyza, P., Cabelkova, I., Pierański, B., Malec, K., Borusiak, B., Smutka, L., Nagy, S., Gawel, A., Lluch, D. B. L., Kis, K., Gál, J., Gálová, J., Mravcová, A., Knezevic, B. ve Hlaváček, M. (2024). The predictive power of environmental concern perceived behavioral control and social norms in shaping pro-environmental intentions: a multicountry study. Frontiers in Ecology and Evolution, 12.

Lee, S. J. ve Liu, J. (2023). Leveraging dynamic norm messages to promote counter-normative health behaviors: the moderating role of current and future injunctive norms, attitude and self-efficacy. Health Communication, 38(6), 1071–1079.

Loschelder, D. D., Siepelmeyer, H., Fischer, D. ve Rubel, J. A. (2019). Dynamic norms drive sustainable consumption: norm-based nudging helps café customers to avoid disposable to-go-cups. Journal of Economic Psychology, 75(Part A)., 102146.

Mortensen, C. R., Neel, R., Cialdini, R. B., Jaeger, C. M., Jacobson, R. P. ve Ringel, M. M. (2017). Trending norms: a lever for encouraging behaviors performed by the minority. Social Psychological and Personality Science, 10(2), 201–210.

Niemiec, R. M., Champine, V., Vaske, J. J. ve Mertens, A. (2020). Does the impact of norms vary by type of norm and type of conservation behavior? A Meta-Analysis. Society & Natural Resources, 33(8), 1024–1040.

Sharps, M., Raghoebar, S. ve Coulthard, H. (2024). Social norms and young adults’ self-reported meat and plant-based meal intake: findings from two online cross-sectional studies. Appetite, 199, 107503.

Sparkman, G. ve Hoffmann, T. (2025). What will it take to mitigate climate change? Maximizing norm transmission and potency for change-accelerating outcomes. Current Opinion in Behavioral Sciences, 65, 101570.

Sparkman, G. ve Walton, G. M. (2017). Dynamic norms promote sustainable behavior, even if it is counternormative. Psychological Science, 28(11), 1663–1674.

Sparkman, G. ve Walton, G. M. (2019). Witnessing change: dynamic norms help resolve diverse barriers to personal change. Journal of Experimental Social Psychology, 82, 238–252.

Stern, P. C. ve Dietz, T. (1994). The value basis of environmental concern. Journal of Social Issues, 50(3), 65–84.