Muzaffer Şerif: Psikolojinin Sosyal Arka Planı
Nursel Avcı
Ege Üniversitesi
Psikoloji Böl. Öğr.
Toplumumuza hâkim olan bilim anlayışında, bilim etkinliğinin insanın sosyal doğasından kopuk olduğuna ve bilim insanınsa –yakın bir zamana kadar hepimizin lügatında sadece bilim adamı olarak bilinen– insani ve sosyal değerlerden mahrum olduğuna ilişkin bir algı vardır. Ancak bazı sosyal bilimcileri okudukça bilimi ve özellikle sosyal bilimleri üretenin sosyal ve insani yanlarıyla bizler olduğunu idrak ettik. Bilimin toplumdan ve toplum tarihinden koparılarak yapılamayacağını bize kanıtlayan sosyal bilimcilerden biri de Muzaffer Şerif’tir.
Peki, dünyaca ismi duyulmuş ve sosyal psikolojinin kurucularından kabul edilen Şerif’i neden hakkıyla bil(e)miyoruz?
Bana göre bizim, toplum olarak bilimden ve üretkenlikten önce başka önceliklerimiz var: değişmez kurallarımız, çiğnenemez yasalarımız, vazgeçilmez tabularımız… O yüzden önce Şerif’ten vazgeçmemiz sonra da onu unutmamız ve daha sonra da yabancı kaynaklarda görüp kim olduğunu bilmeden referans olarak göstermemiz gerekti. Şerif bir taraftan ülkemizde unutulurken diğer taraftan Amerika’da psikolojiye – özellikle sosyal psikolojiye –büyük katkılar sağlayacak çalışmalar yapmaktaydı. Şerif çalışmalarında sosyal bilimin gerçek anlamda sosyalliğini vurgulamıştır. Kendisinin hayatına baktığımıza, çocukluk yılları Birinci Dünya Savaşı’na, ergenliği Kurtuluş Savaşı’na denk gelmiştir. Daha sonraki dönemde de dini, ideolojik ve etnik çatışmalara şahit olmuştur. Şerif’in üzerine eğildiği konulara kendi yaşamının ne kadar yansıdığını görmek, bir sosyal bilimcinin çalışmalarında tamamen yansız ol(a)mayacağını göstermesi bakımından önem arz etmektedir.
Şerif’in önem verdiği bir diğer konu ise disiplinler arası olmaktır. Şerif çalışmalarında gerek diğer sosyal bilimlerden gerekse psikolojinin diğer alt dallarından fazlasıyla yararlanmıştır. İnsan davranışlarını her yönüyle açıklamaya çalışmıştır. Kısacası Şerif kendini ve araştırdığı toplumu bir laboratuvara hapseden bilimcilerin aksine, toplumsal olanla ilgilenirken evrensel bir perspektifle içinde bulunduğu toplumun soru ve sorunlarına yanıt arayan bir sosyal bilimcidir. Burada şunu da belirtmeliyim ki, Şerif’in eleştirdiği asıl mesele laboratuvar çalışmaları değil; psikolojinin pozitif bilim olma kaygısından kaynaklı, araştırmalarını laboratuvarın dışına çıkarmaması ve niceliğin artmasına rağmen niteliğini kaybetmesidir.
Peki, Şerif’in sosyal psikolojiye ne tür katkıları oldu?
Şerif’in sosyal olguyu laboratuvar ortamında, deneysel koşullar altında çalışması sosyal psikolojiye en büyük katkısı olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte o, sosyal psikolojiyi laboratuvardan alana taşımıştır. Şerif’in yaptığı çalışmalardan biri Otokinetik Etki Deneyidir. Psikoloji öğrencileri, 4 yıllık eğitim sürecinde çoğu kez bu deneyi ‘uyma davranışı’ adı altında duymuştur. Ama Otokinetik Etki Deneyi, uyma davranışından çok daha fazlasıdır. Bu deney bize ‘bireysel farklılıklara rağmen sosyal düzen nasıl mümkün olmaktadır?’ sorusunun cevabını vermektedir. Deney, normların toplum tarafından bireye dayatılan kurallar olmadığı, aksine bireyler arası etkileşimin sonucunda ortaya çıktığını göstermiştir. Şerif bu çalışmasında Geştalt psikolojisini sosyal psikolojiye uyarlamıştır. Yani sosyal davranışı etkileyen mekanizmayı algı psikolojisinden yararlanarak ortaya koymuştur. Deneyde kişilerin karanlık bir odaya alınması ve tüm fiziksel referans noktalarının ellerinden alınmasıyla kişide fazlasıyla rahatsızlık uyandıran bir ortam sağlanmaya çalışılmıştır. Böyle bir ortamda kişilerden dış uyaranı konumlandırması istenmiştir. Bu istek kişiyi bir standart oluşturmaya itmiştir. Denek ilk başta kendi standardını oluşturmuşsa da daha sonraları kendi standardından vazgeçerek gruba (sahte deneklere) göre yeni bir standart oluşturmuştur. Şerif bunu referans çerçevesi olarak adlandırmıştır. Kişiler, fiziksel gerçeğin belirsiz olduğu durumlarda, hâli hazırdaki durumu belirgin hâle getirmek için bir gerçeğe ulaşma ihtiyacı duyarlar ve diğer kişilerle etkileşimleriyle bir referans çerçevesi oluşur. Deneyde fiziksel bir uyaran kullanılmış olsa da Şerif, sosyal belirsizlikler söz konusu olduğunda da aynı mekanizmanın geçerli olduğunu savunmuştur. Özellikle tutumların böyle geliştiğini öne sürmüştür. Herhangi bir grubun bulunduğu bir ortamda bir uyarana karşı sergilenen tutumun, kişinin salt algılarından oluşmadığını iddia etmiştir. Bireyin psikolojisinin, içinde bulunduğu toplumun geleneklerinden, kültüründen etkilendiğini, tutum ve davranışlarının kendi çevrelerinin normları doğrultusunda geliştiğini savunmuş ve bunu daha iyi anlamak için diğer sosyal bilimlerden yararlanılmasının gereğini vurgulamıştır.
Sosyal normların yanı sıra Şerif’in grup ve gruplar arası ilişkiler ile ilgili çalışmaları sosyal psikolojide bir çığır açmıştır. Bu konuda yaptığı deney dizisinin zirvesi ‘Hırsızlar Mağarası’ olmuştur. Deney, gruplar arası sürtüşmenin oluşumu, iş birliği ve çatışmanın azaltılmasıyla ilgilidir. Önce deneysel koşullar altında özerk gruplar oluşturulmuş, daha sonra gruplar arasında rekabet oluşturacak durumlar yaratılarak bu gruplar karşı karşıya getirilmiştir. En sonunda da her iki grup için bir ‘üst amaç’ yaratılmıştır. Deneyde üst amaçların gruplar arası çatışmayı ortadan kaldırdığı gözlenmiştir. Şerif, bu çalışmalar sonucunda Gerçekçi Çatışma Kuramını oluşturmuştur. Şerif’in kuramı, yapılan pek çok çalışmanın bulgularda tutsak kalmasını engellemiş; uluslararası çatışmalara, mücadeleye, barışa, insan ilişkilerine, büyük katkılarda bulunmuştur. Çalışmalarının sosyal hayattaki olay ve problemlerin çözümlerine getirdiği katkı yadsınamaz. Gerçekçi Çatışma Kuramı tutum ve normların nasıl oluştuğunu bir kez daha bize göstermiştir. Normlar demişken değinilmesi gereken diğer bir nokta Şerif’in vurguladığı kalıntılar kavramıdır. Şerif artık işlevini yitirmiş ya da zararlı olan normları kalıntı olarak adlandırmış ve bu kalıntıların kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. Bu da onun yenilikçi, gelişmeye ve dönüşmeye değer veren tavrının kanıtı olarak değerlendirilebilir. Şerif’in bu çalışmaları ve diğer görüşlerinin altında hayatı boyunca karşılaştığı çatışmalar, sosyalist – hümanist tavrı ve tabi ki diğer sosyal bilimlere verdiği önem yatmaktadır.
Kaynaklar
Batur, S. ve Aslıtürk, E. (2007). Muzzafer Şerif’e Armağan, Muzaffer Şerif’ten Muzzafer Sherif’e (1. Baskı). İstanbul: İletişim Yayınları.
Coşkun, A. ve Coşkun, Y. (2013). Sosyal – Psikoloji Dalını Kurucusu: Dünya Ölçeğinde Bir Bilim İnsanı Ödemişli Muzaffer Şerif (Başoğlu) (1.Baskı). İzmir: Yıldız Kent Arşivi Müzesi Yayını:7.
Kağıtçıbaşı, Ç. (1983). İnsan Ve İnsanlar (5. Baskı). İstanbul: Beta Basım Yayını.
Uluslararası Muzaffer Şerif Sempozyumu, (2013). Ödemiş Belediyesi. İzmir.