Kadın – Eş ve Anne Kılıkları
Bağlan Keskin
Psikolog
Bu ayki filmimiz yine sinema tarihine adını kült kategorisinin altına yazan bir yapım: Dressed to Kill. Filmi izleyen çoğunluk, yönetmen Brian de Palma’nın Dressed to Kill’i Hitchcock’un Psycho’sundan temel alarak yaptığını bilir. Bazı sahneler birebir aynıdır ama konu tamamen farklıdır.
Film orta yaşlarında, sarışın bir kadın olan Kate’in kendisini duşta, mutsuz bir evliliği kocası da banyoda tıraş olurken tecavüze uğradığını hayal etmesiyle başlar. Sonraki sahnede kocasıyla cinsel ilişkiye giriyorlardır. Kate’in bu ‘tecavüz-aldatma’ fantezisini bu sırada kurduğunu düşünebiliriz. Kate daha tatmin olmadan kocasının boşalıp seks yapmayı bırakması, Kate’in neden kocasının olduğu ortamda başka bir adamla ilişkiye girdiğini hayal ettiğini anlatıyor bize: Kate kocasından bu şekilde intikam alıyor. Ancak süper egosu oldukça güçlü bir kadın olduğu için egosu, ‘başka bir erkekle girilen cinsel ilişki’ arzusunu tecavüze uğramış gibi düşünerek gerçekleştirmiştir. Kate’in ilk evliliğinden bir oğlu vardır, Peter. Aklı fikri cinsellikte gibi gözüken Kate birden anne oluvermiştir. Bu rahatsız edicidir. Toplumda kadının sahip olduğu tüm rollerin yüklü olduğu ve bu rollerden ötürü cinselliği genelin gözünde abes olan bir kadındır Kate. Bir kadını bütünüyle yansıtmak oldukça cesur bir şeydir.
Kate zamanın modası olarak bir psikiyatra gidiyordur. Film boyunca kocasının ne hissettiğini anlamayız zaten; bu yüzden evliliğinin, daha doğrusu hayatının mutsuzluğunu Kate, tedaviye tek başına giderek değiştirmeye çalışmaktadır. Kocasının onu tatmin etmemesinin sebebini kadın olarak çekici olmadığına yormaya başlamıştır. Psikiyatrı Dr. Elliot’a tahrik edici cümleler kurar. Danışanının terapötik ilişki sınırlarını aşmasından rahatsız olan Dr. Elliot seansı uygun bir şekilde bitirir.
Kate sonrasında bir resim sergisine gider. İnsanın yaratma tutkusunun sergilendiği bu ortamda Kate içgüdülerinin tesiriyle bir adamla kovalamacaya başlar. Bu kovalamaca Kate’in tam istediği tutkuyu vermektedir. Adamı takside bulan Kate, taksicinin bakışları arasında adını bile sormadan bu yabancı adamla sevişmeye başlar. Durumun yaşattığı haz çok büyüktür ancak taksicinin röntgenlemesinden de utanmaktadır. Açık bir id-süper ego çatışması yaşamaktadır. Ego işlevini yerine getirememektedir. Kate ve tutkulu yabancı, taksiyle uzaklaşırken onları takip eden bir başka kişi daha vardır: Sarışın iri bir kadın.
Kate ve tutkulu yabancı güzel bir seks yaşamışlardır. Gerginliğini atmış gözüken Kate hemen flörtöz bir havaya girer. Adam daha uyuyordur ve kalkıp gidecekken ona bir not bırakmaya karar verir. Kâğıt-kalem ararken tutkulu yabancının adını elit bir spor salonu üyelik kartından öğrenir. Bu spor salonu üyeliği Kate’in hoşuna gider. Etiket onun için her şey olduğundan gitgeller yaşıyordur zaten. Tutuklu yabancının adını öğrendi diye kendinde fazlaca hak bulan Kate çekmeceyi karıştırmaya başlar ve adamın cinsel bir hastalığı olduğunu öğrenir. Hızla hasta adamın dairesinden çıkar. Asansöre biner ve orada sürekli kendisine bakan bir kız ve annesiyle beraber bir kaç dakika geçirir Kate. Küçük kız Kate’e yaptığı hatayı(!) hatırlatır. Belki de kendi küçüklüğünü… Anne ve kızı asansörden inince Kate yalnız kalmıştır. Sonra bir katta asansör durur ve eli usturalı iri sarışın kadın Kate’e saldırır. Aslında Kate’i öldürmeye çalışan bir kadın değil, bir transtır.
Palma filmin çatısını Hitchcock’un Psycho’sundan aldığı için burada da aynı Kate gibi sarışın bir kadın daha devreye girer. Genç ve güzel Liz yanında arkadaşıyla asansörü bekliyordur. Asansör katta durup kapısı açılınca kanlar içindeki Kate ile karşılaşırlar. Liz’in yanındaki adam arkasına bakmadan kaçar ancak Liz yardım etmek ister. Usturayı katilin elinden alırken aynadan onu görür. Ancak asansör kapısı Liz engel olamadan kapanmış ve Kate öldürülmüştür.
Bundan sonrası Palma’nın gerilim filmi klişelerini teker teker verdiği karelerle doludur. Bunu bir taklitçilik olarak değil, adeta Dressed To Kill’in gerilim filmleri adına bir belgesel olması için yapmıştır. Liz istemeden müdahale ettiği bu cinayetin şüphelisi olmuştur bir anda. Polis, Liz’in ahlaklı bir kadın olmadığını düşünmektedir. Liz, karakolda dinleme cihazıyla ifadeleri dinleyen Kate’in oğlu Peter’ın dikkatini çekmiştir. Dr. Elliot da ifade vermek için karakoldadır. İfadesini verdikten sonra kliniğine gider. Katil, telesekreterine Kate’i öldürdüğü mesajını bırakmıştır. Buradan sonra trans katilin Dr. Elliot’un hastası olduğunu öğreniriz. Dr. Elliot bir akıl hastanesine gidip orada bir başka doktor ile görüşür. Meslektaşıyla cinsiyet değiştirme operasyonu ortasında olan ve psikolojik destek de alan bir erkekten bahsederler. Bu cinsiyet değiştirme sürecindeki adam bizim trans katildir. Dr. Elliot öyle olduğuna dair sözler söyler. Ancak diğer doktor şaşkın ve sessizdir.
Bu sırada Liz sürekli katilin takibindedir. Katilin kendisini izlediğini bilen Liz, bir gün Peter’ın yardımıyla katilin elinden kurtulur. Sonra beraber katili aramaya başlarlar. Bir süre sonra Liz, Kate’in evine taşınır. Bu da Peter’ın annesinin yerine Liz’i koyması gibi düşünülebilir.
Filmin sonunda polis iki taraflı olarak bir oyun oynar. Liz ve Peter’ı yem olarak Dr. Elliot’un ofisine gönderir. Liz Dr. Elliot’u tahrik eder, sadece iç çamaşırları ile kalır ve polisin yönlendirdiği gibi Dr. Elliot’un kadın olma sürecindeki trans hastasıyla ilgili bilgi toplamaya çalışır. Ancak durum farklıdır. Dr. Elliot trans katile dönüşmüştür birden.
Dr. Elliot cinsiyet değiştirme aşamasındaki hastadır. Bu konu da başka bir meslektaşından yardım almaktadır. Akıl hastanesinde konuştuğu psikiyatr yardım aldığı doktordur. Dr. Elliot kadın olmaya karar vermiştir ancak hâlâ kadınlardan etkilenmektedir. Bu yüzden erkeksi duygularını canlandıran bir olay yaşadığında onu yok etmeye çalışmaktadır. Erkek olarak ayrı, kadın olarak ayrı bir insan gibidir. Dr. Elliot bunu gerçek olarak algılamıştır. Bu yüzden kendine sesli mesaj bırakıyordur. Kate son seansında Dr. Elliot’ı tahrik etmiştir ve onu bu yüzden öldürmüştür. Liz de karşısında yarı çıplak kalınca onu öldürmek için tekrar kadın kılığına girmiştir. Polis de tam olay anında gelip suçüstü yapmıştır.
Film burada bitmez aslında. Harika bir akıl hastanesi sahnesi, Hitchcock’un Psycho’sundaki duş sahnesinin bir uyarlaması ve sürpriz bir finalle son bulur. Film, Kate öldürülene kadar; kadın, kadın bedeninin ihtiyaçları ve kadının toplumsal rollerinin çekişmesini id-ego çatışması kuramında işlemiştir. İkinci kısım ise erkek bedeninden kadın bedenine geçme sürecinde Dr. Elliot’un süper ego-id çatışmasını kendini kadın gibi hissedip toplumda erkek olarak algılanmasına tepkisi gösterilmiştir. Bu tepki kendini erkek gibi hissettiren, tahrik eden kadınları öldüren egodur. Dr. Elliot’un egosu işlevsiz değil, ters yöne doğru çalışmaktadır.