Peri Masalları: Önce Yetişkinlere, Sonra Çocuklara…
Nesrin Duman
İstanbul Kent Üniversitesi
Dr. Öğr. Üyesi
Giriş
Batı menşeili olan”peri masalı” (fairy tale) ifadesi aslında bu türdeki hikâyelerin tümünü adlandırmak için kullanılmamıştır. Peri masalı ibaresini ilk kez Madame Catherine-Anne d’Aulnoy, 1697 yılında yayınladığı, üst sınıftan kişiler (aristokratlar) için hazırladığı dört ciltlik “Les contes de fees” (The Tales of the Fairies) “Periler Hakkında Masallar” kitabında kullanmıştır. Terimin Fransızcadaki anlamının tam karşılığı “periler hakkında masallar” iken, İngilizceye çevirisi “fairy tale” peri masalı olarak yapılmıştır. Zaman içerisinde oldukça sevilen “fairy tale” ifadesi 1750’lerde yaygın olarak (sadece Avrupa kıtasında değil, Amerika kıtasında da) kullanılır hâle gelmiş, bu durum günümüze kadar sürmüştür. Ülkemize bakıldığında Batı menşeili bu kavramın dilimize de yerleştiği ve ister Batı ister Doğu kaynaklı olsun benzer tipteki hikâyeler için peri masalı ifadesinin yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir (Duman, 2018c).
Peri masalları kökenini halk masallarından (folk tales) alan ayrı bir türdür (Zipes, 2012: 114). Bu bilgi bize birçok peri masalında görülen ortak öğelerin nereden kaynaklandığını göstermektedir. Masallar bu hâliyle yüzlerce belki binlerce yıllık bir tecrübenin, anlayışın ve psikolojinin ürünüdür (Aydın, 2017: 8).
Yetişkinler İçin Peri Masalları
Her ne kadar günümüzde peri masalı denilince akla çocuklar gelse de bu masalların geçmişte çocuklar için değil yetişkinler için yazıldığı görülmektedir (Escandell, 2014: 6). Masalların çocuklar için olduğuna dair bir tarih özellikle sosyal tarih bulunmamaktadır (Zipes, 1983: 1). Örneğin, ünlü masal yazarları Grimm Kardeşler’in de çocukları eğlendirmek için yola çıkmadıkları bilinmektedir (Escandell, 2014: 8). O dönemde Grimm Kardeşler’in koleksiyonunun en verimli kitlesini çocuklar değil, orta ve üst sınıfa mensup yetişkin okuyucular oluşturmuştur. Yetenekli yazarlar tarafından, aristokrat yetişkinler için hazırlanan peri masalları; üst sınıfa ait bu üyeleri birbirine daha yakın tutmak ve onlara bir misyon duygusu kazandırmak için salonlarda anlatılmaya devam ederken; Fransız şair ve yazar Charles Perrault (1628-1703) -”çocuk masallarının babası” olarak anılır- 1697 yılında Fransa’da yayınladığı Histoires ou Contes du temps passé (Stories or Tales from Times Past) kitabı ile çocuklar için yazılan peri masalları tarihinde tahta geçmiştir. Çocukların zaman içerisinde peri masallarına artan ilgisi ve merakı nedeniyle -1830 ila 1900 yılları arasında orta sınıfın yükselmeye geçişini de bu nedenlere eklemek mümkündür (Zipes, 1999: 20)– 1830’da Grimm Kardeşler, koleksiyonlarının birinci, ikinci ve üçüncü baskılarını yayınladıktan sonra, içlerinden bazı masalları seçmiş, yetişkinlere göre olan bazı içerikleri çıkararak (Escandell, 2014: 8) ve şiddet ve cinsellik öğelerini sansürleyerek (Büyü, 2015: 237), Alman ilkokul öğrencileri olan çocuklarla (Bottigheimer, 2009: 104) tanıştırmıştır. Tarih incelendiğinde görülen o ki çocuk dinleyiciler daha sonraları Grimm’lerin en büyük dinleyici kitlesini oluşturmaya başlamıştır. Grimm Kardeşler’den ve Alman romantik yazarlarından çok etkilenen Hans Christian Andersen (Zipes, 1999: 20) ise, kendi çocukluğunda dinlediği halk masallarını hatırlayarak 1835 yılında dört hikâyelik “Fairy tales told for children” kitabını yayınlamıştır. Böylece masalların öncelikli kitlesini çocuklar oluşturmaya başlamıştır. Peki, tüm bu hikâyelerde çocukları cezbeden şey nedir?
Peri Masalları ve Çocuklar
Zipes (1983) peri masallarının büyüme ve gelişim öğelerini içermesi nedeniyle çocukları cezbettiğini ileri sürer. Sosyalleşme ve kültürleşme aracı olarak masalların, çocukların hayatlarındaki en önemli kültürel ve sosyal olaylardan biri olduğunu belirtir (Zipes, 1983: 1). Bettelheim (1991) ise masalların eğitimsel, duygusal ve ahlaki (etik) araçlar olarak insanın bebeklikten ergenliğe oradan da yetişkinliğe olan yolculuğunda kaygı, suçluluk duygusu ve kafa karışıklıkları içinden geçişine yardımcı olduğundan bahseder. Masallar aracılığıyla çocukların kendi zorlandıkları hususları fark edebildiklerini, problemlerine dair çözüm yolları bulabildiklerini ekler. Bettelheim (1991: 7) “çocuğun büyümenin getirdiği zorluklar ve ruhsal sorunlarla başa çıkabilmesi için kendi bilincinde neler olup bittiğini kavrama gereksinimi duyduğunu” vurgular. Peri masalları, büyüme ve olgunlaşma sürecinde evrensel insan deneyimlerini şifrelerler.
Peri Masalları: Çocuklar İçin Sanal Deneyimleme
Çocuk, masal okuduğunda ya da dinlediğinde kahraman ile özdeşim kurar ki kahraman ile empati kurmak aktif hayal gücünü gerektirir. Masaldaki “mış gibi” modu çocuğun yeni şeyler deneyimlemesine izin verir (Frohne-Hagemann, 2012: 11). Bu sanal deneyimleme çocuğun imgelemine, kendi başına bu doğrulukta keşfedemeyeceği yaşamına daha iyi bir yön verebilmede yararlanabileceği imgeler, yeni boyutlar sunar. Çocuk, masal kahramanının hissettiği duyguları, korku ve kaygıyı deneyimler. Ancak bu deneyimleme gerçek bir deneyimden farklılaşmıştır. Çocuk masalı okurken ya da dinlerken yatağında uzanıyordur ya da yanında ona masal okuyan yahut anlatan ebeveyni vardır… Kısacası masal kahramanı karanlık ormana girerken, devler-cadılar ile savaşırken, çocuk güvendedir. Masalların; “bir zamanlar”, “evvel zaman içinde”, “sonsuza dek mutlu yaşamışlar” şeklinde formüle edilmiş yapısı çocuğa güven verici bir sınır da sağlamaktadır. Çocuk mekânsal ve zamansal olarak masal içeriğinden bu şekilde ayrılmıştır. Masalların güven verici sınırı ile zamansal ve mekânsal olarak öyküden ayrı bir noktada bulunan çocuk, böylece kendisiyle özdeşim kurduğu kahraman arasına bir mesafe koyar (Duman, 2018b). Bu ayrışma, kahramanın tecrübe ettiği duygularla da arasına bir mesafe koyabilmesini sağlar. Bu nedenle çocuk tüm bu duyguları simülatör tarzda güvenli bir ortamda tecrübe eder.
Handler Spitz (1999), masalların fantezi ve hayal zenginliğinin çocuklar için içsel kaynakları harekete geçirecek (conjure inner possibilities) bir alana izin verdiğini ifade etmektedir. İşte, çocuk yarattığı bu ara alanda, kaygıyı ve korkuyu kontrol edebilmeyi, bu duygularla başa çıkmayı öğrenmektedir. Düşünce ve davranışları etkileyen bu duyguların kontrol altında tutulmasıyla çocuk, olaylara dair düşünme ve muhakeme becerilerini geliştirebilecektir. Bu alan sadece mantık ve muhakeme gibi bilişsel becerilerin gelişmesine değil aynı zamanda duygusal dünyanın olgunlaşmasına da katkı sağlamaktadır. Zira, Handler Spitz (1999) “gerçek psiko-mantıksal gücün, hâlihazırdaki açık temsillerden ziyade çok farklı bir yerden; metafor ve sembollerden -ki masallarda sıkça yer alır– geldiğini” söylemektedir (akt., Grandy ve Tuber, 2009: 276). Bu hâliyle masallar, gerçek olayları kurgu ile karıştırarak çocukların girişkenliğini ve özerklik kapasitelerini gündelik yaşam olaylarının sağladığından daha etkili bir şekilde sağlamaktadır. (akt., Tsitsani vd., 2011: 267; Rustin ve Rustin, 2003).
Peri Masalları: Duygudurum Düzenleme Araçları
Çocuk, kahraman ile özdeşim kurarak, kahramanın yaşadığı farklı duyguları da deneyimlemiş olur. Bu süreçte daha önce belki de hiç bilmediği farklı duygu durumlarını tanır, bu “adsız (isimlendirilmemiş) duyguları” adlandırma yani, mentalize edebilme (zihinselleştirme) imkânı yakalar. Bir duygunun tanınması, bu duygunun düzenlenebilmesi için ilk adımdır. Allen’ın (2014) da dediği gibi, ancak “tanınan (tanımlanmış, adlandırılmış) duygu organize edilebilir”. Fleer ve Hammer (2013) masalların bu yol ile çocuklarda duygudurum düzenlemesinin gelişimini sağladığını ifade etmiştir. Tam tersinden bakıldığında; duygudurum düzenlemesindeki eksiklik ise kişinin idare edemediği, tolere edemediği ve anlam veremediği yani tanıyamadığı/tanımlayamadığı duygular girdabında savrulmasına, bu duygularca boğulmasına sebep olur ki bu duygular patlamaya meyillidir (akt., Duman, 2018a: 26). Tice, Bratslavsky ve Baumeister (2001) dürtü kontrolündeki başarısızlığın temelinde duygu düzenlemedeki başarısızlığın olduğunu ileri sürer. Tice ve diğerleri (2001) dürtü kontrolünde başarısız kişilerin sürekli olarak duygularını düzenleyebilme ile meşgul olduğunu belirtir (akt., Duman, 2018a: 29). Bu nedenledir ki duyguların tanınması ve düzenlenmesinde masalların kıymeti büyüktür. Viktorija ve Nijole (2005) dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda, davranış ve dürtü kontrol problemini düzeltmede masalların kullanımının başarılı sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur.
Peri Masalları, Psişe ve Sembolizm
Peri masallarının, psişenin dilinden semboller taşıdığı ve gerçeklikler sakladığı yaygın bir görüştür. Kiernan (2005) masallardaki acımasız üvey anne, şefkatli büyük anne, kış karanlığı, ormanda kaybolmak gibi sembolik figürlerin ve tasvirlerin içsel duygu durumlarını yansıttığını belirtir. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş masallarda bekâr iken evlenmek, ormana giriş şeklinde de sık sık sembolize edilir. Peri masalları anlattıkları olaylar dizisinden fazla anlam taşırlar ve bu bakımdan düşlere benzerler (Warner, 2014: 110-1). Peri masalları tıpkı rüyalar gibi daha önce açıklanmamış ve uyuklamakta olan kaygıları ve tutkuları ortaya serecek bir motifler özel dilini kullanır (Warner, 2014: 113). Psikanalitik yöntemler bu öykülerin anlamlarına nüfuz edebilmeyi mümkün kılar, insanın karanlık köşelerini aydınlatır (Warner, 2014: 110).
Psikanalizin kurucu babası Freud, peri masalları hakkında çok fazla yazı yazmamıştır. Teorisini oluşturmak için mitoslardan faydalanmış, bilinçaltının dilini deşifre etmek için peri masallarından yardım almıştır (Warner, 2014: 111). 1913 yılında yazdığı “The Occurence in Dreams of Material from Fairy Tales” yazısında peri masallarının çocukların zihin dünyasını etkileyebileceğini fark etmiştir (akt., Dundes, 2010). Freud peri masallarının sembolik yorumlamasını rüyalar gibi ele almıştır. Bu bağlamda Freud’un tekinsizlik/rahatsızlık duygusunu belirtmek için kullandığı “Unheimlich” kavramına Alman Halk edebiyatında çocuklar yataklarına gitmediği zaman gelen kötü, korkutucu bir öcü olarak tasvir edilen Kum Adam örnek verilebilir. Kum adam gelince çocukların gözlerine kum atar, çocukların gözleri kanlar içinde kalır ve başlarından dışarı çıkar. Kum adam bu gözleri toplar, torbasına doldurur, yarımayda çocuklarını beslemek için götürür. Bu öykü de tıpkı rüyalardaki gibi korkuları ve bastırılmış tutkuları/duyguları yoğunlaştırır. Bunları çözebilmek için bir dizi yerleştirmeleri ve yerinden etmeleri sökmek gerekmektedir (Warren, 2014: 116). Freud’un “Unheimlich”i ortalıkta dolanan canavarlardan, cadılardan ya da masallardaki olağandışı tehditlerden ortaya çıkmaz. “Unheimlich” aslında çok tanıdık bir şeyden çıkan derin bir rahatsızlık etkisidir. Bu rahatsızlık yasak bir tutkuyu ya da bastırılmış bir travmanın anısını uyandırır. Bu tutku ya da anı gizli kalması gerekirken aydınlığa çıkmıştır. Kum adam (Unheimlich) babadır, çocuğun korkan zürriyeti bir başka çocuğun (küçük kardeşin) daha fazla sevileceği tehdidini taşırken, gözlerin oyulması kastrasyon korkusunu temsil eder. Bu masalın ürpertici etkisi aslında ödipal tutku ve kastrasyon kaygısından gelir (Warner, 2014: 116).
Freud’un izini süren Bettelheim (1991) kitabında “klasikler” olarak adlandırılan pek çok peri masalını analiz etmiştir. Bettelheim, Grimm masallarındaki soğukkanlı acımasızlığı ve kanlı öç almaları çocuğun yararına görür. Çocukların kahraman ile özdeşim yoluyla kendilerini masal içerisine yansıtarak, ebeveynlerine ve kardeşlerine hissettikleri düşmanlık, öfke gibi duyguları için bir çıkış yolu bulduğunu ileri sürer. Böylece çocuk ödip kompleksinin tahribatına karşı bir çıkış sağlayabilir (Warren, 2014: 118). Bettelheim, örneğin Kırmızı Başlıklı Kız masalı için şu sembolik yorumlamalarda bulunur: Kırmızı başlıklı kız masalındaki vurgu kırmızı renk üzerinedir. Kırmızı rengi, şiddetli duyguları, çoğunlukla da cinsel olanları sembolize eder. Bu kırmızı başlık büyükanneden verilmiştir, yani cinsel çekiciliğin olgunlaşma öncesi aktarımını sembolize eder. Kırmızı başlıklı kızın tehlikesi onun filizlenen cinselliğidir ve kız bunun için duygusal olarak henüz hazır değildir (Warren 2014: 117).
Her masalın üzerinde durduğu farklı bir gelişimsel dönem konusu vardır. Bu nedenledir ki çocuklar sekiz yaşındayken belirli bir masalı severlerken, on dört yaşına geldiklerinde başka bir masalı tercih edebilirler (Brun, Pederson ve Runberg, 1993). Çocuğun sevdiği ve sevmediği masallar, onun ruhsal dünyası (psişe) hakkında oldukça bilgi vericidir. Klasikler arasında yer alan peri masalları ortak büyüme konularını ve zorluk alanlarını en iyi şekilde yansıtması bakımdan çağlara meydan okuyarak günümüze kadar ulaşmıştır. Klasikler bu özellikleriyle her kültürden farklı yaş, cinsiyet, din, dil vb. gruplarındaki çocuklara ulaşabilmektedir. Duman’ın (2017) 18-45 yaş arası 486 birey ile yaptığı saha araştırmasında da ülkemizde en çok batı menşeili klasik peri masallarının –en çok bilinen ilk üç masal: Kırmızı Başlıklı Kız (%91,5), Sindirella (%91,1), Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (%90,2)- bilindiğini ortaya koymuştur (bkz., Tablo 1).
Peri Masalları: Çocuklar İçin Hayat Provası İmkânı
Hâl böyle iken bazı masal uyarlayıcıları, birçok çocuğun özellikle hikâyenin geçtiği güvenli ortamdaki tehlikeli durumlardan keyif aldıklarını unutarak masallardaki korku, kötülük ve şiddeti minimize ederler. Günümüzde de “pedagojik kaygılar” nedeniyle masallardaki bu öğelerin neredeyse tamamı ortadan kaldırılmıştır. Jerry Griswold, masallardaki korkunun yetişkinlerden daha ziyade çocuklar için daha büyük bir rolü olduğunu vurgulamaktadır (Dewan, 2016: 28). Masalı okuduğunda veya dinlediğinde kahramanın yaşadığı aynı korkuyu ve anksiyeteyi (kaygıyı) yaşayan çocuk, bu deneyimi güvenli simülatör tarzda bir ortamda tecrübe eder. Bu sanal deneyimleme sayesinde çocuk, korkutucu durumlarla karşılaşan kahramanın baş etme mekanizmalarını öğrenerek, ileride karşılaşacağı hayatın zorlukları için prova yapmış olur (Dewan, 2016: 28).
Tablo 1. Masal Araştırma Sonuçları

Not: Araştırmada Doğu ve Batı menşeili klasik masallar (Grimm masalları, Andersen masalları ve Binbir Gece masalları) oylamaya sunulmuştur.
Peri Masalları: Ahlaki Değerlerin “Takdimi”
Bir diğer önemli nokta masalların etik (ahlaki) değerlerin yeni yetişen jenerasyona aktarımındaki rolüdür. Çocuk, masalı dinlerken/okurken özdeşim kurduğu kahramanın davranışlarını da kendisine model alır ve içselleştirir. Masalın kahraman üzerinden olan ve keyifli anlatım biçimi ile aktarılmak istenen ahlaki değer veya davranış çocuğa bu yolla “takdim edilir”. Burada önemli olan bu değerlerin direkt şekilde çocuğa dikte edilmemesi yani öğretilmemesi, sunulmasıdır. Bu nokta oldukça hassastır. Zira günümüzde kitapçılarda yer alan masal kitapları incelendiğinde masalların birçoğunun sonuna çeşitli öğretici, ders çıkarıcı cümlelerin eklendiği, “değerler eğitimi” kapsamında çocuklar için birçok farklı masalın/öykü kitaplarının hazırlandığı görülmektedir. Bu öykülerin çocuklar tarafından sevilmesi de oldukça yüksek orandadır (Duman, Deniz ve Kuşen, 2019). Bu noktada bu masal versiyonlarının çocuğun ahlak gelişimine katkısı tartışmaya açıktır.
Sonuç
Tarihine bakıldığında her ne kadar çocuklar düşünülerek hazırlanan yapıtlar olmasa da zaman içerisinde en büyük takipçilerinin çocuklar olduğu masallar bugün bütün kültürlerde çocuk edebiyatının ilk ve en önemli kaynağı olarak kabul edilmektedir (Şahin, 2011: 209). Masalların yetişkin ve çocuk ruhsallığındaki (psişe) değeri tartışmasız büyüktür. Günümüz dünyasında teknolojinin değiştirdiği insan yaşamında masal okuma ve masal anlatma geleneği de bu değişimden nasibini almış ve bu gelenek sekteye uğramıştır. Dileğimiz odur ki masalların hem yetişkin hem çocuk psikolojisindeki önemi daha iyi kavransın, masal anlatım geleneği yeniden canlansın, günümüz çocukları “kendi kendini keşfetme yolculuğuna” başlamak için peri masallarından paylarını alsın!
Kaynaklar
Allen, J. G. (2014). What is mentalizing & why do it with. Erişim tarihi: 30.03.2017. [Video]. Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=NLT7ieO3hTk&t=318s
Aydın, A. (2017). Doğu’nun hikâye kuramına dair. Eyvallah Edebiyat ve Fikir Dergisi, 3.
Bettelheim, B. (1991). The uses of enchantment the meaning and importance of fairy tales. UK: Penguin Books.
Bottigheimer, R. (2009). Fairy tales a new history. US: State University of New York Press.
Brun, B., Pederson, E. W. ve Runberg, M. (1993). Symbols of the soul therapy and guidance through fairy tales. UK: Jessica Kingsley Pubishers.
Büyü, G. T. (2015). Masalların katartik etkisi: Kötülükten arınma. Doğu Batı Düşünce Dergisi, 71, 237-53.
Dewan, P. (2016). Perennially popular: The appeal of classical fairy tales for children. Children and Libraries, 14(2), 27-31.
Duman, N. (2017). Doğu ve Batı menşeili klasik masalların ülkemizdeki bilinirliği araştırması. (Yayınlanmamış)
Duman, N. (2018a). Peri masalları ve çizgi animasyon filmlerindeki zihin durumlarının incelenmesi. (Yayınlanmamış doktora tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi.
Duman, N. (2018b). Peri masallarının çocuk psişesindeki önemi. Journal of Social and Humanities Sciences Research, 5(23), 1078-84.
Duman, N. (2018c). Peri masallarının orijini. Asya Studies Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 5, 67-72.
Duman, N., Deniz, T. ve Kuşen, İ. Z. (2019). Anaokulu öğrencilerinin masal ve çizgi film tercihlerinin incelenmesi. Poster sunumu. 23. Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi, Ankara.
Dundes, A. (2010). The psychoanalytic study of the Grimms’ tales with special reference to “the maiden without hands” (AT 706). The Germanic Review: Literature, Culture, Theory, 62(2), 50-65,
Grandy, M. A. ve Tuber, S. (2009). Entry into imaginary space metaphors of transition and variations in the affective quality of potential space in children’s literature. Psychoanalytic Psychology, 26(3), 274-289.
Escandell, N. G. (2014). A study of the evaluation of fairy tales in disney films. (Yayınlanmamış doktora tezi). Universidad de Granada. Facultad de Ciencias de la Educación. (Grado en Educación Primaria). Erişim adresi: http://digibug.ugr.es/handle/10481/36187
Fleer, M. ve Hammer, M. (2013). Emotions in imaginative situations: the valued place of fairytales for supporting emotion regulation. Mind, Culture and Activity, 20, 240-59.
Frohne-Hagemann, I. (2012). Mentalisation based music therapy in the treatment of children and adolescents. 2nd Symposium on child and youth music therapy in North Germany: Sounds-tonesresonances. Schwerin.
Handler Spitz, E. (1999). Inside picture books, pictures, words and voices. Yale University Press. Erişim adresi: https://archive.nytimes.com/www.nytimes.com/books/first/s/spitz-picture.html?mcubz=0
Kiernan, B. U. (2005). The uses of fairy tales in psychotherapy. Media in Transition International Conferance The Work of Stories. Cambridge, Massachusetts.
Rustin, M. E. ve Rustin, M. J. (2003) Where is home? An essay on Phillip Pullman’s Northern Lights (Volume 1 of His DarkMaterials). Journal of Child Psychotherapy, 29, 93–105.
Şahin, M. (2011). Masalların çocuk gelişimine etkilerinin öğretmen görüşleri açısından incelenmesi. Milli Folklor, 23(89), 208-19.
Tice, D. M., Bratslavsky, E. ve Baumeister, R. F. (2001). Emotional distress regulation takes precedence over impulse control: If you feel bad, do it! Journal of Personality and Social Psychology, 80(1), 53-67.
Tsitsani, P., Psyllidou, S., Batzios, S. P., Livas, S., Ouranas, M. ve Cassimos, D. (2011). Fairy tales: A compass for children’s healthy development-a qualitative study in a greek island. Child: Care, Health and Development, 38(2), 266-72.
Piscalkiene, V. ve Braziene, N. (2005, Eylül). Correction of behaviour and cognitive activity of children with ad/hd by story telling: Case study. Sunum, European Conference on Educational Research, University College Dublin, İrlanda.
Warner, M. (2014). Bir zamanlar bir ülkede… Masalların kısa tarihi. (G. Turan, Çev.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Zipes, J. (1983). Fairy tales and the art of subversion: the classical genre for children and the process of civilization. New York: Heinemann Educational Books Ltd.
Zipes, J. (1999). When dreams came true: classical fairy tales and their tradition (İkinci basım, 2007). New York-London: Routledge. [Adobe Digital Editions sürümü]. Erişim adresi: http://library.bilgi.edu.tr/
Zipes, J. (2012). A fairy tale more than just a fairy tale. Book 2.0, 2(1-2), 113-120.