Pozitif Psikoloji


Veysel Bişgin
Psikolog

Geleneksel psikoloji anlayışı ve modernist anlayışta psikoloji, bireyin olumsuz ve güçsüz yönlerine odaklanarak bunları çözme eğiliminde olan bir bilim dalı olarak bilinmektedir. Bu anlayışa temellenen yaklaşımlar sorun odaklı yaklaşımlar olup; bireyi, ‘anormal’ diye tabir edilen durumlardan çıkarıp ‘normal’ diye tabir edilen durumlara ulaştırmayı hedeflemektedir. Burada göz ardı edilmemesi gereken konu, psikolojinin sadece ‘anormal’ durumlarda müdahale eden ve bunları çözüme kavuşturmaya çalışan bir bilim olarak algılanmasıdır. Psikoloji, hâkim olan patoloji durumlarına yoğunlaştıkça yaşamaya değer bir hayat kurmak için olumlu özelliklerinden yoksun bir insan modeli ortaya çıkmıştır. Pozitif psikoloji temelleri 2. Dünya Savaşı öncesinde atılmış ve ilk örnekleri bu dönemde verilmiş bir psikoloji alanıdır. 2. Dünya Savaşı’ndan önce psikolojinin; zihinsel hastalıkları tedavi etme, yaşamı tüm insanlara daha verimli ve doyurucu kılma, yetenekleri tanımlama ve geliştirme olmak üzere 3 belirgin misyona sahip olduğu belirtilmektedir. Pozitif psikolojinin ilk örneklerine bu dönemde Terman, Watson ve Jung’un çalışmalarında rastlamak mümkündür. Terman’ın çalışmaları yeteneklilik ve evlilik mutluluğu üzerine; Watson’ın çalışmaları etkili anne babalık üzerine ve Jung’un çalışmaları yaşamın anlamını keşfetme ve araştırma üzerine olmuştur. Pozitif psikoloji, geleneksel psikoloji anlayışının normal insanları ihmal ettiğini belirten, psikolojinin ‘normal’ insanlara ve güçlü yönlerine de en az patoloji durumlarında gösterdiği önemi göstermesi gerektiğini savunan, psikoloji bulgularının insanları, nasıl daha normal, daha mutlu, daha başarılı ve daha iyi olabileceklerini öğretmek için kullanılması gerektiğini vurgulayan ve ilk kez 1999 yılında Martin E.P. Seligman tarafından öne sürülen psikoloji yaklaşımıdır. Yeni bir alan olan pozitif psikoloji, bozuk olanı tamir etmek kadar, en iyiyi inşa etmeyi; hastalıkların iyileştirilmesi kadar, sağlıklı insanların yaşamlarını daha doyurucu hâle getirmeyi istemektedir. Seligman, pozitif psikoloji üzerine yaptığı bir konuşmada, pozitif psikolojinin 3 amacının olması gerektiğini belirtmiştir.

Bunlar:
1- Psikolojinin tıpkı insanların zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği,
2- Psikolojinin insanların hasarlı yanlarını iyileştirmeye çalıştığı kadar güçlü yanlarıyla da ilgilenmesi gerektiği,
3- Psikolojinin hayatta iyi şeylerle ilgilenmesi gerektiği ve ‘normal’ insanların hayatlarını tatmin olacakları hâle getirmeye çalışması gerektiği, aynı zamanda deha ve yüksek yetenekleri geliştirmekle de ilgilenmesi gerektiğidir.

Seligman ve pozitif psikolojinin önderlerinden Csikszentmihalyi pozitif psikolojiyi şu şekilde tanımlamaktadırlar: ‘Pozitif psikoloji alanı öznel düzeyde bakıldığında değerli öznel deneyimlerle ilgilidir: iyilik, memnuniyet ve tatmin olma (geçmişten); umut ve iyimserlik (gelecek için); akış ve mutluluk (şimdiki). Bireysel düzeyde pozitif kişisel özelliklerle ilgilidir: sevebilme yeteneği, cesaret, kişilerarası ilişki becerisi, estetik duyarlılık, azim, affetme, özgünlük, ileri görüşlülük, ruhanilik, yüksek yetenek ve bilgelik. Grup düzeyinde ise, vatandaşlık değerleri ve kişiyi daha iyi bir vatandaş olmaya yönlendiren özellikler yer almaktadır: sorumluluk, şefkat, yardımseverlik, nezaket, ölçülülük, hoşgörü ve iş etiği.’

Pozitif psikoloji insanların karakter güçlerine odaklanır ve bunları geliştirmeye çalışır. Aynı zamanda kullandığı dil pozitif psikolojinin en önemli aracıdır. Karakter güçleri ve pozitif tecrübeler, yaşam doyumu için pozitif psikolojinin temel endişeleri olarak yer etmektedir.

Pozitif psikoloji ekseninde karakter güçleri birçok toplumda araştırılan bir alan hâline gelmiştir. Bu araştırmalar için Eylem Değerleri Ölçeği’nden faydalanılmaktadır. Eylem Değerleri Ölçeği’nin farklı toplum ve kültürlerdeki araştırmaları, ölçeğin topluma uyarlama çalışmaları ve farklı kültürlerdeki yansımalarını yaşam doyumu, iyi oluş –well-being- gibi özellikler üzerinden karakter güçlerinin incelenmesi şeklinde yapılmaktadır. Pozitif psikolojinin ana amacı; ölçmek-anlamak ve sonrasında insan güçlerini ve yurttaşlık erdemlerini inşa etmektir. Fakat burada bireysel güçlerin ve yurttaşlık erdemlerinin kültürel, politik olarak ve evrensel yaklaşımlar çerçevesinde bilinmesi zorunluluğu mevcuttur. Pozitif psikolojinin bir sınıflandırmaya ihtiyacı olmuştur. Pozitif psikolojinin sınıflandırmasının ana amacı; iyi yaşamı inşa etmek ve bunun formülasyonuna rehberlik etmektir. Peterson ve Seligman bu sınıflandırmayı Eylem Değerleri Ölçeği anlamına gelen Values Inventory Action (VIA) olarak belirtmişlerdir. Bu sınıflandırma ihtiyacından hareketle karakter güçleri için bir hiyerarşi geliştirmişlerdir. Bu hiyerarşi 24 özel karakter gücünü ve 6 temel faktörü içermektedir. Bir karakter gücünün sahip olması gereken kriterleri ise ‘aynı anda her yerde bulunma/yaygınlık, tatmin edicilik/doyuruculuk, ahlaki değer, diğerlerini küçümsememe, uygun/yerinde olmayan zıtlık, özellik, ölçülebilme, ayırt edebilme, mükemmellik, deha, seçici yokluk ve kurumlar’ olarak belirtmişlerdir. Peterson ve Seligman kriterlerin oluşum aşamasından sonra Eylem Değerleri Ölçeği’nin sınıflamasının ölçümlerini İngilizce konuşan ve Batı dünyasındaki ülkeleri baz alarak genç ve yetişkin örneklem üzerinde yapmışlardır. Yapılan çalışmalar sonucunda 6 temel faktör ve 24 özel karakter gücüne ulaşmışlardır. 6 temel faktör; bilişsel kuvvetler/bilgelik ve bilgi, cesaret ve duygusal kuvvetler, sevgi ve kişilerarası kuvvetler, hakkaniyet ve adalet kuvvetleri, ölçülülük/ılımlılık ve aşkınlık olmakla birlikte 24 özel karakter ise; merak ve dünyaya duyulan ilgi, öğrenme aşkı, muhakeme ve eleştirel düşünme, orijinallik, bakış açısı, cesaret, çaba, dürüstlük, zevk, aşk/sevgi, nezaket, sosyal zekâ, sadakat/bağlılık, adalet/adil olma, liderlik, bağışlayıcılık/merhamet, alçakgönüllülük/ılımlılık, tedbirlilik, özdenetim/otokontrol, güzellik ve mükemmelliğin takdiri, minnettarlık, umut, neşe ve ruhaniyet olarak tanımlanmıştır.

Pozitif psikoloji şüphesiz ana akım psikoloji anlayışından farklı bir tema üzerine şekillenmiştir. Amacı, savunduğu görüşler ve uygulama biçimiyle psikoloji görüş yelpazesini genişlettiği sonucuna varılabilir. Eylem Değerleri Ölçeği kullanılarak farklı kültür ve toplumlarda uyarlama çalışmaları yapılmakta olan pozitif psikolojinin, psikoloji tarihi temel alındığında yeni ve uzun soluklu bir yaklaşım olacağı öngörülebilir. Tabi ki kültürel uyarlamalarda birçok dışsal etkenin sonuçları etkilemesi, tam anlamıyla orijinal uygulamayı sağlayamayacağından bunun ilgili yaklaşımın temel sorunu olduğu düşünülmektedir.

Kaynaklar

Karaırmak, Ö. ve Siviş, R. (2008). Modernizmden Postmodernizme Geçiş ve Pozitif Psikoloji. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 3 (30), 102-115.

Park,N., Peterson, C., & Seligman, M. E. P. (2004). Strengths of Character and Well- Being. Journal of Social and Clinical Psychology, 23 (5), 603-619.

Peterson, C. (2006). The Values In Action (VIA) Classification of Strengths. M. Csikszentmihalyi, & I. S. Csikszentmihalyi (Ed.), A Life Worth Living (29-49). New York: Oxford Univesity Press.

Seligman, M. E. P., & Csikszentmihalyi, M. (2000). Positive Psychology: An Introduction. American Psychologist, 55 (1), 5-14.

http://www.ted.com/talks/lang/tr/martin_seligman_on_the_state_of_psychology.html

  •  
  •  
  •