Süregelen Notlar – 1
Önder Aydemir
Sinek
Basit Yaşayacaksın
Mesela susayınca su içecek kadar basit. Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında. Tek düğmesi olacak elindeki cihazın. Tek bir düğme, tek bir cümle gibi. Sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi. Basit bir öpücük yetecek sana. Basit, sıcak bir öpücük ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin. O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını, o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını. Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu. El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın, hep yanında taşıdığın ve atmaya kıyamadığın. İki harekette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin. Kısacık olacak uyanman ve yola çıkman arasında geçen süre. Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre. Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını. Bakışların bile anlatabilecek kendini.. Beklentilerin de basit olacak. Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar, arkasında değil. Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz aşk romanını. Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini. Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken. Bir kaşarlı tost olacak aradığın, nasıl oturacağını bilemediğin sofrada. Parmakların olacak en kıymetli çatalın ve yine aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemlerini. Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir notanın mutluluğunu. Temizlik kokacak en pahalı parfümün. “Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde. Ve çok normal olacak onu da bilmeyişin. Tek dereden su getirmen yetecek, bir “istemiyorum” diyebilmeye. Ne durduğu fark etmeyecek abanın altında. Saatin, sadece saati gösterecek. Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın. Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan. Basit yaşayacaksın, basit. Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi. Basit…
* * *
Gerçek Yaşam
Şu anda kimi bir otel odasında, kimi bir gece kulübünde terliyor. Herkesin sosyal gördüğü ama aslında problemli bir sürü genç insan. Bazıları kitap okuyor, bir yerlerdeyse katliam planları yapılıyor. Belki töreye kurban gidecek kız şu an zevk çığlıklarında, belki bir çocuk lunaparkta hayatının en güzel anlarını yaşıyor. Bir yerlerde rahipler dua ediyor, bir delikanlı işlediği cinayeti düşünerek kendini de öldürüyor. Bir maymun yavrusunu sarmalarken, parası yok diye bebeği çöpe atan bir kadın; maymunun parası varmış gibi. Biri kumsalda ateşin başında sarhoş, dans ederken, biri kutuplarda foklar için uğraşıyor. Birileri fotoğraf çekiyor şu an, birileri açlıktan fotoğraf karesi oluyor; kimse yardım etmeye yanaşmıyor ama o yine de dünyanın en bilinen "aç insanı" oluyor. Kız yarın için ojelerini sürüp saçlarını sarıyor, başkasının para beklediği adam tekin olmayan yerlerde dövüşüyor. Bir seyyar satıcı, kendisi gibi para kazanan bir hayat kadınının müşterisine köfte satabilmek için kaza kurşununa kurban gidiyor. Birileri yazı yazıyor, siliyor. Yazıyor ve kağıdı buruşturup atıyor. Bazısı çekinmeden düşüncelerini haykırıyor. Birileri sevgililerini aldatıyor, diğeri sahipsiz bırakılmış kadın ve çocuğuna evin reisi oluyor. Hepsi sonunda gözlerini yumacakları bu dünyayı paylaşıyorlar. Hepsi de aslında gülmeyi biliyor ama bazıları bunu hak etmediğini daha çok biliyor. Bu sabah ya da bu gece, bunları okuyan belki bir belki binlerce insan. Bense bütün o bahsettiğim insanların hissettiklerini hissediyorum..