Süregiden Notlar-3
Hottobil
16
Savaş Meydanında Koşturanlar
İnsan, ölümü bu kadar kolay nasıl göze alır? Ölümün bir son olduğunu bildiği için mi; ölümün bir son olmadığını bildiği için mi? Bu cümle, idealist duyguların motivasyonuna yer verilmeden yazılmıştır.
17
Kategorik Arkadaşlık Seviyeleri
Arkadaşlık ilişkilerini beş seviyede kategorize ettim. Aklımda kaldığı kadarıyla buraya aktarmaya çalışacağım. Kategorilerin isimleri, içeriğini büyük çoğunlukla ifade ettiği için ekstra detaylandırmayacağım. Başlayalım. Tanışmanın ilk aşamasında, karizmatik -mesafeli duruş seviyesi, ikinci aşamasında, sohbet seviyesi, üçüncü aşamasında, şakalaşma seviyesi, dördüncü aşamasında, dışavurumsal konuşma seviyesi ve beşinci aşamasında, saçmalayabilme seviyesidir. Bütün bu kategoriler, yaşadığım arkadaşlık ilişkilerinden çıkarak getirdiğim birer yorumdur. Bu açıdan bu kategorilerin tüm tanımları, kendi içinde özneldir. Her okuyan bu bilindik terimleri, kendi anlamına göre anlamasının tam olarak önüne geçmekse mümkün değildir.
18
Bardak Metaforunun Zihnimizdeki Yansımaları
Bardak metaforuyla ilgili olarak, bardağın dolu tarafına bakmak, bardağın boş tarafına bakanlar için bir gerçekçilik hamlesi gibi görünebilir. Bu durum zihnimde bana, o zamanlarda öyle görünüyordu. Bir yayın, gerilmeden dolayı zıt yöne boşalması metaforunu zıtlıkları ifade ettiği için burada da kullanıyorum. Bana göre, gerçek olan, bardağın yarısının doluyken yarısının boş olmasıdır. Bardağın dolu yanını hep görmek ya da hep boş tarafını görmek aşırı olumlamalar ya da istenmeyen umutsuzluklar yoluyla uzun vadede kişiyi atalete sürükleyebilir.
19
İlişkiler
Anneme bağırdığımda mazlum bir görüntü sergiliyor bakışlarıyla ve mimikleriyle, bu bazen gerçekten can yakıcı olabiliyor. Bazen bunlar planlı olmasa da çalışılmış bakışlar gibi geliyor bana. Babama karşı bağırdığımda ise babam sertleşiyor ve soğuk bir duruş alıyor. Bunlarla beraber, evde annem hepimize göre daha fazla bir bağırma alışkanlığına sahip. Annem kendisine öfkeli bağırmaların bazısına aynı yanıtla cevap verirken; bazen de yukarıda yazdığım gibi yanıt veriyor.
20
Entelektüelliğin Çekicilik Faktörü
Sevan Nişanyan üzerine yapılan bir belgeselde, eşi onun ‘her şeyi bilir ya da bilgili gibi görünen hâlinden’ çok etkilendiğini söylemiş. Ben, bunu çekicilik faktörü olarak alırsam, entelektüel, eğilimlerin çekicilik faktörü olarak değer göreceğini söyleyebilirim. Bu karşılık, bir keyif unsuru yaratır. Çünkü entelektüel olmanın birkaç bilgili laftan öte düşünür olmanın, çekicilik faktörleri arasında çok geride kaldığı hatta bu dil alışkanlığının kadınla ilişkideki olumsuzluklarından bahsederiz. Bence bu hâlâ geçerlidir, hem de neredeyse tüm kadın olgusu için. Diğer taraftan, düşünen insanın lafları, kadın için hangi görünümler açısından çekicilik yaratmıştır? Sosyal etkileyiciliğe kaynak olan davranış biçimi ve bu davranış biçiminin zihinde yarattığı hangi algılar çekicilik faktörü oluşturmuştur? Benim düşüncem, burada aranılan bilgeliğin olmadığı yönündeki olumsuz kanılara dayanıyor. Bu çekicilik faktörü nihayetinde cinsel çekiciliktir ve seksi nasıl yaptığımızı ve fantezilerimizi unutmayınız.
21
Bir Dil İnceleme Girişimi
Hayatın bize getirdikleri götürdükleri… Getirmenin olumlu bir ifade olması; götürmenin de olumsuz bir ifade olması, dil oyunlarında dikkat edilen çabalamaları içerir. Diğer taraftan, getirmek ve götürmek kelimesinin bu mecazi anlamlarının gerçek anlamıyla kurduğu ilişki nasıldır? Böylece, getirme kelimesinin olumlu mecazi anlamı; getirmek fiilini de daha olumlu hâle getirmiş ya da getirilmesi fiilinin istenmesi, getirmek kelimesindeki olumlu mecazi anlamı doğurmuş görünüyor. Yani, benim gibi birisi buna her ikisi de derdi. Bakalım zamanla buradan bir dil felsefesi yapısı çıkar mı? Bu yazıya başlarken zihnimde oluşan bir çeşit sezgiyi şu dakikalarda o kadar belirgin göremiyorum, biraz çabalasam olabilir ama çabalamaya da gerek duymuyorum ya da bu konuda istemiyorum.
22
Başımızda Yanmayan Gerçeklik Tabelası
Başımızda bir tabela gibi bir tür gerçeklik makinesi olsaydı ve konuştuklarımızdan yanlış olanları düzeltseydi. Örneğin bir cemiyet buluşmasında birisi açılış sayılarını (kız tavlama girişimlerinin sayısı) söylerken gerçek rakamlar yukarıda görünseydi o anda oluşacağını düşündüğüm sıradan konuşmalarda ortaya çıkan yalan miktarının yarattığı soğuk esintiye karşı gülebilirdim. Şimdiki hâlde kimin ne kadar abarttığını göremiyoruz. Böyle olunca da en iyi uyum gösteren ve pazarlayan kişi grup dinamiklerinin merkezine geçiyor. Bugün kuşkuculuğa bir okka ıspanak vermezler.
23
Çalışmak İçin Çalışmamak
Çalışmak için evde kalıp on saat geçirenlerin, bir saat bile çalışamaması sık görülen bir davranış kalıbıdır. Kişinin evde kalmasıyla oluşan can sıkıntısı ve önümde daha kaç saat var hesapları, zihnin on saat boyunca atalete alışmasına neden olur. Diyelim ki kişi, yedi saatini rutinler dışındaki yapmak istediklerine ayırsa, can sıkıntısı olmaması, zamanım daha çok var diyerek zihnini atalet moduna sokmaması sayesinde hem üç saat verimli çalışır hem de yedi saat monotonunun dışına çıkar. Ders çalışmak için kendine her zaman asgari zaman ayırmak ve geri kalanını güzelce değerlendirmek, eğer dolduracak şeyleriniz varsa, günün yüzlerce cebi vardır.
24
Psikolojiden Kaynaklı Problemleri Anlatmak
İnsan ayağının ağrıdığını söyleyerek keyifsizliğini anlatır ancak psikolojik keyifsizliğini söyleyerek keyifsizliğini anlatması o kadar organik görünmez. İnsanlar bu yüzden de bu tür keyifsizliği ya da psikolojik sorunları, karnının ağrıması kadar meşru bir sebep olarak öne süremezler.
25
Çok Düşünmek ya da Çok Okumak
Çok mu düşünmeli, çok mu okumalı? Galiba hayatı çok düşünen bir insanın yaşadığı olaylara dair daha özgün düşünceleri olabiliyor, düşünürleri çok okumuş bir insana göre. Ancak çok düşünen, sanıyorum, çok okuyan kadar kendini geliştiremez. Çünkü çok okuyan kendisinden önceki nesillerin bilgilerinden de faydalanmış ve hatta bazılarının açtığı yoldan gidiyor olabilir. Önemli olan kendini olabildiğince çok geliştirmek ve bazı denenmiş yolların tecrübelerinden faydalanıp gerçeği ve doğruyu bulmaksa, farklı kaynaklardan çok okuyup beraberinde taklitçilikten uzaklaşmaya çalışarak çok düşünmek gerekiyor sanırım.