Kültürel Kimlik Karmaşasında Küreselleşmenin Rolü
Gamze Baray, Dr.
Gizem Yıldız, Arş. Gör.
İnsanların birbirlerine yakınlaşmasını, ülke sınırlarının belirsizleşip “dünya topluluğu” denebilecek bir kavramın oluşmasını sağlayan küreselleşme, dünya toplulukları üzerindeki etkisini günbegün arttırmaktadır. Günümüzde ne gençler ne de yetişkinlikler tek bir kültürün etkisinde yaşamlarını sürdürebilmektedir. Bunun aksine her geçen gün farklı kültürlerdeki insanlarla olan doğrudan (yüz yüze) ya da dolaylı (TV, internet) etkileşim artmakta olup, bireylerin “kültürel kimliklerini” yapılandırmalarında tek bir kültürden değil, farklı kültürlere ait değerleri tek bir kimlikte harmanlamaktan bahsedilmeye başlanmıştır (Arnett, 2002; Jensen, 2012).
Küresel dünya düzeninin birer parçası olan ya da olmaya çabalayan milyonlarca insan gibi bizler de standartları ileriye çekmek adına dil öğrenip yurtdışı ziyaretlerinde bulunuyor; dünyada neler olup bittiğini görmek için teknolojiye sarılıyor; piyasaları dünya ekonomisine göre yorumlayıp kilometrelerce ötede yaşayan insanların konuşma tarzlarından, mizah anlayışlarından, giyim şekillerinden etkilenmeyi hızla sürdürüyoruz. Sosyal, siyasi, ekonomik hayatlarımızı başka kültürlerin değerleriyle kıyaslamakta hiç zorlanmıyoruz; fakat kendimizi dünyaya yaklaştırmaya çalışırken kendimize yabancılaşıyor olabilir miyiz? Standartlarımızı yükseltmeye çalışırken benliğimizi yapılandıran, farkında olmadan sıkıca bağlandığımız değerleri değiştirmek adına çok çaba harcayıp kendimizi kimlik bunalımının ortasına atıyor olabilir miyiz? Küreselleşmenin psikolojisi üzerine önceden yapılan araştırmalar küresel ve yerel kültür arasındaki ilişkiyi inceleyerek, bu gibi sorulara yanıt bulmamıza yardımcı bir literatür sunmaktadır. Bu çalışmaların birinde küresel ve yerel kültür arasındaki müdahalenin yüksek olduğu durumlarda, kimlik karmaşası ve psikolojik problemler (depresyon, kaygı, gerginlik gibi) arasında pozitif bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir (Naz, 2011). Sosyal kimliklerin karmaşık yapısı üzerine yürütülen bir diğer çalışmada ise, hayatımızı şekillendiren merkezi kimliklerin birbirlerine uyum gösterememesi durumunda düşük iş performansı ve refah oranında azalma görüldüğü vurgulamaktadır (Settles, 2004).
Küreselleşmenin Psikolojisi
Yenilik ve değişimlere açıklık, bireysel hak ve özgürlükler, farklı görüşlere hoşgörü, katılımcı demokrasi anlayışı, serbest piyasa ekonomisi ve bireycilik gibi kavramlarla son yıllarda baskın bir düşünce tarzı halinde hayatımızın hemen her alanına giren küreselleşme kavramı; faklı bir çağın içerisinde olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmemizi gerektiren sosyal, kültürel, ekonomik ve psikolojik pek çok etkiye sahiptir (Arnett, 2002). İnsanların gelişim süreçleri düşünülünce değişime açık olmaları, kendilerini ve düşüncelerini yenileyerek hayatlarında belli bir dengeyi kurmaları beklenebilir; fakat bu denli hızlı ve karmaşık bir sürece hiçbir problem yaşamadan adapte olmanın zorluğu da açıktır.
Kültür ve kültürlerarası anlayış teorisinde küresel dünyada kültür kavramı kaderci bir kısıtlamadan uzak, bireysel değerlerin baskın olduğu, nesilden nesile aktarım açısından dinamik bir süreç olarak değerlendirilmiştir. Bu süreç kapsamında kültürel melezlik (hybridity) ve teyit edilen veya yadsınan çoklu kültürlere sahip olmak normal olarak düşünülmesi gereken bir insan durumu olarak görülmüştür (Thoits, 2012). Küreselliğin bu denli hüküm sürdüğü bir zamanda, kültürel değerlerin tek bir kültürü yansıtmasının zorluğu açıktır; fakat farklı kültüre ait sosyal yapı, yaşam tarzı, aile yapısı gibi değerlerin küresel değerlerden eş şekilde etkilenmesi de mümkün görünmemektedir. Avrupa ülkelerinde dahi sorgulanmaya başlanan küreselleşmenin getirilerinin Orta Doğu ülkelerindekiyle aynı etkiye sahip olduğunu düşünmek güçtür. Fakat aynı şekilde Avrupa ülkelerinin, küresel değerlerin çok daha fazla etkisinde olduğu gerçeği göz önüne alınınca, Avrupa ülkeleri mi yoksa batı kültüründen uzakta kalmış fakat küreselleşmenin kollarına düşmüş olan Asya, Afrika ülkeleri mi küreselliği daha derin yaşıyor sorusuna cevap aramak amacını taşıyan araştırmaların yapılması da gereklidir (Arnett, 2002).
Dünya genelinin hızlı bir değişime uğradığı ve hayatımızı kolaylaştıracağı vaat edilen teknolojinin hem bireysel hem de toplumsal kimlikler üzerinde büyük bir role sahip olduğu gerçektir. Küreselleşmenin psikolojik boyutuna dair birçok makale yazılmakta, genç ve yaşlı nüfus üzerindeki etkileri, kadın ve erkekleri ne oranda farklı psikolojik sorunlara itip kimlik sorgulamasına götürdüğü, küresel değerlere daha yakın olduğu için bu akıma daha fazla maruz kalan batı ülkelerinde mi yoksa küresel değerlerin bir nevi empoze edildiği üçüncü dünya ülkelerinde mi daha yoğun oranda bir kimlik karmaşasının hissedildiği, küresel değerlere adapte olan insanların yerel kültürlerine herhangi bir şekilde gelecek tehditte ne şekilde tepki verecekleri gibi sorular son zamanlarda Avrupa ülkelerinden Orta Doğu ülkelerine kadar pek çok bilim insanı tarafından sorgulanmaktadır (Arnett, 2002).
Küreselleşmenin getirisi olan “tolerans, serbest düşünce özgürlüğü, insan haklarının tanınması ve korunması, serbest piyasa ihtiyacının karşılanması” gibi değerlerin her kültürel yapıya eşit şekilde oturtulması şu an için güç gözükmektedir. Pakistan’da küreselleşme sebebiyle oluşan kültürel kimlik bunalımının yarattığı psikolojik sorunlar hakkında yapılan bir araştırmada; küreselleşmenin insanların hayatına karmaşa getirdiği, depresyon, kaygı ve gerginliğe neden olduğu, insanları sosyal soyutlanmaya sürüklediği, güven duygusunun azalmasına sebep olduğu gibi pek çok problemin varlığı saptanmıştır (Naz, Hussein ve Daraz, 2011). Küreselleşmenin kimlik gelişimindeki rolü pek çok teorist ve gözlemci tarafından negatif olarak yorumlanmakta, modern dünya kimlikleri “kültürsüzleşmiş” (Giddens, 2000), “yersiz yurtsuz” (Kearney, 1995; Tomlinson, 1999), “yöresizleşmiş” (Thompson, 1995), ve “köksüz” (Friedman, 2000) olarak görülmektedir. Küreselleşmenin psikolojisi üzerine yürütülen gözleme dayalı incelemeler, bireylerin kendi kültürel çevrelerinde meydana gelen değişimlere ya da başka bir ülkeye göç ettiklerinde tecrübe ettikleri kültürel farklılıklara inanılması güç şekilde kolay adapte olduklarını ve hatta gençlerin yetişkinlere oranla bu konuda çok daha başarılı olduklarını göstermektedir (Berry, 1997). Göçmen ailelerin genç çocukları üzerinde yürütülen çalışmalar, farklı çevrelere girildiğinde farklı formlara dönüşebilen değişken ve esnek kimlik gelişimini sağlamanın mümkün olduğunu vurgulamaktadır (Berry, 1997; Phinney, Osorio ve Vilhjalmsdottir, 2002).
Buna rağmen küreselleşmenin kimlik oluşumu ve gelişimi aşamalarında olumsuz etkilere sahip olduğunu gösteren çalışmalar da literatürde mevcuttur. Bu çalışmalarda kültürel kimlik karmaşası, bu olumsuz etkilerden biri ve küreselleşme etkisinde ortaya çıkan spesifik bir kimlik karmaşası türü olarak gösterilmektedir (Chiu, Gries, Torelli, ve Cheng, 2011).
Kültürlerarası iletişimin küresel dünyadaki durumu üzerine araştırma yapan Triandis’in (2012) çalışmasında ise, kültürlerarası iletişimin kültürlerarası nesnel ve günbegün yenilenen bir anlayış üzerine kurulu olduğunu ifade etmektedir. Buna karşın, küreselleşmenin kültür kavramına doğrudan bir müdahale halinde olduğu belirterek küreselleşme kavramı üç farklı safhada incelenmiştir: Birleşmiş Milletler’in 1945’te kurulması, market kapitalizminin 1980 sonrası dünya geneline yayılması ve kültürel küreselleşmenin ortaya çıkışı. Küreselleşmenin kültürler üzerindeki etkilerinin henüz incelenip analiz edilmediğine değinen yazar, küreselleşmenin kültürlerarası ilişkileri kimlik-kültür-iletişim üçgeninde yer alan problemlere sürükleyebileceğini açıkça ifade etmektedir. Kültürlerin durağan ve gelişime kapalı olmasını beklemek bu yüzyılda pek olası görülmediği gibi hem toplum ve bireyin hem de sistemin gelişimini kısıtlayıcı bir yaklaşım olduğu açıktır. Fakat kültür kavramının birey, sosyal ve ulusal kimliklerden ayrı olarak değerlendirilemeyeceği gerçeği de açıkça ortadadır.
Kimlik Çatışmalarının Psikolojik İyi Olma Durumu Üzerindeki Etkisi
Sosyal kimlikler “ben kimim?” sorusuna farklı yaklaşımlar getirmekte olup insanların kendilerini tanımlamalarını açısından ve sosyal hayatta kendilerini ifade etmelerini sağladıkları için büyük önem taşımaktadır (Thoits, 1989). Konu üzerine yapılan pek çok araştırma sosyal kimliklerin insanların toplum içerisinde bu kimlikler sayesinde bir nevi etiketlendiklerini ve davranışlarını bu etiketlere uygun şekilde, başkalarının beklentilerine ters düşmeme çabasında şekillendirmeye çalıştıklarını göstermektedir (Padilla ve Perez, 2003).
Şu şartlarda akıllara gelen bir numaralı sorun olan bir insanın birbirinden bağımsız ya da birbirine yakın farklı rolleri ve kimlikleri olması durumu üzerine ise pek çok hipotez oluşturulmuştur. Farklı rollerin ve kimliklerin birbirlerine müdahalesinin olmadığı durumlarda insana olumlu etkilerinin olabileceği ve psikolojik refahın sağlanabileceği, fakat kimlikler arasındaki herhangi bir müdahalenin ya da çatışmanın ruhsal sağlığı tam ters yönde etkilediği görüşü bu hipotezler arasında en yaygın olanı olarak gösterilebilir (Thoits, 1989; Settles 2004). Fakat bu kimliklerin birbirleri üzerine müdahalesini engellemek ve kimlik çatışmasına düşmeden dengeyi kurmak durumunu en aktif ve bireyi birey yapan durumlarda dahi sağlaması çoğu zaman zor görünmektedir. Bu rollerin sosyal hayatta birer etiket niteliği taşıdığı ve insanların hayatlarındaki dengeyi sürdürebilmek için etiketlerine göre davranıp diğer insanların beklentilerini sağlamaya çalıştığı pek çok araştırmanın sonunda gözlemlenmektedir (Padilla ve Perez, 2003). Farklı topluluklarda farklı benlik rollerini üstlenmek, roller birbirleriyle çatışma halinde değilse insanın hayatına zenginlik ve rahatlık kazandırmakta; fakat rollerin herhangi bir çatışma durumunda benlikler üzerinde bir baskı yaratarak bireyi dışarı yansıtmasa dahi bir şekilde kimlik çatışmasına sürüklemektedir (Settle, 2004). Bilim kadınlarının kadın olmak ve bilim yapmak gibi merkezi sayılabilecek kimlikleri arasında herhangi bir müdahalenin olup olmadığı ve varsa olası sonuçların ne doğrultuda olduğu üzerine çalışan Settle’ın (2004) araştırmasında, merkezi kimliklerin hayatı kolaylaştırması, sosyal hayatta daha fazla yer tutmayı sağlaması beklendiği halde; aradaki müdahalenin yoğunluğunun bunun tam zıttı bir duruma neden olup düşük akademik performans, yüksek depresyon belirtileri ve hayattan düşük oranda zevk alma gibi sonuçların ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Yaşadıkları yerde elektrik dahi olmayan, teknolojiden ve haliyle büyük oranda dünya geneli değerlerden uzak Etiyopyalı çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma çocukların hayatlarında ve kimliklerinde bilgisayar kullanımından sonra bir değişimin olduğu ve kimlik karmaşasının getirisi olarak düşünülebilecek depresyon ve hayattan keyif alamama gibi ruhsal problemlerin belirtilerinin gözlendiği görülmüştür (Postmes, Groningen Üni., 2012). Bu durumu tam anlamıyla kimlikler arası bunalıma bağlayarak diğer etkenleri görmezden gelmek doğru sayılamayacağı gibi; araştırma yapılan çocukların hayatlarındaki en büyük değişimin, dünya kültürüyle yakınlığın sağlanması olduğu bir durumda küreselleşmenin etkisini yok saymak da mantıklı görünmemektedir.
Sosyal kimliklerin çatışması konusunun benzerini, küresel dünyada farklı benliklere sahip insanların baskın bir değer ve bilgi akımıyla çevrelenip kendisine yeni bir kimlik rolü oluşturma çabası olarak görmek mümkündür. Küreselleşme etkisinde yaygınlaşan değerlerin çokluğu ve aşırılığı insanların adaptasyon problemlerinin yanında kimlik krizi ya da kimlik karmaşası gibi psikolojik problemlere sürüklenme riskini de arttırmaktadır (Arnett, 2002). Bu kriz durumları ise depresyon, hayattan daha az keyif alma, özgüven eksikliği, madde bağımlılığının artması ve intihar eğiliminin yükselmesi gibi olumsuzluklara ortam hazırlamaktadır (Settles, 2004). Küresel değerler ile yerel değerler arasındaki çatışmanın az olduğu durumlarda bu kimlik karmaşasının da az olacağını düşünmek yanlış görünmemekle birlikte araştırılıp incelenmesi gerektiği açıktır. Türkiye’deki yerel ve küresel kültüre ait değerlerin çatışma ihtimalinin varlığı ve durumun yapılacak araştırmalarla aydınlatılması gerekliliği konuyla ilgili literatürün de işaret ettiği bir araştırma olarak düşünülebilir.
Küreselleşmeyi toplum ve birey üzerine bir tehdit olarak görerek milli değerleri ve bireylerin ruh sağlıklarını korumak amaçlı dünya genelinden soyutlanmak; gelişimi yavaşlatabileceği gibi gelecek için de çok daha ağır bir tehdit olarak düşünülebilir. Buna göre, durumun araştırılması, farkındalığın yaratılıp olumsuzlukların derecesini azaltmak amacı önem taşımaktadır.
Kaynaklar
Arnett, J. J. (2002). The psychology of globalization. American psychologist, 57(10), 774.
Berry, J. W. (1997). Immigration, acculturation, and adaptation. International Journal of Applied Psychology, 46(1), 5 – 34.
Chiu, C. Y., Gries, P., Torelli, C. J. ve Chen, S.Y.Y. (2011). Toward a social psychology of globalization. Journal of Social Issues, 67(4), 663 – 676. doi: 10.111/j.1540-4560.2011.01721.x
Friedman, T. L. (2000). The lexus and the olive tree: Understanding globalization. New York, NY: Anchor.
Giddens, A. (2000). Runaway world: How globalization is reshaping our lives. New York, NY: Routledge.
Giddens, A. (2000). The consequences of modernity. Cambridge. Polity Press.
Jensen, L. A. (2012). Bridging universal and cultural perspectives: A vision for developmental psychology in a global world. Child Development Perspectives, 6(1), 98-104.
Kearney, M. (1995). The local and the global: The anthropology of globalization and transnationalism. Annual Review of Anthropology, 24, 547 – 565.
Naz A., Khan W., Hussain M., Daraz U. (2011) The crises of identity: Globalization and its impacts on Socio-Cultural and Psychological Identity Among Pakhtuns of Khyber Pakhtunkhwa Pakistan. International Journal of Academic Research in Business and Social Sciences, 1(1).
Padilla A. ve Perez W. (2003). Acculturation, social identity and social cognition: A new perspective. Hispanic Journal of Behavioral Sciences, 25(1), 35-55.
Phinney J., Kim T., Osorio S. ve Vilhjalmsdottir P. (2002). Self and other orientation in the resolution of adolescent-parent disagreement: Cultural and Developmental differences. Unpublished manuscript. California State University. LA.
Settles, I. H. (2004). When multiple identities interfere: The role of identity centrality. Personality and Social Psychology Bulletin, 30(4), 487-500.
Thoits P. A., (1989). The Sociology of Emotions. Annual Review of Sociology, 15, 317-342.
Thompson, J. B. (1995). The media and modernity. Cambridge, England: Polity Press.
Tomlinson, J. (1999). Globalization and culture. Chicago, IL: University of Chicago Press.
Triandis H. C. (2012). “Culture and conflict” Wittenborg-MBA-Communication-lesson 3.
01.09.13 – 30.09.14 tarihleri arasında 2209/A TUBITAK Araştırma Projeleri Destek Programı tarafından desteklenen “Türkler Küresel Dünyada: Kimlik Karmaşasında Küreselleşmenin Rolü” başlıklı projenin literatür taramasının bir bölümü sunulmuştur.