Türkiye’de Çevreci Davranışlar: Psikoloji Alanındaki Bulgulara Dair Bir İnceleme


Ece Ceren Akkaya

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Arş. Gör.

Toprağa zarar veririz çünkü onu bize ait bir mal olarak görürüz.
Onu ait olduğumuz bir topluluk olarak görmeye başladığımızda,
sevgi ve saygıyla yaklaşmayı öğreniriz.
Aldo Leopold
***
Çoğu Amerikalı sel basan bir bölgede yaşamıyor.
Çoğu Amerikalı, otoyolun hayatlarını mahvettiği bir yerde yaşamıyor.
Çoğu Amerikalı çocuk kimya fabrikasının karşısındaki okula gitmiyor,
ancak bunun gerçek olduğu birçok topluluk var.
Robert D. Bullard
***
Biz doğayı atalarımızdan miras almadık; çocuklarımızdan ödünç aldık.
Kızılderili atasözü

Günümüz dünyasında tüm canlılar, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitliliğin kaybı gibi dünyayı yok edebilecek tehlikelerle karşı karşıyadır (Barbett ve ark., 2020). İnsan eylemi, bu çevresel sorunların ortak bir kaynağı olarak kabul edilmektedir (Dietz ve ark., 2003; Swim ve ark., 2011; Wilson, 1988; Wynes ve Nicholas, 2017). Çevresel konularda insan eyleminin önemi, alanyazında insanın doğa ile ilişkisini inceleyen birçok çalışma olmasına yol açmıştır (Perkins, 2010; Schultz, 2001). Çevreci davranışları anlamaya yönelik çalışmaların büyük bölümü, psikoloji içindeki uluslararası alanyazında yerleşmiş belli başlı kuramsal modelleri esas almaktadır. Bu kuram/modellerin en bilinenleri Planlı Davranış Kuramı (Ajzen, 1991), Değerler-İnançlar-Normlar Modeli (Stern, 2000), sağ kanat yetkeciliği (Altemeyer, 2003) sosyal baskınlık yönelimi (Pratto ve ark., 1994) ya da ekolojik baskınlık yönelimi (Uenal ve ark., 2022) olarak listelenebilir. Ancak Türkiye’de yürütülen araştırmalara bakıldığında, bu modellerin her zaman aynı şekilde çalışmadığı görülmektedir (Akkaya ve Yalçınkaya Alkar, 2022; Akkaya ve Sayılan, yayın aşamasında). Bu yazı, Türkiye’de psikoloji alanında yürütülen çevreci davranış araştırmalarının uluslararası alanyazındaki kuramsal modellerle tam olarak örtüşmemesine odaklanmaktadır. Bunu yaparken ölçümsel, kuramsal ve bağlamsal farklılıklara değinilecek; ayrıca bu durumun uluslararası yayın süreçlerinde araştırmacılar açısından yarattığı zorluklar ele alınacaktır.

Ölçümlerin Kültürel Duyarlılığı

Tam ve Milfont’un (2020) derleme çalışması, çevre psikolojisi alanındaki araştırmaların büyük ölçüde Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik (WEIRD; Western, Educated, Industrialized, Rich, and Democratic) örneklemlerden elde edilen verilere dayandığını göstermektedir. Bu durum, sürdürülebilirlik alanındaki bilgi birikiminin önemli ölçüde Batı toplumlarının değerleri, yaşam biçimleri ve algılarıyla şekillendiğine işaret etmektedir. Türkiye’deki bulguların uluslararası alanyazınla birebir örtüşmemesi çoğu zaman “ölçeklerin güvenilirliği” ya da “örneklem farklılığı” gibi ölçümsel ve teknik gerekçelerle açıklanmaya çalışılmaktadır (Akkaya ve ark., 2024). Bu açıklamalar yerinde olmakla birlikte, söz konusu farklılıkların tek nedeni ölçüm araçlarına dayalı teknik sınırlılıklar değildir. Türkiye’nin sosyo-kültürel yapısı ile çevre sorunlarının toplumsal algılanışı ve bireylerin gündelik yaşam pratikleri, ölçümlerin işleyişini doğrudan ilişkili değildir (Imamoglu ve Karakitapoğlu-Aygün, 2004). Örneğin ulaşım tercihleri çevre üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olsa da (Markle, 2013), Türkiye bağlamında yapılan araştırmalar, nüfusun büyük bir kısmının toplu taşıma araçlarını kullanması sebebiyle (Kara, 2019; UYP, 2021) ulaşımla alakalı tercihi ölçen maddelerin düzgün çalışmadığını göstermektedir (Akkaya ve Yalçınkaya-Alkar, 2022). Örneğin çalışmadaki örneklem Türkiye’deki ortalama sosyo-ekonomik statüdeki öğrenci grubuysa yanıtların düşük varyans göstermesi nedeniyle bazı çalışmalarda kapsam dışı bırakılmaktadır (Akkaya ve Yalçınkaya-Alkar, 2022). Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde geliştirilen ölçme araçlarına adaptasyonu ve aynı sonuçları tekrarlama “zorunluluğu” gelişmekte olan ülkeler açısından daha kritik olan çevresel sorunların göz ardı edilmesine yol açabilmektedir (Nkaizirwa ve ark., 2021).

Ekonomik kaygılar çevreci davranışlar üzerinde belirleyicidir (López‑García ve ark., 2025; Piao ve Managi, 2024). Herhangi bir tutum ölçeği ile çevreci davranış ölçeği yan yana koyulduğunda birçok maddesinin örtüştüğü görülmektedir. Örneğin bir birey bozulan eşyasının yenisini almak yerine tamir ediyorsa bunun sebebi çevrecilik de olabilir, tutumlulukta. Bu durumda kişilerin çevreci davranışı ekonomik sebeplerden mi yoksa çevrecilik adı altında mı yaptıkları onların çevrecilik, iklim krizi bilgileriyle açıklanabilir. Politik ve kurumsal bağlam bireylerin davranışlarına yön vermektedir (Stern, 2000; Swim ve ark., 2011; Tam ve Milfont, 2020). Dolayısıyla, bulgulardaki farklılıklar yalnızca “hata” değil, ölçümlerin sınırlarını göstermesi bakımından son derece kıymetlidir.

Kuramların Sınırları ve Bağlamsal Roller

Çevre psikolojisi alanyazınında pek çok kuram ve model öne çıkmakla birlikte, bu çeşitliliğin tamamını tek bir yazı içinde kapsamlı biçimde tartışmak olanaklı değildir. Bu nedenle bu yazıda, Türkiye’deki araştırmalarda farklı işleyiş biçimleri sergileyen iki kavram üzerinde durulacaktır: çevresel adalet ve sağ kanat yetkecilik. Üzerine düşünülmesi gereken lakin anlaşılmayan çevresel adalet kavramının yeterince tanınmaması ve ölçümlerde beklenen ilişkilerin görülmemesi büyük bir kısıtlılıktır. Alanyazında çevresel adalet, kısaca bireylerin çevresel fayda ve yüklerin adil dağılımına dair algılarını kapsar (Clayton, 2003; Reese ve Jacob, 2015). Sikor’un (2013) çerçevesi çevresel adaleti üç bileşen üzerinden kavramsallaştırır: boyutlar (dağıtım, katılım, tanınma), özne (bireyler, gruplar) ve ölçütler (eşitlik, ihtiyaç, liyakat). Kısaca çevresel adalet tek bir soru üzerinden düşünülmez; kişinin kaynakların ne kadarından faydalanabildiği, bunun ne kadarına ihtiyacı olduğu, bu konu da ne kadar söz sahibi olduğu, diğer grupların bu dağıtımdaki perspektifler gibi çeşitli sorulara cevap arar. Ekolojik adalet inancı, küresel adalet ve nesiller arası adalet inanışı olmak üzere üç alt boyutu olan bu kavram kişiyi yaptığı davranışları bilinçli bir şekilde sorgulamaya itmektedir. Bakıldığında bu perspektif batıda uzun süredir düşünce pratikleri arasındadır. Bu iki kavramın ortak noktası, çevreci davranışın yalnızca bireysel değil, ideolojik ve yapısal dinamiklerle de şekillenmesidir.

Bu yazının başlangıcında alıntı olarak eklenen Leopold’un (1949) sözleri ekolojik adalet inancının güzel bir açıklamasıdır, Endüstri devrimiyle başlayan insanın doğaya üstün olduğu ve sonuna kadar kullanma hakkına sahip olduğu inancı yerine hepimizin tek bir topluluğun parçası olduğu düşüncesi canlılara zarar verirken ikinci kez düşünmemize sebep olur. Benzer şekilde metnin başında alıntı olarak eklenen Bullard’ın (2000) sözü küresel adalet inancı üzerine önemli bir sözdür. Çevreye verilen zararın bedeli o kişi ödemese de bu zararın sonucunu direkt göremese de dünyanın bir noktasında insanlar bu zararın sonuçlarıyla yüzleşmektedir. Son olarak Kızılderili atasözü nesiller arası adalet inancının çok güzel bir özetidir. Çevrecilik için önemli bir düşünme pratiği olan bizden sonraki neslin de bizler kadar kaynak üzerinde hakkı olduğunun bilincini yansıtır.

Çevresel adalet, çevrecilik için önemli bir kavram olmakla birlikte Türkiye’de bu kavram görece yenidir; bilimsel alanyazında sınırlı biçimde tartışılmaktadır (Akkaya ve Sayılan, yayın aşamasında). Bireylerin ölçümleri anlayabilmeleri için bu konu hakkında bilgi sahibi olmaları gereklidir. Örneğin Reese ve Jacob (2015) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlanan ölçümü (Akkaya ve Sayılan, yayın aşamasında) katılımcıların anlayabilmeleri için katılımcıların aklında bir çevresel adalet konsepti oluşması gerektiği görülmüştür. Bu nedenle, çevresel adalet inançlarıyla çevreci davranışlar arasında anlamlı bir ilişki kurulamaması, toplumsal düzeyde kavramın henüz temsiline sahip olunmamasıyla ilişkilendirilebilir (bugüne kadar neden insanların aklında bir temsil oluşmadığı ise ayrı bir sorudur). Yayınlar açısından anlamlı sonuçlar elbette önemlidir; ancak bu konunun henüz yeterince çalışılmamış olması, konunun değersiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, daha fazla araştırma yapılması ve insanların bu konu üzerinde düşünmeye teşvik edilmesi gerektiğini gösterir. Türkiye’deki veriyle kanıtlanmamış olsa da bu mekanizmalar üzerine düşünmenin çevreci davranışı artırması olasıdır. Ayrıca çevreci davranışın sadece tutumlu bir birey olmaktan öteye gitmesi için bu şekilde bir çevre okuryazarlığı faydalı olacaktır.

Benzer biçimde, sağ kanat yetkecilik (SKY kısaca meşru görülen otoritelere yüksek düzeyde itaat etmek; otoritenin onayladığı “farklı” gruplara karşı saldırganlık göstermek ve toplumsal geleneklere ve göreneklere sıkı sıkıya bağlı olmak olarak tanımlanabilir (Altemeyer, 1996)) değişkeni de Türkiye’de alışılmışın dışında sonuçlar verebilmektedir. Batı alanyazınında genellikle çevreci davranışlarla negatif ilişki içinde olan SKY (Milfont ve ark., 2014; Stanley ve ark., 2017), Türkiye’de bazı dönemlerde çevreci davranışlarla pozitif veya nötr ilişkiler gösterebilmektedir. Bunun nedeni, çevre konularının otorite ve devlet politikaları tarafından nasıl çerçevelendiğiyle ilgili olabilir. Çevreyi koruma söylemleri “ulusal görev” veya “toplumsal dayanışma” vurgularıyla sunulduğunda, yüksek sağ kanat yetkecilik eğilimi olan bireyler de bu söylemleri destekleyebilmektedir (Altemeyer, 1996; Fielding ve ark., 2014).

Bu örnekler, çevreci davranışın yalnızca davranışsal bir süreç olmadığını; aynı zamanda kültürel ve politik çerçeveler tarafından şekillendiğine işaret etmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de çevresel adalet, SKY veya diğer ideolojik değişkenlerle yürütülen araştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmesi, bilimsel bir tutarsızlık değil, bağlamsal bir yeniden yorumlama gereğidir.

Uluslararası Yayın Süreçlerinde Karşılaşılan Zorluklar

Tam da bu noktada araştırmacılar uluslararası yayıncılıkta bir engelle karşılaşmaktadır. Bulgular var olan alanyazınla “uyumlu değilse,” editörler ve hakemler çalışmayı çoğu zaman yeterince “genellenebilir” bulmuyor (Ioannidis, 2005). Bu durum, Türkiye’de üretilen özgün verilerin uluslararası alanyazında görünürlük kazanmasını zorlaştırıyor. Daha da önemlisi, bilimsel bilgi üretimi çeşitlilikten beslenmesi gerekirken, uygulamada tek tipleşmeye yöneliyor (Henrich ve ark, 2010).

Türkiye’de çevreciliğin özgün yönlerinin çalışmalarda fazla vurgulanması, uluslararası dergilerde çoğu zaman “Türkiye bu kadar özgünse, bu araştırmanın ulusal bir dergide yayımlanması daha uygun olur” şeklinde bir yönlendirmeyle sonuçlanabilmektedir. Bu durumu çevresel adaletle ilgili bir bilgilendirmenin de bu alanda yayın yapan dergilere yapılması gerektiğini gösteren bir sonuç olarak değerlendirebiliriz. Bu tablo karşısında araştırmacıların, mevcut modelleri doğrudan uygulamak yerine Türkiye’nin toplumsal bağlamına özgü kuramlar ve ölçüm araçları geliştirmesi (Kağıtçıbaşı, 2007) önemli bir çözüm sunmaktadır. Ne var ki bu çabalar sıklıkla çalışmaların ulusal dergilere yönlendirilmesiyle sonuçlanmaktadır. Bulguların literatüre “uymaması” bir zayıflık değil; tam tersine, yeni kuramsal açılımlara vesile olabilecek bir katkı olarak konumlandırılmalı (Stern, 2018).

Sonuç Yerine

Bu yazıda Türkiye’de çevreci davranış araştırmalarının üç temel boyutu ele alınmıştır; ölçümler, kuramlar ve yayın süreçleri. İlk olarak, ölçümlerin kültürel duyarlılığına ilişkin tartışmalardan bahsedilmiştir ve bu tartışmalar Batı merkezli ölçeklerin Türkiye bağlamında her zaman aynı şekilde çalışmadığını ortaya koymaktadır. Sosyoekonomik farklılıklar, ulaşım ve enerji kullanımı gibi gündelik pratiklerdeki çeşitlilik, çevreci davranışın ölçülme biçimlerini doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla, çevre psikolojisi çalışmalarında yerel kültürel dinamikleri dikkate alan yeni ölçüm araçlarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

İkinci olarak, kuramsal düzeyde çevresel adalet ve sağ kanat yetkecilik değişkenleri, çevreci davranışların ideolojik ve yapısal yönlerini anlamada önemli bir çerçeve sunmaktadır. Ancak Türkiye’de çevresel adalet kavramının henüz yeterince tanınmaması, bu ilişkilerin zayıf görünmesine neden olmaktadır. Benzer şekilde, sağ kanat yetkeciliğin çevreyle ilişkisi bağlamsal olarak değişmekte; otorite tarafından “ulusal görev” olarak çerçevelenen çevrecilik söylemleri, bu gruplarda çevreci davranışı artırabilmektedir. Bu bulgular, çevreci davranışın kültürel bağlama duyarlı biçimde yeniden yorumlanması gerektiğini göstermektedir.

Üçüncü olarak, uluslararası yayıncılık süreçlerinde karşılaşılan zorluklar, Türkiye gibi ülkelerden çıkan özgün sonuçların görünürlüğünü sınırlamaktadır. Bulgular “alanyazına uymadığında,” genellenebilirlik gerekçesiyle reddedilebilmekte; oysa bu farklar, bilimin çoğul doğasına işaret etmektedir.

Son olarak, Türkiye’de çevreci davranış araştırmaları yalnızca çevreyle ilgili tutumları değil, toplumun değer sistemlerini, ekonomik koşullarını ve politik iklimini de yansıtmaktadır. Bu nedenle gelecekteki çalışmaların, çevre psikolojisini yerel bağlamlarda yeniden düşünmesi; kültürel olarak geçerli ölçekler ve modeller üretmesi gerekmektedir. Ulusal ve uluslararası dergilerde yapılan yayınların hepsi eşit derecede değerli ve önemlidir. Ayrıca, psikolojinin uygulamalı alanında çalışan araştırmacıların toplumu bu konuda bilgilendirmeyi de görev bilmesi gereklidir.

Kaynaklar

Ajzen, I. (1991). The theory of planned behavior. Organizational Behavior and Human Decision Processes, 50(2), 179–211.

Akkaya, E. C. ve Yalçinkaya Alkar, Ö., (2022). Çevreci Davranış Ölçeği’nin uyarlanma çalışmasından öğrendiklerimiz. Psikolojide Çevre ve İklim Değişikliği Çalışmaları Sempozyumu, Çanakkale, Türkiye.

Akkaya, E. C. ve Sayılan, G. (yayın aşamasında). A dual process model of pro-environmental behavior: Mediating and moderating roles of environmental justice beliefs, environmental concerns and climate change denial.

Akkaya, E. C., Sarı, E., Şahin, M. N., Rumeli, Y., Darıcı, E. ve Sayılan, G. (2025). Pro-environmental behaviors in Türkiye: A scale development study. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 65(1), 157–187.

Altemeyer, B. (1996). The authoritarian specter. Harvard University Press.

Altemeyer, B. (2003). Why do religious fundamentalists and authoritarians tend to be so similar? The International Journal for the Psychology of Religion, 13(1), 3–22.

Barbett, L., Stupple, E. J., Sweet, M., Schofield, M. B. ve Richardson, M. (2020). Measuring actions for nature—development and validation of a pro-nature conservation behaviour scale. Sustainability, 12(12), 4885.

Bullard, R. D. (2000). Dumping in Dixie: Race, class, and environmental quality. Westview Press.

Clayton, S. (2003). Environmental identity: A conceptual and an operational definition. S. Clayton ve S. Opotow (Ed.), Identity and the natural environment: The psychological significance of nature içinde (ss. 45–65). MIT Press.

Dietz, T., Rosa, E. A. ve York, R. (2003). Driving the human ecological footprint. Frontiers in Ecology and the Environment, 1(5), 277–282.

Fielding, K. S., Hornsey, M. J. ve Swim, J. K. (2014). Developing a social psychology of climate change. European Journal of Social Psychology, 44(5), 413–420.

Henrich, J., Heine, S. J. ve Norenzayan, A. (2010). The weirdest people in the world? Behavioral and Brain Sciences, 33(2–3), 61–83.

Imamoglu, E. O. ve Karakitapoğlu-Aygün, Z. (2004). Self-construals and values in different cultural and socioeconomic contexts. Genetic, Social, and General Psychology Monographs, 130(4), 277–306.

Ioannidis, J. P. A. (2005). Why most published research findings are false. PLoS Medicine, 2(8), e124.

Kağıtçıbaşı, Ç. (2007). Family, self, and human development across cultures: Theory and applications (2. Baskı). Lawrence Erlbaum.

Kara, Ç. (2019). Toplu taşımada akıllı ulaşım sistemlerinin kullanımı: Türkiye’de belediyelerin sunduğu hizmetlerin değerlendirilmesi. Journal of Transportation and Logistics, 4(2), 51–64.

Leopold, A. (1949). A sand county almanac. Oxford University Press.

López-García, L., Latorre, F., Vecina, M. L. ve Díaz-Silveira, C. (2025). What drives pro-environmental behavior? Investigating the role of eco-worry and eco-anxiety in young adults. Sustainability, 17(10), 4543.

Markle, G. L. (2013). Pro-environmental behavior: Does it matter how it’s measured? Development and validation of the pro-environmental behavior scale (PEBS). Human Ecology, 41(6), 905–914.

Nkaizirwa, J. P., Nsanganwimana, F. ve Aurah, C. M. (2021). Reexamining the measurement of pro-environmental attitudes and behaviors to promote sustainable development: A systematic review. Eurasia Journal of Mathematics, Science and Technology Education, 17(9), 1–21.

Özdemir, C. ve Yıldız, S. (2020). Environmental attitudes and pro-environmental behavior: A study on Turkish young adults. Journal of Environmental Psychology, 68, 101397.

Perkins, H. E. (2010). Measuring love and care for nature. Journal of Environmental Psychology, 30(4), 455–463.

Pratto, F., Sidanius, J., Stallworth, L. M. ve Malle, B. F. (1994). Social dominance orientation: A personality variable predicting social and political attitudes. Journal of Personality and Social Psychology, 67(4), 741–763.

Piao, X. ve Managi, S. (2025). Altruistic behavior for environmental conservation and life satisfaction: evidence from 37 nations. Environment, Development and Sustainability, 1–27.

Reese, G. ve Jacob, L. (2015). Principles of environmental justice and pro-environmental action: A two-step process model of moral anger and efficacy beliefs. Environmental Science ve Policy, 51, 88–94.

Schwartz, S. H. (1994). Are there universal aspects in the structure and contents of human values? Journal of Social Issues, 50(4), 19–45.

Sikor, T. (2013). The justices and injustices of ecosystem services. Earthscan.

Stern, P. C. (2000). Toward a coherent theory of environmentally significant behavior. Journal of Social Issues, 56(3), 407–424.

Stern, P. C. (2018). A value-belief-norm theory of support for social movements: The case of environmentalism. Research in Human Ecology, 6(2), 81–97.

Swim, J. K., Stern, P. C., Doherty, T. J., Clayton, S., Reser, J. P., Weber, E. U., Gifford, R. ve Howard, G. S. (2011). Psychology’s contributions to understanding and addressing global climate change. American Psychologist, 66(4), 241–250

Tam, K. P. ve Milfont, T. L. (2020). Towards cross-cultural environmental psychology: A state-of-the-art review and recommendations. Journal of Environmental Psychology, 71, 101474.

UYM (2021). Toplu taşıma yüzde 8.4 arttı. https://uym.ibb.gov.tr/kurumsal/haberler-ve-duyurular/toplu-taşıma-aylık-yüzde-8-4-arttı

Wilson, E. O. (1988). Biophilia. Harvard University Press.

Wynes, S. ve Nicholas, K. A. (2017). The climate mitigation gap: Education and government recommendations miss the most effective individual actions. Environmental Research Letters, 12(7), 074024.

Uenal, F., Sidanius, J., Maertens, R., Hudson, S. K. T., Davis, G. ve Ghani, A. (2022). The roots of ecological dominance orientation: Assessing individual preferences for an anthropocentric and hierarchically organized world. Journal of Environmental Psychology, 81, 101783.