Sembolik Savaş – Gezi Direnişi
Erdem Ömüriş
Sosyal Psikolog
Bir zihniyetler savaşı yaşanıyor sembolik düzlemde. Polis bunu reel düzleme çekmeye çalışarak bedenlere saldırdı ve bir karşılık bulamadı. Bedenler sadece akşamleyin rahat uyumak için orada olduklarından saldırıya göğüs gerdi ve hatta düşünceleri için çektiği acının nasıl kendine güvenini ve inancını pekiştirdiğinin farkına vararak en önlere gitti, gitmek istedi, izledi, kızdı, bağırdı, çanak-çömlek patlattı, uyumadı, inandı, direndi.
Düşünceler o kadar birikmişti ki, söylenmeyen, söylenemeyen, istenip de yapılamayan, kaybetmekten korkulan, kaybedildiği fark edilen her şey, bir ergenin odası kadar dağınık ve birikmiş bir biçimde siyasete fışkırarak nüfuz etti -biber gazı misali-.
Ortaya çıkan ifade patlamasında ‘neredeyse’ herkes ve her şey yer aldı. Bir uzlaşım mümkün olmadı, olamazdı. Gezi Ruhu denilen ‘şey’ son yıllarda dünyada sıkça ortaya çıkan, pek çok film, müzik, düşün eseri ile desteklenen ‘yeniçağın ruhundan’ başka bir şey değil.
Bunun öncülleri çok açık, yeniçağın insanları konuşarak anlaşmıyorlar, neredeyse herkes kısa da olsa yazıyor-okuyor, şaşırıyor, alay ediyor, dilediğini söylüyor. Sözcükler yazıldıkları anda bir belge oluşturdukları için, hatıraları, gerçekten bir ömür boyu sürebilir.
Hiç kimse söylediği üzerinden yargılanamaz, söylemek, bir fısıltı da olabilir bir slogan da, ama yazarsan anısı orada durur. Herkes önceki yazdıklarından ‘sorumlu’ bir bireydir. O nedenle silinen twitler bu kadar ayıplanmakta hatta bir internet günahı sayılmaktadır.
Ama bir de ‘okumak’ kısmı var bu işin; okuyan insan ile dinleyen insanın arasındaki farklar o denli yoğundur ki, yabancı dil eğitimde okumak ile dinlemek ayrı derslerde öğretilir, ayrı sınav yapılır. Dinlemek ve konuşmak, ‘diyalojik’ (ikili-diğerli) bir akıl üretir. İki kişi arasındaki milyon tane değişkene bağlı olarak sürekli dönüşen, biyolojik bir şeydir ‘konuşmak’ (koku, kıyafet, hava durumu vs.). Biriyle konuşmak ile yazışmak arasındaki farkların ‘çok ciddi’ düzeyde olması nedeniyle pek çok internet aşkı sonlanmaktadır.
Artık konuşmanın dokunmak kadar değerli olduğu ilişkiler oluşmakta, insan ilişkilerine bir kademe daha eklenmektedir. Bu kademe yazışarak ve görseller ile haberleşilen bir zihin halinin tezahürüdür. Çağın ruhu, kendi kapalı dünyasında yeni bir ‘akıl üretti’, bu akıl: her bir bireyin sıralı ‘monologları’ ile biçimlenen bir yazışmalar ve görseller (imgeler-semboller) silsilesi, olarak tanımlanabilir. Yapılan her şeyin belgeli olduğu bereketli bir düşün arazisine dönüşüyor internet, yeni bir güce, bir enformasyon tarlasına dönüşüyor ve orada herkes bir şey söyleyebiliyor.
Belleği çok eskilerdeki işkenceleri-belgeleri saklıyor (youtube vb.) ‘unutmuyor’. Son 20 yılda her şey o denli hızlı gelişti ki, buna ayak uyduranlar büyük bir enformasyon arabirimiyle (internet), aynı anda tüm dünyayı izler ve çelişkileri fark eder oldular. Ama bu çağı fark etmeyen, sevmeyen, direnen, dâhil olamayanlar hala sadece ‘konuşarak’ anlaşan bir siyaset yapıyorlar (kömür bahane, kapısına gelmeleri hâlini sormaları önemli). Böylesi bir siyasete karşı, yazarak ve çizerek anlaşanlar Yeniçağın ruhunun sınırlarını sokaklarda, akıl düzleminde çizebildikleri kadar iyi çizemediler (Zeitgeist), çizdirtilmedi, net bir ‘iktidar’ görünümü ile kitle, gerçekten süpürülmeye çalışıldı. Binlerce kötü muamele yapıldı, büyük suçlar işlendi ve işlenmeye devam ediliyor.
Her şeyin temelinde algoritmalar, paradigmalar ve düşün sistemleri arasındaki çatışma yatıyor. Gerçekten anlayamıyoruz ve anlayamıyorlar (biz-siz hep bundan sanki). İşletim sistemlerimiz farklı, dosya transferi yapamıyoruz, anlaşamıyoruz. Hep istikrarsızlıklarını (çelişki-yalan vb.) sunuyoruz. Ama ‘konuşan’ zihinler bunu fark etmiyorlar. Her dinlediklerinde ve konuştuklarında dönüşüyorlar. Bunu hak biliyorlar. İnsan ‘böyle’ bir şeydir; diyorlar. Unutabilir, yanılabilir, yalan söyleyebilir. Ama sorun şu ki biz unutmuyoruz. Hep kayıtlı, hep bir tarih aralığında adresli bilgilerimiz ve belgelerimiz var. Çok ‘organize’yiz. Bir örgüt ‘illüzyonu’ yaratıyor bu durum. Aslında sadece bir düşünce biçimi, yeni bir düşünüş biçimi…