Süregiden Notlar-4
Hottobil
26
Söylemler ve Pratikler
Hayatımız bize söylenilenin, söylendiği gibi gerçekleştiğini gördüğümüz acı veren örneklerle doludur. Peki, bu durumun yani bize anlatılanlar ile bizim onları yaşamamız arasındaki nöropsikolojik farklar mekanizmasal olarak nelerdir?
27
Uykunun Fazlası
Uyku süresinin artması, uyanık kaldığım sürelerde üzerime binen zamanı verimli kullanma baskısına ve gün içinde bazı planladıklarımı yapamadan kendimi uykunun kollarına atmama yol açıyor.
28
Bağlam İçin Bir Metafor
Bağlam, genellikle sözün söylendiği anda olur. Söylediğim ya da yazdığım cümleler tekrar kayıt aracılığıyla karşılaşıldığında bağlam ortadan kalkmışsa anlamın, kökü sökülmüş ağaç gibi geçen zaman içinde kaybolduğunu düşünüyorum. İşte bu kadar cümleyi de bağlam-anlam ilişkisini irdelerken düşündüğüm kök-ağaç benzetmesini kayda geçirmek için yazdım.
29
Ayakkabıların Sayısı
Türkiye gibi ülkelerde nüfusun çoğunluğu için büyük kentler oluşturma süreci, modern denilen bu çağımızda (belki de yeni dönemin yenileri kendilerini buna benzer adlarla adlandırmış olabilir) geçen on yıllara oranla çok daha fazla sayıda ve farklı çeşitlerde alışverişin yapıldığı yıllar olarak değerlendirilebilir. İnsanların ayakkabı alma sayılarının bugünkü hâline evrilmesi, yaşadığımız dairelerin ve evlerin evrilmesinden çok daha hızlı olmuştur, gördüğüm kadarıyla. Alışverişin artmasının dünya halkları için kitlesel hâle gelmesi önündeki engellerden önce, destekleyici unsurlar daha fazla gibi görünüyor. Bir örnek vermek isterim, genel olarak Avrupa halklarının sahip oldukları ayakkabı sayısı, tarihsel süreç içinde kentlileşmelerinden daha sonra artmış olabilir. Özellikle Sanayi Devrimi’ne öncü oldukları düşünülürse ancak Sanayi Devrimi’nin taşınabilir mallarını çarçabuk alarak dünya ülkeleri (ya da çoğu dünya ülkesi), kendi dairesi içinde ayakkabı ve kıyafet odası benzeri bir yapı evrilleştiremeden, çok sayıda ayakkabı ile tanışmaya ve almaya başlamışlardır. Küçücük dolaplara sığmayan giyim kuşam malzemeleri, yerleşik yapı kültürünün daha yavaş evrildiğini gösteriyor.
30
Facebook'ta Sık Paylaşılan Şiirler ve Düşünürler
Düşünürlerin cümlelerini öyle hap hâline getiriyordu ki kendisi için bile içmesi kolaylaşıyordu. Bazıları Can Yücel'i aşk doktoru bile sanabilir. Okumamanın meydana çıkardığı eksiklik hissiyle, farklı biçimlerde okumuş gibi yaparız. Bence burada bunun da ciddi bir etkisi var. Herkesin kendi meşrebince baktığı pencereden bazı görmek istedikleri vardır. Bazen zeki ve kültürlü olmak yönündeki sosyal dinamik, kendi pencerelerinin önüne bunları getirme eğilimini arttırmış olur.
31
Hipokrat Yemini
Her doktor tarafından Hipokrat Yemini’nin bozulmadığı gün yok gibidir. Hipokrat Yemini’nin tercihen bir unsur olarak yapılmadığını tahmin ediyorum. Tercihen yapılmayanların, kuralları belirlenmiş bir oyuna oyuncu olarak girdikleri ile anlatısı, kişisel açıdan rahatsız olunanlar için daha sıklıkla kullanılır. Kuralları oluşan ve oluşmakta olan dışında hiçbir şey görmüyorum ancak bazıları bize daha çok acı veriyor.
32
Yalan Söyleme Üzerine
Yalan söyleme meşruiyetini sağlayan insanı, kabul eden ya da reddeden bir doğruluk makinesi yoktur. Herkes buna zihinsel süreçleriyle karar verir. Bu konuda alınan kararların doğruluğu ya da yanlışlığı belki ispatlanır, ancak bence neyin doğru ya da yanlış olduğunun genellikle yorumda kaldığı yerde; konu tamamen kavramsal olarak kalacaktır. Bir de insanın eylemlerini sadece görüntüde 7/24 ve 360 derece kaydeden bir kamera bile yok ki; zaten yok.
33
Uzaya Merakımız ve Sosyal Problemlerimiz
Bazen şöyle diyorum, uzay araştırmaları sosyal araştırmalarından daha kolaydır. Ancak sosyal sorunlarımız uzay bilimine gönül vermemizi ve konsantre olmamızı bazen çok zorlaştırır.
34
Gösterimi ve İçeriğiyle Bir Kültür İktidarı
Böyle havalı bir başlığım olsun. Yerel kabileler olarak adlandırılan pek çok insan topluluğunun müziklerini Kuzey Amerika ve Avrupa yapımı filmlerden görüyoruz. Öyle olması da beklenmez miydi zaten? Onları gösteren ve modern denilen televizyon-sinema bu kültürlerden gelen icatlar…
35
Ayrıymış Gibi Yaşarlar, Beraberce Gömülürler ve Davranış Ekonomisi
Tüm bir gelenek fısır fısır konuşuyor ve fısır fısır konuşulmaktan korkuyor ve belki de en kolay fısır fısır konuşma alışkanlıkları olmayana karşı fısırdıyorlar. İnsanlar ortak korktukları şeye karşı birliktelik oluşturmak yerine tek tek alanın içinde kalma eğilimindeler. Yani ayrıymış gibi yaşarlar; beraberce gömülürler (Ataol Behramoğlu’dan değiştirilmiş alıntı). Zihin süreçlerinde, gündelik yaşamda en kolay ortaya çıkan tepki, korkulana uymaktır ve bu durum gündelik hayatın zihin seviyesinin bir patolojisi gibidir.