Psikoterapistin Tarafsızlığı Bir Mitten İbarettir!
Onto Dergisi Mutfak Ekibi
Psikoterapist, bilim insanı, araştırmacı… kimse nötr değil. Konu Üstün Dökmen ve başörtülü psikolog kritiği ile gündemde (çok kısa) bir süre yer kapladı. “Psikoloğun karşısındaki kişiye karşı nötr davranış içerisinde olması gerekiyor,” beyanı bizi düşünce tarihi ve sosyal bilimsel sahada nesnellik, tarafsızlık ve olgu-değer ilişkisi gibi entelektüel yolaklar ve kadim tartışma konularına sürüklüyor. Bu bilgi-işlem cihazı yahut standardize bir yazılım yüklü robot gibi kurgulanmış ideal, makbul ve makul terapist tasavvurudur. Biz, Onto Dergisi Mutfak ekibi olarak, bu tasavvurun anaakım, pozitivist psikoloji anlayışı için bile artık arkaik olduğunu, bu görüşün tedavülden kalkması gerektiğini vurgulama taraf(tar)ıyız.
Peki, neden? Çünkü, anormal ve etik-dışı olarak damgalanan terapistin verdiği “komşu teyze, komşu amca sohbeti” nevinden, bayağı psikolojik hizmet savunusu, “başörtüsüne” yönelik önyargıyı açıkça dışa vurmaktır. Bu, ne yetkinlik eleştirisi ne de sahici bir etik kritiğidir. Palas pandıras ortaya atılmış bu yanlış ve olanaksız öncül ile malul argümanda küpe, dövme, sakal ve başkacalarının önüne geçerek gündemde yer kaplayan şey, kolektif belleğimizdeki güçlü çağrışımlarıyla, başörtüsüdür: “Başörtülü psikolog, başörtülü psikiyatrist, başörtülü PDR uzmanı olması meslek etiğine aykırıdır. Nötr olamazlar.” Önyargı açık. Tastamam açık olmayan ise, söylemin sadece başörtülü “kadınları” hedef almasıdır. Cinsiyet eşitsizliğini meşrulaştıran bu söyleme karşı hatırlamamız gereken oldukça basittir: Psikoterapistin/araştırmacının/bilim insanının payına düşen ayrımcılıktan uzak, bilimsel ve hak-temelli etik perspektiftir.
Onto Dergisi Mutfak Ekibi olarak, hızla akan timelinelarımızda konunun gelip geçiciliğine bir şerh düşerek, psikoterapistin tarafının toplumsal eşitsizlikleri meşrulaştırmayan etik-politik bir angajman olması gerektiğini savunuyoruz.
Saygılarımızla.