Mülteci Çocuklara Psikososyal Bir Bakış


Remziye Yeşilyaprak
Ege Üniversitesi
Psikoloji Bölümü Öğr.

Savaş yüzünden yahut dini, politik, ideolojik ve etnik nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalarak başka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ve bu talepleri kabul edilen kişilere mülteci denir. Savaş nedeniyle ülkelerinden kaçan bu kişilerin sayıları gün geçtikçe artıyor ve bu durum yeni dünyayı büyük bir krize doğru sürüklüyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) Kasım 2014 tarihli verilerine göre; savaş nedeniyle ülkelerinden kaçan Suriyeli mültecilerin sayısı 3 milyona ulaşmış durumda ve bu sayının yarısından fazlasını çocuklar oluşturmaktadır. Yine rapora göre, Suriyeli mültecilerin en fazla göç ettikleri ikinci ülke Türkiye’dir. Türkiye içerisindeki Suriyeli mültecilerin toplam sayısı 2.291.900 kişidir. Bu nüfusun %54.2’sini çocuklar oluşturmaktadır (UNHCR, 2015).

Savaş deneyimleri, ülkeden kaçış, anne babadan ayrılma yahut kayıp deneyimi, mülteci kampları gibi etkenler mülteci çocuklar için psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Savaş nedeniyle ölümle burun burana kalan bu çocuklar ve aileleri ülkelerinde yaşayamayacaklarını anlayınca başka ülkelere sığınmaya başlıyorlar. Ancak birçok ülke bu ailelere kapılarını açmak istemiyor. Yasal yollarla ülkeye girişleri engellenen mülteciler, bu durumda kaçak yollara başvuruyorlar. Sınırların tel örgülerinden geçmeye çalışan mülteci çocuk fotoğraflarına sosyal medyada rastlamadığımız gün yok gibi. Gazetelerdeki haberlerde Avrupa’ya gitmek amacıyla botlarla Ege Denizi’ni aşmaya çalışan mültecilerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Denizi geçmeye çalışırken botun batması sonucu ölen ve cesedi kıyıya vuran 3 yaşındaki Aylan’ın cesedi (BBC, 2015), sadece Türkiye açısından değil, tüm dünya açısından da giderek büyüyen mülteci krizinin çocuklar üzerindeki öldürücü sonuçlarını gösterdi. Geçtiğimiz Kasım ayı içerisinde gazetelere yansıyan diğer bir haberde (Evren, 2015), 10 yaşındaki Afgan kızın bindiği botun batması halinde suda ıslanıp, ağırlık yapacağı düşünülerek kesilen saçları bu çocukların sadece savaş sırasında değil sonrasındaki deneyimlerinde de birçok zorlukla mücadele ettiklerini aynı şekilde gözler önüne sermişti.

Mülteci aileler, kendileri ve çocukları için bir kurtuluş olarak gördükleri yeni ülkelerde birçok olumsuz deneyim yaşıyorlar ve bu deneyimler özellikle çocukların birçok psikolojik problemle karşılaşmalarına neden olabiliyor. Yeni bir ülkeye yerleşme sonucu farklı insanlar, farklı bir dil, bambaşka bir kültür ve değer yargıları ile karşılaşmaları, mülteci çocukların akültüratif stres geliştirmelerine sebep olabilir. Akültüratif, kişilerin kendi kültürleri dışında bir ya da daha fazla kültüre taşınması ile oluşan deneyimdir (Yako & Biswas, 2014). Akültüratif stres; kişilerin yeni kültüre alışamamaları üzerinde etkili olan şartların toplamının bir çıktısıyla meydana gelen öz saygıda düşüklük, depresyon ve stres hali olarak tanımlanabilir.

Mülteci aileler yeni bir kültüre taşındıklarında birçok zorlukla karşılaşıyorlar ve bu zorluklarla baş etmeye çalışıyorlar. Berry, kişilerin yeni bir kültürle karşılaştıkları dönemde kültürlenme süreçlerinde dört farklı koşulla karşılaşabileceklerinden bahsediyor (Berry ve ark., 1989). Bu koşullar;

  1. Asimilasyon (assimilation): Küçük grubun karşılaşılan yeni baskın kültür içerisinde asimile olması.
  2. Bütünleşme (integration): Küçük grup ile karşılaşılan yeni kültürün harmanlanması veya birleşmesi.
  3. Reddetme (rejection): Karşılaşılan yeni kültürün küçük kültürü kabul etmediğini duyurması, kültürünü reddetmesi.
  4. Ötekileştirme (marginalization): Küçük kültürün baskın kültürden ayrı tutulması, öteki olarak nitelenmesi.

Bütünleşme haricindeki diğer üç koşul –asimilasyon, reddetme, ötekileştirme– kişilerin akültüratif stres geliştirmeleri üzerinde oldukça önemli bir paya sahip. Ötekileştirmenin ardından yerel kültürün üyeleri tarafından mülteci bireylere –özellikle çocuklara– izolasyon uygulanması en sık karşılaşılan durumlardan biri olarak karşımızdadır.

Yeni kültürün, mülteci çocukların etnik ve dini kimliklerine yönelik ayrımcı tutumları, aile üyelerinin yaşadıkları finansal ve dilsel sıkıntılar mülteci çocukların en sık karşılaştıkları problemlerdir. Savaş sonrası mültecilik deneyimi yaşayan çocuklarla gerçekleştirilen bir çalışmada (Yohani, 2010), bu çocukların mültecilik deneyimi sonucunda aile üyelerinin işsiz kalması ve finansal zorluklar, ebeveyn stresine maruz kalma, dil sorunları, okul başarısında düşüş, yalnızlık ve izolasyon, önyargı ve ayrımcılık gibi psikososyal sorunlarla karşılaştıkları gözlenmiştir. Avrupa ülkelerine kaçan mülteci çocukların ayrımcılığa uğramalarının en temel sebeplerinden biri de dini inançları olarak gözüküyor. Göç eden ailelerin birçoğu Müslüman ve dini inançları göç ettikleri ülkedeki yaygın dini inançtan farklı olduğu için, bu çocuklar akranları, öğretmenleri, komşuları ve en önemlisi sığındıkları ülkenin yöneticileri tarafından ayrımcılığa uğrayabilmektedirler. Betancourt ve arkadaşlarının (2015) ABD’deki mülteci çocuklarla gerçekleştirdikleri çalışmada, Somalili çocukların en temel iki probleminin maddi sıkıntılar ve dini ibadet veya ahlaki eğitim olanaklarının olmaması olarak bulgulanmıştır. Aynı çalışmada Butanlı çocukların temel iki probleminin ise, dil konusunda zorluk çekme ve maddi sıkıntılar olduğu gözlemlenmiştir.

Mülteci çocukların bazılarında dil bozulmaları ve ikinci dili edinmede zorlanmalar gözlenebilmektedir. İkinci dili edinmede yaşanan zorlanmanın arka planında; sınırlayıcı engellerle karşılaşma, temel eğitimin kesintiye uğraması, travma, sosyal izolasyon ve sosyo-ekonomik dezavantajlar yattığını söylemek mümkündür (Mace & ark., 2014).

Taşındıkları yeni ülkede aile üyelerinin iş bulamaması sonucu beslenme, barınma, kışın ısınma ve giyecek imkânlarının kısıtlanması bu çocukların karşılaştıkları diğer önemli problemlerdendir. Kendi ülkelerinde doktor, avukat, mühendis vb. mesleklere sahip ebeveynlerin, yeni kültürde özellikle dille ilgili sıkıntılar sebebiyle kendi uzmanlık alanlarındaki işlerde çalışamamaları ve alışık olmadıkları işler yapmak zorunda kalmaları, mutsuz olmalarına sebep olmakta ve bu durumun çocuklarına yansıması sonucuysa, aile ilişkilerinin bozulması gibi sonuçlar gözlenebilmektedir. Bu çocukların birçoğu ailelerine maddi açıdan yardımcı olabilmek için çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu durum da çocuk işçiliği sorununu körüklüyor. Save the Children ve UNICEF’in yayınladığı son rapora göre, Suriye’deki ailelerin dörtte üçünden fazlasında çocuklar hane gelirine katkı sağlamak için çalışıyorlar (Bianet, 2015).

Yeni kültür deneyimlerine bağlı olarak mülteci çocuklar ve aileleri arasında kuşak çatışmalarının yaşanması da oldukça sık karşılaşılan bir durum. Ekşi’ye göre (2002), genç kuşaklar gittikleri ülkelerin kültürlerinden daha çabuk etkilenirler; yaşlı kuşaklar ise yaşadıkları eski ülkenin kültürünü uzun süre taşımaya ve dolayısıyla sürdürmeye devam ederler. Çocuk ve ergenler yeni kültürün dilini yaşlılara göre daha çabuk edinmekte ve geldikleri ülkelerin dilini unutmaları da bir o kadar çabuk gerçekleşebilmetedir. Bunun sonucunda da çocuklar ve yetişkinler arasında muhtelif çatışmaların yaşanması oldukça olasıdır. Çocukların anne ve babalarıyla iletişime geçememeleri ve sonucunda çeşitli çatışmaların meydana gelmesi, mülteci çocukların karşılaştıkları ailesel sorunlar içerisinde başat bir role sahip görünüyor.

Mülteci çocukların, savaş ve sonrasında meydana gelen deneyimler sonucunda travmatize olmaları ve psikolojik sorunlarla karşılaşmaları bir açıdan kaçınılmaz oluyor. Genel nüfus içerisinde, mültecilerin psikolojik hastalıklara sahip olma olasılıklarının daha fazla olduğuna dair verili bilgiler mevcuttur (akt. Betancourt & ark., 2015). Zorunlu olarak ülkelerinden ayrılma deneyimi yaşayan kişilerde Post Travmatik Stres Bozukluğu (PTSB,) kabuslar görme, ayrılma anksiyetesi ve agresif davranışlar geliştirme oranlarında artış olduğu görülmüştür (Mace ve ark., 2014). ABD nüfusundaki mülteciler için PTSB oranı %54, depresyon oranı %30 iken genel nüfus içinde bu oran, PTSB için %5, depresyon için %11’dir (Betancourt ve ark., 2015).

ABD içerisindeki Somali ve Butanlı mülteci çocuk ve ergenlerle gerçekleştirilen bir çalışmada (Betancourt ve ark., 2015) Somalili çocukların davranış problemleri, kaygı, öfke, devamlı üzüntü hali olmak üzere dört temel sendroma sahip oldukları görülürken; Butanlı çocukların davranış problemleri, kaygı ve devamlı üzüntü hali olmak üzere üç temel sendroma sahip oldukları gözlenmiştir. Ayrıca aynı çalışmada Butanlı çocuk ve ergenlerde yüksek oranda kendine zarar verme ve intihar etme düşüncesinin olduğu gözlemlenmiştir.

Bu çocuklarda psikolojik sorunların yanı sıra; okula gitmeme, sigara içme, alkol veya madde kullanma, çeteye katılma veya sokak çocuğu olma gibi durumlarla da sık sık karşılaşılabiliyor. Göçmen çocuklarla yapılan çalışmada (Vameghi & ark., 2014) köyden kente göç eden çocuklara nazaran başka ülkeden göç etmiş çocukların sokak çocuğu olma olasılıklarının daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Çocukların yüzleştikleri problemler karşısında ortaya çıkan sorunlar ve baş etmelerine yardımcı faktörler farklılaşmaktadır. Çocukların kişilik özelliklerine bağlı olarak nasıl tepki verdikleri, duygusal gelişimleri, ruhsal durumları, öncesine ait mental problemlerinin varlığı, otonom sistemleri, baş etme becerileri ve sosyal ve ailesel destek bu farklılaşmada etkili olmaktadır (Yohani, 2010). Bulundukları topluluğa ait üyelerin varlığı, arkadaşlar, ev ödevlerine yardımcı olacak kişilerin varlığı, finansal yardım, bulundukları ülkenin hükümetinin mültecilerle ilgili yasaları gibi pek çok faktör mülteci çocukların yaşadıkları ülkede problemlere karşı koruyucu işlev görmektedir (Betancourt & ark., 2015). Yako & Biswas’ın (2014) çalışmasında mültecilerin dini inançlarını serbestçe yaşamalarının da stresi azalttığı bulunmuştur. Tıbbi ve psikolojik alanlarda uzmanlaşmış kişilerin varlığı ve destekleri bu çocukların bulundukları ülkeye alışmalarını ve umutlarının yeniden inşa edilmesini kolaylaştırıyor.

Savaş, etkileri ve sonuçları bakımında sadece şehirleri değil insanları da yakıp yıkıyor. Bu durumdan muzdarip olanlar ise daha ziyade 18 yaşın altındaki çocuklar. Savaş sırasında şiddete uğrayan, ölümle burun buruna geldikleri için kaçarak kurtulmaya çalışan bu çocuklar, yollarda yaşadıkları deneyimler ve yeni ülkede karşılaştıkları zorlu şartlarla mücadele etmeye çalışıyorlar. Savaştan sağ kurtulanların birçoğu yaşam umuduyla farklı ülkelere kaçmaya çalışırken ölüyor. Hayatta kalanların birçoğu ise psikolojik problemlerle baş etmeye çalışıyor. Literatürde bu çocukların geliştirdikleri psikolojik sendromlarla ilgili birçok çalışma mevcut. Savaşın bu yıkıcı etkileri göz önünde bulundurulduğunda, açıkça belirtmek gerekir ki; barışa hepimizin ihtiyacı var ama en çok çocuklarımızın…

Kaynaklar

Berry, J. W., Kim, U., Power, S., Young, M., & Bujaki, M. (1989). Acculturation attitudes in plural societies, Applied Psychology, 38, 185-206.

Betancourt, T. S., Frounfelker, R., Mishra, T., Hussein, A., & Falzarano, R. (2015). Addressing Health Disparities in the Mental Health of Refugee Children and Adolescents Through Community-Based Participatory Research: A Study in 2 Communities. American Journal of Puclic Health, 105.

Ekşi, A. (2002). Sığınmacı ve Göçmenlerde Psikopatoloji. Türk Psikiyatri Dergisi, 13(3), 215–221.

Evren, H. (2015, 30 Aralık). Mülteci Çocuk Geride Saçlarını Bıraktı. Erişim Tarihi: 26.01.2016
http://www.evrensel.net/haber/268706/multeci-cocuk-geride-saclarini-birakti

Kıyıya Vuran Mülteci Çocuk Cesedi İnfial Yarattı (2015, 2 Eylül). Erişim Tarihi: 26.01.2016

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/09/150902_suriyeli_cocuk_fotografi

Koç,E. (2001, 20 Haziran). Mülteci, Sığınmacı, Göçmen Nedir? Erişim Tarihi: 07.01.2016 http://bianet.org/bianet/insan-haklari/2953-multeci-siginmaci-gocmen-nedir

Mace, A. O., Mulheron, S., Jones, C., & Cherian, S. (2014). Educational, developmental and psychological outcomes of resettled refugee children in Western Australia: A review of School of Special Educational Needs : Medical and Mental Health input. Journal of Paediatrics and Child Health, 50(May), 985–992. http://doi.org/10.1111/jpc.12674

Suriye Krizi Çocuk İşçiliğini Körüklüyor. (2015, 6 Temmuz). Erişim Tarihi: 25.01.2016 https://bianet.org/bianet/cocuk/165827-suriye-krizi-cocuk-isciligini-korukluyor

Türkiye İstatistikleri. (2014). United Nations High CommissionerforRefugees. http://www.unhcr.org/turkey/uploads/root/tr(35).pdf. Erişim tarihi: 26.01.2016

Vameghi, M., Homeira, S., Hassan, R., & Arash, R. (2014). The Socioeconomic Status of Street Children in Iran : A Systematic Review on Studies over a Recent Decade, 28, 352–365.

Yako, R. M., & Biswas, B. (2014). “ We came to this country for the future of our children . We have no future”: Acculturative stress among Iraqi refugees in the United States. International Journal of Intercultural Relations, 38, 133–141.

Yohani, S. (2010). Nurturing hope in refugee children during early years of post-war adjustment. Children and Youth Services Review, 32(6), 865–873.