Pozitif Duygular


Veysel Bişgin
Psikolog

Pozitif psikoloji, belirlenmiş mutluluk alanının daha üst düzeylerinde yaşamanın yollarını ortaya koyan bir yaklaşıma karşılık gelmektedir. Devam eden bu yazı olumlu duyguları anlamayı, bazı olumlu duygular üzerinde düşünmeyi ve kendi olumlu duygularınızı arttırmaya yönelik olacaktır. Gerçek mutluluk, en temel güçlerin belirlenip geliştirilmesinden ve bunların işte, aşkta, oyunda ve çocuk yetiştirilirken her gün kullanılmasıyla kendiliğinden gelir. Bu açıdan gerçek mutluluk, bir sonuç değil, bir süreçtir.

Pozitif psikolojinin 3 temel direği vardır;

  1. İlki olumlu duygu çalışmaları,
  2. İkincisi, başta güçler ve erdemler olmak üzere zekâ ve atletiklik gibi ‘yetenekler’i de kapsayacak şekilde, olumlu özelliklerle ilgili çalışmalar,
  3. Üçüncüsü de, olumlu duyguları destekleyen erdemlerin ardındaki desteği oluşturan demokrasi, güçlü aileler ve özgür araştırma gibi olumlu kurumlarla ilgili çalışmalardır.

Pozitif Psikoloji, mutlu ve mutsuz anların anlamı, bunların oluşturdukları doku ve yine bunların gösterdikleri yaşam kalitesini oluşturan güçler ve erdemler ile ilgilidir.

Olumlu Duygu ve Olumlu Karakter

Olumlu duyguların kişilerin hayatlarını şekillendirme hususunda önemli bir rolünün olduğu düşünülmektedir. Bu duygu, olaylara bakış açısı, hayatı idame ettirme, alınan kararlar ve birçok önemli alanda etkililik göstermektedir. Olumlu duygunun davranışsal bir yansıması gülümsemedir. Gülümsemek bir kimsenin kendiyle ilgili çevresine verdiği olumlu ilk mesajlardan biridir. Seligman, Gerçek Mutluluk (Authentic Happiness) adlı kitabında, iki tür gülümsemenin varlığından söz etmiştir. Bunlardan ilki, adını kâşifi Fransız fizikçi Guillaume Duchenne’den alan Duchenne gülümsemesi olup gerçek bir gülümsemedir. Duchenne'e göre, gerçekten zevk ya da mutluluk gösteren tek gülümseme göz çevremizdeki kaslarla, yanak kaslarımızın aynı anda çalıştığı gülümseme şeklidir, onun dışındakiler gerçekten mutluluk gülümsemesi olmayan ya da sahte gülümsemelerdir. Bu sebepten, vesikalık fotoğraf çektirirken örneğin, sadece yanak kaslarımızı hareket ettirdiğimizde ortaya daha resmi ve sahte bir gülümseme çıkmaktadır. İkinci tür, gülümseme Pan Amerikan gülümsemesi olarak bilinmektedir, gerçek olmamakla birlikte Duchenne gülümsemesindeki özelliklerin hiçbirisini barındırmamaktadır. Bu gülümseme daha çok ağız hareketleriyle ilişkili olup sahte bir gülümsemedir.

Gülümsemenin bireylerin kişiliğine ve geleceğine yönelik bazı ipuçları verdiği öngörülmektedir. Kaliforniya’daki Berkeley Üniversitesi’nde Keltner ve Harker tarafından yapılan ilginç bir araştırma, üniversite yıllıklarındaki fotoğraflarında olumlu yüz ifadelerine sahip kız öğrencilerin daha mutlu bir hayat sürdüklerini ortaya koymaktadır. Araştırmada, Kaliforniya’nın Oakland şehrinde sadece kız öğrencilerin eğitim aldığı Mills Koleji’ndeki öğrencilerin 1958 yılına ait yıllık fotoğrafları incelenmiştir. Öğrenciler 21 yaşındayken başlatılan bu araştırma, 30 yıl boyunca sürmüş; 27, 43 ve 52 yaşlarına geldiklerinde katılımcılara belirli rutinlerde çeşitli kişilik testleri yapılmış ve demografik bilgiler toplanmıştır. Yıllık fotoğraflarında yüze ait hareketlerin kodlanması ve analiz edilmesi, 1976 yılında Ekman ve Friesen tarafından geliştirilen Yüze Ait Hareket Sistemi (Facial Acting Coding System) kullanılarak yapılmıştır. Uzmanlar, yıllık sayfalarındaki resimleri 10.16 X 15.24 cm’ye büyüterek fotoğraflardaki yüz hareketlerini kodlamışlardır. Fotoğraflardaki öğrencilerin hemen hemen hepsi gülümsemesine rağmen, Duchenne gülümsemesine sahip olan öğrencilerin yüzlerinde harekete geçen kaslar, diğer öğrencilerinkilere göre farklılık göstermektedir. Duchenne gülümsemesi, diğer adıyla ‘içten gelen’ gülümsemede olumlu duyguyla ilişkili olan iki önemli yüz kası harekete geçer. Bu kaslar, zoraki gülmeyle ortaya çıkmayacak kadar doğal ve içtendir. Duchenne gülümsemesi esnasında göz çevresini saran ‘orbicularis occuli’ kasının büzülmesiyle yanaklar yükselir, gözaltında şişme ve göz kenarlarında kırışıklıklar meydana gelir. Araştırmanın sonuçları, içten gelen gülümsemeye sahip kişilerin daha mutlu olduklarını, aile ve arkadaş çevresiyle daha sağlıklı ilişkiler kurduğunu göstermektedir. Olumlu duyguya sahip olan kişiler, daha dışadönük, anlaşılmaya açık, düşünceli ve empatik olduklarından ötürü bu kişiler daha güçlü sosyal ilişkiler kurarak hayattan daha çok zevk alırlar. Ayrıca fotoğraflarda olumlu duygu ifadesi gösteren ve Duchenne gülümsemesine sahip olan öğrencilerin birçoğunun 27 yaşına kadar evlendikleri görülmüştür. Bu kişilerin evliliklerinde diğer katılımcılara oranla daha mutlu oldukları ve daha fazla romantik ilişki yaşadıkları; evlilik içi tartışmaların ve boşanmaların diğerlerine oranla çok daha az olduğu bulunmuştur. Sadece yüz kaslarına bakılarak elde edilen bu sonuç gülümsemenin ne kadar önemli bir öngörü sağladığını ortaya çıkarmıştır. Gülümsemeyle beraber olumlu duyguların davranışsal birçok yansımasının varlığı bilinmektedir.

Yaşama dair mutluluk elde etme çabalarında hazzın da ayrı bir yeri mevcuttur. Haz, isteklerin ve gereksinimlerin geçici olarak doyumu olarak tanımlanabilir. Hazlardan doyum sağlayan bir bireyin anlık durumlardan elde ettiği olumlu his, kalıcı mutluluğunu da etkilemektedir. Nitekim böyle bir birey yaşamının kalitesini iyi anların belirlediğini düşünür. Ancak anlık hazların birleşiminin ne derece kaliteli bir yaşam ve bir mutluluk oluşturabileceği tartışılır. Tarihi süreçte yaşamın iyi anlarının hazza dayandığını belirten kimi filozoflar da bulunmaktadır. Davranışların nedenini mutlu olma isteğine bağlayan Aristippos, hazzı yaşamın gereği olarak görmüştür ve hayatta en önemlisinin kalıcı hazza ulaşmak olduğunu belirtmiştir.

Yaşamda elde edilen değerler belirli yaşantıların sonucuna göre değerlendirilmektedir. Bu sebepten sonların yaşamınızda özel bir yeri vardır. Sonlar, aynı konuda atılacak adımları şekillendirmekle beraber atılan adımlara bir etiket vermek için de önem taşımaktadır. Bu bakımdan sonu güzel elde etmek için süreci iyi sürdürmek önemlidir.

Bütün duyguların, bir duygu öğesi, bir duyu öğesi, bir düşünce öğesi ve bir de eylem öğesi vardır. Bir kişi ya da nesneyle ilgili olumlu duygular ona yaklaşmamıza, olumsuz duygular ise ondan uzaklaşmamıza neden olur. Fredrickson’a göre, olumlu duyguların evrimde yüce bir amacı vardır. Olumlu duygular, var olan entelektüel, fiziksel ve toplumsal kaynaklarımızı genişletir ve karşımıza bir fırsat ya da tehdit çıktığında kullanabileceğimiz rezervler oluşturur. Ruh hâlimiz olumlu olduğunda, insanlar bizden daha çok hoşlanırlar, daha sağlam arkadaşlıklar, aşk ilişkileri ve işbirlikleri kurulur. Olumsuz duygunun kısıtlayıcı etkisi olmadığında, zihinsel durumumuz açıktır. Yeni fikirlere ve yeni yaşantılara açığızdır. Olumlu duygular, bireylerin olaylar ya da karşılaştığı durumlar karşısında üretkenliğini arttırmakla beraber; bireylerin karşılaştığı olumsuz şeylerde başa çıkma becerilerini de arttırmaktadır. Olumlu duyguyu yaşamak, sadece kendisinin güzel duygular hissettirmesinden dolayı değil, dünyayla iyi ilişkiler kurmamızı sağladığı için de önemlidir. Bu açıdan yaşamımıza daha fazla mutluluk getirmek için çaba harcamayı ihmal etmememiz gerekir. Bu çabanın hem kısa hem uzun vadede getirisi şüphesiz daha kalıcı olacaktır.

Not: Bu yazı, Seligman’ın Gerçek Mutluluk olarak Türkçe’ye çevrilmiş kitabındaki sıra ve içerik çerçevesinde hazırlanmıştır.

 

Kaynaklar

‘Bir Ömre Bedel’ Gülümseme. (b.t.). 12 Mart 2014,
(http://feminapsikoloji.com/2013/03/25/bir-omre-bedel-gulumseme/)

Harker, L., & Keltner, D. (2001). Expressions of Positive Emotion in Women’ s College Yearbook Pictures and Their Relationship to Personality and Life Outcomes Across Adulthood. Journal of Personality and Social Psychology Psychologist, 80 (1), 112-124.

Seligman, M. E. P. (2007). Gerçek Mutluluk. (S. K. Akbaş, Çev.; Çev. Ed., E. Köroğlu). Ankara: HYB Basım Yayın. (Orijinal çalışma basım tarihi 2002.)