Karşılaştırmalı Psikoloji Perspektifinden Kültür
Berkay Arslan*
Kültür şimdiye kadar çok çeşitli biçimlerde tanımlanmış bir kavramdır. Hiçbiri diğerleriyle tam olarak örtüşmeyen bu tanımlar çeşitli karmaşalara ve tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmalardan en öne çıkanlardan biri “hayvan kültürü” konusudur. Hayvanların da insanlar gibi bir kültüre sahip olup olmadıkları çokça tartışılagelmiş bir konudur. Bu konuya pek çok cepheden çeşitli yaklaşımlar sunulmuştur. Örneğin, uzunca bir süre antropologlar ve genel olarak sosyal bilimciler tarafından insan, kültüre sahip tek canlı türü olarak kabul edilmekteydi ve hâlâ bu kavramlaştırma kısmen devam etmektedir. İnsanın diğer canlılardan üstünlüğüne inanmak ve onu diğer türlerden farklılaştırmaya çalışmak yeni bir girişim değildir. Aristoteles insanı akli yetileriyle hayvanlardan ayırmaya ve daha üst bir sınıfa dâhil etmeye çalışmıştı. Dahası, Aristoteles, metodu dolayısıyla gözlemler yapmış, doğayı incelemiş ve insanlarla hayvanları bu gözlemleri sonucunda kıyaslamıştı. Örneğin, arılar üzerinde yaptığı gözlemler sonucunda onların kutsal olduğu sonucuna varmıştı. Buradaki kutsallık insanla paylaşılan bir kutsallıktır. Kutsallığın kaynağı akıl ve zihin sahibi olmaktır (Lehoux, 2019). Aristoteles, bu kıyas sayesinde, arılar ve diğer hayvanlar arasında kavramsal bir ayrıma gitmişti. Bu da bir bakıma bize karşılaştırmalı çalışmaların, insanı ve kavramları anlama çabasına uzun bir süredir hizmet ettiğini gösteriyor. Bu çalışmanın bugünkü karşılığı karşılaştırmalı psikolojidir. Karşılaştırmalı psikoloji, hayvan ve bitki türlerinin bilişsel ve sosyal yetilerini karşılaştırarak yine en sonunda kavramları ve yetilerin ardında yatan mekanizmaları anlama/anlamlandırma çabasıdır.
Hayvanlarda kültürün örnekleri çokça kayda geçirilmiştir. Hayvan kültürüne dair ilk örnekler, 20. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmıştır. Yapılan gözlemler, İngiltere’de baştankaraların (Parus major) evlerin önüne bırakılan süt şişelerinin kapaklarını açma davranışını birbirlerinden öğrendiklerini ortaya koymuştur (Fisher, 1949). Bunun yanı sıra 1954 yılında Japon maymunlarının (Macaca fuscata) tatlı patatesleri kumlardan arındırmak için yıkamaları kayda geçirilmiştir ve bu davranışın nesiller boyunca süregelen gözlemler sonucunda kültürel bir davranış olduğu düşünülmüştür (Kawai, 1965). Bu ilk örneklerin yanı sıra giderek farklı türlerde de kültür olarak adlandırılan davranışlar kayda geçirilmektedir. Memelilerden (Whiten, 2022), kuşlara (Aplin, 2019) ve hatta böceklere (Alem ve ark., 2016) varıncaya kadar çeşitli hayvan türünde kültürel davranışlara rastlanmaktadır. Fakat bu yazıda, elimizdeki verilerin daha fazla olması ve evrimsel olarak bize en yakın tür olması bakımından şempanzeler (Pan troglodytes) üzerinde yapılan çalışmalara odaklanılacaktır.
Andrew Whiten ve arkadaşlarının 1999’da yayımladıkları rapora göre 150 seneyi aşkın bir süredir yapılan gözlemlere göre şempanzeler tımarlama, alet kullanımı ve cinsel davranışlar dâhil 39 farklı kültürel davranış sergilemektedirler. Bu çalışmada odaklanılan temel sonuç, belirli davranış örüntülerinin sadece bazı şempanze topluluklarında var olması ama diğerlerinde olmamasıdır. Bu da söz konusu farkın, ekolojik ve genetik diğer faktörler göz ardı edildiğinde bir tek sosyal farklılıklardan ve kültürel aktarımdan kaynaklanan bir fark olduğunu göstermektedir. Örnek olarak termit oltalama davranışına bakılabilir. Termit oltalama, şempanzelerin termit yuvalarına gelip oradan termit yemek için çubuk kullanmaları anlamına gelir. Bunu yaparken ellerine aldıkları ince bir çubuğu termit yuvasının deliğine sokup geri çekerek çubuk üzerinde kalan termitleri yerler. Bu davranış, genelde kültürel aktarımın bir örneği olarak sunulmaktadır (Tennie ve ark., 2009). Christophe Boesch ve Hedwige Boesch’un (1990) yaptığı gözlemlere göre Tai Ormanı’ndaki şempanzeler kısa çubuklar kullanıp doğrudan çubuk üzerinden termitleri yerler. Fakat, William McGrew (1974) çalışmalarında Gombe’deki şempanzelerin genelde daha uzun çubuklar kullandıkları ve elleriyle termitleri sıyırıp yediklerini kayda geçirmiştir.
Bunun yanı sıra bir de deneysel çalışmalara bakılabilir. Deneysel çalışmalar sosyal öğrenmenin kültürel aktarımdaki rolünü irdelememize izin vermesiyle oldukça önemlidir (Whiten, 2022). Deneylerde kullanılan bir yöntem yayılma (diffusion) çalışmalarıdır. Yayılma çalışmalarında amaç deneyci tarafından bir bireye öğretilen davranışın daha sonra o birey tarafından diğerlerine de aktarılmasıdır. Örneğin, ilk öğrenen bireye “A” dediğimizde aktarımın beklenen yönü A ® B ® C gibidir. Bir diğer versiyon ise açık yayılmadır. Burada, deneyciden ilk öğrenen birey doğrudan birlikte yaşadığı gruba geri bırakılır ve öğrendiklerini onlara öğretmesi beklenir. Örneğin, bu araştırma tasarımını kullanan bir çalışmada şempanzelere doğal koşullara uygun bir yiyecek toplama davranışı öğretilmiştir (Whiten ve ark., 2005). Bu alet kullanım tekniğini öğrenen şempanze kendi grubu tarafından izlenmiş ve diğerleri de bu tekniği öğrenmiştir (32 şempanzeden 30’u).
Şempanzelerde görülen davranışların kültür olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve altında yatan mekanizma konusunda bir fikir birliğine varılamamıştır. Kimi araştırmacılara göre şempanzelerde kültür, göz ardı edilemeyecek kadar bariz bir şekilde ortadayken (Whiten, 2003; Whiten, 2022) bazılarına göre insanlar, kültürel bir ortamda yaşarken hayvanlar sadece kompleks topluluklarda yaşamaktadırlar (Tomasello ve ark., 1993). Buradaki ayrımın altında yatan temel sebep esasen bu teorisyenlerin kültür olgusuna bakış açılarından ve tanımlamalarından kaynaklanmaktadır. Bu farklılaşma, araştırmacıların kültürün ve kültürel aktarımın mekanizmalarında vardıkları ayrımın bir ürünüdür.
Michael Tomasello ve arkadaşlarının (1993) görüşüne göre şempanzeler ve diğer hayvanlar kültürel davranışlar sergilemezler ve kültürel bir dünyada yaşamazlar, yalnızca sosyal olarak kompleks toplumlarda yaşarlar. Kültür tanımları, şempanze davranışlarının kültürel olarak kabul edilmesine yol açsa bile bu davranışlar hiçbir koşulda insan kültürüyle karşılaştırılabilir değildir (Tennie ve ark., 2009). Tennie ve arkadaşlarına (2009) göre insan kültürü şempanze kültürüyle homolog[1] değildir. İnsan kültürünü ayrı kılan en önemli özelliği birikmeli (cumulative) yapısıdır. İnsan kültürü birbiri üzerine yığılan, değişen ve biriken bir yapıdadır. Yeni kuşaklara aktarıldıkça bazı özellikleri seçilip sabit kalsa da bazı özellikleri de değişir ve dönüşür (Tennie ve ark., 2009). Tennie ve arkadaşları (2009) bu biriken kültürel özelliklerin temelini şempanzelerde ve diğer kuyruksuz maymunlarda olmayan bir yetiyle açıklar. Bu yeti taklide dayalı kopyalamadır (imitative copying). Bu yeti sayesinde insan, türünün getirdiği “Örtük Çözümler Bölgesi”ni (ÖÇB) aşabilir (ÖÇB’nin detaylı bir eleştirisi için bkz. Whiten, 2022). ÖÇB, ortada bulunan ve türün yapabileceklerinin sınırları içerisinde yer alan bazı çözümlerdir. ÖÇB’lerinin dışına çıkamadıkları iddia edilen şempanzelerin bireysel olarak kimseden öğrenmeden davranışları icat edebilecekleri ileri sürülür. Bunun dışında kalan davranışların nasıl yapıldıklarını (know-how) öğrenemezler. Sadece insanlar kendi ÖÇB’lerinin dışındaki davranışları kopyalayabilirler. Dolayısıyla şempanzeler sadece kendi ÖÇB’lerinin izin verdiği ölçüde sosyal öğrenme gerçekleştirebilir.
Dahası, şempanzelerde öğrenmenin mekanizması olarak öne sürdükleri sistem ise öykünme öğrenmesidir (emulation learning; Tennie ve ark., 2006; Tennie ve ark., 2009). Öykünme öğrenmesi temel olarak bir organizmanın ortaya çıkarılan davranışın nasıl yapıldığını değil ortaya çıkan ürünü öğrenmesidir, başka bir deyişle yapılan aksiyonu değil ortaya çıkan sonucu öğrenmektir (Tennie ve ark., 2006; Tennie ve ark., 2009). Tennie ve arkadaşları (2006) öykünme öğrenmesinin taklit yoluyla kopyalamadan ayrılması gerektiğini öne sürmektedir. Öykünme öğrenmesi şempanzelerde ve diğer kuyruksuz maymunlardaki öğrenme yöntemini açıklarken, taklit yoluyla öğrenme insanlardaki sosyal öğrenmeyi açıklar. Taklit yoluyla kopyalama davranışı gerçekleştiren insanlar kültürel aktarım gerçekleştirebilirler ve her defasında üretilmiş olan davranışı, örneğin aleti, tekrardan üretmek zorunda kalmazlar. Tennie ve arkadaşlarına (2009) göre bu yetisi sayesinde insan kültürü, birikim ve değişim göstererek ilerleme kat edebilmiştir.
Tomasello ve arkadaşlarına (1993) göre sosyal ve kültürel öğrenme birbirlerinden farklı iki öğrenme biçimidir. Sosyal öğrenme, sosyal çevresel etkenlerin etkisi altında gerçekleşen bireysel bir öğrenmedir. Her ne kadar sosyal çevre öğrenmede rol oynasa da bu sınırlı bir etkileşimdir. Sosyal çevreden yararlanılır ama öğrenme bireysel çabalar sonucunda gerçekleşir (Tomasello ve ark., 1993). Şempanzelerde gözlemlenen bir diğer öğrenme de böyle bir öğrenmedir. Örneğin, annesinden ceviz kırmayı öğrenen bir yavru şempanze annesinin elindeki taş çekice ve yerdeki örse odaklanır. Dolayısıyla da ceviz kırma etkinliğine dikkati çekilir. Bu sayede yavru şempanze için ceviz kırma işlemini öğrenme kolaylaştırılmış olur. İnsan ise kültürel öğrenme yoluyla davranışları edinir (Tomasello ve ark., 1993). Kültürel öğrenme, bireylerin birbirlerinin perspektiflerini aldıkları, öğrenen bireyin öğreten bireyin yerine kendini koyduğu ve sadece öğrenilen aksiyonun değil sosyal etkileşimin kendisinin de içselleştirildiği bir öğrenme biçimidir. Tomasello ve arkadaşlarına (1993) göre bu öğrenme biçimi insana özgüdür.
Diğer taraftan Andrew Whiten ve arkadaşlarına (2003) göre şempanzeler kültürel davranışlar sergilemektedir. Bunu yaparken de insanla homolog mekanizmalar kullanırlar. Whiten ve arkadaşları (2003) kültürel aktarımı davranış özelliklerinin öğrenme yoluyla bir bireyden diğerine geçtiği olgu olarak tanımlar ve şempanze kültürünü insan kültürüyle 10 madde altında kıyaslar. Bu maddeler sırasıyla şöyledir: Çoklu kültürel varyantlar, kültürel olarak çok yönlü farklılaşan topluluklar, kültürel çekirdek kümeler, birikimsel kültürel evrim, öğretim, kompleks işlerin taklit yoluyla öğrenilmesi, yakınsama ve adet, kültürün unsurlarını benimsemede öz bilinç, anlam seçimi ve kültürel içerikler.
Çoklu kültürel varyantlar. İnsan kültürü çok çeşitli gelenekleri bünyesinde barındırır ve çok çeşitlilik gösterir. Bunun aksine hayvan kültürlerinin böylesi bir çeşitlilik barındırıp barındırmadığı ve barındırıyorsa da bunun insanınkiyle ne ölçüde kıyaslanabileceği cevaplanmamış bir sorudur. Fakat, şempanze kültürü özelinde bakıldığında, şempanzelerde 39 çeşit kültürel davranış tespit edilmiştir. Bu davranışların bazısı sadece belirli topluluklarda gözükürken bazısı gözükmemektedir. Yani belirli davranışlar belirli şempanze topluluklarına ait gibi gözükmektedir. Buna rağmen insanda bu sayı çok daha fazladır.
Kültürel çekirdek kümeler. LeVine’e (1984) göre Amerikan antropolojisinin ortaklaştığı görüş, gelenekleri, toplumlar arasında bağımsız olarak gelişen ve değişen ve yalnızca belirli tarihsel koşullarda birbirine benzeyen ayrı özellikler olarak ele alır. Buna rağmen LeVine (1984), etnografik kayıtlar dikkate alındığında kültürler arasında, özellikle de düşünsel boyutta, bir bağlantısallık bulmanın çok da zor olmadığını dile getirir. Bu da çağdaş antropolojinin kültürlerin davranışların bir araya getirilmiş bir versiyonu değil de fikirler topluluğu olduğu görüşüne yol açmıştır. Bu görüşe göre fikir aktarımı temelde dile dayanmaktadır. Fakat, bu demek değildir ki dil bir ön koşuldur ve konuşma yetisi olmayan canlılar fikir aktarımında sınıfta kalmaktadır. Whiten ve arkadaşlarına (2003) göre dil yetisine sahip olmayan canlıların kültürlerinin de söz konusu fenomene tabi olması prensipte mümkün gözükmektedir. Yani bir “çekirdek fikir” (core idea), kavramsal olarak ilişkili gelenekler kümesinin yaratılmasını açıklayabilir. Yani çekirdek fikirler geleneklerin birbirleriyle olan kavramsal yakınlığını ve uzaklığını açıklayabilir.
Şempanzelerde de böylesi bir kümeleşmenin olup olmadığına bakılmış ve olabileceğine dair iki kanıt bulunmuştur. Kanıtlardan biri Tai Ormanı’ndaki şempanzelerin 20 farklı alet kullanımı sergilemesine karşılık Budongo ve Kibale Ormanları’nda sadece 5-6 alet kullanımının kayda geçmesidir. Bu farkı açıklamak için net bir çevresel faktör görünmemektedir. Tai şempanzelerinin yenilik yapmaya ve yeni varyantları benimsemeye daha yatkın olarak alet kullanımına yönelik temel bir yönelim geliştirmiş olmaları mümkündür. Diğer bir örnek ise şempanzelerin karınca ve termit toplamak için kullandıkları alet farklılıklarıdır. Orta Afrika şempanzeleri fırça şeklinde çubuklar kullanırken Doğu Afrika şempanzeleri hassas çubuklar kullanmaktadır (Boyd ve ark., 1997).
Birikimsel kültürel evrim. Birikimsel kültür insanın ayırt edici özelliği olarak düşünülmektedir. Tomasello ve arkadaşlarının (1993) öne sürdüğü üzere “çıkrık etkisi” (ratchet effect) sadece insana özgü bir yetidir. Çıkrık etkisi, nesiller geçtikçe yeniliklerin ilerlediğini ileri sürer. Şempanze kültüründe de böylesi bir birikimsel evrim olup olmadığı konusu tartışmalıdır. Bunu anlayabilmek için elimizde yeterli tarihsel veri olmamakla birlikte birkaç örnek bize şempanzelerin kültürel evrimi hakkında fikir vermektedir. Bu örnekler göstermektedir ki şempanzeler davranışı ilk ortaya atan bireyden daha fazla gelişim kat edememektedirler. Fakat yine de bazı örnekler birikimi işaret etmeleri bakımından ilham verici durmaktadır. Örneğin, karınca toplama davranışı topluluklar arasında farklılaşma gösterir. Tai’de kısa çubuk kullanılıp doğrudan ağza götürülürken (Boesch ve Boesch’u, 1990) Gombe’de uzun çubuk kullanılır, elle karıncalar sıyrılır ve o şekilde tüketilir (McGrew, 1974). Bu davranış yeni baştan icat edilmiş gibi durmamakla beraber halihazırda olan bir davranışın ilerletilmiş hâli gibi düşünülebilir. Yani bu davranış çıkrık etkisine örnek olabilir. Her ne kadar niteliksel olarak benzerlik görülse de niceliksel olarak insan ve şempanze kültürlerinin birikimsellikleri açısından arada ciddi farklar gözükmektedir. Peki bunu açıklayan faktörler nelerdir? Bu soruya verilen genel cevap kültürel aktarım mekanizmalarını arkasında yatan psikolojik farklılıklar olmuştur (Tomasello, 2000).
Öğretim. Yukarıda bahsedildiği üzere Tomasello ve arkadaşlarına (1993) göre insan kültürel aktarımı temelde kültürel öğrenmeye ve öğretime dayanmaktadır. Öğretim, bireylerin birbirlerine doğrudan bilgi aktarmaları ve bir şeylerin nasıl yapılacağını iletmeleri anlamına gelir. Bu, Tomasello ve arkadaşlarına (1993) göre insana özgü bir özellik olup diğer hayvanlarda görülmez. Whiten ve arkadaşlarına (2003) göre de şempanzelerde ve diğer hayvanlarda öğretimin örnekleri çok az sayıda olsa da kayda geçirilmiştir. Örneğin, şempanzelerdeki ceviz kırma davranışını öğrenmek üç aşamada değerlendirilir: Teşvik, kolaylaştırma ve gösterme. Bunlardan öğretime en yakın olan aşama gösterme aşamasıdır. Dolayısıyla şempanze toplumlarında doğal bir davranış olarak öğretime rastlanmaz. Whiten ve arkadaşlarının (2003) öne sürdüğüne göre bu durum insan toplumlarında da farklı değildir. Yapılan günlük gözlemlere bakıldığında insan ebeveynlerinin de aynı şempanzelerde olduğu gibi çocuklarına doğrudan yönergeler vererek davranışları öğretmedikleri fakat dolaylı yollardan bunu sağladıkları kayda geçirilmiştir.
Kompleks işlerin taklit yoluyla öğrenilmesi. Taklit kültürel aktarım mekanizmalarından birisidir. Taklit her ne kadar kültürel kalıtım mekanizmalarından sadece biri olsa da bazılarına göre en önemlisidir (Whiten ve ark., 2003). Özellikle davranışların bir nesilden diğerine aktarılmasında çok önemli bir yer tutan taklit bazılarına göre çeşitli hayvanlarda bulunurken bazılarına göre “doğru taklit” sadece insana özgüdür. Bu insana özgü olan doğru taklit, birikimsel kültürel evrimin temelidir. Fakat bazı araştırmacılara göre şempanzelerde de bu görülebilir.
Whiten ve arkadaşlarının (2003) kendi araştırmalarının sonucunda “iki-hareket” (two-action) deney yaklaşımını geliştirmişlerdir. Bu yaklaşım, taklidi sosyal öğrenmenin basit bir formu olan uyaran artırıcıdan (stimulus enhancement) ayrıştırmaya yarar. Uyaran artırıcı, davranışı gösteren bireyin davranışı izleyen bireyin odağını belirli bir nesneye çekmesidir ve dolayısıyla izleyen birey, kendi kendine deneme yanılma yoluyla davranışı öğrenir. İki-hareket yaklaşımında gruplardan birine verilen bir görevi çözmenin tek bir yolu gösterilirken diğer gruba da başka bir yöntem gösterilir. Gözlemci bireylerin hangi davranışı yaptıklarını inceleyerek gruplar içerisindeki taklit ve kopyalama davranışlarını kayda geçirebilir. Örnek olarak bir deneyde şempanzeler yapay bir meyvenin nasıl açılacağına dair bir davranış dizisi görür ya da alternatif yöntemi görür. Şempanzeler, gördükleri davranışı kopyalar. Benzer bir çalışma doğal ortamda yaşayan şempanzelerle yapıldığında sonuç yine değişmez ve şempanzeler öğrendikleri davranışı kopyalar. Bu da gösteriyor ki düşünülenin aksine şempanzeler birbirlerini taklit ederek davranış aktarımı yapabilmektedirler.
Yakınsama ve adet. İnsanlar, birçok davranışı sırf geleneksel olduğu ve sürekli karşılarına çıktıkları için edinir ve tekrarlar. Örneğin, çocuklar başkalarının davranışlarını sırf diğerleri de o şekilde davranıyor diye tekrarlar. Yani ortak bir davranış kalıbına yakınsarlar, bir davranışta ortaklaşırlar. Benzer bir durumun şempanzelerde de olup olmadığı tartışılır. Whiten ve arkadaşlarına (2003) göre yukarıda bahsedilen taklit deneyi buna bir örnektir. Örnek olarak, şempanzelerin, davranışı gösteren modelin yaptıklarını olduğu gibi tekrar etmelerine kadar belirli sayıda deneme yanılma aşamalarından geçmeleri gerekmiştir. En sonunda istenen davranış sekansında ortaklaşmışlardır. Her ne kadar ilk denemeleri de yapay meyveyi açma konusunda işlerini kısmen görse de tam olarak modelin gösterdiği şekilde uygulamaları zaman gerektirmiştir. Bu da göstermektedir ki şempanzeler de insanlar gibi belirli davranışları zaman içerisinde edinirler ve edindiklerinde birbirlerine benzeşirler.
Kültürün unsurlarını benimsemede öz bilinç. İnsanlar çevrelerinden ve kültürlerinden davranışları edinirken çeşitli düzeylerde öz kontrol gösterirler. Örneğin bunu çocuk oyunlarında görebiliriz. Çocuk oyunlarının gelişimine baktığımızda bazı oyunların taklit içermeye başladığını görürüz. Bu tarz oyunlarda çocuklar, taklidi arkadaşlarını kandırmak için kullanırlar. Bazen de çocukların başkalarının onları taklit ettiğini anlaması gerekir. Doğru bir şekilde taklit edebilmek için taklit edildiğini anlamak her zaman gerekli değildir. Bu tarz bir anlama yetisi hayvanlarda genel olarak görülmez. Fakat yapılan bir deney tasarımına göre şempanzeler, kültürel aktarım konusunda öz bilinçli davranabilmektedirler. “Benim gibi yap” (do-as-I-do) yaklaşımında birey, istenen davranışın genel fikri kavranana kadar “Bunu yap” komutuyla beraber eğitim almaktadır. Bundan sonra bireyler kopyalama davranışlarındaki yeterliliklerine göre test edilebilir. Şempanzelerin bu testten başarıyla çıktıkları gösterilmiştir (Custance ve ark., 1995). Başka bir deyişle, şempanzeler taklit etkinliğinin kendisini kavrayabilmektedir. Buradan hareketle denilebilir ki, kültürel edinim süreçleri hem şempanzeler hem de insanlar için öz bilinç içeren süreçler olması muhtemeldir.
Anlam seçimi. İnsan yavruları her ne kadar çevrelerindeki kültürü genel olarak öğrenip kopyalıyor gözükseler de bu öğrenim sürecinde bir seçim mekanizması vardır. Bu seçim süreci en geniş anlamıyla neyin “anlamlı” olup neyin olmadığıyla ilgilidir. Anlamı genel itibariyle iki farklı kategoriye bölebiliriz: İletişimsel anlam ve işlevsel anlam.
İletişimsel anlam, eylemlerin ne anlama geldikleriyle ilgilidir. Şempanzelerde kayda geçirilen kültürel çeşitlilik örneklerinin çoğu iletişimle, özellikle de erkeklerin dişilere kur yapma taktikleriyle ilişkilidir. Bununla birlikte, bunların genetik mirastan ziyade sosyal aktarım yoluyla elde edildiğine dair kanıtlar, fiziksel olarak birbirine yakın olan topluluklar arasında bile, çoğu şempanze iletişim davranışında görülmediği şekilde büyük ölçüde farklılık göstermelerine dayanmaktadır.
Yapılan keşif çalışmasında bir şempanze grubundan ayrılmıştır. Bu şempanzeye yiyecek elde etmek için iki işaret öğretilmiştir. Bunları öğrenen şempanze grubuna geri bırakıldığında diğer şempanzelerden hiçbiri bu işaretleri öğrenmemiştir (Tomasello ve ark., 1997). Bu çalışma, belki de şempanzelerin insanlardan farklı olarak bu gibi işaretlerin anlamlarını gözlem yoluyla öğrenmediklerini göstermektedir. Ancak alanda bu konuyla ilgili daha fazla deneysel çalışmaya ihtiyaç vardır.
İşlevsel anlam, toplayıcılık işleri gibi işlevsel hareketlerin istenen çıktının elde edilmesine yönelik olan yönlerini ilgilendirir. Çocuklarla yapılan çalışmalarda, çocukların başkalarının davranışlarını öğrenmeleri, sergilenen davranışın arkasında yatan amaç ve niyete bağlı olarak şekillendiği görülür. Örneğin, çocuklar, yanlışlıkla yapılan davranışlar yerine niyetli olarak yapılan davranışları taklit ederler (Carpenter ve ark., 1998).
Benzer çalışmaları şempanzelerle yapmak ayrı bir güçlüktür. Nedenselliğin kavranmasının taklitteki rolü daha kontrol edilebilir olabilir. Örneğin, bir problemi çözerken önce yanlış yoldan giden ve daha sonra doğru yolu seçen bir modeli izleyen çocuklar sadece nedensellik ilişkisinin işe yaradığı ve etkili olduğu davranışı kopyalamışlardır (Want ve Harris, 2001).
Şempanzeler ve çocuklarla yapılan bir deneyde (Horner ve Whiten, 2005) katılımcılar iki koşula atanmıştır. Koşullarda katılımcıların izledikleri davranış aynı olmakla beraber bir koşulda şeffaf bir koşulda opak bir kutu vardır. Bu kutularla etkileşime giren deneyci önce üstteki deliğe çubuğu sokup bir şey elde edemeyip daha sonra alttaki deliğe sokup ödül elde etmektedir. Bunu izleyen şempanzeler şeffaf kutulu koşulda opak olana göre daha fazla ödül elde etmiştir, ki bu beklenilen bir çıktıdır. Fakat, ilginç olan nokta şempanzelerin nedensel olarak alakalı olan davranışı yani sadece alt deliğe çubuk sokmayı daha çok taklit etmeleridir. Çocuklar ise her koşulda da iki tür davranışı da taklit etmişlerdir. Herhangi bir seçicilik göstermemişlerdir. Çocukların çok sayıda kopyalama davranışı uzun vadede karşılığını veren kültürel eğilimi ortaya koymaktadır. Diğer taraftan şempanzelerin seçiciliğinin daha verimli olduğu söylenebilir.
Kültürel içerikler. Şempanze geleneklerinin içeriği, yiyecek hasadı, yiyecek işleme, rahatlık ve hijyen, kur yapma ve sosyal adetler dâhil olmak üzere çeşitli işlevler için araçların kullanımını içerir (McGrew, 1992). Bu açılardan bakılınca insan kültürüyle ortak yönleri vardır. Fakat, her ne kadar ortak yönler söz konusu olsa da insan kültürü şempanze kültüründen içerik bakımından çok daha karmaşıktır.
Avcı-toplayıcı topluluklara odaklanan Whiten ve arkadaşları (2003) avcı-toplayıcı kabilelerin şempanzelere kıyasla çok daha karmaşık işler için alet kullandığını öne sürerler. Örneğin, Kung toplumunda bir ok ucunu yapmak için bile çok çeşitli işçilik bilinmesi gerekmektedir. İnsan aletleri sadece daha karmaşık olmakla kalmayıp çok çeşitte kullanım alanına da sahiptirler. Şempanzeler, aletleri ulaşılması güç yiyeceklere ulaşmak, hijyen ve kur davranışı için kullanırlar fakat avcı-toplayıcı topluluklar aletleri ve teknolojiyi avcılık, tuzak kurma, pişirme, gıda saklama gibi çok daha çeşitli amaçlarla kullanabilirler.
Şempanze ve insan kültürünün içerik açısından farkını açıklamak için Whiten ve arkadaşları (2003) sözlük örneğine başvururlar. Eğer şempanzelerde rastladığımız birbirinden ayrıştırılabilir ve bölgeye göre farklılaşan 39 davranışı ele alırsak insan kültüründe her kelime kendi başına bir kültürel aktarım birimi sayılabilir. Bu da demektir ki insan kültürü çeşitlilik bakımından şempanze kültüründen birkaç kat üstündür.
Sonuç
Şempanze kültürü, niteliksel olarak insan kültürüyle benzerlikler gösterirken aralarında niceliksel anlamda ciddi farklar vardır. Şempanzeler de birbirlerinden davranışları öğrenir ve bunu sonraki nesillere aktarırlar. Kültürleri kısmen de olsa birikimsel özellikler gösterir. Davranışlarının elle tutulur bir kısmı kültüreldir. Kültür şempanzelerin de hayatlarının bir parçasıdır. Kültürel davranış kalıpları insanda da olduğu gibi topluluklar arasında farklılaşma ve çeşitlenme gösterir. Her ne kadar açıkça bir öğretim mekanizması olmasa da şempanzeler de “fikir” ve davranışları birbirlerine aktarabilirler. Kültür yalnızca insana ait bir olgu değildir.
Kaynaklar
Alem, S., Perry, C. J., Zhu, X., Loukola, O. J., Ingraham, T., Søvik, E. ve Chittka, L. (2016). Associative mechanisms allow for social learning and cultural transmission of string pulling in an insect. PLoS Biology, 14(10), e1002564.
Aplin, L. M. (2019). Culture and cultural evolution in birds: A review of the evidence. Animal Behaviour, 147, 179-187.
Boesch, C. ve Boesch, H. (1990). Tool use and tool making in wild chimpanzees. Folia Primatologica, 54(1-2), 86-99.
Boyd, R., Borgerhoff-Mulder, M., Durham, W. H. ve Richerson, P. J. (1997). Are cultural phylogenies possible? P. Weingart, S. D. Mitchell, P. J. Richerson ve S. Maasen (Ed.), Human by nature: Between biology and the social sciences içinde (ss. 355–384). Lawrence Erlbaum Associates.
Carpenter, M., Akhtar, N. ve Tomasello, M. (1998). Fourteen-through 18-month-old infants differentially imitate intentional and accidental actions. Infant Behavior and Development, 21(2), 315-330.
Custance, D. M., Whiten, A. ve Bard, K. A. (1995). Can young chimpanzees (Pan troglodytes) imitate arbitrary actions? Hayes & Hayes (1952) revisited. Behaviour, 132(11-12), 837-859.
Fisher, J. (1949). The opening of milk bottles by birds. British Birds, 42, 347-357.
Horner, V. ve Whiten, A. (2005). Causal knowledge and imitation/emulation switching in chimpanzees (Pan troglodytes) and children (Homo sapiens). Animal cognition, 8, 164-181.
Kawai, M. (1965). Newly-acquired pre-cultural behavior of the natural troop of Japanese monkeys on Koshima Islet. Primates, 6(1), 1-30.
Lehoux, D. (2019). Why does Aristotle think bees are divine? Proportion, triplicity and order in the natural world. The British Journal for the History of Science, 52(3), 383-403.
LeVine, R. A. (1984). Properties of culture: An ethnographic view. R. A. Shweder ve R. A. LeVine (Ed.), Culture theory: Essays on mind, self, and emotion içinde (ss. 67-87). Cambridge University Press.
McGrew, W. C. (1974). Tool use by wild chimpanzees in feeding upon driver ants. Journal of Human Evolution, 3(6), 501-508.
McGrew, W. C. (1992). Chimpanzee material culture: Implications for human evolution. Cambridge University Press.
McGrew, W. C., Tutin, C. E. G. ve Wrangham, R. W. (2001). Charting cultural variation in chimpanzees. Behaviour, 138(11-12), 1481-1516.
Tennie, C., Call, J. ve Tomasello, M. (2006). Push or pull: Imitation vs. emulation in great apes and human children. Ethology, 112(12), 1159-1169.
Tennie, C., Call, J. ve Tomasello, M. (2009). Ratcheting up the ratchet: On the evolution of cumulative culture. Philosophical Transactions of the Royal Society B: Biological Sciences, 364(1528), 2405-2415.
Tomasello, M. (2000). The cultural origins of human cognition. Harvard University Press.
Tomasello, M., Call, J., Warren, J., Frost, G. T., Carpenter, M. ve Nagell, K. (1997). The ontogeny of chimpanzee gestural signals: A comparison across groups and generations. Evolution of communication, 1(2), 223-259.
Tomasello, M., Kruger, A. C. ve Ratner, H. H. (1993). Cultural learning. Behavioral and Brain Sciences, 16(3), 495-511.
Want, S. C. ve Harris, P. L. (2001). Learning from other people’s mistakes: Causal understanding in learning to use a tool. Child Development, 72(2), 431-443.
Whiten, A. (2022). Blind alleys and fruitful pathways in the comparative study of cultural cognition. Physics of Life Reviews, 43, 211-238.
Whiten, A., Goodall, J., McGrew, W. C., Nishida, T., Reynolds, V., Sugiyama, Y., ... ve Boesch, C. (1999). Cultures in chimpanzees. Nature, 399(6737), 682-685.
Whiten, A., Horner, V. ve de Waal, F. (2005). Conformity to cultural norms of tool use in chimpanzees. Nature, 437(7059), 737-740.
Whiten, A., Horner, V. ve Marshall‐Pescini, S. (2003). Cultural panthropology. Evolutionary Anthropology: Issues, News, and Reviews: Issues, News, and Reviews, 12(2), 92-105.
* Sabancı Üniversitesi, Psikoloji programı öğrencisi
[1] Bir başkasının tam olarak yerini tutan.