Yeni Bir Kavram: Beliren Yetişkinlik
Elif Kutlu
Psikolog
Aganju rüzgâra ters yönde ceylanlarla koşmadan önce güneşe gözlerini kısarak uyanmıştı…
Ve güneşi turuncu eflatun batırırken ufkunda ağaçlar vardı, görememişti onu…
Endüstrileşme, doğayla aramızdaki alışverişi “gereklilik” kategorisinden çıkarıp çalışma saatlerinden boş zaman etkinliklerine, döngülerimizi değiştirip biçimlendirmiştir. Verebileceğimiz ilk örnekler, fabrikaların işçi çalıştırmaya başlamasıyla somutlaşabilir. Elinde artık orak bulunmayan yurttaş, istediği zaman mola veremeyecek, kendisine “hesap verilecek” bir üst tanzim edilecek, tabii o da alttakileri denetleyecektir. Yurttaş, kısa molalarında öncelikle yiyip-içmeye odaklanacak ve fırsat bulursa da dinlenecektir. Beraber çalıştığı makinalarla uyum içinde çalışma saatlerini tamamlayacak ve günün sonunda yine yorgun argın evinin yolunu tutacaktır…
Tarım toplumunun yurttaşlarına sunduğu sınırlı gelecek seçeneklerine karşın küreselleşen dünya toplumları, kafalarını karıştıracak kadar seçeneği hızlı bir biçimde kişilerin önüne sermektedir. Modern bireyin her şeyde olduğu gibi seçmekte de acelesi vardır. Dünyanın kendi yurdundan ibaret olmadığını, evrensel bir dili öğrenmeyi ve kullanmayı, küreselleşen dünyayı internetten takip edebilmeyi öğrenmiştir artık… Oyun çağında, yolunu bazen seksek oynayarak tuttuğu ve hükümetlerin üzerinde, sisteminde (Türkiye için örn. 5+3+3, 5+3+4, 4+4+4), içeriğinde, kaç yıl zorunlu devam edilmesi gerektiğine dair kavgaya tutuştuğu ideolojinin ana birimi okul; “bilgi”nin önemli olduğunu ve yollarının seksek oynamayı unutacak kadar uzun olduğunu öğretmiştir onlara… Hâl böyle olunca geleneksel toplumun 20’li yaşlardaki yurttaşından beklediği ve artık “yetişkin olma ölçütü” olarak da kabul edilebilecek evlenme, iş bulma, çocuk sahibi olma yaşı 20’lerin sonuna ertelenmekte ve “hem ergenlik dönemindeki bağımlılıklardan hem de yetişkinlik dönemine özgü sorumlulukları almaktan uzak” (Doğan ve Cebioğlu, 2011) bir dönem gelişimsel olarak tanımlanmayı ve açıklanmayı beklemektedir.
Ergenlikle yetişkinlik arasındaki 18-25 yaş aralığını kapsayan dönemin ne açıdan ergenlikten ve ne açıdan yetişkinlikten uzak olduğunu inceleme konusu yapan araştırmaların sayısı son zamanlarda artmaktadır (Atak ve Çok, 2010; Doğan ve Cebioğlu, 2011). Bu artışın başlıca sebebi; dönemin başlangıçta endüstrileşmiş ve bireyci toplumlarda görülürken; küreselleşme, eğitim süresinin uzaması, bilginin önemli olması gibi sebeplerle dünya üzerinde yaygınlaşması ve önümüzdeki yıllar içerisinde de kişilerin hayatında bu yönde kayda değer değişiklerin olacağının düşünülmesidir. Arnett (2004), bu döneme uygun yeni bir kavram olan “beliren yetişkinlik (emerging adulthood)”in kullanılması gerektiğini ve “geç ergenlik”, “erken yetişkinlik”, “yetişkinliğe geçiş”, “gençlik” gibi kavramların dönemin özelliklerini tanımlarken uygun düşmediğini ifade etmiştir (akt. Doğan ve Cebioğlu, 2011). Kavramın zihnimizde uyandırdığı şey önemsenmiştir. Zira geç ergenlik kavramı, kişinin hâlâ ergenlikte olduğunu varsaymaktadır. Oysaki 18 yaşını doldurması sebebiyle yasal sorumlulukları ve aynı zamanda bir birey de olduğu fikri olan kişi ergenlerin genellikle ailesiyle beraber yaşamasından kaynaklanan bağlılıklardan da uzaktır (Arnett, 2004; akt. Doğan ve Cebioğlu, 2011). Bu noktada kültürel farklılıkların etkisi devreye girmektedir. Kişi ailesinden bağımsızdır artık; fakat yetiştiği ve daha da önemli olan şu an yaşadığı, benimsemiş olması muhtemel kültür yapısının etkisi altındadır. Toplulukçu kültürlerde “evlenme, çocuk sahibi olma, iş bulma” gibi sosyal normlara ilişkin olgular yetişkinlik ölçütü sayılırken; bireyci toplumlarda “bilişsel yeterlilik, davranışsal kontrol ve duygusal olgunluk kazanma” gibi faktörler yetişkinlik ölçütüne kabul edilmektedir (Arnett ve Taber, 1994; akt. Doğan ve Cebioğlu, 2010). Beliren yetişkinliğin “bireyin bağımsız roller sergilemesine olanak sağlayan bireyci kültürlerde” görülmesinin daha olası olduğu ifade edilmiştir (akt. Doğan ve Cebioğlu, 2010). Beliren yetişkinliğin yaşanıp yaşanmaması aynı kültürün alt kültürlerinde bile değişebilir. Nelson (2003), Amerika’da yaşayan Mormonların, tüm Amerika’ya göre bu dönemi daha kısa geçirdiklerini ifade etmiştir (akt. Atak ve Çok, 2010). Dönemin kişilerinin, ergenlerden farklı olan bir diğer yanı da fiziksel gelişimlerini tamamlamış olmalarıdır. 18-25 yaş arası için erken yetişkinlik kavramı kullanıldığında bu kavram, bireyleri yetişkin kabul edeceğimizi gösterdiği için ve bunun getireceği 30’lu-40’lı yaşlara “orta yetişkinlik” demenin uygun düşmemesi gibi sebeplerle “erken yetişkinlik” kavramını kullanmak tercih edilmemiştir. Çünkü bu kişiler ancak 30’lu yılların başlarında yetişkinliğe atfedilen özellikleri kazanmaktadır. Daha da önemlisi kendilerini yetişkinlikle ergenlik arasında gördüklerini ifade etmektedirler (Doğan ve Cebioğlu, 2011). Yetişkinliğe geçiş gibi bir kavram da bu dönemin sadece geçiş dönemi olmadığına vurgu yapmak gibi sebeplerle tercih edilmemektedir. Önce çocukluk sonra ergenlik dönemini ifade etmek için kullanılan gençlik kavramı ise genellikle 70’li yıllarda politik konular bağlamında ele alınmıştır. “Beliren yetişkinlik”, tüm bu kavramların dönemin özeliklerini karşılamadaki eksikliklerine binaen “emerging” kelimesinin Türkçe karşılığı olarak literatüre girmiştir. Kelimeye baktığımızda; “belirmek, yeni yeni ortaya çıkmak, zuhur etmek, meydana çıkmak, gün ışığına çıkmak” anlamlarına gelmektedir (Webster Dictionary, 2011; akt. Doğan ve Cebioğlu, 2011).
Beliren yetişkinlerin temel özelliklerinin; kimlik arayışı, istikrarsızlık, kendine odaklanma, arada kalmışlık hissi ve sonsuz olanaklara sahip olma inancı olduğu ifade edilmiştir (Atak ve Çok, 2010; Doğan ve Cebioğlu, 2011). Şimdi sırasıyla bunlara değinelim.
Kimlik Arayışı
Arnett (2000)’e göre bu dönem kimlik keşfini aşk, iş, dünya görüşü olmak üzere üç boyutta gerekli kılar. Ergen ve beliren yetişkinin ilişkiye bakış açısındaki farklılıkları aşağıdaki tabloda inceleyebiliriz (akt. Atak ve Çok, 2010). İş alanında kimlik keşfi beliren yetişkinin çalıştığı, çalışmayı düşündüğü işe yaklaşımıyla kendini gösterir. Ergen çalışmayı boş zamanını biçimlendirme ve para kazanma aracı olarak görürken; beliren yetişkin, eğitim gördüğü alanda kendisine avantaj sağlayacak işleri değerlendirir. Kendi alanının farklı sahalarında çalışma imkânı bulmasıyla, hangi kısımlarda daha iyi olabileceği, ne istediği üzerinde düşünür. Bu sorgulamalar, kendini keşfetme olgusunun içini doldurur. Aile ortamında şekillenen dünya görüşü, “öteki” ile temas kurdukları üniversite ortamında üzerinde düşünülecek bir konu hâline gelmiştir artık (Arnett ve ark., 2002; akt. Atak ve Çok, 2010). Farklı dünya görüşlerine sahip kişilerle ilişki kuran beliren yetişkinin kendi görüşlerini irdelemesi, farklı gruplara dahil olarak arayışlarını tatmin etmeye çalışması ve kendine uygun olanı bularak yetişkin sıfatı kazanması olasıdır.
| Ergen’in Bazı İlişki Özellikleri |
Beliren Yetişkin’in Bazı İlişki Özellikleri |
| Kısa sürelidir. | Aşka yatkınlık artar, ciddi anlamlar taşır. |
|
Genellikte dans, parti, arkadaş |
İkili olarak vakit geçirme ve fiziksel–duygusal yakınlık içerisinde olma ön olandadır. |
| Anlık hazza odaklı olma durumu vardır “Ben şimdi ve burada kimle birlikte olmaktan mutlu olurum” düşüncesine göre partner seçilir. |
“Yaşamımı nasıl bir insanla geçirmeyi düşünüyorum” sorusu önem kazanır. |
İstikrarsızlık
Kendin hakkında bir şeyler öğrenmek gerçekten duygusal bir olay çünkü günün birinde uyanıyorsun ve ben doğruyu yapıyorum, yaşamak istediğim gibi yaşıyorum diye düşünüyorsun; fakat ertesi gün kalkıyorsun ve bir dakika, ben her şeyi yanlış yapıyorum diyorsun. Kim olduğumu bilmiyorum. Sonra bir adım daha ileri gitmeyi göze alıyorsun ve diyorsun ki; ister acı versin ister mutlu etsin yine de kendimi tanıyacağım. Kendimin iç derinliklerine girmeliyim ve kim olduğumu bulmalıyım ve bu her gün için yeni bir öğrenme süreci (Arnett, 2004; akt. Doğan ve Cebioğlu, 2011).
Beliren yetişkinin kimlik arayışları, ona değişken bir dönem hazırlar. Ergenlik dönemindeki sıkıntıları artık yoktur, lakin değişkenlik ayrı bir sıkıntı kaynağı olmaktadır. Deneyimleri sonucunda yaptığı planları değiştirmek durumunda kalması olasıdır. Yaşadığı yer, kaldığı arkadaşlar seçimleriyle birlikte değişmektedir ve beliren yetişkin kendine odaklanmış kararların bir anlamda yöneticisidir (Arnett 2000; akt. Atak ve Çok, 2010).
Kendine Odaklanma
Arnett (2004), kişilerin yaşamlarının başka hiçbir döneminde bu dönemdekiler kadar kendilerine odaklanmadığını ifade etmiştir. Çocuklar ve ergenler kurallarını ebeveynlerinin kurduğu bir evde yaşarlar ve çeşitli açılardan ebeveynleri üzerlerinde söz sahibidir. Yetişkinlik dönemindeki kişiler ise bir ailenin kurulmasıyla eşler arasında belirlenmiş açık ve gizli kuralların gölgesinde ortak bir yaşam sürerler. Çocukların da doğmasıyla onların ihtiyaçlarının karşılanması gibi ebeveynlik rolleri devreye girmektedir (Arnett 2004; akt. Atak ve Çok, 2010). Bu açıdan bakıldığında beliren yetişkinlik bireylerin sorumluluk ve taleplerden uzak olabildiği “en özgür dönem” olma özelliğini kazanmaktadır. Kendileriyle ilgili kararları verebilmeleri onlara yetişkinlik döneminde işlerine yarayacak becerileri kazandırır (Doğan ve Cebioğlu, 2011).
Arada Kalmışlık Hissi
Bu dönemin kişileri kendilerini yetişkin görme konusunda karışık duygu ve düşünceler içindedirler. Kendilerini bazı açılardan yetişkin bazı açılardan değil şeklinde tanımlar ve yetişkin olma ölçütlerinin zamanla kazanıldığına inanırlar. Beliren yetişkinlerin bir kısmı kendilerini 20’li yaşların ortalarında veya sonunda tam olarak yetişkin görürken Arnett (2007), yalnızca 30’lu yaşların sonunda 40’larda ve 50’lerde bu belirsizliğin hemen herkeste yok olabileceğini ifade etmiştir (Atak ve Çok, 2010; Doğan ve Cebioğlu, 2011). Yetişkin hissedebilme olgusu uzun bir süreç sonucunda kazanılabilmektedir.
Sonsuz Olanaklara Sahip Olma İnancı
Beliren yetişkinler ailelerinden ayrılmışlardır ama henüz yeni bir ilişkiler ağına girmiş değillerdir (Arnett, 2000; akt. Atak ve Çok, 2010). Önlerinde, birçok farklı gelecek olasıdır ve bunların büyük kısmı belirgin değildir. Arzu ettiklerini seçmekte özgür olduklarını düşünmeleri, hayata daha iyimser bakmalarını sağlar; gelecekten ümitlidirler. Çoğunluğu, günün birinde maddi ve manevi tatmini sağlayacakları bir işe gireceklerini ve mutlu bir hayat geçirecekleri eşlerini bulacaklarına inanmaktadırlar (Doğan ve Cebioğlu, 2011)
Toplumdan topluma, bir kültürden diğerine, kişiden kişiye değişebilecek olan beliren yetişkinlik dönemi süresine karşın bu dönem, sonunda kişileri hayattan beklentilerini bilen, kendilerinin kim olduğu konusunda fikir sahibi olan yetişkinler olmaya hazırlar. Kimileri hâlâ hayatta pek çok seçeneğinin olduğunu düşünüp daha ümitli kalacakken, kimileri artık sonsuz olanaklara sahip olma inancını yitirmiş yetişkinler olacaklardır. Sabahattin Ali’nin “Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim”[1] cümlesi özellikle ikinci grup için favori cümle olabilecekken tahminimce sonsuz olanaklara sahip olma inancını yitirmeyenler için de önemini koruyacaktır.
[1] Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, Yapı Kredi Yayınları, 1998.