Nasıl Düşündüğümüz Hakkındaki Düşüncelerimiz: Üstbilişler
Nakşidil Torun Yazıhan
Dr. Öğretim Üyesi
Düşüncelerimizi farklı enstrümanlardan oluşan büyük bir orkestraya benzetirsek, üstbilişler bu orkestrayı yöneten orkestra şefi gibidir (Wells, 2008). Bu anlamda üstbiliş düşünce akışımıza yön veren ve oluşan çıktının kontrolünü, izlemini ve yorumlanmasını sağlayan bir üst sistemdir.
Kavram ilk olarak John Flavell (1979) tarafından oluşturulmuştur ve “kişinin kendi bilişsel süreçleri hakkındaki bilgisi” şeklinde kısaca tanımlanabilir. Üstbilişler neyi bilip neyi bilmediğimiz, hangi düşüncelerin bizim için faydalı hangilerinin faydasız olduğu, zayıf ve güçlü olduğumuz süreçlerimiz hakkında bize bilgi verir. Bu bilgi ile kendimizi izlemler, planlar yapar, yeniden düzenleriz. Bu şekilde düşüncelerimiz hakkında farkındalık kazanır ve onları kontrol etmek için gerektiğinde belirli stratejiler kullanırız.
Üstbilişsel süreçler, genel anlamda nasıl düşündüğümüz hakkında bize kılavuzluk etmektedir. Bir kişinin kendi belleğinin veya odaklanma gücünün etkinliğine ilişkin sahip olduğu düşüncelerini ve inançlarını üstbilişsel bilgiye örnek olarak verebiliriz. Bazı kişilerin belirli türdeki düşüncelerinin zarar verici olduğuna ve cezalandırılması gerektiğine ilişkin inançları da bir diğer örnek olabilir. Bu türden bilgiler, kişinin kendi düşüncelerine nasıl tepki verdiği ve düşüncelerini nasıl düzenlediği konusunda bilgi vermektedir (Wells, 2008).
Üstbilişler bilişleri kontrol eden, düzenleyen ve değerlendiren üst düzey bilişsel yapı, bilgi ve süreçlerdir. Bu süreçler, kişinin kendi zihinsel işlevlerinin ve düşünce yapısının farkında olmasını, zihin olaylarını ve işlevlerini amaçlı yönlendirebilmesini içeren üst sistemlerdir (Tosun ve Irak, 2008, s. 68).
Söz konusu bu zihinsel süreçler karmaşık ve iç içe geçmiş pek çok bilişsel süreci kapsamaktadır. Üstbiliş bağlamında bilgiler, deneyimler, amaçlar, zihinsel stratejiler önemlidir. Adaptif olmayan tarzdaki bilgiler, deneyimler ve stratejilerin bileşkesi ise psikolojik bozukluklara etken olabilecek belirli tarzda düşünme şekline yol açmaktadır.
Anormal Üstbilişsel Faaliyetler
Çoğumuz, olumsuz düşünce ve inançlar zihnimizi meşgul ettiğinde bunların geçici olduğunu bilir ve etkilerini azaltmanın yollarını zaman içinde öğreniriz. Ancak bazı psikolojik bozukluklarda kişi kapana kısılmış gibidir çünkü üstbilişsel süreçler hep aynı türden ve esnek olmayan yanıtlar oluştururlar (Wells, 2008). Anormal ve aşırı miktarda düşünme, ruminasyon ve üzüntü baş etme stratejilerini olumsuz etkilemektedir (Wells ve Sembi, 2004).
Wells ve Mathews’un (1996) ortaya koyduğu Kendini Düzenleyici Yönetici İşlevler Teorisi’nde (The Self Regulatory Executive Function: S-REF) psikolojik bozuklukların ortaya çıkmasında ve devam etmesinde farklı üstbilişsel faktörlerin yukarıdan aşağı kontrol mekanizması aracılığıyla etkili olabileceği öne sürülmektedir. Psikolojik bozukluklarda ruminasyon, düşüncenin bastırılmaya çalışılması, kaçınma gibi adaptif olmayan başa çıkma yöntemleri sıklıkla kullanılmaktadır. Söz konusu bu teori, bozuklukların gelişmesine ilişkin oluşturulan güncel modelleri etkileyerek depresif bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, anksiyete bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğunun tedavi protokolleri içinde yerini almıştır (Corcoran ve Segal, 2008; Spada, Nikcevic, Moneta ve Wells, 2008; Wells, 2011).
Üstbilişlerin Değerlendirilmesi
Literatürde sıklıkla karşımıza çıkan değerlendirme aracı Üst Biliş Ölçeği-30’dur (ÜBÖ-30) (Wells ve Cartwright-Hatton, 2004). ÜBÖ-30 dörtlü Likert tipi derecelendirme ölçeği olup, psikopatolojileri açıklamaya çalışan üstbilişsel modellerden yola çıkılarak hazırlandığı için psikolojik bozukluklarda üstbilişleri değerlendirmeyi hedeflemektedir. Geçerlik güvenirlik çalışması ülkemizde yapılmıştır(Tosun ve Irak, 2008; Yılmaz ve ark., 2008).
ÜBÖ-30, kavramsal olarak birbirinden farklı, fakat birbiriyle ilişki içinde olan beş faktörden oluşmaktadır. Bu faktörler olumlu inançlar, kontrol edilemezlik ve tehlike (olumsuz inançlar), bilişsel güven eksikliği, düşünceleri kontrol ihtiyacı ve bilişsel farkındalıktır. Bu beş faktör esasında üç temel özelliği değerlendirmektedir: (a) olumlu ve olumsuz inançlar, (b) düşüncelerini izlem ve (c) bilişsel güvene ilişkin kararlardır. Daha iyi anlaşılması amacıyla soru örnekleriyle birlikte bu beş faktör aşağıda açıklanmıştır:
1. Faktör, Olumlu İnançlar: “Endişelenmek gelecekte problemlerden kaçınmama yardım eder”; “İyi çalışabilmek için endişelenmem gereklidir” şeklindeki düşüncelerin olumlu algılandığı boyuttur. Burada kişinin üzüntü ve ruminasyonu problem çözme yöntemi olarak işlevsel görmesi, “normal” veya “olumlu” olarak değerlendirmesi söz konusudur.
2. Faktör, Kontrol edilemezlik ve tehlike–Olumsuz İnançlar:“Düşüncelerimi kontrol etmeyi zor buluyorum”, “Endişelenmeye başlayınca durduramıyorum” ve “Benim için endişelenmek tehlikelidir” gibi inançlardan meydana gelir. Bu boyuta göre kişiler üzüntünün ve ruminasyonun tehlikeli, yorucu olduğunu düşünmekte; bunu olumsuz değerlendirmekte; kontrol edilmesinin güç olduğunu düşünmektedirler.
3. Faktör, Bilişsel Güven Eksikliği: “Kötü bir hafızam vardır”, “Belli bir şeyi uzun süre aklımda tutmakta zorlanıyorum” şeklinde kişinin bildiği şeylerden ve belleğinden ne kadar emin olduğunu değerlendiren maddeler vardır.
4. Faktör, Düşünceleri Kontrol İhtiyacı: Kişinin bazı düşüncelere sahip olması sebebiyle oluşacak sonuçlara ilişkin korkularını ve bunların bastırılması gerektiğine ilişkin inançlarını kapsar. “Endişeli düşüncelerimi kontrol etmezsem ve bu gerçekleşirse benim hatamdır”, “Belli düşüncelere sahip değilsem cezalandırılırım” şeklinde maddeler vardır.
5. Faktör, Bilişsel Farkındalık: Kişinin kendi düşüncelerini izlemesi ve düşünce sürecine odaklanmasına dair “bilişsel farkındalık” boyutudur. “Düşüncelerim hakkında çok düşünürüm”, “Düşüncelerimi sürekli gözden geçiririm” şeklindeki maddeleri içerir (Yörük ve Tosun, 2015, s. 194-195).
Sonuç olarak anormal üstbilişsel faaliyetler duyguların normal şekilde işlenememesinin bir sonucu olarak, bir anlamda etkili başa çıkma yöntemlerinin kullanımına engel olmakta ve negatif duyguların ve klinik belirtilerin daha şiddetli ortaya çıkmasına yol açmaktadır (Spada, Nikcevic, Moneta ve Wells, 2008).
Yazının bu bölümde ÜBÖ-30 ve başka bazı psikometrik araçlar kullanarak yapılmış iki farklı çalışmanın sonuç kısımları özetlenecektir. Birinci çalışmada majör depresyon örnekleminden seçilmiş, “intihar girişimi” öyküsü olan ve olmayan iki grup karşılaştırılmıştır. İkinci çalışmada ise eşik-altı depresyon belirtileri olan ve intihar girişimi bulunan grup sağlıklı kontrollerle karşılaştırılmıştır.
Çalışma 1: İntihar girişimi olan ve intihar girişimi olmayan majör depresyon hastalarında üstbilişler araştırılmıştır (Ak, Yazıhan Torun, Sütçigil ve Hacıömeroğlu, 2013).
Söz konusu çalışma bulgularına göre intihar girişimi olan majör depresyon hastaları, intihar girişimi olmayan gruptan farklı olarak düşüncelerini her zaman kontrol altında tutmaları gerektiğine, düşüncelerini kontrol edememelerinin bir zayıflık olduğuna ve bazı düşüncelerinin kendileri için tehlikeli olduğuna inanmaktadır. Aynı zamanda intihar girişimi olan grubun belleklerine ve bildiklerine olan inançları intihar girişimi olmayan gruptan daha düşük olarak bulunmuştur.
Mevcut çalışmada “düşüncelerimi her zaman kontrol altında tutmalıyım” şeklindeki bilişlerin intihar girişimi olan grupta daha “katı” olduğu ve uçlarda puanlandığı görülmüştür. Bu durum kişinin kendi düşünce tarzının yine kendisi tarafından bir tehdit olarak algılanmış olması şeklinde düşünülebilir.
Kişinin içsel süreçlerine yönlendirdiği aşırı dikkat çeşitli psikopatolojilerde gv, özellikle anksiyete bozuklukları ve depresif bozuklukta sıktır. Bu çalışmada elde edilen “zihinsel süreçlerini kontrol etmeye yönelik” abartılı uğraş, intihar girişimi olan majör depresyon hastalarında daha yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır ve bu, literatür bulgularıyla tutarlıdır. Bu durumda intihar girişimi olan hastaların düşüncelerine daha fazla odaklanarak dikkat süreçlerini daha fazla miktarda kendi bilişlerine yönlendirmiş olabilecekleri söylenebilir. Aynı zamanda intihar girişimi olan grup, düşüncelerini kontrol edemediğinde ya da belirli bir düşünme şekline sahip olmadığında cezalandırılacağını düşünmektedirler.
Çalışma 2: Eşik-altı (subthreshold) depresyon belirtileri olan intihar girişimli katılıcılarda üstbilişler ile başa çıkma stratejileri araştırılmıştır. Yayınlanmamış çalışma sonuçlarına göre “kontrol edilemezlik ve tehlike (olumsuz inançlar), bilişsel güven eksikliği, düşünceleri kontrol ihtiyacı” faktörlerinde gruplar farklılaşmıştır.
Kişiler kontrol edebileceğini düşündükleri konuda çoğunlukla problem odaklı başa çıkma yöntemlerini; daha düşük düzeyde kontrol sağladıklarını düşündükleri konularda ise, duygu odaklı başa çıkma stratejilerini kullanmaktadırlar (Folkman ve Maskowitz, 2000).
Bu çalışma sonuçlarına göre adaptif olmayan üstbilişlerin etkili başa çıkma stratejilerinin kullanılmasının önünde bir engel olabileceği düşünülmektedir.
Sonuç
Modele göre kaygı ve üzüntüyle bağlantılı duygular kişi için geçici bir süre tehdit oluşturur. Süreç sağlıklı işlediğinde zamanla etkili stratejiler ile bu tehdit azaltılabilir. Ancak bazı durumlarda duygusal yanıt artarak devam eder ve neticesinde de psikolojik bozukluklar baş gösterebilir. Kişinin düşünme stili, kullandığı stratejiler bu döngüyü besleyebilir. Üzüntü, ruminasyon, yarar sağlamayan kontrol stratejileri bu döngünün parçalarıdır (Wells, 2008).
Yukarıda anlatılanlar bağlamında düşünce ve inançların kişi tarafından nasıl yorumlandığı, ne kadar tehlikeli bulunduğu ve ne şekilde kontrol edilmeye çalışıldığı hakkında bilgi veren üstbilişlerin psikolojik bozuklukların betimlenmesinde, seyrinde ve tedavisinde önemli olduğu ve gelecek araştırmalara yön vereceği değerlendirilmektedir.
Kaynaklar
Ak, M., Yazıhan Torun, N., Sütçigil, L. ve Hacıömeroğlu, B. (2013). Metacognitive beliefs of patients with major depression in the context of suicidal behavior. Neuropsychiatry Archieve, 50, 95-99.
Corcoran, K.M. ve Segal, Z. V. (2008). Metacognition in depressive and anxiety disorders: current directions. International Journal of Cognitive Therapy, 1(1), 33-44.
Foa, E. B., Ehlers, A., Clark, D. M, Tolin, D. F. ve Orsillo S. M. (1999). The Posttraumatic Cognitions Inventory (PTCI): Development and validation. Journal of PsychologicalAssessment, 11, 303-314.
Flavell, J. (1979). Metacognition and cognitive monitoring: A new area of cognitive-developmental inquiry. American Psychologist, 34(10), 906-911.
Folkman, S. ve Maskowitz, J. T. (2000). Positive affect and the other side of coping. American Psychologist, 55, 647-654.
Paris, S. G. (2002). When is Metacognition helpful, debilitating, or benign? Metacognition: Process, functionand use içinde (ss. 105-120). Boston: Kluwer.
Spada, M. M., Nikcevic, A. V., Moneta, G. B. ve Wells, A. (2008). Metacognition, perceived stress, and negative emotion.Personality and Individual Differences, 44, 1172-1181.
Tosun, A. ve Irak, M. (2008) Adaptation, validity and reliability of the Meta-cognitions Questionnaire-30 in Turkish culture; and its relationships with anxiety and obsessive–compulsive symptoms. Turkish Journal of Psychiatry, 19(1), 67-80.
Wells, A. (2000). Emotional disorders and metacognition: Innovative cognitive therapy. Chichester: United Kingdom, Wiley,
Wells, A. (2008). Metacognitive theory for anxiety and depression. New York: The Guilford Press.
Wells, A. ve Cartwright–Hatton, S. A. (2004). Short form of the metacognitions questionnaire: Properties of the MCQ 30. Behaviour Research and Therapy, 42, 385-396.
Wells, A. ve Matthews, G. (1996). Modelling cognition in emotional disorder: The S-REFmodel. Behaviour Research and Therapy, 34(11), 881-888.
Wells, A. ve Sembi, S. (2004). Metacognitive therapy for PTSD: A preliminary investigation of a new brief treatment. Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry, 35, 307-318.
Yılmaz A. E, Gençöz T ve Wells, A. (2008) Psychometric characteristics of the Penn State Worry Questionnaire and Meta-Cognitions Questionnaire-30 and metacognitive predictors of worry and obsessive-compulsive symptoms in a Turkish Sample. Clin Psychol Psychot, 15, 424-39.
Yörük, P. ve Tosun, A. (2015). Obsesif kompulsif bozuklukta üstbilişsel model. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 7(2), 190-207.