Kitap Tanıtımı: Endişe Ağacı
Hacer Aktaş
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni
Çocuk Gelişimi Öğrencisi
“Bir şeyin sihirli olmaması içinde hiç
sihir barındırmadığı anlamına gelmez.”
Marianne Musgrove’nin on yaşındaki küçük bir çocuğun aile ve arkadaş ilişkilerini, okulunu ve endişelerini, onlarla nasıl baş ettiğini anlattığı bu kitap Çocuk Edebiyatı Aile Terapistleri Ödülü ve daha pek çok saygın ödüle layık görülmüş.
Endişe Ağacı, bir çocuk kitabı gibi görünse de çocukların olduğu kadar yetişkinlerin de keyifle okuyabileceği ve yeni şeyler öğrenebileceği bir kitap. Yazar, sade ve akıcı bir dil kullanmış ve kitap Türkçeye oldukça başarılı bir çeviri ile kazandırılmış. Anlatım tekniği olarak betimlemelere boğulmadan, olayları ve duyguları okura doğrudan hissettirecek bir teknik kullanılmış. Bu sayede kitabı okurken olayları kendiniz yaşıyor gibi hissediyor ve hikâyeyi kendi zihninizde deneyimleyebiliyorsunuz.
Kitapta Julyet’in tuhaf ve tatlı koleksiyonunu düzenlerken aldığı hazzı, kaktüslerinin yağmura bile ihtiyaç duymadan kendi kendilerine yetebilmelerinin onda yarattığı huzuru ve odasındaki sinekkapan bitkisinin tehlikeli varlığından duyduğu heyecanı bulacaksınız.
Julyet’in annesi psikolog ve babası bilim insanı. Ebeveynleri oldukça yoğun çalışırken Julyet, kardeşi Ofelia ile baş etmekte zorlanıyor. Endişesi gittikçe artıyor ve hayatın neden bu kadar zor olduğunu düşünüyor. Endişelendikçe annesinin odasının kapısına yazdığı notu okuyor: “Ben her türlü krizle başa çıkabilecek kadar güçlüyüm.” Fakat bunu yapmak her zaman işe yaramayabiliyor. Julyet endişeleri yüzünden çoğu zaman tırnaklarını kemirmemek için kendini zor tutuyor. Evde kardeşi Ofelia ile yaşadıkları, okulda ise uğradığı zorbalıklar onu iyice içinden çıkılması zor bir duruma sokmuş gibi görünüyor.
Bir gün anneannesi ile tesadüfen evdeki odalardan birinde duvara çizilmiş bir ağaç resmi buluyorlar. Ağacın her bir dalında bir hayvan resmi var. Anneannesi Julyet’e ağacın hikâyesini anlatıyor. Ağaçtaki her hayvanın bir adı ve her birinin bir görevi var. Çocukken ne zaman endişelense, hangi hayvan neyle ilgili endişelerden sorumlu ise gece uyumadan önce endişesini anlatıp ona emanet ederek uyuyormuş. Endişelerini anlattığı bir de kovuk varmış ağacın ortasında. Kovuğa, hani bazen hepimizin hissettiği ama tarif edemediği endişeleri olur ya, onları anlatıyor ve böylece kendini daha iyi hissediyormuş. Julyet, bu hikâyeyi dinledikten sonra heyecanla soruyor:
“Bu sihirli bir ağaç mı?”
“Hayır sihirli değil. Hem de hiç değil. Ama bu, içinde hiç sihir bulunmadığı anlamına gelmiyor,” diyor anneannesi.
Julyet ağacın hem sihirli olmayıp hem de içinde nasıl sihir bulunduğunu merak ediyor. Ama bunu kendisi keşfedecek. Belki de her şeyin içinde biraz sihir vardır kim bilir?
Yazar, bir çocuğun kendine özgü endişelerini, büyüklerin dünyasındaki var olma çabasını, yaşadığı kargaşayı, öfkeyi naif ama sarsıcı bir dil ile anlatıyor. Kitap, sekiz-dokuz yaşından itibaren okunabilir. Ancak on yaşından itibaren okunması tavsiye ediliyor.
Özellikle çocuklarla çalışanlar; eğitimciler, psikologlar, ruh sağlığı ve çocuk gelişimi alanındaki uzmanlar ve ebeveynler için okuma listesinin ilk sıralarında yer alması gereken bir kitap. Teorik veya teknik bilgi edinmek bir yana, yetişkin olduğumuzdan beri hassasiyetini ve derinliğini unuttuğumuz çocuk ruhuna temas edebilmek için bu kitap okunabilir.
Kitabın sonunda, endişe ağacındaki hayvanlara ve kovuğa endişelerinizi yazarak anlatmanız için bir bölüm var ve eğer, kendi endişe ağacınızı duvarınızda görmek isterseniz siz de kendi endişe ağacınızı çizebilirsiniz. Endişelerinizi tanımak, anlamak ve olaylar karşısında duygularınızı açmanın hayatınızdaki yerine içinizdeki küçük çocukla beraber bakmak isterseniz bu kitabı okuyabilirsiniz. Sihirli değil ama içinde biraz sihir barındırmadığını kimse söyleyemez öyle değil mi?