Toplumsal Bellek Temsilleri: Nelerdir, Nasıl İnşa Edilirler?
Elif Ece Sözer
Koç Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Dr.
Psikoloji perspektifinden toplumsal belleği anlamaya, zihnin (beynin değil) nerede başlayıp nerede bittiğini düşünerek başlayabiliriz. Bunu ise Clark ve Chalmers’ın (1998) “genişletilmiş zihin” (extended mind) düşünce egzersiziyle yapabiliriz. Bu egzersizde, Otto ve Inga adlı iki kişi bir müzeyi bulmaya çalışır; Otto Alzheimer hastalığı yüzünden rotayı bir deftere yazmıştır, Inga ise rotayı hatırlayabilmektedir. Genişletilmiş zihin iddiasına göre, Inga’nın zihni, hatırlama sürecini beyni üzerinden yürütürken, Otto’nun zihni not defterini de kapsayacak şekilde genişlemiştir. Birey gündelik hayatını sürdürürken uyum sağlayan ve “genişleyen” bu zihin, toplumsal düzeyde nasıl işleyebilir? Başka bir deyişle, toplumun üyeleri geçmişlerini hatırlarken, Otto’nun not defterine benzeyen hangi yardımcıları kullanırlar?
Beşerî bilimler perspektifinden, sosyal anıtlar, müzeler, kutlamalar ve anmalar toplumsal belleği şekillendirir ve toplumun ortak geçmiş temsilini bir arada tutmada rol oynar (Anderson, 2016; Connerton, 2017; Nora, 1989). Psikoloji özelinde, toplumsal bellek, bireylerin toplumsal kimlikleri ile ilgili, kendilerini ait hissettikleri grup üyeleri ile ortak olan olay temsillerinden oluşur (Hirst ve Manier, 2008), dolayısıyla “dışarının” bireyin sosyal kimliğiyle etkileşerek zihninde yarattığı yansımalar incelenir. Toplumsal bellek inşasının iki yönde ilerlediğini düşünebiliriz: Yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarı (Sözer ve Hirst, 2020). Yukarıdan aşağı yönde incelenen toplumsal bellek inşası, toplumsal olayların kim tarafından nasıl hatırlandığını ve bu farkların altında yatan sebepleri incelerken; aşağıdan yukarı yönde incelenen toplumsal bellek inşaları ise, toplumun üyelerinin birbirleriyle etkileşimlerinin hatırlananları nasıl etkilediğini, temsillerin benzeşmelerine veya ayrışmalarına odaklanır.
Yukarıdan Aşağı Bellek: Otobiyografik Bellek ve Toplumsal Olay Temsilleri
Toplumsal bellek ve otobiyografik belleğin (bireyin kendisi ile ilgili hatırladıkları) iç içe geçtiği noktalar, psikolojik toplumsal bellek araştırmalarının büyük bir kısmını oluşturur. Tarihsel bir olaya tanık olmak, otobiyografik belleği yeniden şekillendirir ve “tarihi-yaşama-etkisi” (living-in-history-effect) ortaya çıkarır. Önemli ve etkili kamusal olaylar günlük yaşamın dokusunu dramatik bir şekilde değiştirdiği için bireyin otobiyografik belleği için bir nirengi noktası hâline gelir (Brown, 1990; Brown ve ark., 2012; Uzer ve Brown, 2015).
Önemli (ve çoğunlukla travmatik) toplumsal olayları öğrenme ânı, detaylı ve canlı olarak hatırlanır. Flaş bellek olarak tanımlanan bu anı türünün (Brown ve Kulik, 1977) ayırt edici noktası, olayların detaylarının tam olarak doğru olmasa da çok canlı ve yüksek güvenle hatırlanmasıdır (Talarico ve Rubin, 2003). Olayı öğrenme anının doğru hatırlandığına dair bu güven, kişinin ulusal kimliği ile de alâkalıdır. 11 Eylül Saldırılarının Belçika, İtalya, Hollanda, Romanya, Japonya ve ABD ülkelerinde hatırlanmasını araştıran Curci ve Luminet (2009), benzer başlayan olay hatıralarının, zamanla duygusal ve ulusal motivasyonlarla ayrıştığını bulmuştur. ABD, ulusal kimliğiyle bütünleşmesi sebebiyle, uzun vadede 11 Eylül’ü diğer ülkeler kadar unutmamıştır, bu da ulusal kimliğin bellek üzerindeki etkisine bir örnektir.
Otobiyografik belleğin toplumsal bellekle kesiştiği bu bulguların yanı sıra, Schuman ve Scott (1989) Amerikan toplumsal belleğinin önemli olaylarını uzun vadede incelediklerinde, farklı kuşakların en çok hatırladığı olayların ayrıştığını ve bu olayların özellikle ergenlik ve erken yetişkinlik dönemlerinden geldiğini bulmuştur. Bu, birey seviyesindeki “anımsama tümseği”nin (reminiscence bump), yani ergenlik ve erken yetişkinlikte olan olayların daha iyi hatırlanmasının, toplumsal olaylarla bağına işaret etmektedir. Birkaç jenerasyonun sıklıkla belirttiği bir olay olan II. Dünya Savaşı, olayı yaşamış kişiler tarafından kişisel savaş deneyimleri ekseninde önemli olarak tanımlanırken, savaş başladığında henüz doğmamış katılımcılar savaş sonrasındaki farklı dünya düzenini vurgulamıştır. Özellikle savaş sonrası dünya düzeni referansının, eğitimle doğru orantılı olması, bu olayların otobiyografik bellekle desteklemekten çok öğrenilmiş bilgiler olduğunu gösterir.
Türkiye’ye gelirsek, yapılan bir araştırmada, en önemli olarak tanımlanan ilk iki olay için bir anı(msama tümseği ortaya çıkarken duygusal (mutlu, mutsuz, gurur verici, korkutucu, utanç verici) olaylar daha yakın zamanlardan seçilmiştir (Tekcan ve ark., 2017). Bu tümseğin sadece en sık verilen ilk iki olay için bulunması, olayların toplumsal belleği ne kadar etkilediğinin önemini vurgular. 2013’te toplanan bu veri setinde en sık bahsedilen önemli olay 12 Eylül Darbesi ve Marmara Depremi’dir.
Ulusların toplumsal belleği, bireyin ömrünü aşar. Ulusların kurulması ve sonrasındaki tarihi bireyin hatırlayabileceğinden eskiye uzandığından, kişi ve toplum arasında bir kopukluk oluşur. Bu zamansal kopukluğu onaran dışsal araçlardan biri, okullardan veya bir önceki nesilden tarih aktarımıdır. Bu süreç, toplumsal belleğin, otobiyografik öğeler içeren epizodik bellekten semantik bilgiye dönüşümü olarak düşünülebilir. Epizodik bellek, zamansal unsurlar olan olay/zaman dilimlerinden ve aralarındaki ilişkilerden oluşurken, semantik/anlamsal bellek kişinin sahip olduğu düzenlenmiş bilgilerden ve aralarındaki ilişkilerden oluşur. Bu noktada Tulving’in (1972) epizodik ve semantik/anlamsal bellek ayrımı, toplumsal belleğin bilinen ve hatırlanan kısımları arasındaki fark için önemlidir.
Bu ayrım, Manier ve Hirst (2010) tarafından toplumsal bellek için formüle edilmiştir. Toplumsal epizodik bellek (collective episodic memory), bir grubun grup kimliğine katkıda bulunan bir olayı zamansal ve mekânsal öğelerle hatırlaması olarak tanımlanabilir, mesela milletçe izlenen futbol maçları. Toplumsal semantik/anlamsal bellek ise zaman ve mekândan bağımsız edinilmiş bilgilerden oluşur ve kendi içinde yaşanmış ve uzak toplumsal semantik bellek olarak ikiye ayrılır. Yaşanmış toplumsal semantik bellek, olay yaşanırken olayla ilgili edinilmiş bilgileri kapsarken (örn., Hatay depreminin şiddeti), uzak toplumsal semantik bellek daha eski olaylarla ilgili öğrenilmiş bilgileri kapsar (örn., Kurtuluş Savaşı kronolojisi). Buna göre, toplumsal belleğin epizodik ve (uzak) semantik boyutlarının ayrımı, toplum üyelerinin öğrenilmiş tarihsel bilgileri ile yaşanmış yakın geçmiş ayrımı olarak da düşünülebilir.
Nesiller arası aktarıma odaklanan diğer çalışmalar (Luminet ve Hirst, 2014; Svob ve Brown, 2012), anıların epizodik öğelerini zamanla kaybettiğini gösterirken, Wertsch (2008) toplumsal belleğin tarihe dönüşmesinde şematik anlatı şablonlarını (schematic narrative templates) vurgular. Belçikalı ailelerin II. Dünya Savaşı ile ilgili sohbetlerini inceleyen Luminet ve Hirst, ailenin üç jenerasyonu arasındaki dinamik ilişkinin, en yaşlı jenerasyonun II. Dünya Savaşı anı ve bilgilerinin, bu konuda bilgisi olmayan en genç jenerasyona aktarılması için kritik olduğunu bulmuştur. Olayı yaşayan jenerasyon “anlatıcı” rolünü üstlenirken, orta jenerasyon hem anlatıcı hem de “danışman” rolünü üstlenerek, daha çok bilgi aktarımına neden olmuştur. Politik çatışma dönemlerinden geçen ve geçmeyen ebeveynlerin hayat hikâyelerinin aktarılmasına odaklanan Svob ve Brown (2012) ise, politik çatışma yaşamış ebeveynlerin hayat hikâyelerindeki çatışma ile ilgili olayların %25’inin çocuklarına aktarıldığını bulmuştur.
Zaman ve mekâna bağlı spesifik epizodik anlatıların yerine şematik anlatı şablonlarına odaklanan Wertsch, bu şablonların anlatıları genel olaylara kategorize eden daha geniş birimler olduğunu öne sürer. Sovyet eğitim sisteminde eğitim almış yetişkinler ile Sovyet sonrası dönemde liseyi bitiren genç katılımcıların yazdığı makaleleri analiz eden Wertsch (2008) Sovyet dönemindeki sıkı devlet kontrolünün daha homojen bir II. Dünya Savaşı anlatısına neden olduğunu, sonrasındaki görece rahatlamanın ise genç neslin kısa ve detaydan yoksun yazılarına farklı anlatıların sızmasına neden olduğunu bulmuştur. Yamashiro ve arkadaşları (2022), Amerika’nın kuruluşu ile ilgili olaylardaki politik ve dinsel ayrışmalara baktıklarında, Amerikalı katılımcıların ağırlıklı olarak pozitif olaylar vermelerine rağmen, muhafazakârların kuruluştaki vahşeti dâhil etmediğini, dolayısıyla daha pozitif bir kuruluş tahayyülleri olduğunu bulmuşlardır. Din ekseninde ise, seküler katılımcılar Amerika’yı bağımsız bir devlet olarak tahayyül ederken, dindar katılımcılar sömürgeleştirme olaylarına referans vermiştir. Bu, kuruluş tahayyüllerinin, sosyal kimlikle uyumlanmasının bir örneğidir.
Ülkelerin kuruluşundan sonraki süreç de tarih temsillerinin anlaşılması için ülkelerin kuruluşu kadar belirleyicidir. Roediger ve DeSoto (2014), 1974, 1991 ve 2009 yıllarındaki üniversite öğrencilerinin başkan isimlerini hatırlamasında bir seri pozisyon eğrisi (serial position curve) ortaya çıkarmıştır: İlk başkanlar öncelik etkisi (primacy effect) ile daha iyi hatırlanırken, Lincoln’ün ardından bir düşüş yaşanmıştır. İç Savaş Dönemi’nde yeniden bir artış olurken, sonrasında yakın dönem etkisi (recency effect) ile yeniden düşüş eğilimi görülmüştür. Dolayısıyla otobiyografik ipuçları yakın dönemdeki başkan isimlerinin hatırlanmasına yardımcı olurken, ülke tarihi için önemli noktalar (Kuruluş, İç Savaş Dönemi vb.) dışında semantik bellek çok da güçlü değildir. Bu, epizodik belleğin yardımcı olduğu yakın geçmiş ile okullarda öğrenilenlerle hatırlanan uzak geçmiş arasında bir kopukluk göstergesidir.
Zaromb ve arkadaşları (2014), bilginin içeriğini başkan isimlerinin ötesinde nesiller arası hatırlama şablonlarına taşıyarak karşılaştırmıştır. Odaklandıkları nesiller II. Dünya Savaşı ve Irak Savaşı sırasında hayatta olan katılımcılar ile sadece Irak Savaşı sırasında hayatta olan katılımcılardan oluşurken, odaklandıkları şablonlar ABD tarihindeki üç büyük savaşta (İç Savaş, II. Dünya Savaşı ve Irak Savaşı) meydana gelen en önemli 10 olaydır. Her iki nesil de her savaş için şematik anlatı şablonlarına sahipken, nesiller karşılaştırıldığında genç neslin daha fazla fikir birliğine, yani daha benzer şematik anlatı şablonlarına sahip oldukları bulunmuştur. Üç savaşın hatırlanması arasındaki benzerlik karşılaştırıldığında ise, nesiller arası farklılık belirginleşir: En eski savaş olan İç Savaş, iki nesil için de semantik bilgi olduğundan en homojen anlatı şablonuna sahiptir. II. Dünya Savaşı’nı otobiyografik öğelerle hatırlayan ama semantik bilgiye de sahip yaşlı katılımcıların anlatı şablonları, bu olayı tarih kitaplarından öğrenen ve epizodik anıları olmayan genç katılımcılardan daha heterojendir. Katılımcılar tüm savaşlar arasında en az Irak Savaşı ile ilgili fikir birliğine sahiptir. Bu durum veri toplanırken savaşın henüz bitmemiş olması, yani sözgelimi İç Savaş gibi zamanla “katılaşmamış” olmasıyla açıklanmıştır.
Olay temsillerinin nesilden nesle aktarılması, Amerika dışında 1976 Askeri Cuntasını deneyimleyen genç ve yaşlı Arjantinlilerin anılarının içeriğinde de incelenmiştir (Muller ve ark., 2016). Zaromb ve arkadaşlarına (2014) benzer şekilde, darbe sırasında hayatta olan katılımcıların daha kişisel anılara sahip olduklarını, genç neslin ise uzak anlamsal/semantik anılara sahip olduklarını bulmuşlardır. Yaptıkları içerik analizi, cuntayı ders kitapları ve medyadan öğrenenlerin daha fazla olgusal (contextual) bilgi kullandığını, cuntayı yaşayanların ise konuları nedensel ifadelerle bağladığını göstermiştir. İdeolojik farklar ise uzak semantik toplumsal bellekte kendini göstermiştir: Sağ görüşe yakın olanlar “Fikrim yok” cevabını verdikten sonra cuntanın olumlu yönlerini öne sürme eğilimindeyken; sol görüşlü katılımcılar, daha fazla bağlamsal ifade kullanmışlardır. Son olarak, cunta döneminde 16 yaşından büyük olanların, 16 yaşından küçük olanlara kıyasla daha fazla bağlamsal ifadeler kullanması, yaşın olayları daha derinlemesine anlamak için önemli bir faktör olduğunu göstermiştir.
Yine Türkiye’ye geldiğimizde, Mutlutürk ve arkadaşları (2023) toplumsal belleğe semantik bir bakış açısı ile yaklaşmış ve toplumsal bellekte olayların birbiri ile ilişkilendirilmesini, semantik bellek çalışmalarında yapıldığı gibi, çok boyutlu ölçeklendirme yoluyla incelemiştir. Bu çalışmalar, Tekcan ve arkadaşlarının (2017) makalesine dayanarak belirlenen 15 önemli olayın birbiri ile benzerliğinin üniversite öğrencileri tarafından değerlendirilmesi sonucunda, semantik toplumsal bellek organizasyonunu belirleyen ana bazı boyutları ortaya çıkarmıştır. Türkiye örnekleminde bu ana boyutlar; siyasal olaylar, doğal afetler ve Kürt sorunudur. Yalnızca AKP ve CHP seçmenlerine odaklanılan bu çalışmada, iki partinin doğal afet, Kürt sorunu ve göçmen politikaları ile ilgili olay temsilleri benzerlik göstermektedir. Öte yandan, Gezi olayları ve AKP’nin iktidara gelişi ekseninde politik kimlik üzerinden ayrışmalar meydana gelmiştir. CHP seçmeni katılımcıların bellek temsillerinde Gezi ve AKP’nin iktidara gelişi olaylarının komşuları Madımak Katliamı ve Suriye Savaşı iken, AKP seçmeni katılımcıların bellek temsillerinde bu olaylar 28 Şubat Dönemi, Adnan Menderes’in idamı ve Ergenekon Süreci’dir. Bu ana boyutlar zaman içinde sabit kalmasına rağmen, yakın zamanlı kritik toplumsal olayların ardından parti-bazlı olay kümelenmelerinde oynamalar olduğu gözlemlenmiştir (Mutlutürk ve ark., 2022). 15 Temmuz gibi kritik bir olay öncesi ve sonrasında toplanan bu veri (Mutlutürk ve ark., 2022), Mutlutürk ve arkadaşlarına (2023) benzer eksenler ortaya çıkarsa da darbe iktidar seçmenlerinin toplumsal bellek düzenini politik ve politik olmayan olaylar olarak tek eksene indirmiştir.
Toplumsal olayların bireylerin zihinlerindeki temsillerine odaklanan bu araştırmalar hem bireyin hayatından hem de bağlı bulunduğu toplumdan damıttığı tecrübeler ve bilgilerden arta kalanlardır. Bu temsillere ulaşma süreci ise bireysel seviyede olan Hatırlamaya-bağlı-unutma paradigmasıyla anlaşılabilir. Bir sonraki başlıkta bunu irdeleyelim.
Her Temas İz Bırakır: Ortak Geçmişin İnşası
Hatırlamanın, diğer bilgiler üzerinde bir maliyeti olduğu, hatırlamaya-bağlı-unutma (retrieval induced forgetting) paradigmasında görülebilir (Anderson ve ark., 1994). Bu paradigma “nötr” kategorileri kullanarak (örn., elma ve armuttan oluşan bir meyve kategorisi veya hamsi ve albatrostan oluşan bir balık kategorisi), bir kategorideki elemanları tekrar etmenin (meyve-elma), o kategorinin diğer elemanlarının unutulmasına neden olduğunu gösterir (meyve-armut). Böylelikle, hatırlamaya-bağlı-unutma, bellek temsillerini güncellerken bazı bilgileri seçici olarak tekrarlamanın, diğer bilgiler üzerinde maliyeti olarak kavramsallaştırılabilir.
Bu bireysel etki, sosyal ilişkilere de uygulanabilir. Cuc ve arkadaşları (2007), katılımcı çiftlerinden birini konuşmacı, diğerini ise dinleyici olarak atadığında, iki katılımcı da konuşmacının tekrarladıklarını daha iyi hatırlarken, ilgili öğeler hem konuşmacı hem de dinleyici tarafından unutulmuştur. Konuşmacıda görülen etki bireysel hatırlamaya-bağlı-unutma (WI-RIF), dinleyicide görülen etki ise sosyal hatırlamaya-bağlı-unutma (SS-RIF) olarak adlandırılır. Bu etki, eşleştirilmiş kelime setleriyle, hikâyeler ve serbest akışlı konuşmalarla gözlemlenmiştir (Sözer ve ark., 2024; Stone ve ark., 2010). Bu sonuçlar, topluluk üyelerinin birbirleriyle konuşmalarının, konuşmacı ve dinleyicinin neyi hatırlayıp neyi unuttuğunu şekillendirebileceğini gösterir.
Hirst ve Manier’e (2008) göre bu etki, dinleyicinin konuşmacıyı dinlerken eş zamanlı olarak bahsedilen bilgiyi hatırlaması nedeniyle ortaya çıkar. Bu nedenle, sosyal hatırlamaya-bağlı-unutma, dinleyiciden konuşmacının hatırladıklarının doğru olup olmadığını kontrol etmesi istendiğinde bulunur; ancak akıcılığını kontrol etmesi istendiğinde bulunmaz. Peki, laboratuvarda yapay olarak teşvik edilen bu motivasyon gerçek hayata nasıl yansır? Laboratuvar dışında bulunabilecek bu motivasyonlar, dünya hakkında doğru bir temsil elde etme motivasyonu olan “epistemik motivasyon” (Cuc ve ark., 2007) ve ait hissedilen grup veya ulus ile ilişkilenme arzusu olan “ilişkisel motivasyon” (Coman ve Hirst, 2015) olarak sıralanabilir.
Bir grubu “öteki” olarak belirleme motivasyonu, içsel ve kolayca tetiklenebilen bir ilişkisel motivasyondur (Tajfel ve Turner, 1978). Bu doğrultuda, Coman ve Hirst (2015), konuşmacıyla aynı gruba ait olan (aynı üniversitenin öğrencisi olan) dinleyicilerin sosyal hatırlamaya-bağlı-unutma gösterdiğini belgelemiştir. Ancak, ortak bir “üst kimlik” vurgulandığında (üniversite öğrencisi olmak), ayrı okullarda öğrenci olan konuşmacı ve dinleyici çiftleri bellek temsillerini beraber unutarak senkronize etmiştir. İletişim kuran ikililer arasındaki tutum uyumu da önemlidir. Bir konuşmacıyı dinledikten sonra, ikililer yalnızca birbirleriyle aynı fikirde olduklarında belleksel etkileri yaymışlardır (Coman ve Hirst, 2012). Grup üyeleri arasındaki etkileşim, bir konuşmacının birden fazla kişiye hitap etmesi ile ikili sohbetlerden daha geniş ölçüde de olabilir. Yamashiro ve Hirst (2019), bunu test etmek için, bir “merkez konuşmacının” dinleyicileri üzerindeki etkisine odaklanmıştır. Bir dinleyici grubuna konuşan merkezi konuşmacı, eğer dinleyiciyle aynı gruba aitse, dinleyicilerin kendi aralarında konuşması sonucunda bellek temsilleri merkezi konuşmacı ile daha fazla senkronize olurken; farklı gruplara ait olunduğunda daha az senkronize olmuştur. Bu etkilerin uzun vadede sürüp sürmediğini Sözer ve arkadaşları (2024), Markov zincirleri yoluyla simüle etmiştir. Bu simülasyonlar, merkezi konuşmacı kaynaklı unutmanın kalıcı olması için katılımcıların kendi aralarında konuşmalarının ve bilginin dinleyicilerle aynı gruptan bir konuşmacıdan gelmesinin gerekli olduğunu göstermiştir.
Ancak gerçek hayatta epistemik ve ilişkisel motivasyonlar net bir şekilde ayrılmaz; çünkü kişinin kendi cenahından birisine güvenme ve ondan gelen bilginin doğru olduğuna inanma olasılığı daha yüksektir. Sözgelimi, Echterhoff ve arkadaşları (2017) Almanların, Türklerle değil de diğer Almanlarla daha güçlü bir ortak gerçeklik yarattığını ve bunu güven aracılığıyla yaptığını bulmuştur. Bu durumun istisnası, Almanların Türk dinleyiciyle Türk biri hakkında konuşmasıdır; ancak hedef kişi bir başka Alman olduğunda bu istisna ortadan kalkar. Bu nedenle, aynı cenahtan bireyler birbirleriyle ortak bir gerçeklik yaratmaya hâlihazırda motivedir; ancak içeriğe bağlı olarak diğerleri ile de ortak gerçeklikler oluşturabilirler.
Böylelikle, ikili grupların etkileşimler yoluyla bellek temsillerini nasıl güncellediklerini anlamak için bilginin içeriği ve grup kimliği öne çıkar. Mesela Amerikalılar, Afgan askerler tarafından işlenen savaş suçları ve bu suçların gerekçelerini okuduğunda, Afgan askerler tarafından işlenen vahşetle ilişkili gerekçeleri belleklerinde otomatik olarak bastırsalar da vahşet Amerikan askerleri tarafından işlenince gerekçeleri bastırmanın aksine, daha iyi hatırlamışlardır (Coman ve ark., 2014). Bunun nedeni, Amerikan katılımcıların ulusal kimliğinin, kendi gruplarından/uluslarından birinin savaş suçu işlemesi ile tehdit edilmesidir. Onlar da bu tehdidi yönetmek için, grup üyelerinin işlediği savaş suçlarının gerekçelerini hatırlamaya meylederler.
Sonuç Yerine
Özetle, bireyin bellek temsillerinin dışarıdan etkilerle (bu çoğunlukla diğer insanlardır, ama medya da olabilir) güncellenmesi, grup içi dinamiklerle beraber hareket eder. Bilgi bir grup üyesinden geliyorsa ve ortak gerçekliği tehdit etmiyorsa, grup üyeleri birlikte unuturlar, ancak bilginin içeriği katılımcıların ulusal kimliği ile çatışıyorsa unutmaya direnç oluşur. Bu süreç toplumsal bellek için önemlidir, çünkü bireylerin etkileşimi bir ulusun tarihini canlı tutar. Tarihsel bilgiler seçici olarak okullarda öğretilir (Althusser, 1970/2010), bu da ulusun kimliğiyle ilişkili genelleştirilmiş anlatılara yol açar (Wertsch, 2008) ve bu tarihsel anlatılar, bayramlar ve anıtlar aracılığıyla canlı tutulur (Roediger ve ark., 2009). Her ne kadar tekrar ede ede hatırlama, toplumsal bellek için önemli olsa da bahsedilen süreçler ile unutmak, bu sürecin politik inceliklerine ışık tutar.
Toplumsal bellek inşası ve inşa edilen temsillerin sürdürülmesi, psikoloji için görece yeni bir araştırma alanıdır. Gelişmekte olan bu alan, nötr bilgi üzerinden zihinsel mekanizmaları inceleyen geleneksel bilişsel psikolojiden farklı olarak, kişinin sosyal kimliği ile dünyayı anlamlandırması ile de ilgilenir. Bu sürecin daha sosyo-politik boyutları, yani Otto’nun defterinin toplumsal muadilleri, tarih, sosyoloji ve siyaset biliminin alanı olsa da gelişmekte olan toplumsal bellek araştırmaları, bu defterin zihinle etkileşimini anlamakta bir köprü görevi görme potansiyeline sahiptir.
Kaynaklar
Althusser, L. (2010). Ideology and ideological state apparatuses (notes towards an investigation) (1970). I. Szeman ve T. Kaposy (Ed.), Cultural theory: an anthology içinde (ss. 204-222). Wiley-Blackwell.
Anderson, M. C., Bjork, R. A. ve Bjork, E. L. (1994). Remembering can cause forgetting: retrieval dynamics in long-term memory. Journal of Experimental Psychology: Learning, Memory, and Cognition, 20(5), 1063-1087.
Brown, N. R. (1990). Organization of Public Events in Long-Term Memory. Journal of Experimental Psychology: General, 119(3), 297-314.
Brown, N. R., Hansen, T. G. B., Lee, P. J., Vanderveen, S. A. ve Conrad, F. G. (2012). Historically defined autobiographical periods: their origins and implications. Berntsen, D. ve Rubin D. C (Ed.), Understanding autobiographical memory: Theories and approaches içinde (ss. 160-180). Cambridge University Press.
Brown, R. ve Kulik, J. (1977). Flashbulb memories. Cognition, 5(1), 73–99.
Clark, A. ve Chalmers, D. (1998). The extended mind. Analysis, 58(1), 7–19.
Coman, A. ve Hirst, W. (2012). Cognition through a social network: The propagation of induced forgetting and practice effects. Journal of Experimental Psychology: General, 141(2), 321-326.
Coman, A. ve Hirst, W. (2015). Social identity and socially shared retrieval-induced forgetting: The effects of group membership. Journal of Experimental Psychology: General, 144(4), 717-732.
Coman, A., Stone, C. B., Castano, E. ve Hirst, W. (2014). Justifying atrocities: The effect of moral-disengagement strategies on socially shared retrieval-induced forgetting. Psychological Science, 25(6), 1281–1288.
Connerton, P. (2017). Seven types of forgetting. The present word. culture, society and the site of literature içinde (ss. 150-165). Routledge.
Cuc, A., Koppel, J. ve Hirst, W. (2007). Silence is not golden: A case for socially shared retrieval-induced forgetting. Psychological Science, 18(8), 727–733.
Curci, A. ve Luminet, O. (2009). Flashbulb memories for expected events: A test of the emotional-integrative model. Applied Cognitive Psychology, 23(1), 98–114.
Echterhoff, G. ve Higgins, E. T. (2017). Creating shared reality in interpersonal and intergroup communication: The role of epistemic processes and their interplay. European Review of Social Psychology, 28(1), 175–226.
Anderson, B. (2016). Imagined communities: Reflections on the origin and spread of nationalism. Verso Books.
Hirst, W. ve Manier, D. (2008). Towards a psychology of collective memory. Memory, 16(3), 183-200.
Hirst, W. ve Sozer, E. (2020). Psychologie–Psychology. Handbuch sozialwissenschaftliche Gedächtnisforschung içinde (sayfa. 1–16). Springer Fachmedien Wiesbaden.
Manier, D. ve Hirst, W. (2008). A cognitive taxonomy of collective memories. A. Erll ve A. Nünning (Ed.), Cultural memory studies: An international and interdisciplinary handbook içinde (ss. 253–262). De Gruyter.
Muller, F., Bermejo, F. ve Hirst, W. (2016). Argentines’ collective memories of the military Junta of 1976: Differences and similarities across generations and ideology. Memory, 24(7), 964–978.
Mutlutürk, A., Tekcan, A. ve Boduroglu, A. (2023). The structure and organization of collective memory representations. Memory Studies, 16(5), 937–950.
Mutlutürk, A., Tekcan, A. I. ve Boduroglu, A. (2022). Stability and change in the organisation of collective memory representations. Memory, 30(10), 1302-1318.
Nora, P. (1989). Between memory and history: Les lieux de mémoire. Representations, 26, 7–24.
Roediger, H. L. ve DeSoto, K. A. (2014). Forgetting the presidents. Science, 346(6213), 1106–1109.
Roediger, H. L., Zaromb, F. M. ve Butler, A. C. (2009). The role of repeated retrieval in shaping collective memory. P. Boyer ve J. V. Wertsch (Ed.), Memory in mind and culture içinde (ss. 138–170). Cambridge University Press.
Schuman, H. ve Scott, J. (1989). Response effects over time: Two experiments. Sociological Methods & Research, 17(4), 398–426.
Svob, C. ve Brown, N. R. (2012). Intergenerational transmission of the reminiscence bump and biographical conflict knowledge. Psychological Science, 23(11), 1404–1409.
Tajfel, H. ve Turner, J. C. (1978). Intergroup behavior. H. Tajfel (Ed.), Differentiation between social groups: Studies in the social psychology of intergroup relations içinde (ss. 149–178). Academic Press.
Talarico, J. M. ve Rubin, D. C. (2003). Confidence, not consistency, characterizes flashbulb memories. Psychological Science, 14(5), 455–461.
Tekcan, A. I., Boduroglu, A., Mutlutürk, A. ve Aktan Erciyes, A. (2017). Life-span retrieval of public events: Reminiscence bump for high-impact events, recency for others. Memory & Cognition, 45(7), 1162–1176.
Tulving, E. (1972). Episodic and semantic memory. E. Tulving ve W. Donaldson (Ed.), Organization of memory içinde (ss. 381–403). Academic Press.
Uzer, T. ve Brown, N. R. (2015). Disruptive individual experiences create lifetime periods: A study of autobiographical memory in persons with spinal cord injury. Applied Cognitive Psychology, 29(5), 768-774.
Sozer, E. E., Yamashiro, J. K. ve Hirst, W. (2024). Simulating conversations: A Markov chain model of a central speaker’s mnemonic influence over a group of communicating listeners. Memory & Cognition, 52(2), 430-443.
Stone, C. B., Barnier, A. J., Sutton, J. ve Hirst, W. (2010). Building consensus about the past: Schema consistency and convergence in socially shared retrieval-induced forgetting. Memory, 18(2), 170-184.
Wertsch, J. V. (2008). The narrative organization of collective memory. Ethos, 36(1), 120–135.
Yamashiro, J. K. ve Hirst, W. (2019). Convergence on collective memories: Central speakers and distributed remembering. Journal of Experimental Psychology: General, 148(12), 2179–2196.
Yamashiro, J. K., van Engen, A. ve Roediger, H. L. (2022). American origins: Political and religious divides in US collective memory. Memory Studies, 15(1), 78–93.
Zaromb, F., Butler, A. C., Agarwal, P. K. ve Roediger, H. L. (2014). Collective memories of three wars in United States history in younger and older adults. Memory & Cognition, 42, 383-399.