İklim Kriziyle Mücadelede Sosyal Normlar
Erkin Sarı
Selçuk Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Dr.
İlkokul ve ortaokul yıllarından, lise 1’deki fizik hocamın sayesinde(!) eşit ağırlık alanını seçip psikolojiye yöneldiğim zamanlara kadar severek takip ettiğim öncelikle Bilim ve Çocuk ve sonrasında Bilim ve Teknik dergilerinde sık sık “küresel ısınma” kavramını görürdüm. “Küresel ısınmayı durdurmak için ne yapılabilir?” konulu yazılara da sık sık denk geldiğimi hatırlıyorum. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme, uyduların üzerine yerleştirilebilecek paneller aracılığıyla elektrik üretme, dünyayı uzaya gönderilecek cisimlerle gölgeleme gibi alternatifler (ve elbette daha da fazlası) aracılığıyla küresel ısınma ile mücadele edilebileceği sıralanıyordu.
İklim değişikliği ya da ilk dönemdeki adlandırmasıyla küresel ısınmanın gündeme gelmesi elbette bu yazıyı okuduğum 2003 (bkz., Bilim ve Teknik, sayı 422) yılında olmadı. Özellikle ABD ve Avrupa’da insan kaynaklı iklim değişikliği 1970’lerden bu yana giderek artan bir öneme sahip. Bazı teknolojik çözümler (ör., dünya dışı bir gezegende yaşam arayışları, yapay yağmurlar) hâlen öneriliyor olsa da iklim değişikliği ile ilgili ilk bilmemiz gereken iklimin kendi kendine değişmediği. Şu an etkilerini apaçık şekilde gördüğümüz küresel krizin müsebbibinin bizler olduğunu aklımızdan çıkarmamak gerekiyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) gibi kurumların hazırladığı raporlar da bu durumu doğrulamakta. Kurumun 2022 yılındaki raporuna göre iklim değişikliği 3,6 milyar insanı ve insan dışındaki türlerin neredeyse tamamını doğrudan etkiliyor. Süregelen iklim krizi olağanüstü hava olaylarını (örn., seller) tetikliyor, kuraklık artıyor ve temiz su ve gıdaya erişim günden güne daha zor hâle geliyor. Ayrıca her yıl 20 milyondan fazla insan iklim krizi sebebiyle zorunlu göçe maruz kalıyor (McAuliffe ve Triandafyllidou, 2021), fizyolojik (Watts ve ark., 2015) ve psikolojik (Hayes ve ark., 2018) rahatsızlıkların görülme sıklığı artıyor.
İklim değişikliğinin bu olumsuz etkileri ve bu krizin insan kaynaklı olduğu göz önünde bulundurulduğunda çevre dostu davranış pratiklerini yaygınlaştırmanın elzem olduğu görülmekte. İlgili yazında “çevreci davranış,” “çevre yanlısı davranış,” “çevre dostu davranış” gibi birçok terimle adlandırılan ve bu yazıda detaylı bir şekilde ele alamayacak olsam da bu davranışları “bireyin yaptıklarının doğal ve yapılı çevreye olumsuz etkisini bilinçli bir şekilde en aza indirmeye çalışan davranış (örn. kaynak ve enerji kullanımını en aza indirme, toksik olmayan maddeleri kullanma, atık üretimini azaltma)” (Kollmuss ve Agyeman, 2002, s. 240) şeklinde tanımlamak mümkün. Bu davranışların özendirilmesi ise bireyleri çevre dostu davranmaya teşvik eden ve bu yönde hareket etmelerini engelleyen faktörleri belirlemekten geçiyor (bir derleme için bkz., Gifford ve Nilsson, 2014). Deneyime açıklık ve uyumluluk kişilik özelliklerinin (Rothermich ve ark., 2021), toplum yanlısı ve biyosferik değer yönelimlerinin (Steg ve de Groot, 2012; Sarı, 2024), çevre sorunlarının çözümü için sorumluluk hissetmenin (van der Werff ve ark., 2021) çevre dostu davranışları teşvik ettiği, karanlık üçlü kişilik özellikleri (Kıral Uçar ve ark., 2023), kaderci bir bakış açısı (Mayer ve Smith, 2019), öğrenilmiş çaresizlik (Landry ve ark., 2018) ve para, zaman, zorluk gibi engellerin (Fu ve ark., 2018) ise çevre dostu davranışların sergilenmesinin önünde bir engel görevi gördüğü çeşitli araştırmalarca gösterildi. Çevre dostu tutum ve davranışlarımız üzerinde rol oynayan önemli bir diğer değişken ise sosyal normlar.
Sosyal Normlar
Davranışlarımızı şekillendirirken etrafımızdaki diğer insanlardan ve içerisinde yer aldığımız grup tarafından etkilendiğimizi söylemek için psikolog ya da sosyal bilimci olmaya gerek yok. Üniversitede derse girdiğiniz amfide ne zaman konuşulup konuşulmayacağını, bu yazıyı eğer bir kütüphanede okuyorsanız orada sessiz olmanız gerektiğini ve bunlara uymadığınızda ne olacağını az çok bilirsiniz. “Başkalarından ne beklediğimizi ve başkalarının bizden ne beklediğini tanımlayan yazılı olmayan kurallar” (Young, 2015, s. 360) olarak tanımlanabilecek bu sosyal normlar “kabul edilebilir eylemlere dair ortak bir anlayışla desteklenir ve grup içindeki sosyal etkileşimler yoluyla sürdürülür” (Nyborg ve ark., 2016, s. 42). Grubun amacına ulaşabilmesi için üyeler arasındaki uyumu artırmak ve böylelikle onlar arasında istenen davranışları özendirirken istenmeyenleri yapmalarından alıkoymak da sosyal normların amaçlarından biridir (Kağıtçıbaşı ve Cemalcılar, 2014).
İlgili yazında farklı ayrıştırmalar bulunsa da sosyal normları, tanımlayıcı (descriptive) ve buyruksal (injunctive) olarak ikiye ayırabiliriz. Tanımlayıcı normlar grup içerisindeki çoğu insanın ne yaptığına işaret ederken, buyruksal normlar ise çoğu insanın yapılmasını onayladığı şeyleri tanımlar (Cialdini ve ark., 1990). Öğrenim gördüğünüz üniversite kampüsüne ilk defa gelen bir arkadaşınızın yerde çok fazla çöp ya da sigara izmariti görüp kampüste çöp atmanın normal olduğunu düşünmesi tanımlayıcı normlar, kampüste yere çöp/izmarit atan kişilerin diğerleri tarafından onaylanmaması ve ayıplanması ise buyruksal normlar için bir örnek olabilir. Ya da “komşularınızın %80’i geri dönüşüm kutularını düzenli olarak kullanıyor” ve “bu odada kalan misafirlerin çoğu havlularını yeniden kullanıyor” ifadeleri tanımlayıcı normlara, “lütfen buraya çöp atmayın” ve “lütfen ışıkları çıkarken kapatın (ya da özellikle askerlik yapanların sıklıkla karşılaştığı “lüzumsuzsa söndür”)” ifadeleri ise buyruksal normlara örnek verilebilir. Böyle bir ayrım olsa da bu iki norm türünü birleştiren diğer insanların davranış ve beklentileri tarafından yönlendirilmeleri, dolayısıyla içselden ziyade dışsal bir motivasyonla davranışa yön vermeleridir (Helferich ve ark., 2023). Bu normlar içselleştirildiği durumda ise kişisel norm/ahlaki norm (personal norm) olarak adlandırılır. Kişisel/ahlaki normlarla ilgili daha geniş bilgi edinmek isteyenler Schwartz’ın (1977) Norm Aktivasyon Modeli (The Norm Activation Model) ve Stern ve meslektaşlarının (1999) Değer-İnanç-Norm Çevrecilik Modeli’ni (The Value-Belief-Norm Theory of Environmentalism) inceleyebilir.
Peki sosyal normlara neden uyalım ve sosyal normlara uymazsak ne olur? Normların etki mekanizmalarını anlamaya çalışan bu soruların cevabı insanın sosyal bir varlık oluşunda yatıyor. Spesifik olarak, çoğumuz çeşitli gruplara dâhil olan ve gruptaki diğer üyeler tarafından kabul edilen insanlar olmayı arzu etmişizdir. Bu arzumuzu gerçeğe dönüştürmek için de grubun normlarına olabildiğince riayet etmeye çalışmışızdır. Örneğin, çevrenin iyiliği adına hareket eden bir grupta toplantılara kendi termosu ile katılmak, gereksiz tüketimden kaçınıp geri dönüşüm yapmak bu grubun normları arasında olabilir. Başka bir deyişle, normlara uymak bağlı olduğumuz gruplara gelecekte de bağlı kalabilmemizin bir ön koşulu (Cialdini ve Trost, 1998). Aksi durum ise beraberinde bağlı olunan grup tarafından dışlanmayı getirebilir (Gross ve Vostroknutov, 2022). Örneğin, bir çevre grubunun üyesiyken etrafa çöp/izmarit atma, doğaya/hayvanlara zarar veren firmaların ürünlerini tercih etme gibi seçimler sizi grubun istenmeyen üyesi yapabilir ve devamında ise grup üyeliğiniz sonlanabilir. Özetle, bir grup içinde onay görme isteği ile onaylanmama ve dışlanmadan kaçınma eğilimi bireyleri grup normlarına uymaya motive eder (Cialdini ve Trost, 1998).
Onay görme isteği aynı zamanda sosyal imaj (social image) kavramıyla da yakından ilişkilidir. İnsanlar iç grup normlarına uyarak diğer insanlara kendileriyle alakalı pozitif bir izlenim bırakmak ve benlik imajını korumak istemektedir. Bunu çevre psikolojisi bağlamında inceleyen çalışmalar da çevre dostu davranışlar sergileyenlerin diğer insanlara kendileriyle alakalı pozitif bir izlenim bıraktığını (Welsch ve ark., 2021), kişinin kendini daha pozitif şekilde değerlendirip pozitif duygular deneyimlemesini kolaylaştırdığını (Taufik ve ark., 2015) ve diğer insanlar tarafından daha kolay gözlenen (örn., yaşanılan bölgede çevre koruma etkinliklerine katılmak) (Schmitt ve ark., 2018) çevre dostu davranışların yaşam doyumunu özel alanda sergilenen geri dönüşüm yapma gibi davranışlara kıyasla daha güçlü şekilde öngördüğünü ifade ediyor.
Çevre psikolojisi ile ilgili yazın çevre dostu yaşam pratiklerini bireyler arasında yaygınlaştırmanın bir yolunun da sosyal normlardan geçtiğini belirtiyor (Cialdini ve Jacobson, 2021; Farrow ve ark., 2017). Geri dönüşüm (Sorkun, 2018; Thomas ve Sharp, 2013), enerji tasarrufu (Allcott, 2011; Schultz ve ark., 2007), çevreyi temiz tutma (Poskus ve ark., 2019), çevre dostu tüketim davranışı (Çoker ve ark., 2022) gibi birçok çevre dostu davranışta sosyal normların etkili olabileceği çeşitli araştırmalarca gösterildi. Bu çalışmalardaki ana ortak bulgu ise çevre yanlısı davranışların yaygın olduğu ve grubun çoğunluğu tarafından onaylandığı algısının çevre yanlısı davranışlarda bulunma olasılığını arttıracağı, tam tersinin ise bu olasılığı düşüreceğidir. Örneğin, yapılan bir çalışma (Geiger ve Swim, 2016) başkalarının iklim değişikliğiyle mücadeleye destek vermediğini algılamanın diğerleriyle iklim değişikliği konusunda tartışma istekliliğini düşüreceğini bulgulamış. Başka bir araştırmada ise hükümetlerin dünya genelinde iklim değişikliğiyle mücadele için çaba gösterdiğine yönelik güçlü bir sosyal norm (bkz., küresel norm) algılayan katılımcıların ülke içi iklim politikalarını daha fazla destekledikleri saptanmıştır (Tam ve Chan, 2025).
Araştırmalar bireylerin sadece var olan normları değil aynı zamanda diğer insanların davranışlarında gerçekleşen değişimleri de önemsediğine işaret ediyor. Dinamik sosyal normlar (dynamic social norms) olarak adlandırılan bu olgu diğer insanların davranış ve tutumlarının zaman içerisindeki dönüşümüne atıfla kullanılıyor. “Geçen yıl mahallede geri dönüşüm yapan hane oranı %35’ti, bu yıl %55’e çıktı” ve “Bisikletle işe giden çalışan sayısı geçen yıla göre %20 arttı” gibi ifadeler dinamik sosyal normların çevre bağlamında kullanılmasına örnekler olabilir. Dinamik sosyal normları çevre dostu davranışlar bağlamında alan deneysel bir çalışma ise bir kişinin içerisinde bulunduğu grubun giderek artan sayıda üyesinin su tasarrufu gibi davranışları benimsemesinin bireyleri de bu davranışları benimsemeye motive ettiğini saptamış (Sparkman ve Walton, 2017).
Sosyal normlar her ne kadar diğerleriyle kurduğumuz ilişkinin merkezinde yer alsa ve onlara uymak çoğunlukla gruba kabulü getirse de bireyler zaman zaman bu normları ihlal edebilirler. Geçmiş çalışmalar (van Kleef ve ark., 2015) da sosyal olarak güçlü olmanın ve diğer insanların da normu ihlal ettiğine yönelik inancın norm ihlalleriyle ilişkili olduğunu belirtmekte. Normun ihlal edilmesi ise öfke ve suçluluk gibi çeşitli duyguları beraberinde getirmektedir. Örneğin, geçmiş çalışmalar grubun çevreye verdiği zarardan duyulan kolektif suçluluğun beraberinde çevreyi korumaya yönelik eylemleri getirdiğini ortaya koymuştur (Harth ve ark., 2013). Grup içerisinde çevre normunu ihlal edenlere yönelik duyulan öfke de benzer şekilde çevre dostu davranışların önemli bir yordayıcısı olarak öne çıkmaktadır (Barth ve ark., 2015).
Hem bu literatürden hem de o zamanlar mensubu şimdi de mezunu olduğum ODTÜ’nün sosyal medya gruplarından aldığımız ilhamla çevre normunun ihlalinin ne tür duygularla ve davranışlarla ilişkili olduğunu inceledik (Sarı, 2024). Temel değerleri arasında “yerleşke mirasına bağlılık” ve “doğal çevreye duyarlılık” da olan ODTÜ’de hem sosyal medyada hem de günlük sohbetlerde bu değerlerin mensuplar tarafından geçmişe nazaran daha az önemsendiği sık sık paylaşılıyordu. Sosyal medya gruplarında kirli bırakılmış bir çevrenin (örn., yere atılmış çöpler, toplanmamış yemek artıkları) fotoğrafları sık sık paylaşılıp “bunun bir ODTÜ’lüye yakışmadığı” aktarılıyordu. Biz de yaptığımız deneysel çalışmada öncelikle tüm katılımcılara iç grup normunu hatırlatan bir haber okuttuk. Bu haberin konusu kampüste çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasında ODTÜ’lülere düşen görevler idi. Sonrasında katılımcıların yarısına kampüsteki genel kullanım alanlarının kirletildiğine ilişkin fotoğraflar gösterirken, diğer yarısına ise aynı mekânların temiz bırakıldığı fotoğrafları gösterdik. Sonrasında ise norm ihlali algılarını ölçümlemek için “Sizce ODTÜ’lülerin kampüs içi çevre davranışları ODTÜ’lülerin doğal çevreye duyarlılık/yerleşke mirasına bağlılık değeri ile ne kadar uyumludur?” şeklinde sorular yönelttik. Bu soruyu takiben ODTÜ’lülerin kampüs içi çevre davranışlarına (kirletme/temiz bırakma) ilişkin duygularını ve kampüsün çevresel şartlarını iyileştirmeye yönelik kolektif eylem niyetlerini ölçtük. Bulgularımız bize katılımcıların akranları çevreyi kirleten kişiler olarak sunulduğunda yüksek düzeyde norm ihlali kaynaklı öfke, suçluluk ve tiksinti, düşük düzeyde ise gurur hissettiğini fakat kolektif eylem niyetlerini harekete geçirmede sadece öfke ve gururun etkili olduğunu gösterdi. Başka bir deyişle, norm ihlali algısı tek başına çevre dostu davranışı açıklamada yeterli olmasa da öfke ve gurur ile birleştiğinde çevre yanlısı kolektif eylem niyetlerini anlamlı olarak etkilemekte.
Sosyal normlar her ne kadar çevre yanlısı davranışın önemli bir yordayıcısı olarak ortaya çıksa da (bir meta-analiz için bkz., Berquist ve ark., 2023) bazı durumlarda bu rolün anlamlı olmadığı da görülmektedir. Başka bir deyişle, normların etkililiğini arttırmak adına birtakım hususlara dikkat edilmesi gereklidir. Örneğin; Normatif Davranışa Odaklanma Kuramı (Cialdini ve ark., 1990) normların davranış üzerindeki etkisinin onların görünür olduğunda ortaya çıktığını belirtir. 90’lı yılların başında yapılmış bir çalışmada (Reno ve ark., 1993) temiz bir çevreye birinin çöp atmasıyla çevreyi temiz tutma normu daha belirgin hale getirilmiş ve deney grubundaki katılımcılarda kontrol grubundakilere oranla yere çöp atma oranı daha düşük olmuştur (%11’e karşı %37). Sosyal normların davranış üzerindeki rolü grup kimliğiyle de ilişkili olabilir. Sosyal Kimlik Kuramı’na (Tajfel ve Turner, 1979) göre, insanlar benlik algılarını içinde bulundukları gruplara göre şekillendirir ve olumlu bir sosyal kimliği sürdürmeye motive olurlar. Diğer grup üyelerinin grup normlarından sapması ise olumsuz duyguları (örn., öfke) tetiklerken, olumlu duyguları (örn., gurur) azaltabilir. Bu duygusal tepkiler de grubun kimliği ve temel değerlerine yönelik bir tehdit algısıyla bağlantılıdır (Ditrich ve Sassenberg, 2024), çünkü iç grup normları grubun diğer gruplarından farklılığını ve olumlu imajını korumada önemli bir rol oynar (Abrams ve ark., 2000). Dolayısıyla, yukarıda aktardığım çalışmamızdan (bkz., Sarı ve ark., 2024) da hareketle “Bir ODTÜ’lü olarak, çevreyi korumak bizim bir sorumluluğumuzdur” tarzı sosyal normu iç grup kimliğiyle birlikte aktaran mesajların davranış üzerindeki rolünün (geniş ve belirsiz bir kitleye atıfla kullanılan normatif mesajlara kıyasla) daha güçlü olacağı beklenebilir.
Peki, sosyal normlardan iklim değişikliğiyle mücadelede nasıl faydalanılabilir? İlk kısımda aktarmaya çalıştığım üzere insan davranışı, iklim değişikliği de dâhil olmak üzere günümüz çevre sorunlarının merkezinde yer almakta. Dolayısıyla, çözümün de en önemli parçası bizleriz. Psikologlar başta olmak üzere sosyal bilimciler de belirli davranış kalıplarını değiştirmek için müdahale programlarından faydalanıyor. Bu müdahale programları genellikle doğrudan davranışa değil, davranış üzerinde rol oynayan değişkenlere (örn., tutum, sosyal normlar, duygular) odaklanıyor ve bu değişkenlerde oluşacak değişimin ise davranışa yön vereceği düşünülüyor. Örneğin, insanları bilgilendirme ve bilinçlendirmeyi amaçlayan bilgiye dayalı stratejiler çevre sorunlarının nedenleri ve sonuçları başta olmak üzere bilgilendirme yaparak insanların tutum ve motivasyonlarını değiştirmeyi hedeflemekte. Belirli bir çevre yanlısı davranışı hâlihazırda kaç kişinin yaptığını (veya çevreye zararlı bir davranıştan kaçındığını) göstermek (tanımlayıcı norm bilgisi), bir davranışın diğer insanlar tarafından ne ölçüde onaylandığını veya onaylanmadığı bilgisini vermek (buyruksal norm bilgisi), giderek daha fazla insanın davranışlarını değiştirdiği bilgisini vermek (dinamik norm bilgisi) bu stratejilerin sosyal normlar bağlamında kullanımına örnek verilebilir. Kişinin kendi davranışı veya performansını diğer insanların davranış veya performansıyla karşılaştıran sosyal karşılaştırma geri bildirimi (örn., mahallenin enerji tüketimi ortalaması veya benzer hane halklarının durumu) de sosyal normların bu alanda kullanılmasına örnek teşkil edebilir (Steg ve Vlek, 2009; van Valkengoed ve ark., 2022).
Bulunulan gruplarda çevre korumasına ilişkin sosyal normları özendirmede farklı yöntemlerden de yararlanılabilir. Örneğin, sosyal normları güçlendirmek için sosyal destek ve rol modelleri kullanılabilir. Kurak bir araziyi ağaçlandıran kişilerden örneklere medyada yer verilmesi[1], çevre dostu mesajları grubun üyesi olan sevilen bir bilim insanı/sanatçı üzerinden aktarmak bu bağlamda değerlendirilebilir.
Devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları, çevreyi koruyucu davranışları teşvik ederek (örn., şehir veya ilçe ölçeğinde halkın katılımıyla gerçekleştirilen ağaçlandırma faaliyetleri) çevresel uygulamaların yaygın biçimde benimsenmesini kolaylaştırabilir. Vatanseverliğin çevreye duyarlılık üzerindeki olumlu etkisi temel alınarak (Aydın ve ark., 2022), çevreyi koruma eylemleri ülkenin refah ve güvenliği perspektifiyle sunulabilir (örn., “Su Vatan’dır” gibi kamu spotları aracılığıyla). Ancak, çevre koruma davranışının bir topluluk içinde norm hâline gelmesi hem zaman hem de çaba gerektirir. Bireyin ait olduğu topluluğun çevreye duyarlı kimliği, çeşitli etkinliklerle (örn., her yıl farklı dönemlerde düzenli olarak gerçekleştirilen çevre koruma faaliyetleri) sürekli olarak öne çıkarıldığında, bu duyarlılık yeni katılımcılara (örn., başka bir bölgeden taşınan sakinler veya çocuklar) aktarılmasında etkili olabilir. Bu yazıda, sosyal normların çevre dostu tutum ve davranışlar üzerindeki rolünün ele alınması amaçlandı ve hem tanımlayıcı hem buyruksal hem de dinamik sosyal normların bireylerin çevre meseleleri hakkında karar alma süreçlerinde nasıl bir rol oynadığı aktarılmak istendi. Çevre politikaları ve müdahale programlarının tasarımında da sosyal normların dönüştürücü potansiyelinin dikkate alınması, sürdürülebilir davranışların toplum genelinde yerleşmesine önemli katkılar sağlayabilir. Türkiye, insanlarının çok büyük bir kısmının iklim değişikliğini ve bunun insan temelli olduğunu kabul ettiği ve çevre ile ilgili sorunlar konusunda endişeli olduğu bir ülke. KONDA (2024) tarafından hazırlanan “Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı 2024” raporu %97’imizin iklim değişikliğini inkâr etmediğimizi ve %71’imizin ise iklim krizinin insan kaynaklı olduğunu düşündüğümüzü söylüyor. Aynı rapor, %72’imizin ise iklim sorunlarından ötürü endişe duyduğumuzu ifade etmekte. Fakat aynı rapor sadece %30’umuzun İklim Yasası hazırlıklarından haberdar olduğunu belirtmekte. KONDA’nın (2023) yayınlanan benzer bir raporu da iklim değişikliğinde fosil yakıt kullanımının payının yeterince bilinmediğini ve iklim değişiminin temel kaynağı olarak çoğunlukla yeşil alanların ortadan kaldırılması olduğunun düşünüldüğünü söylemekte. Bu nedenle, mevcut çevre duyarlılığı ve kaygısının doğru bilgiyle bütünleştirilmesi, tek başına yeterli olmasa da çevre dostu davranışların gelişmesine katkı sağlayabilir. Böylelikle hem Türkiye’de hem de dünya genelinde gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir çevre bırakmak ve çevre sorunlarına kalıcı çözümler üretmek mümkün olabilir.
Kaynaklar
Abrams, D., Marques, J. M., Bown, N. ve Henson, M. (2000). Pro-norm and anti-norm deviance within and between groups. Journal of Personality & Social Psychology, 78(5), 906–912.
Allcott, H. (2011). Social norms and energy conservation. Journal of Public Economics, 95(9–10), 1082–1095.
Aydın, E., Bağcı, S. C. ve Keleşoglu, İ. (2022). Love for the globe but also the country matter for the environment: links between nationalistic, patriotic, global identification and pro-environmentalism. Journal of Environmental Psychology, 80, 101755.
Barth, M., Jugert, P., Wutzler, M. ve Fritsche, I. (2015). Absolute moral standards and global identity as independent predictors of collective action against global injustice. European Journal of Social Psychology, 45(7), 918–930.
Bergquist, M., Thiel, M., Goldberg, M. H. ve van der Linden, S. (2023). Field interventions for climate change mitigation behaviors: A second-order meta-analysis. Sustainability Science, 120(13).
Cialdini, R. B. ve Jacobson, R. P. (2021). Influences of social norms on climate change-related behaviors. Current Opinion in Behavioral Sciences, 42, 1–8.
Cialdini, R. B., Reno, R. R. ve Kallgren, C. A. (1990). A focus theory of normative conduct: Recycling the concept of norms to reduce littering in public places. Journal of Personality and Social Psychology, 58(6), 1015–1026.
Cialdini, R. B. ve Trost, M. R. (1998). Social influence: Social norms, conformity and compliance. D. T. Gilbert, S. T. Fiske ve G. Lindzey (Ed.), The handbook of social psychology (4. Baskı) içinde (ss. 151–192). McGraw-Hill.
Çoker, E. N., Jebb, S. A., Stewart, C., Clark, M. ve Pechey, R. (2022). Perceptions of social norms around healthy and environmentally friendly food choices: Linking the role of referent groups to behavior. Frontiers in Psychology, 13.
Ditrich, L. ve Sassenberg, K. (2024). Threat and reactions to violated expectations in groups: Adding control to the equation. European Review of Social Psychology, 35(1), 1–44.
Farrow, K., Grolleau, G. ve Ibanez, L. (2017). Social Norms and pro-environmental behavior: A review of the evidence. Ecological Economics, 140, 1–13.
Fu, L., Zhang, Y., Xiong, X. ve Bai, Y. (2018). Pro-environmental awareness and behaviors on campus: Evidence from Tianjin, China. Eurasia Journal of Mathematics, Science and Technology Education, 14(1), 427–445.
Geiger, N. ve Swim, J. K. (2016). Climate of silence: Pluralistic ignorance as a barrier to climate change discussion. Journal of Environmental Psychology, 47, 79–90.
Gifford, R. ve Nilsson, A. (2014). Personal and social factors that influence pro-environmental concern and behaviour: A review. International Journal of Psychology, 49(3), 141–157.
Gross, J. ve Vostroknutov, A. (2022). Why do people follow social norms? Current Opinion in Psychology, 44, 1–6.
Harth, N. S., Leach, C. W. ve Kessler, T. (2013). Guilt, anger, and pride about in-group environmental behaviour: Different emotions predict distinct intentions. Journal of Environmental Psychology, 34, 18–26.
Hayes, K., Blashki, G., Wiseman, J., Burke, S. ve Reifels, L. (2018). Climate change and mental health: Risks, impacts and priority actions. International Journal of Mental Health Systems, 12(1), 28.
Helferich, M., Thøgersen, J. ve Bergquist, M. (2023). Direct and mediated impacts of social norms on pro-environmental behavior. Global Environmental Change, 80, 102680.
Intergovernmental Panel on Climate Change (2022). Climate change 2022: Impacts, Adaptation and vulnerability. https://www.ipcc.ch/report/ar6/wg2/ adresinden erişildi.
Kağıtçıbaşı, Ç. ve Cemalcılar, Z. (2014). Dünden bugüne insan ve insanlar: Sosyal psikolojiye giriş (16. Basım). Evrim Yayınevi.
Kıral Uçar, G., Kaynak Malatyalı, M., Özdemir Planalı, G. ve Kanık, B. (2023). Personality and pro-environmental engagements: The role of the Dark Triad, the Light Triad, and value orientations. Personality and Individual Differences, 203, 112036.
Kollmuss, A. ve Agyeman, J. (2002). Mind the Gap: Why do people act environmentally and what are the barriers to pro-environmental behavior? Environmental Education Research, 8(3), 239–260.
KONDA (2023). Türkiye’de iklim değişikliği algısı ve enerji tercihleri 2022: İklim endişesi en yüksek seviyede peki politikacılar bunun ne kadar farkında? https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2023/05/Iklim-Haber-Konda-Arastirma-2022.pdf adresinden erişildi (Erişim Tarihi: 25 Eylül 2025).
KONDA (2024). Türkiye’de iklim değişikliği algısı 2024: Toplum İklim Kanunu’ndan haberdar değil. https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2025/01/Konda-Iklim-Degilikligi-Algisi-rapor-2024.pdf adresinden erişildi (Erişim Tarihi: 25 Eylül 2025).
Landry, N., Gifford, R., Milfont, T. L., Weeks, A. ve Arnocky, S. (2018). Learned helplessness moderates the relationship between environmental concern and behavior. Journal of Environmental Psychology, 55, 18–22.
Mayer, A. ve Smith, E. K. (2019). Unstoppable climate change? The influence of fatalistic beliefs about climate change on behavioural change and willingness to pay cross-nationally. Climate Policy, 19(4), 511–523.
McAuliffe, M. ve A. Triandafyllidou (Ed.). (2021). World migration report 2022. International Organization for Migration.
Nyborg, K., Anderies, J. M., Dannenberg, A., Lindahl, T., Schill, C., Schlüter, M., Adger, W. N., Arrow, K. J., Barrett, S., Carpenter, S., Chapin, F. S., Crépin, A.-S., Daily, G., Ehrlich, P., Folke, C., Jager, W., Kautsky, N., Levin, S. A., Madsen, O. J., … de Zeeuw, A. (2016). Social norms as solutions. Science, 354(6308), 42–43.
Poškus, M. S., Pilkauskaitė Valickienė, R. ve Kuzinas, A. (2019). The effects of descriptive imagery and appeals on emotions and intentions related to pro-environmental behavior. Sustainability, 11(19), 5257.
Reno, R. R., Cialdini, R. B. ve Kallgren, C. A. (1993). The transsituational influence of social norms. Journal of Personality and Social Psychology, 64(1), 104–112.
Rothermich, K., Johnson, E. K., Griffith, R. M. ve Beingolea, M. M. (2021). The influence of personality traits on attitudes towards climate change – An exploratory study. Personality and Individual Differences, 168, 110304.
Sarı, E. (2024). Değerler ve iklim değişikliği mücadelesi. G. Kıral Uçar (Ed.), Psikoloji ve iklim değişikliği: Çözüme katkılar ve yeni kavramlar (ss. 237–266) içinde. Nobel Akademik Yayıncılık.
Sarı, E., Yücel, E. ve Bükün, M. F. (2024). The role of emotions in collective responses to in-group norm violations: The case of university’s sensitivity to the natural environment norm. Current Psychology, 43, 27187–27206.
Schmitt, M. T., Aknin, L. B., Axsen, J. ve Shwom, R. L. (2018). Unpacking the relationships between pro-environmental behavior, life satisfaction, and perceived ecological threat. Ecological Economics, 143, 130–140.
Schultz, P. W., Nolan, J. M., Cialdini, R. B., Goldstein, N. J. ve Griskevicius, V. (2007). The constructive, destructive, and reconstructive power of social norms. Psychological Science, 18(5), 429–434.
Schwartz, S. H. (1977). Normative influences on altruism. L. Berkowitz (Ed.), Advances in experimental social psychology (Cilt 10) içinde (ss. 221–279). Academic Press.
Sorkun, M. F. (2018). How do social norms influence recycling behavior in a collectivistic society? A case study from Turkey. Waste Management, 80, 359–370.
Sparkman, G. ve Walton, G. M. (2017). Dynamic norms promote sustainable behavior, even if it is counternormative. Psychological Science, 28(11), 1663–1674.
Steg, L. ve de Groot, J. I. M. (2012). Environmental values. S. D. Clayton (Ed.), The Oxford handbook of environmental and conservation psychology içinde (ss. 81–92). Oxford University Press.
Steg, L. ve Vlek, C. (2009). Encouraging pro-environmental behaviour: An integrative review and research agenda. Journal of Environmental Psychology, 29(3), 309–317.
Stern, P. C., Dietz, T., Abel, T., Guagnano, G. A. ve Kalof, L. (1999). A value-belief-norm theory of support for social movements: The case of environmentalism. Human Ecology Review, 6(2), 81–97.
Tajfel, H. ve Turner, J. C. (1979). An integrative theory of intergroup conflict. W. G. Austin ve S. Worchel (Eds.), The social psychology of intergroup relations (ss. 33–47) içinde. BrooksJCole.
Tam, K.-P. ve Chan, H.-W. (2025). Perception of global norm of government climate action and support for domestic climate policies. Journal of Environmental Psychology, 106, 102694.
Taufik, D., Bolderdijk, J. W. ve Steg, L. (2015). Acting green elicits a literal warm glow. Nature Climate Change, 5(1), 37–40.
Thomas, C. ve Sharp, V. (2013). Understanding the normalisation of recycling behaviour and its implications for other pro-environmental behaviours: A review of social norms and recycling. Resources, Conservation and Recycling, 79, 11–20.
van der Werff, E., Steg, L. ve Ruepert, A. (2021). My company is green, so am I: the relationship between perceived environmental responsibility of organisations and government, environmental self-identity, and pro-environmental behaviours. Energy Efficiency, 14(5),
van Kleef, G. A., Wanders, F., Stamkou, E. ve Homan, A. C. (2015). The social dynamics of breaking the rules: Antecedents and consequences of norm-violating behavior. Current Opinion in Psychology, 6, 25–31.
van Valkengoed, A. M., Abrahamse, W. ve Steg, L. (2022). To select effective interventions for pro-environmental behaviour change, we need to consider determinants of behaviour. Nature Human Behaviour, 6(11), 1482–1492
Watts, N., Adger, W. N., Agnolucci, P., Blackstock, J., Byass, P., Cai, W., Chaytor, S., Colbourn, T., Collins, M., Cooper, A., Cox, P. M., Depledge, J., Drummond, P., Ekins, P., Galaz, V., Grace, D., Graham, H., Grubb, M., Haines, A., … Costello, A. (2015). Health and climate change: Policy responses to protect public health. The Lancet, 386(10006), 1861–1914.
Welsch, H., Binder, M. ve Blankenberg, A.K. (2021). Green behavior, green self-image, and subjective well-being: Separating affective and cognitive relationships. Ecological Economics, 179, 106854.
Young, H. P. (2015). The evolution of social norms. Annual Review of Economics, 7(1), 359–387.